T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1211
KARAR NO: 2025/1325
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/579
KARAR NO: 2025/10
DAVA TARİHİ: 10/09/2019
KARAR TARİHİ: 09/01/2025
DAVA: Alacak (Sözleşmeden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 26/11/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01/01/2016 tarihinde işbirliği sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme ile yapılacak kampanya kapsamında davalı ... Elektrik abonesi olacak tüm abonelerin fatura tutarları üzerinden hesaplanacak ücretin davalı tarafından müvekkiline aktarılması hususunda anlaştıklarını, bu işbirliği anlaşmasına göre davalının abone edinmek maksadıyla kampanyalar oluşturacağı ve bu kampanyalar kapsamında edinilecek abonelere elektrik satışı yapacağını, müvekkilinin ise davalı ile birlikte bir logo oluşturarak bu logonun davalıya ait kampanyalarda kullanılmasına muvafakat edeceğini ve ... Spor Kompleksi... Stadyumu’nda yapılacak müsabakalarda davalı tarafından tanıtım ve reklam yapılmasına izin verileceğini, Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5.3 maddesi uyarınca davalının, müvekkiline 600.000 USD + KDV ödeyeceğini taahhüt ettiğini, davalı şirketin 01/03/2016 tarihinden itibaren başlamak kaydı ile 36.ayın sonuna kadarki sürede, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince müvekkiline yapacağı ücret ödemeleri toplamının 600.000 USD + KDV tutarının altında kalması halinde ise 36. ayın sonuna kadar davalı tarafından müvekkiline yapılan ücret ödemeleri toplamı ile 600.000 USD + KDV arasındaki farkı müvekkiline nakden ve defaten ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, bu hususta taraflar arasından herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığını,Ancak davalı tarafından sözleşmenin "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar" kapsamına giren bir sözleşme olduğunun iddia edildiğini, dolayısıyla sözleşme bedeli ve bu sözleşmeden kaynaklanan ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılmasının mümkün olmadığının belirtildiğini ve davalı tarafından müvekkiline 03/03/2019 tarihinde 2.705.592,67 TL tutarında ödeme yapıldığını,
Akabinde müvekkili tarafından Beyoğlu 37.Noterliği’nin 18/03/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilerek taraflar arasındaki 01/01/2016 tarihli sözleşmenin, hasılat paylaşımına dair bir işbirliği sözleşmesi olduğu ve bu sözleşmenin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ve Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ kapsamında sayılan sözleşmelerden olmadığı ve bu sebeple davalı tarafından müvekkiline eksik ödeme yapıldığı, bakiye 93.732,89 USD + KDV tutarındaki borcun müvekkiline ihtarnamenin tebliğini takiben 30 gün içerisinde ödenmesi, aksi takdirde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, Davalı tarafından keşide edilen Beyoğlu 31.Noterliği’nin 15/04/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile dava konusu sözleşmenin bir aracılık faaliyetine ilişkin olduğu ve aracılık sözleşmelerinin de Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ kapsamında olduğu, bu sebeple taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5.3 maddesinde belirtilen USD cinsi ödemenin TL’ye çevrilerek ödendiği beyan edilerek, müvekkiline herhangi bir borçlarının bulunmadığının bildirildiğini, Taraflar arasında 01/01/2016 tarihli sözleşme gereği ödeme yapılıp yapılmayacağı veyahut ödeme tutarı konusunda uyuşmazlık olmadığını, davalının açıkça sözleşme gereği borcunun doğduğunu ve bu borcu müvekkiline ödemekle yükümlü olduğunu ikrar ettiğini, Somut olayda davalının müvekkili adına hareket etme hakkı ve yetkisi bulunmadığı gibi taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre davalının yalnızca kendi menfaati için hareket ettiğini, kendi şirketine abone sağlamakla mükellef olduğunu, bunun karşılığında müvekkili tarafından davalıya müvekkilinin isim ve markasından faydalanma hakkı sağlandığını, taraflar arasındaki sözleşmeyi aracılık sözleşmesi olarak nitelendirmenin mümkün olmadığını, kaldı ki davalının üçüncü kişilerle yapacağı sözleşmelerde müvekkilinin doğrudan veya dolaylı herhangi bir yükümlülük altına girmediğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, müvekkilinin isim ve marka haklarından davalının faydalanmasına karşılık, davalının yapacağı kampanyalar ile getireceği abonelerden elde edeceği gelirleri müvekkili ile paylaşmasına yönelik yapılan bir işbirliği sözleşmesi olduğunu, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de (2018-32/34) Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No:2018-32/52)’in 8.maddesi ile tebliğ kapsamında kalan ve döviz ile bedel kararlaştırılamayacak sözleşme türlerinin belirlendiğini, dava konusu sözleşmesinin sayılan sözleşmeler arasında yer almadığını, Sözleşme yapılırken tarafların iradesinin esas olduğunu, sözleşme serbestisi ilkesi gereği tarafların sözleşme yaparken iradesinin dikkate alınması gerektiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmede serbest iradeleri ile sözleşme bedelinin USD olarak belirlenmesinin kanunun emredici hükümlerine aykırılık teşkil etmediğini, davalı tarafından USD üzerinden ödenmesi gerektiğini, bunun aynı zamanda dürüstlük kuralının bir gereği olduğunu, davalı tarafın yalnızca az ödeme yapabilmek için sözleşmenin niteliğinin, yasaya aykırı şekilde aracılık sözleşmesi olduğunu ileri sürdüğünü beyanla müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilen 01/01/2016 tarihli sözleşme sebebiyle müvekkilinin hak kazandığı, ancak kendisine ödenmeyen 93.732,89 USD + KDV bakiye fatura alacağının avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının dava konusu alacağını Beyoğlu 37.Noterliği’nden ... yevmiye numaralı 14/01/2016 tarihli temlikname ile ... T.A.