T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/2031
KARAR NO: 2023/1641
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/750
KARAR NO: 2019/822
DAVA TARİHİ: 17/08/2017
KARAR TARİHİ: 29/05/2019
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 22/11/2023
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. ile dava dışı ... A.Ş. arasında hizmet görülmesi hususunda anlaşma sağlanmış ve taraflar arasındaki ticari ilişki doğduğunu, ... A.Ş.'nin Türkiye Ticaret Sicil gazetesinde yayınlanan olağan üstü genel kurulu kararı ile şirketin ünvan değişikliğine giderek ... A.Ş. adını aldığını, 25/06/2015 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan karar uyarınca ... A.Ş.'ye devrolduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki gereğince ... Tic. Ltd. Şti.'nin davalı şirkettin 70.000,00 TL'lik alacağı bulunduğunu, alacak için İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, davaya konu alacağın temlik sözleşmesi ile müvekkili davacıya temlik edildiğini beyan ederek davanın kabulü ile 70.000,00 TL'nin davalı şirketten alınarak davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. ile dava dışı ... A.Ş. arasında hizmet görülmesi hususunda anlaşma sağlanmasıyla taraflar arasındaki ticari ilişki doğduğunu, ... A.Ş'nin sunmuş olduğu danışmanlık ve ekspertiz hizmetine karşılık olarak aldığı 70.000,00 TL hizmet bedelinin 30/10/2013 tarihli olarak kayıtlarında bulunduğunu, söz konusu danışmanlık ve ekspertiz ücretinin 31/10/2013 tarihinde faturalandırıldığını, ... firması tarafından 27/01/2015 tarihli iade faturası düzenlenmiş olmakla bu hususta fatura bedeli iadesine yönelik olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya ile ... A.Ş firması aleyhinde takibe geçildiğini, takibe ... firması olarak süresinde itiraz edildiğini, icra dosyasında borçlu olarak ... A.Ş. firması görünse de bu firma unvan değişikliğine gittiğini, borçlu görünen ... A.Ş şirketinin tüzel kişiliği sona ermiş olup devralan ... A.Ş şirketinin takip dayanağı fatura kapsamındaki defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hiçbir borcu bulunmadığını, davacı tarafından 8 gün içerisinde faturaya itiraz edilmediğini ve faturanın iade edilmediğini, kötü niyetli olarak fatura tarihinden itibaren 1 yıl 2 ay 27 gün sonra iade faturası düzenlenmiş olmakla bu faturanın davalı tarafından kabul edilmeyerek iade edildiğini, ... tarafından iade faturasını 8 gün içerisinde düzenlemiş ve tebliğ etmiş olsaydı bile iade edilen mal veya hizmet olmadığından iade faturasınını düzenlenmesinin mümkün olmadığını, fatura içeriğinden de anlaşıldığı üzere faturanın konusunun danışmanlık hizmeti olduğunu, davalı tarafından ifa edilen hizmetin iadesinin hukuken mümkün olmadığını beyan ederek davasının reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''...davacı tarafça davalı şirket aleyhine her ne kadar alacak davası açılmış ise de; düzenlenen dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, dava dışı temlik eden şirketin kayıtlarına göre 31/10/203 tarihinde çekle ...'e 70.000,00 TL çekle ödeme yaptığı, ... tarafından karşılığında 31/10/2013 tarihinde dava dışı şirketin ... nolu 70.000,00 TL fatura kesildiği, kesilen bu fatura sonrasında açık hesapta herhangi bir borç/alacak bakiyesi kalmadığı, 31/10/2013 tarihinden yaklaşık 15 ay (457 gün) sonrasında dava dışı ... şirketi tarafından ... 27/01/2015 tarih ... nolu ... nolu fatura iadesi açıklaması ile 70.000,00 TL iade faturası kesildiği, davalı ... ve ... şirketinin sonradan birleştiği ... 27/01/2015 tarihinde dava dışı ... şirketi tarafından kesilen iade faturasını kabul etmediği anlaşılmış olup, temlik eden davacı ... tarafından fatura kesildikten ve kayıtlarına girdikten 457 gün gün gibi uzun bir süre sonra dava konusu iade faturası neden kesildiği ve alacağın varlığına yönelik ispat yükü davacı tarafta olup, davacı tarafça bu husus ve alacağın varlığı ispata elverişli delillerle ispatlanamadığı..." gerekçesiyle;"1-Davacı tarafça açılan davanın reddine 2-Davacının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden ve şartlar oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek bilirkişi raporundaki aleyhe hukuki tespit ve değerlendirmeleri kabul etmediklerini, dosyada mevcut belgeler, incelenen defter belgeler ile mevcut temlik sözleşmesi ile sunulan diğer deliller kapsamında davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, bilirkişi raporunun yeterli görülmemesi halinde yeniden rapor alınmasını talep ettiklerini, delil listesinde yemin delili bulunmasına rağmen, yemin delilinin kullanılıp kullanılmayacağı zapta geçirmeden davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddine dair karar yerinde olmakla birlikte danışmanlık ve ekspertiz içerikli faturanın iade edilemeyeceğini davacı bildiği halde fatura tarihinden 1 yıl 2 ay 27 gün sonra iade faturası düzenlenmesinin açıkça kötü niyetle takibe girişildiğinin göstergesi olduğunu, bu nedenle kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek kararın kötüniyet tazminatı yönünden kaldırılmasını ve müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, davacı tarafça temlik alınan iade faturasına dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.Dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. ile ... A.Ş. arasında ekspertiz hizmeti verilmesi konusunda hizmet ilişkisi olduğu, verilen hizmete ilişkin ... A.