T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/695
KARAR NO: 2025/820
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/606
KARAR NO: 2025/232
KARAR TARİHİ: 18/03/2025
DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 09/07/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında 05/11/2017 tarihli Danışmanlık Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin halen yürürlükte olduğunu, sözleşme kapsamında davalı tarafından detayları Sözleşme'de belirtilen birtakım buhar jeneratörlerinin imalatlarının tasarlanması ve geliştirilmesiyle ilgili danışmanlık işlerinin yapımı üstlenildiğini, sözleşme hükümleri uyarınca müvekkili şirket ayrıca Sözleşme kapsamında tasarımları ve geliştirmeleri yapılacak Jeneratörlere ilişkin bunların tek kullanım hakkı sahibi olarak belirlendiğini, davalının daha sonra bu ürünleri Sözleşme yürürlükte olduğu sürece Müvekkil Şirket dışında başka bir kişiye/kuruma satmasının veya herhangi bir şekilde bunları kullanmasının yasaklandığını, Sözleşme'nin "Rekabet Yasağı başlıklı 10. maddesinde de davalının rekabet yasağını ihlal etmesi halinde müvekkil şirkete anlaşmada yer alan danışmanlık bedellerinin toplamı olan 200.000,00 TL ceza koşulu tutarını nakden ve defaten faizi ile ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının sözleşmeyi ve rekabet yasağını ihlal ettiğini, Küçükçekmece 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/15 değişik iş sayılı dosyasından talep edilen delil tespiti ile de sabit olduğunu davalı tacir olup basiretli bir tacir olarak akdettiği sözleşme hükümleriyle bağlı olmasına rağmen sözleşmeye aykırı davrandığını, davalı sözleşmeye aykırı eylemleri nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan ceza koşulunu ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkili şirket alacağı belirlenemediğinden huzurda davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğini, şimdilik asgari değer 200.000,00 TL olmak üzere taraflar arasında imzalı Danışmanlık Sözleşmesi'nden doğan ceza koşulu alacağının ve şimdilik asgari değer 5.000,00 TL olmak üzere sözleşme ihlalinin halen devam etmesi nedeniyle her gün için toplam cezanın %1'i kadar ek ceza koşulu alacağının, dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu sözleşme geçerli şekil şartını taşımaması sebebiyle kesin hükümsüz bir sözleşme olup bu cihetle işbu sözleşmeye bağlı olarak yapılan tüm anlaşmalar geçersiz olduğunu, davalı mühendis olduğu için görevli mahkemenin asliye ticaret değil asliye hukuk mahkemesi olduğunu, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yarar bulunmadığını, dava dilekçesinde organik bağ iddiasına dayanılmış ise de işbu iddianın kanıtlayamadığını, sözleşme kapsamında belirtilen tasarımların Türk Patent Ve Marka Kurumu nezdinde özgün olmadığından tescilinin yapılamadığını, özgün olmayan ve herkes tarafından kullanılabilecek tasarımların kullanılmasının rekabet yasağı anlaşmasınının ihlalini oluşturmadığını, Küçükçekmece 8. Sulh Hukuk mahkemesi'nin 2024/15 sayılı d.iş dosyası kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunun mesnetsiz, yetersiz ve noksan olduğunu, sözleşmenin geçerli olduğunu kabul etmemekle birlikte bir an için geçerli olduğunu kabul edilse dahi müvekkilinin sözleşme kapsamında ihlal ettiği bir yükümlülük bulunmadığını, aleyhine kararlaştırılan cezai şartın hukuka aykırı olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''...uyuşmazlığın taraflar arasındaki danışmanlık sözleşmesinden kaynaklandığı, bu davanın ticari bir dava niteliği taşımadığı, 6102 sayılı TTK'nun 4 ve 5. maddelerinde tarif edilen ticari davalardan sayılmadığı, bu nedenle davanın mutlak ticari davalardan olmadığı, görev hususunun re'sen göz önüne alınması gerektiği, dosya içeriğinin incelenmesinde davalının tacir olduğuna dair bilgi ve belge de bulunmadığı, mahkememizce yazılan müzekkere cevaplarında davalının tacir kaydının bulunmadığı, işletme esasına göre defter tuttuğu, Vergi Usûl Kanununun 177. Maddesinde belirtilen limitleri aşmadığı anlaşılmış olup tacir sıfatının bulunmadığı, kaldı ki 28/05/1996 tarihinde vergi mükellefiyet kaydını kapattığı, bu hali ile TTK 4. maddesinde tarif edilen her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili olma şartının bulunmadığından nispi ticari dava olarak da kabulünün mümkün bulunmadığından eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine aittir. Bu nedenlerle davanın görev şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir."