Ş Merkez Şubesi’ne devrettiğini, ... T.A.Ş Merkez Şubesi’nin ise müvekkili şirkete göndermiş olduğu 19/01/2016 tarihli ve 7 No.lu Temlik Bildiriminde sözleşmenin 600.000,00 USD’lık kısmının bankaya temlik edildiğini bildirdiğini, hakkın sahibinin ve tasarruf yetkisinin artık davacıya değil ... T.A.Ş.'ye ait olduğunu, bu nedenle davacının aktif husumeti bulunmadığından davanın reddi gerektiğini,Taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre müvekkili şirketçe Tebliğ’de yer alan hesaplama usulüne göre hesaplan yapılmak suretiyle 2.705.592,67 TL'nin 04/03/2019 tarihinde temlik alan ... T.A.Ş.’ne ödendiğini, ardından davacı tarafından müvekkiline 93.732,89 USD + KDV’nin ödenmesi istemli Beyoğlu 37.Noterliği’nin 18/03/2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, müvekkilinin ise cevaben Beyoğlu 31. Noterliği’nin ... yevmiye numaralı ve 15/04/2019 tarihli ihtarnamesini keşide ettiğini, bunun üzerine davacının 08/08/2019 tarihli 600.000,00 USD+KDV bedelli ... no.lu faturayı müvekkili şirkete gönderdiğini bu faturaya müvekkilince süresinde Beyoğlu 31. Noterliği’nin 15/08/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz edildiğini, bu defa davacı tarafından aynı faturanın Beyoğlu 37. Noterliği’nin 19/08/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkili şirkete gönderildiğini, ihtarnameye 23/08/2019 tarihinde bu defa KEP üzerinden itiraz edildiğini, İmzalanan sözleşmenin türü ve nitelendirilmesi hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğunu, davacı taraf her ne kadar sözleşmenin bir gelir paylaşım sözleşmesi olduğunu iddia etmekte ise de sözleşme hükümleri değerlendirildiğinde müvekkili şirketin, davacıya, davacının sözleşmenin 7.1 maddesinde yer alan sözleşmesel hakları, yani müvekkili şirketin müşteri kazanması için gerekli tanıtımı yapmasına olanak ve aracılık sağlaması karşılığında, davacının taraftarının müvekkili şirket abonesi olması durumunda, bu aboneliğe aracı olması neticesinde, ilgili abonenin yaptığı tüketim üzerinden hesaplanan bir bedeli, davacıya komisyon ücreti olarak ödemesinin kararlaştırıldığını dolayısıyla 01/01/2016 tarihli sözleşmenin, tebliğ gereğince bir aracılık sözleşmesi olup tebliğ kapsamında Türk Lirası’na çevrilmesi kanunen emredilen sözleşme tiplerinden olduğunu, müvekkili tarafından sözleşme bedelinin tebliğde belirlenen usule göre Türk Lirası’na çevrildiğini ve vadesinde temlik alan ... T.A.Ş.’ye ödendiğini, Taraflar arasındaki sözleşme karma bir sözleşme olarak nitelendirilse dahi, aracılık sözleşmesi unsurları barındırdığından yine bedelin Türk Lirası’na çevrilmesinin zorunlu olduğunu, her ne kadar davacının müvekkili şirketin Türk Lirası üzerinden yapmış olduğu ödemeyi kötü niyetli olarak nitelemiş ise de, davacının sırf USD üzerinden alacağı ödemeyi düşünerek yatırımlar yapmış olması veya geleceğe yönelik bir takım yatırım kararları almış olmasının kanunun emredici hükmünün uygulanmayacağı anlamına gelemeyeceğini, davacının sözleşmenin tebliğ kapsamında olduğunu bildiği halde sırf kendi yatırımları nedeniyle müvekkili şirketten bedeli USD talep ettiğini, her ne kadar davacının, dava dilekçesinde bakiye fatura alacağının avans faizi ile birlikte müvekkili şirketten tahsilini talep etmiş olsa dahi taraflar arasında imzalı sözleşmede herhangi bir faiz oranı öngörülmediğini, bu sebeple “3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun” hükümleri gereği, davanın davacı lehine sonuçlanması halinde, kanuni ticari temerrüt faizi oranı olması gerektiğini, davacının avans faizi oranı talebine itiraz ettiklerini beyanla işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI
1-Mahkemenin 21/01/2021 tarihli kararı; "...Davalı tarafça davacının dava konusu sözleşmeden kaynaklı alacağını ... T.A.Ş.'a temlik ettiği bu nedenle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı yönünde husumet itirazında bulunulmuş ise de taraflar arasındaki sözleşmeden dolayı davalı tarafından davacı tarafa (temlikin geçerli olduğu dönemde ...'a) 2.705.592,67-TL ödeme yapıldığı sabit olup taraflar arasında bu hususta bir ihtilaf olmayıp, ... T.A.Ş. Tarafından verilen cevabi yazıya göre davalının ödeme yaptığı miktar ve temliğin geçerliliğini yitirdiği hususunun açıkça belirtildiğinden davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, Taraflar arasındaki sözleşme sponsorluk sözleşmesi olup Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ(Tebliğ No:2018-32/34)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ(Tebliğ No:2018-32/52)'in dava konusu taraflar arasındaki sözleşmeye uygulanmasının mümkün olmadığı,Davacının davalıdan sözleşme kapsamındaki toplam alacağının 600.000,00-$ (USD) + KDV olduğu, davalı tarafından davacı tarafa (temlikin geçerli olduğu dönemde ...'a) 04/03/2019 tarihinde 2.705.592,67-TL miktarında ödeme yapıldığı, davacı tarafın davalıdan bakiye alacak talebine konu miktarın 93.732,89-$(USD) olarak belirtilmesi göz önüne alındığında davacı tarafça 04/03/2019 tarihinde davalı tarafından 2.705.592,67-TL miktarında ödemenin USD karşılığı olarak 600.000,00-93.732,89=506.267,11-$(USD) olarak esas alındığı bu durumda döviz kuru olarak 2.705.592,67-TL/506.267,11-$(USD)=5,3442-TL'nin baz alındığı T.C. Merkez Bankası'nın 04/03/2019 tarihli döviz alış kuru olan 5,3781-TL esas alınmış olsaydı davalı tarafından yapılan ödemenin 2.705.592,67-TL/5,3781-TL=503.075,93-$(USD)'ye tekabül etmesi nedeniyle bakiye alacağın 600.000,00-503.075,93=96.924,07-$(USD) olduğu bu durumda davacının dolar cinsi üzerinden bakiye 93.732,89-$(USD) alacak talebinin tespit edilen az olup, davacı tarafın dolar (USD) cinsi üzerinden bakiye alacak talebinin yerinde ve haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile; davacı tarafın taraflar arasındaki sözleşmeden dolayı davalıdan olan 93.732,89-$(USD)+KDV'nin dava tarihi olan 10/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.2-Dairemizin 11/09/2024 tarihli kararı; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin sponsorluk sözleşmesi olduğu ve 16/11/2018 tarih ve 30597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/52)'in 8. maddesinin 7.bendinde ifade edilen hizmet sözleşmesi kapsamında kalmadığından, mahkemenin bu hususlara yönelik değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, Taraflar arasında imzalanan 01/01/2016 tarihli sözleşme konusu 600.000,00 USD + KDV bedel, Beyoğlu 37. Noterliğinde düzenlenen 19/01/2016 tarih ve ... yevmiye no.lu Temlikname ile davacı tarafından, ... T.A.