Ş. tarafından dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'ne 27/10/2013 tarihli ... no.lu 70.000,00 TL bedelli hizmet faturası düzenlendiği, bu faturaya istinaden ... Tic. Ltd. Şti. tarafından 30/10/2013 tarihinde çekle 70.000,00 TL ödeme yapıldığı, Dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından, ... A.Ş.'ye 27/01/2015 tarihinde ... no.lu 70.000,00 TL bedelli "... no.lu faturanın iadesi" açıklamalı KDV dahil 70.000,00 TL bedelli iade faturası düzenlediği ancak bu faturanın ... A.Ş. kayıtlarında yer almadığı, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasında; alacaklı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından, borçlu ... A.Ş. hakkında 27/01/2015 tarihli ... no.lu 70.000,00 TL bedelli faturaya istinaden 70.000,00 TL asıl alacak, 5.655,42 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 75.655,42 TL üzerinden takip başlatıldığı, yapılan takip sırasında ... A.Ş.'nin unvanının ... A.Ş. olarak değiştiğinin tespit edildiği, söz konusu şirketin ise 25/06/2015 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında kül halinde davalı ... ve ... Anonim Şirketine devrolunarak Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde 03/07/2015 tarihinde ilan edildiği, icra takibine karşı davalı ... ve ... Anonim Şirketi tarafından itiraz edildiği ve takibin durduğu, Takibe konu edilen alacağın dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından, davacı ... A.Ş.'ye Beşiktaş .... Noterliği'nin 22/08/2016 tarih ve ... yevmiye no.lu "Alacağın Temliki Sözleşmesi" ile temlik edildiği anlaşılmaktadır. Eldeki dava; alacağın temliki sözleşmesine istinaden davacı ... A.Ş. tarafından 27/01/2015 tarihli ... no.lu 70.000,00 TL bedelli "... no.lu faturanın iadesi" açıklamalı KDV dahil 70.000,00 TL bedelli faturadan kaynaklı olarak, davalı ... ve ... Anonim Şirketine karşı alacak talebiyle açılmıştır. İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur ve dava konusu hak ile buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları yönünde mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda 187/1.maddesinde "İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylardır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Hakim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK'nın "İspat Yükü" başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Yani ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. Kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, 6. b., 2.c., s.1972).6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Dava konusu iade faturası, asıl fatura olan 27/10/2013 tarihli ... no.lu 70.000,00 TL bedelli hizmet faturasının, dava dışı ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından defterlerine kaydedilmesi ve ödeme yapılmasından sonra 27/01/2015 tarihinde düzenlendiği için yukarıda yer verilen emsal kararda da açıklandığı üzere iade faturası nedeniyle ispat yükü, alacağı temlik alan davacı üzerinde olup, davacı taraf alacaklı olduğunu mevcut delillerle ispatlayamamıştır. Ancak davacının, delil listesinde yemin deliline dayandığı anlaşılmaktadır. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (YİBK'nun 03/03/2017 tarihli ve 2015/2 E. 2017/1 K. sayılı kararı). Yemin delili, kesin deliller içerisinde yer almakta olup, hakimi bağlamaktadır. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, diğer delilleriyle iddiasını veya savunmasını ispatlamaya çalışıp bunu başaramadığı taktirde son çare olarak yemin deliline başvurur. Somut olayda, davacı açıkça yemin deliline dayandığından, yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp, HMK'nın 225. vd. maddeleri hükümleri de dikkate alınarak oluşacak uygun sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, yemin delili hatırlatılmadan davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. Davalı vekili istinaf dilekçesinde kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiş ise de, eldeki dava itirazın iptali istemine ilişkin değil alacak talebine yönelik olduğundan, bu yöndeki istinaf talebi yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davalı vekilinin istinaf talebinin ise HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/05/2019 tarihli 2017/750 E. 2019/822 K. sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,4-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,5-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,6-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,7-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,8-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 9-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,10-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g maddesi, davalı yönünden 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere, istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi. 22/11/2023
MUHALEFET ŞERHİ 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu " belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği , (1) Sayılı Tarife Yargı Harçlarının III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",1/e maddesinde " (değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" belirtilmektedir.Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E 2021/7367 K sayılı ilamında da ''.... Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nın 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nın 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına ''dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.