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki davada rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart talep edildiğini, TTK 4.maddesi uyarınca davanın mutlak ticari dava olduğunu, mahkemece hatalı karar verildiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, sözleşmede yer alan rekabet hükmünün ihlal edildiği iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasında 05/11/2017 tarihli "Danışmanlık Sözleşmesi" başlıklı sözleşme imzalanmıştır. Sözleşmede davacı "...", davalı "..." olarak anılmaktadır. Sözleşmenin "Konusu" başlıklı 2.maddesinde; "İşbu Sözleşme'nin konusu, ... tarafından tasarlanacak olan işbu Sözleşme'de belirtilmiş çizim, dizayn, hesaplama, işlem ve her türlü tasarıma ait tüm fikri ve sinai Mülkiyet haklarının münhasıran ... tarafından devralınmasına ilişkin şart ve koşulların belirlenmesidir." şeklinde tanımlanmıştır. "Rekabet Yasağı" başlıklı 10.maddesinde; "Danışmanlar, işbu Sözleşme yürürlükte kaldığı sürece başka şirket veya diğer 3. şahıslara evleviyetle işbu Sözleşme'nin konusunu oluşturan konularda gerek ücret karşılığı gerek ücretsiz olarak hiçbir surette hizmet vermeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder. Danışman, işbu madde altında düzenlenen rekabet yasağını İhlal etmesi halinde ...' a anlaşmadaki yer alan tüm danışmanlık bedellerinin toplamı olan 200.000- TL yi cezai şartı ihlal anından başlamak üzere 3 gün içerisinde nakden ve defaten faizi ile ödemekle yükümlüdür. Danışmanlar, cezal şartın ödenmiş olmasının ... tarafından ihlale rıza gösterildiği şeklinde yorumlanmayacağını ve ihlalin halen devam etmesi durumunda her gün için ...'a toplam cezanın %1 kadar ek cezai şartı ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder." hükmüne yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 114. maddesinde dava şartları tek tek sayılmış olup dava şartı, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve karar verilebilmesi için varlığı veya yokluğu mutlaka gerekli olan şartlardır. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını re'sen belirleyecektir. HMK'nın 114.maddesinde düzenlenen dava şartları mahkemeye, taraflara ve dava konusuna (müddeabihe) ilişkin olmak üzere, üçe ayrılır. Mahkemeye ilişkin dava şartları; "yargı hakkı, yargı yolu, görev, kesin yetki", taraflara ilişkin dava şartları; "davada iki tarafın bulunması, taraf ehliyeti, dava ehliyeti, davaya vekalet ehliyeti ve geçerli vekaletname, davayı takip yetkisi", dava konusuna ilişkin dava şartları ise; "davacı tarafından gider avansının yatırılması, teminat gösterilmesine ilişkin kararın yerine getirilmesi, kesin hüküm bulunmaması, hukuki yarar (menfaat) bulunması, davanın derdest olmaması" olarak sıralanmaktadır. HMK'nın 114/2 maddesinde ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. Yine HMK'nın 115. maddesinde "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1.maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." hükmüne yer verilmiş ve TTK'nın 5/1. maddesinde ticari davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu belirtilmiştir. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup TTK'nın 4/1.maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Nispi ticari davalar ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Yine Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, TTK'nın 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Yukarıda açıklandığı üzere mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup TTK'nın 4/1. uyarınca "c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447..." maddesinden kaynaklanan davalar mutlak ticari davadır. Dava dilekçesinde, davalının sözleşmede yer alan rekabet hükmünü ihlal ettiği yönündeki beyan ve dava konusu talebinin sözleşmenin rekabet hükmünün ihlal edildiği iddiasına dayanması karşısında TTK 4/1.c maddesi uyarınca dava konusu uyuşmazlıkta görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Açıklanan nedenlerle, dava görevli mahkemede açıldığından, işin esasına girilerek inceleme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 maddesine uyarınca kaldırılmasına ve davanın esasına yönelik inceleme yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/606 E. 2025/232 K. sayılı 18/03/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 bendi uyarınca KALDIRILMASINA, 2Dairemizin kararı doğrultusunda işlem yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince iadesine,4-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.a.3, 362/1.c ve 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/07/2025