Ş. Merkez Şubesi'nde ve diğer tüm şubelerinde doğmuş ve doğacak, nakdi ve gayrinakdi her türlü kredilerinin ve kredi geri ödemelerinin, faiz ve sair ferilerinin teminatını teşkil etmek üzere, ... T.A.Ş. Merkez Şubesi'ne TBK'nın 183 vd maddelerindeki temlikle ilgili hükümler gereği bütün hakları ile gayrikabili rücu olmak üzere temlik edildiği, işbu temlikname uyarınca davalı tarafından ... T.A.Ş.'ye 04/03/2019 tarihinde 2.705.592,67 TL ödeme yapıldığı, imzalanan temlik sözleşmesi ile davacı tarafça alacağın kredilerin teminatını teşkil etmek üzere ... T.A.Ş. Merkez Şubesi'ne temlik edildiği, temlik eden borcunu ifa ettiği takdirde teminatın konusu kendiliğinden teminat verene dönmediğinden teminat altına alınan borcun ödenmesi nedeniyle veya teminat anlaşmasının herhangi bir nedenle sona ermesi halinde inanılan tarafından teminatı ve/veya onun yerine geçen şeylerin inanana geriye temlik edilmesi, bu işlemin ise temlikin tabi olduğu yazılı şekil şartına uyularak yapılması gerektiği, Mahkemece ... T.A.Ş.'ye yazılan müzekkereye verilen 03/03/2020 tarihli cevabi yazıda; Beyoğlu 37. Noterliğinde düzenlenen 19/01/2016 tarih ve ... yevmiye no.lu alacak temliğinin geçerliliğini yitirdiği belirtilmiş ise de alacak temlik sözleşmesi ile TBK 183.vd uyarınca temlik alana geçmiş olup yazıda "temlikin geçerliliğini yitirdiği" ifadesi ile ne anlatılmak istenildiği anlaşılmadığından taraflar arasında teminat amacıyla yapılan temlik işlemine ilişkin borcun ödenip ödenmediği, temlik sözleşmesine konu alacağın davacıya geriye temlik edilip edilmediği tespit edilmesi gerekirken husumet yönünden eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğu, Mahkemece kabul edilen USD cinsi alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşme kapsamında uygulanacak faiz oranı yönünden bir hüküm bulunmadığı gibi USD cinsi alacağa TL alacaklar için getirilen avans faiz oranının uygulanmasının hatalı olduğu, Davacının dava dilekçesinde talep edilen alacak miktarı 93.732,89 USD + KDV olarak belirtilmiş ise de KDV'nin oran ve miktarı açıklanmadığı gibi mahkemece kararda kabul edilen miktar 93.732,89 USD + KDV olarak belirtilerek toplam alacak miktarının belirtilmemesi ve hesaplamaya yarar KDV oranına da yer verilmemesinin HMK 297/2.maddesine aykırılık teşkil ettiği, KDV yönünden talep net olmadığından davacı vekiline HMK'nın 31.maddesi gereğince açıklama yaptırılması, KDV'ye ilişkin mevzuat hükümleri de nazara alınarak KDV oranının tespit edilmesi, kararda ise KDV oran miktarı gösterilerek hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebi kabul edilerek karar kaldırılmıştır. 3-Mahkemenin 09/01/2025 tarihli kararı; "... Davacı vekiline HMK 31. maddesi uyarınca dava dilekçesinde talep edilen KDV yönünden KDV oranı ve miktarını açıklayarak varsa buna ilişkin dava değerinin artmasından dolayı eksik harcı tamamlaması için 2 haftalık kesin süre verilerek, aksi halde KDV talebinden vazgeçmiş sayılacağının ihtar edilmiş olup, bu hususta davacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesi ile KDV oranının %18 olduğu ve dava dilekçesinde talep edilen miktara KDV'nin dahil olduğu beyan edilmesi üzerine dava konusu edilen miktarın %18 KDV dahil miktar 633.765,56-TL olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizce istinaf sonrası kararın kaldırılması üzerine yapılan tensip zaptı gereğince; ... T.A.Ş.'a müzekkere yazılarak Davacı ... ... Sınai ve Ticari Yatırımlar Anonim Şirketi ile aralarındaki 19/01/2016 tarihli Beyoğlu 37. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı temlik sözleşmesi uyarınca, teminat amacıyla yapılan temlik işlemine konu borcun ödenip ödenmediği, sona erip ermediği, temlik sözleşmesine konu alacağın davacı ... ... Sınai ve Ticari Yatırımlar Anonim Şirketi'ye geri temlik edilip edilmediği, bu hususta yeni bir sözleşme yapılıp yapılmadığı hususunda yazılan müzekkereye ... tarafından; 19/01/2016 tarihli Beyoğlu 37. Noterliğince hazırlanan ... nolu 600.000 USD tutarlı alacak temliğinin ... ... Sınai ve Ticari Yatırımlar A.Ş. ile ... Elektirik Enerjisi İth.İhr.ve Toptan Satış A.Ş. arasında yapıldığı, ... Elektrik Enerjisi İthalat İhracat ve Toptan Satış A.Ş. tarafından 04/03/2019 tarihinde ... ... Sınai ve Ticari Yatırımlar A.Ş. hesabına 2.705.592,67-TL ödeme yaptığı, söz konusu alacak ... ... Sınai ve Ticari Yatırımlar A.Ş.'ye geri temlik edilmemiş olmakla temlike konu alacaklarının kalmadığı bildirilmiştir.HMK'nın 115/1 maddesi gereğince Mahkemeler dava şartının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK 114/1-d maddesi gereğince tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olması dava şartı olarak sayılmıştır. Davacı tarafça eldeki alacak davası açılmış ise de davacı tarafın dava konusu taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan alacağının dava dışı ... T.A.Ş'a 19/01/2016 tarihli Beyoğlu 37. Noterliğince hazırlanan ... yevmiye numaralı temlikname ile temlik edildiği açık olup, istinaf ilamında belirtilen taraflar arasında teminat amacıyla yapılan temlik işlemine ilişkin borcun ödenip ödenmediği, temlik sözleşmesine konu alacağın davacıya geriye temlik edilip edilmediği, bu hususta taraflar arasında yeni bir sözleşme yapılıp yapılmadığı hususları sorularak bu yöndeki eksikliklerin giderilmesi doğrultusunda dava dışı temlik alan ...'a yazılan müzekkere cevabına göre dava konusu alacağın davacı ... ... Sınai ve Ticari Yatırımlar A.Ş.'ye geri temlik edilmediği sabit olduğundan, dava dışı ... T.A.Ş.'a geçerli şekilde temlik ettiği ve geri temlik yapılmayan alacağa ilişkin temlik eden davacı ... ... Sınai ve Ticari Yatırımlar A.Ş.'nin HMK 114/1-d uyarınca taraf ve dava ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından Davacı tarafça açılan davanın, HMK 114/1-d maddesi gereğince aktif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 115/2 maddesi uyarınca usulden reddine dair karar verilmiştir." karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı ile akdetmiş olduğu 01/01/2016 tarihli İş Birliği Sözleşmesi sonrasında dava dışı ... T.A.Ş.'den toplamda 600.000 USD değerinde kredi kullandığını, kullanılan bu kredinin davalı ile akdedilen sözleşmenin 5.3.maddesinde yer alan ve davalının ödemeyi taahhüt ettiği minimum garanti bedeline eşit olduğunu, sözleşmeden kaynaklanan alacaklarının Beyoğlu 37. Noterliğinin 14/01/2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı Temlikname Formu ile T.A.Ş. Merkez Şubesine devredildiğini, davalı tarafından sözleşmenin "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ" kapsamına giren bir sözleşme olduğu iddiasıyla minumum garanti bedeli olan 600.000 USD yerine 2.705.592,67 TL ödeme yapıldığından dava değeri olan 93.732,89 USD +KDV nin tamamı ve yine ... T. A.Ş.'den alınan kredi dolayısıyla oluşan faizlerin tamamının müvekkili şirket tarafından ödendiğini, bu nedenle müvekkili şirketin aktif husumet ehliyeti bulunduğunu, dava dışı ... T.A.Ş.'nin 03/03/2020 tarihinde mahkemeye sunmuş olduğu müzekkere cevabında alacak temliğinin geçerliliğini yitirdiğini bildirmiş olması karşısında geri temlik sorusunun yargılama esnasında cevabının araştırılmasına gerek duyulmadığını, üçüncü kişi bankanın kredi borcunu tahsil etmesi karşısında temliğin davacı müvekkil şirketin kullanımına terk edilmesinin hukuken geri temlik hükmünde olduğunu, bu nedenlerle müvekkilinin aktif husumetinin bulunduğunu, verilen kararın hatalı olduğunu beyan ederek, davanın esasına yönelik dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarını tekrar etmiş ve kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, davanın reddi kararının doğru olduğunu ancak davanın usulden değil husumet nedeniyle esastan reddedildiğinin kabulü gerektiğini, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktasında yapılan araştırmanın maddi hukuk kurallarına göre belirlendiğini, yargılama boyunca davacı ile ... arasında akdedilen temlik sözleşmesinin geçerliliği, temlike konu alacağın ödenip ödenmediği, geri temlik işlemlerinin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği gibi usul hukukunun ötesinde hakkın özüne ilişkin hususlar araştırılarak davacının aktif husumetinin bulunmadığı tespit edildiğinden, davanın esasına yönelik yapılan inceleme neticesinde hüküm kurulduğunu, bu durumda ise nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu ücrete hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek kararın bu yönden kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, sözleşmeden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili istemine ilişkindir.Kaldırma kararının ardından davacı vekili sunmuş olduğu açıklama dilekçesinde; dava değeri olan 633.765,56 TL'nin 537.089,46 TL'sinin 93.732,89 USD karşılığı (1 USD = 5,73 TL) olan ana para, kalan 96.676,10 TL'sinin ise %18 üzerinden KDV olduğunu beyan etmiştir. Sözleşme;Taraflar arasında 01/01/2016 tarihli sözleşme imzalanmıştır. Sözleşmede davacı "...", davalı "..." olarak anılmaktadır. Sözleşmenin ilgili maddeleri şu şekildedir;Sözleşmenin 2.maddesinde; "İşbu Sözleşmenin konusu, ... tarafından aşağıda belirtilmiş Sözleşmesel Hakların ...’ya tanınacağı ve bu haklar karşılığında, yapılacak kampanya kapsamında ... abonesi olacak tüm abonelerin fatura tutarları üzerinden hesaplanacak ücretin ... tarafından ...’a aktarılacağı proje ("Proje") kapsamında tarafların üstlenmiş oldukları hak ve yükümlülüklerin belirlenmesidir." şeklinde ifade edilmiştir.Sözleşmenin 3.maddesinde, sözleşmede yer alan terimlerin tanımları yapılmıştır. "3.2. "Sözleşmesel Haklar" işbu Sözleşme'nin 7.1 maddesinde yer alan, ... tarafından ...'ya verifecek ve Proje yararına kullanılacak olan haklardır... 3.5. "Ücret" ...'nın proje kapsamında sağlayacağı sözleşmesel haklar nedeniyle, kampanya abonelerinin aylık fatura tutarları üzerinden Madde 5'te belirtilen şekilde hesaplayarak ...'a her ay ödeyeceği hak ediş tutarıdır.""Kampanya Aboneleri'ne İlişkin Koşullar" sözleşmenin 4.maddesinde düzenlenmiştir. "4.1. ..., işbu Proje kapsamında Kampanya Aboneleri edinmek maksadı ile bu Proje'ye özgü kampanyalar oluşturacak ve bu kampanyalar kapsamında edinilecek abonelere yapılacak elektrik enerjisi satışının fiyatlama, faturalama, onay ve fesih koşullarını içeren tarife paketleri oluşturacaktır.Oluşturulan tarife paketlerinin Kampanya Aboneleri'ne satışı, ... tarafından kendi belirleyeceği yöntemler ve satış kanalları çerçevesinde gerçekleştirilecektir. ...'nın yapacağı işbu satış faaliyetlerine ... azami desteği sağlayacaktır. ... bu kampanya ve satış faaliyeti çerçevesinde, ...'ın sağladığı Sözleşmesel Hakları ve bu kapsamda Taraflarca birlikte oluşturulan logo ve materyalleri sınırlama olmaksızın, Sözleşme süresince dilediği şekilde ve mecralarda kullanabilecektir. Bununla birlikte ... işbu hakkını, Sözleşme ile belirlenen kullanım şekilleri dışında hiçbir şekil ve surette kullanamaz, kullandıramaz ve devredemez..."Sözleşmenin 5.maddesi "Ücretin Hesaplanma Yöntemi Ve Ödeme Takvimi" başlığını taşımaktadır. 5.1.maddesinde; ücret hesaplamasının her ayın 22.günü mesai saati bitiminde (hesaplama tarihi) ... tarafından yapılarak, hesaplama tarihinden itibaren en geç 3 gün içerisinde e-mail yoluyla ...'a bildirileceği, bu bedelin ... tarafından ...'ya fatura edileceği ve faturanın tebliğ tarihinden itibaren en geç 10 işgünü içerisinde ... tarafından ...'a ödeneceği belirtilmiştir. Devamında ise;"5.2. Aylık Ücret, Hesaplama Tarihi itibari ile ...'ya vadesi geldiği halde ödenmemiş herhangi bir borcu bulunmayan Kampanya Abonelerinin, Hesaplama Tarihinin ilgili olduğu aydan iki ay öncesindeki ayda gerçekleştirdikleri elektrik enerjisi tüketimine istinaden kesilen Fatura Tutarlarının %5 + KDV (yüzde beş artı katma değer vergisi) ne eşit olacaktır. ...'ya, vadesi geldiği halde ödenmemiş herhangi bir borcu olan Kampanya Abonesinin Fatura Tutarları Ücret hesaplamasına dâhil edilmeyecektir.5.3. ...'nın 01 Mart 2016 tarihinden itibaren başlamak kaydıyla 36. ayın sonuna kadarki sürede, işbu Sözleşme gereğince ...'a yapacağı Ücret ödemeleri toplamının USD 600.000 + KDV (altıyüzbin Amerikan doları artı katma değer vergisi) tutarının altında kalması durumunda, ... USD 600.000 + KDV (altıyüzbin Amerikan doları artı katma değer vergisi) tutarı ile 36. ayın sonuna kadar ... tarafından ...'a yapılan Ücret ödemeleri toplamı arasındaki farkı nakten ve defaten ...'a ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder." hükümlerine yer verilmiştir.Sözleşmenin 7.maddesinde "...'ın Yükümlülükleri" düzenlenmiştir. ..., bu maddede yer alan sözleşmesel hakları ...'ya bedelsiz olarak sağlayacağını kabul, beyan ve taahhüt etmiştir. "7.1.Projeye özel, ... ve ... (GS ) isimlerinin ve/veya logolarının birlikte yer aldığı ve içeriğini ...'nın hazırladığı ve ...'ın yazılı olarak onay verdiği ... logolu ortak marka ("... Logo") oluşturulacaktır. İşbu markanın tescili ... adına ve tarafından yapılacaktır. ..., kendi isim ve logosunun ... tarafından işbu Proje kapsamında ve Sözleşme süresince, kampanyaya ilişkin tüm reklam çalışmalarında ve tüm reklam mecralarında (tv, outdoor, radyo, dergi, gazete, internet vb) kullanılmasına peşinen muvafakat eder. Sözleşme süresi bitiminde işbu ... Logo hiç bir şekilde ... ve ... tarafından kullanılmayacaktır. ..., bu Sözleşme kapsamında tanımlanan, belirlenen ve sayılan komposit markalar ve logolar haricinde, ...'a ait başkaca markalar, logolar, fikri mülkiyet hakları ile ilgili herhangi bir hak ve/veya yetki verilmediğini bilmekte ve kabul etmektedir."Devamında ise ...'ya sağlanacak başlıca haklar özetle; -Formalarda, mağazalarda, ... futbol ve basketbol kadın-erkek takımlarının tüm sponsor ve röportaj panolarında ... logo bulundurma hakkı,-Futbol A takımı oyuncularını reklam ve iletişim çalışmalarında kullanım hakkı,-... Spor Kompleksi... Arena Stadyumunda, ... Mağazalarında ...'ın uygun göreceği yerlerde proje tanıtım ve abonelik başvuru bankoları oluşturularak, bu bankolarda ... tarafından hazırlanan başvuru formları ve tanıtım broşürleri bulundurma hakkı,-... Spor Kompleksi... Arena Stadyumunda ... A Futbol Takımının oynayacağı tüm futbol müsabakalarında geçerli olacak şekilde 5 VIP kombine ve 25 standart bilet/maç hakkı,-... Spor Kompleksi Turk Telekom Arena Stadyumu dahili televizyon sisteminde, mega scoreboardlarında içeriğini ...'nın hazırladığı ve ...'ın onay verdiği proje iletişimi ve reklam kullanım hakkı, -Galarasaray'ın ev sahibi sıfatıyla oynayacağı futbol ve basketbol müsabakalarında ve katıldığı diğer futbol organizasyonlarında müsabakanın oynandığı stadyum/arenalarda saha kenarı reklam alanlarında, antrenman tesislerinde proje iletişimi ve ... logo içeren reklamlar yayınlama hakkı, -...'a ait Resmi Facebook, Instagram, Twitter, Youtube hesaplarında, ... resmi web sitesinde içeriğini ...'nın hazırladığı ve ...'ın yazılı olarak onay verdiği şekilde Proje iletişimi içerikli post gönderim hakkı,-GSMobile abonelerinin tamamına ve ... veri tabanında yer alan e-posta hesaplarına yasal düzenlemelerin izin verdiği şartlarda ve içeriğini ...'nın hazırladığı ve ...'ın yazılı olarak onay verdiği Proje iletişimi içerikli sms ve e-mail gönderimi hakkı,-... Resmi Dergisinde, ... Resmi Televizyon kanalında ...'nın onayladığı Proje iletişimi içerikli röportaj, haber, içerikli tanıtıcı program, ücretsiz reklam hakkı şeklinde ifade edilmiştir. Sözleşmenin 8.maddesinde ise "...'nın Yükümlülükleri" belirlenmiştir. Bu bağlamda sözleşme bedelinin ...'a ödenmesi, abonelerin sayısını arttırabilmek için azami gayret sarf edilmesi, abonelik başvuru ve abonelik süreci ile kampanya sürecinin belirlenmesi, abone bilgilerinin ... ile dijital ortamda paylaşılması, avantajlı tarife paketlerinin oluşturulması ...'nın yükümlülükleri olarak belirtilmiştir. Sözleşmenin 10.maddesinde "Süre, Fesih ve Öncelik Hakkı" düzenlenmiştir. Buna göre sözleşmenin imza tarihi (01/01/2016 tarihli) itibariyle yürürlüğe gireceği ve 31/12/2025 tarihinde başkaca bir ihtara gerek kalmaksızın kendiliğinden sona ereceği hükme bağlanmıştır. Sözleşmenin 14.maddesinde ise "Temlik" başlığı altında; "Karşılıklı olarak mutabık kalınmadıkça, Taraflardan herhangi biri diğer Tarafın önceden yazılı izni olmaksızın, işbu Sözleşmede yer alan herhangi bir hak veya yükümlülüğünü kati suretle veya teminat olarak herhangi bir üçüncü kişiye veya alt acenteye devir, terk veya temlik etme hakkına sahip olmayacaktır.İşbu genel kuralın istisnası olarak ..., finansman sağlamak üzere işbu Sözleşmeden doğan/doğacak tüm hak ve alacaklarını ...'nın onayı olmaksızın bankalara teminat olarak gösterebilir, bu amaçla devir ve temlik edebilir. ...'ın işbu şekilde bir temlik yapması halinde, ... bu temliği, Sözleşme şartlarına uygun olarak herhangi bir alacağın doğmuş/doğacak olması kaydıyla ödeme yapılacağını belirtmek ve de işbu hususu yazılı olarak temlik alana ve temlik edene bildirmek suretiyle kabul edecektir." hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu sözleşmenin niteliği ve Tebliğ hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi; Taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca davalı, davacının sözleşmenin 7.maddesinde ifade edilen haklarını kullanarak yapacağı reklam ve kampanyalar çerçevesinde abone sayısını artırmayı amaçlamış, karşılığında ise davacıya bedel ödemeyi taahhüt etmiştir. Sözleşme süresi 01/01/2016-31/12/2025 tarihleri arası olarak belirlenmiş, aylık ödenecek ücretin ise sözleşme kapsamında kazanılacak kampanya abonelerinin fatura bedelleri üzerinden hesaplanacağı kararlaştırılmıştır. Ayrıca 01/01/2016 tarihinden başlamak üzere 36.ayın sonuna kadar yapılacak ücret ödemelerinin 600.00,00 USD + KDV'nin altında kalması durumunda ise o zamana kadar yapılan ödemeler ile aradaki farkın ...'a nakden ve defaten ödeneceği kararlaştırılmıştır. Dairemizin kaldırma kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere taraflar arasındaki sözleşme sponsorluk sözleşmesidir. Sponsorluk sözleşmelerinde, sponsorun ayni yada nakdi edim borcu, desteklenenin ise tanıtım borcu bulunmaktadır. Tanıtım borcu taraflarca sözleşmede belirtilen usulde gerçekleştirilir. Somut olayda; davacının tanıtım borcu kapsamında davalıya tanınan haklar 7.maddede sayılmıştır. Bunlar davacının ismi kullanılarak davalı tarafça oluşturularak ... logolu ortak markanın kampanya süresince davalı tarafından tüm reklam çalışmalarında kullanılması, davacıya ait çeşitli mecralarda ... logonun bulundurulması ayrıca proje tanıtım ve abonelik başvuru bankoları oluşturularak hazırlanan başvuru formları ve tanıtım broşürlerinin bulundurulması, sınırlı sayıda Futbol A takımı oyuncularının reklam ve iletişim çalışmalarında kullanılması, davacıya ait resmi dergi ve resmi tv kanalında proje ilgili ilgili röportaj, reklam yayınlanması, davacıya ait sosyal medya hesaplarında proje ile ilgili post gönderimi, GSMobile aboneleri ile ... veri tabanında yer alan e-posta hesaplarına proje ile ilgili sms ve e-mail gönderimi hakkı olarak özetlenebilir. Davalının karşılık edimi ise sözleşmede hesap yöntemi belirlenen ücreti ödemektir. Ancak davacının elektrik abonelik sözleşmelerine aracılık etmek, abone adayları ile görüşerek sözleşme imzalamaya yönlendirmek/ikna etmek, davalının abone sayısını artırması amacıyla fiilen çalışmalar yapmak vs gibi bir edim borcu bulunmamaktadır. Yani bu çerçevede davalıya bir hizmet borçlanılmamıştır. Yine tanıtım edimi ise yukarıda ayrıntılı olarak yer verildiği üzere kampanya ve reklam çalışmalarının davalı tarafından yapılması karşılığında, söz konusu kampanya bilgileri ve reklamlara çeşitli mecralarda yer vermekten ibarettir. Ayrıca reklamların yayınlandığı alanlar davalıya kiralanmamıştır. Sadece sponsorluk sözleşmesinin gereği olarak reklam alanlarının kallanılması hakkı tanınmıştır. Bu durumda taraflar arasında imzalanan sözleşme 16/11/2018 tarih ve 30597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/52)'in 8. maddesinin 7.bendinde ifade edilen hizmet sözleşmesi kapsamında kalmamaktadır.Alacağın temliki ile husumet yönünden inceleme ve istinaf taleplerinin değerlendirilmesi;6098 sayılı TBK'nın 183.maddesine göre kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir, TBK'nın 184.maddesine göre alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Alacağın temliki (devri), alacaklı ile onu devir alan üçüncü şahıs arasında; kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça, borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen yazılı şekle bağlı sözleşme, kanun ya da kazaî kararla gerçekleşen tasarrufî bir muameledir. Alacağın devri kural olarak borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen tasarrufî bir hukuki işlemdir, külli değil, cüz’i ve sınırlı bir halefiyet meydana gelmektedir. Burada alacaklının değişmesi söz konusudur (Turgut Uygur, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Ankara 2013, C. 1, s. 1096).Alacağın temliki; bir alacağın alacaklı tarafından bir başka kimseye devredilmesidir. Bu suretle borç münasebetinde alacaklının şahsında bir değişiklik vuku bulmakta, eski alacaklının (temlik edenin) yerini, yeni alacaklı (temellük eden) almaktadır. Aynı zamanda, temlik edilen alacak eski alacaklının malvarlığından çıkarak yeni alacaklının mamelekine dâhil olmakta, alacağı talep etmek hakkı da yeni alacaklıya intikal etmektedir... Alacağın temlikinin söz konusu olabilmesi için, evvelemirde temlik edilecek bir alacağın mevcut olması gerekir. Kural olarak, bütün alacaklar temlik edilebilir. Böylece hâlen iktisap edilmiş (kazanılmış) bir alacak kadar ileride iktisap olunacak bir alacak da; keza muaccel bir alacak kadar bir vadeye veya şarta bağlanmış olan alacaklar da temlik olunabilir. Alacağın hukukî muameleden, haksız fiilden, sebepsiz zenginleşmeden veya doğrudan doğruya kanundan doğmuş olmasının da bir önemi yoktur... (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 21/03/2019 tarih 2017/11-2630 E. 2019/328 K.)Devir konusu alacak, olağan bir alacak olabileceği gibi şarta veya süreye bağlı, çekişmeli ya da gelecekteki bir alacak da olabilir... Devredilen alacağın doğduğu borç kaynağı önemli değildir. Hukuki işlemlerden doğan alacak devredilebileceği gibi, haksız fiil veya sebepsiz zenginleşmeden yada vekaletsiz işgörmeden doğan alacaklar da devredilebilir. Çekişmeli (ihtilaflı) alacakların devri de mümkündür (Fikret Eren, Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2902).Taraflar arasında imzalanan 01/01/2016 tarihli sözleşme konusu 600.000,00 USD + KDV bedel, Beyoğlu 37. Noterliğinde düzenlenen 19/01/2016 tarih ve ... yevmiye no.lu Temlikname ile davacı tarafından, ... T.A.Ş. Merkez Şubesi'nde ve diğer tüm şubelerinde doğmuş ve doğacak, nakdi ve gayrinakdi her türlü kredilerinin ve kredi geri ödemelerinin, faiz ve sair ferilerinin teminatını teşkil etmek üzere, ... T.A.Ş. Merkez Şubesi'ne TBK'nın 183 vd maddelerindeki temlikle ilgili hükümler gereği bütün hakları ile gayrikabili rücu olmak üzere temlik edilmiştir. İşbu temlikname uyarınca davalı tarafından ... T.A.Ş.'ye 04/03/2019 tarihinde 2.705.592,67 TL ödeme yapılmıştır.Mahkemece kaldırma kararının ardından ... T.A.Ş.'ye yazılan müzekkereye verilen 21/11/2024 tarihli cevabi yazıda; "İlgili yazıda belirttiğiniz 19/01/2016 tarihli Beyoğlu 37. Noterliğince hazırlanan ... nolu 600.000 USD tutarlı alacak temliğinin ... ... Sınai ve Ticari Yatırımlar A.Ş. ile ... Elektirik Enerjisi İth İhr. ve Toptan Satış A.Ş. arasında yapıldığı tespit edilmiştir. ... Elektrik Enerjisi İthalat İhracat ve Toptan Satış A.Ş 04/03/2019 tarihinde ... ... Sınai ve Ticari Yatırımlar A.Ş. hesabına 2.705.592,67 TL ödeme yaptığı görülmüştür. Söz konusu alacak ... ... Sınai ve Ticari Yatırımlar A.Ş.'ye geri temlik edilmemiş olmakla temlike konu alacağımız kalmamıştır." şeklinde yanıt verilmiştir. Alacağın teminat amaçlı temliki ile ifade edilmek istenen, borçlunun, bir başkasından olan alacağını, borcunu teminat altına almak amacıyla, kendi alacaklısında devrettiği; devralan alacaklının ise bu alacağı teminat anlaşması sınırları içerisinde kullanmayı, borç sona erdiği takdirde ise teminat amacıyla devredilen alacağı, asıl alacaklıya iade etmeyi üstlendiği sözleşmedir. (Ezgi Turan Fühner, Alacağın Teminat Amaçlı Temliki, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, Doktora Tezi 2016, s. 18)Temlik eden borcunu ifa ettiği takdirde, teminatın konusu, kendiliğinden teminat verene dönmemektedir. İnanılan, teminat altına alınan borcun ödenmesi nedeniyle veya teminat anlaşmasının herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, teminatı ve/veya onun yerine geçen şeyleri inanana geriye temlik etmekle/iade etmekle yükümlüdür. Teminat oluşturan alacağın inanana dönüşü, bozucu şarta bağlı olarak gerçekleştirilen inanç anlaşmaları hariç tutulmak üzere, sözleşmenin ortadan kalkması/ana borcun sona ermesi ile kendiliğinden değil, inanılan tarafından inanana geriye temlik yapılması ile gerçekleşir. ...inananın, geriye temliki talep hakkı, ayni değil, nispi/şahsi niteliktedir. Geriye temlik, temlikin tabi olduğu şekilde, yazılı olarak yapılmalıdır. (Ezgi Turan Fühner s. 130, 131, 134, 135)Somut olayda; davacı ve ... T.A.Ş. arasında imzalanan temlik sözleşmesi ile sponsorluk sözleşmesine konu alacak davacı tarafça, ... T.A.Ş. Merkez Şubesi'ne temlik edilmiştir. Temlik işleminden sonra alacak davacının malvarlığından çıkarak, ... T.A.Ş. Merkez Şubesi'nin malvarlığına dahil olmuş, temlik alan ... T.A.Ş. Merkez Şubesi alacaklı sıfatını kazanmıştır. Yani temlik işleminden sonra davacının sözleşmeden kaynaklı olarak alacaklı sıfatı sona ermiştir. Bu aşamadan sonra davacının yeniden alacaklı sıfatına kavuşması ancak temlik sözleşmesine konu alacağın ... T.A.Ş. Merkez Şubesi tarafından, yeniden davacıya temlik edilmesi / geriye temlik edilmesi halinde mümkündür. Davacı vekili her ne kadar ... T.A.Ş.'ye olan tüm borcun ödenmiş olmasının geriye temlik anlamını taşıdığını ileri sürmekte ise de, temlik sözleşmeleri yasa gereği "yazılı şekil şartına" tabi olduğundan geriye temlik sözleşmesinin de yazılı şekil şartına uygun olarak yapılması zorunludur. Ancak kaldırma kararının ardından ... T.A.Ş.'ye yazılan müzekkereye verilen 21/11/2024 tarihli cevabi yazıda açıkça alacağın davacıya geriye temlik edilmemiş olduğu bildirilmiş, davacı tarafından da alacağın geriye temlik edildiğine dair yazılı bir sözleşme sunulmamıştır. Tüm bu tespitler karşısında davacının işbu dava yönünden alacaklı sıfatına sahip olmadığı sabit hale geldiğinden istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.Mahkemece kararın gerekçe kısmında davacının "taraf ehliyeti, dava ehliyeti olmadığı" yönünde açıklama yapılarak, sonuç kısmında ise "HMK 114/1-d maddesi gereğince aktif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 115/2 maddesi uyarınca usulden reddine" karar verildiği için uyuşmazlığın çözümlenmesinde öncelikle taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve sıfat kavramları üzerinde durulması gerekmektedir. Taraf ehliyeti hukuki ilişkinin sujesi olabilme ehliyetidir. 6100 sayılı HMK'nın 50. maddesinde "Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir." şeklinde açıklanmıştır. Davada taraf ehliyetinden maksat bir davada davacı veya davalı olarak yer alabilme ehliyetidir. Bu kavram medeni hukuktaki hak ehliyetinin, medeni usul hukuku alanındaki uzantısını oluşturur (Tanrıver, S., Medeni Usul Hukuku, C.I, 2016, S.485). Kişinin taraf ehliyetinin bulunması, taraf olarak yer aldığı davasını yürütebilmesi için tek başına yeterli değildir; kişinin dava ehliyetine de sahip olması gerekir (Erişir, E., Medeni Usul Hukukunda Taraf Ehliyeti, 2007, S.57). Dava ehliyeti ise bir kişinin bizzat yada tayin edeceği temsilcisi aracılığı ile dava açabilmesi, davayla ilgili usul işlemleri yapabilmesi ve kendisine karşı dava açılması halinde hakkını koruyucu beyanlarda bulunabilme yani savunma yapabilme ehliyeti olarak tanımlanabilir ve HMK'nın 51. maddesinde "Dava ehliyeti, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir." şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre medeni hakları kullanma ehliyetine yani fiil ehliyetine sahip olanlar dava ehliyetine de sahiptirler. Dava takip yetkisi HMK'nın 53. maddesinde "Dava takip yetkisi, talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisidir. Bu yetki, kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre tayin edilir." denilerek açıklanmıştır. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kimseler taraf ve dava ehliyetine sahip olsalar bile, kendileri adına ve kendilerine karşı açılan davayı yürütebilmeleri ve esası hakkında hüküm alabilmeleri için dava konusu edilen talep bakımından dava takip yetkisine de sahip olmaları gereklidir. Taraf ve dava ehliyeti tarafların kişilikleriyle ilgili olmasına rağmen dava takip yetkisi dava konusuna ilişkindir (Pekcanıtez Usul, Medeni Usul Hukuku, 15. Bası, 2017, C.I, S.593).Sıfat davanın esasına yani maddi hukuka ilişkin bir kavram olup dava konusu talep bakımından kimin hak sahibi, kimin yükümlü olduğunu ifade eder. Davada davacı ve davalı olarak yer almakla taraf olarak gösterilenlerin maddi hukuk bakımından gerçekten bu niteliği taşıyıp taşımamaları tümüyle birbirinden farklı kavramlardır. Sıfat, tarafın bir özelliği olmadığı gibi usule ilişkin bir kavram da değildir. Aksine sıfat, davanın taraflarının ihtilaflı maddi hukuk ilişkisinin gerçek süjesi olup olmadığı ile ilgilidir (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.I, s.607). Sıfat, nihai karar verildiğinde, davanın haklı veya haksız olduğunu ifade eder. Dava takip yetkisi ve sıfatın davadaki durumunu belirtmek bakımından, davanın yürütülmesi ve karara ulaşmasındaki sürecin dava takip yetkisini, bu sürecin sonunda maddi hukuka yönelik sonucun ise sıfatı karşıladığı söylenebilir (Pekcanıtez Usul, s.612).Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet ehliyeti) da o hakkın sahibine aittir. Mesela, bir alacak davasında davacı olma sıfatı, o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, (dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil) davacının davacı (alacaklı) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı reddedilir.(Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Prof. Dr. Baki Kuru, Av. Burak Aydın, Cilt.I, s.332). Taraf sıfatı dava şartı değildir. Çünkü sıfat, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (subjektif) hakkın özüne ilişkin, bir maddi hukuk sorunudur. Sıfat yokluğu, bir def'i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Hakim kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden gözetir (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, s.333, 334).Yapılan açıklamalar uyarınca sıfat yokluğu usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan, mahkemece davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi hatalı olup davalı vekilinin istinaf talebi esastan kabul edilmiştir.Davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde ise karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2.maddesi; "Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." şeklindedir. Yani maktu vekalet ücretini geçmemek üzere nispi ücrete hükmedilmesi gerekmektedir. Somut dosyada dava değeri 633.765,56 TL üzerinden hesap edilen 99.064,83 TL nispi vekalet ücreti, maktu ücretin üzerinde olduğundan, mahkemece maktu vekalet ücretine hükmedilmesi tarife hükümlerine uygundur. Ancak mahkemece davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi sebebiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm tesis edileceğinden, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan (04/11/2025 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren) AAÜT gereğince davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğinden davalı vekilinin istinaf talebi bu yönden haklı görülmüş ve HMK'nın 353/1.b.2 maddesinde yer alan "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ....duruşma yapılmadan karar verilir." hükmü uyarınca kaldırma kararı verilerek, yukarıda yer verilen gerekçelerle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi yönünde yeniden hüküm tesis edilmiştir. Davacı vekilinin istinaf talebi ise açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığından istinaf talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 355.maddesi uyarınca KABULÜ ile İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/01/2025 tarihli 2024/5797 E. 2025/10 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK;a-Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, b-Davalı tarafın HMK'nın 329/2 maddesi uyarınca disiplin para cezası uygulanması talebinin davacının kötü niyetli olduğu sabit olmadığından REDDİNE,c-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 10.823,14 TL'den mahsubu ile bakiye 10.207,74 TL'nin karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,ç-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması,d-Davalı tarafından yapılan 201,30 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,e-Davalı vekille temsil olunduğundan, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 7/2.maddesi gereğince hesap edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,f-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle arabuluculuk ücreti olarak suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,g-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iadesine,3-İstinaf yargılaması giderleri yönünden;a-Davacı tarafından ve davalı tarafından yatırılan ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının ve istinaf karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,b-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,c-Davalı tarafından yapılan 2.588,50 TL (istinaf harç ve posta gideri) istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara ilk derece mahkemesince iade edilmesine,d-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.26/11/2025