T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/664
KARAR NO: 2025/554
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/12/2020
NUMARASI: 2020/196 Esas 2020/647 Karar
DAVANIN KONUSU: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
KARAR TARİHİ: 14/05/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin müflis ... San. ve Tic. A.Ş.'den olan alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas, ... Esas, ... Esas, ... Esas, ... Esas, ... Esas ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas, ... Esas, ... Esas ve ... Esas sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını, borçlu şirket hakkında iflas kararı verilmesi üzerine anılan takiplere konu alacağın iflas masasına kaydedilmesi için İstanbul ... İflas Müdürlüğü'nün ... iflas sayılı dosyasına başvuruda bulunulduğunu ve iflas idaresi tarafından 454.981,87 TL alacağın tamamının reddine karar verildiğini, anılan uyuşmazlık ile ilgili olarak arabuluculuğa başvurulduğunu ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, alacak kayıt talebinin reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müflis aleyhine başlatılan takiplerin tamamının faturaya dayandığını, faturaların tamamının ise oto kiralama sözleşmelerine dayanılarak müflisin kiralamış bulunduğu araçları kullanması nedeniyle sözleşmeye uygun olarak düzenlendiklerini, müvekkilinin alacağının müflisin de bilgisi ve kabulünde olduğunu beyanla alacağın işlemiş ve işleyecek faizleri ile birlikte iflas masasına kayıt ve kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş ve duruşmaya katılmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; " Müflisin iflâs tasfiye işlemlerinin İstanbul ... İflas Dairesi'nin ... iflas sayılı dosyasında basit usulde yürütüldüğü, davacının müflis şirketin masasına 95 kayıt sıra numarası ile 454.981,87 TL'lik alacak kayıt talebinde bulunduğu, talebin tamamının reddine karar verildiği, sıra cetvelinin 09/02/2020 tarihli ... Gazetesi'nde ve 13/02/2020 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilân edildiği, davacının İİK'nın 223 maddesine göre tebliğ avansını yatırdığı, iflas idaresi kararının davacıya 11/02/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından her ne kadar iş bu davada dava şartı olmasa da, 24/02/2020 tarihinde arabuluculuk kurumuna başvurulduğu, bu durumun davacı aleyhine değerlendirilemeyeceği kanaatiyle arabuluculuğa başvuru tarihinden son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar sürenin duracağı, buna göre red kararının tebliğ tarihi olan 11/02/2020 tarihinden arabuluculuğa başvuru tarihi olan 24/02/2020 tarihine kadar 13 günlük sürenin geçtiği, son tutanak tarihi olan 06/03/2020 tarihinden itibaren sürenin yeniden işlemeye başladığı ve 17/03/2020 olan dava tarihine kadar 11 günlük sürenin daha geçtiği, bu şekilde davanın 15 günlük yasal süreden sonra açıldığı anlaşılmakla hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine " karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Mahkeme tarafından süre yönünden yapılan hesaplama hatalı olduğunu, zira, sıra cetveli ilanı müvekkil şirket vekili olarak tarafımıza e-tebligat yoluyla tebliğ edildiğini, elektronik ortamda tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağını, ilan 11.02.2020 tarihinde e-tebligat olarak yapılmış olup, tebliğden itibaren 15+5 olarak toplamda 20 günlük dava açma sürenin mevcut olduğunu, 24.02.2020 tarihinde arabuluculuk kurumuna başvuru yapılmış olup, bu tarihe kadar 13 gün süre geçmiş olup, 7 günlük sürenin kaldığını, son arabuluculuk toplantı tutanağı 06.03.2020 tarihinde düzenlenmiş olup, dava açma süresinin son günü 13.03.2020 tarihine denk gelmekte olup, 7226 Sayılı Kanuna eklenen geçici maddeler ile 13.03.2020 tarihi de dahil olmak üzere dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikayet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dahil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm sürelerin durdurulmasına karar verilmiş ve bu süre 30.04.2020 tarihine kadar, 30.04.2020 tarihinde de Cumhurbaşkanı Kararı ile tekrar uzatılarak 15.06.2020 tarihine kadar durdurulduğunu, dolayısıyla dava açma süresi de işbu kararla uzatılmış olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü açıkça görülmektedir ki, 13.03.2020 tarihini de kapsar şekilde sürelerin durdurulmuş olmasından dolayı dava açma süremiz bu sürelerin sonuna denk gelen süreye kadar uzatılmış olduğundan dolayı 17.03.2020 tarihinde açmış olduğumuz dava süresi içerisinde ikame edildiğini, süresi içerisinde tanzim olunan davanın kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır.İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. M). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar.Somut olayda, İstanbul ... İflas Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilgili vermiş olduğu 16.10.2020 tarihli cevabı yazıda, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/964 Esas sayılı dosyası ile 21.01.2019 tarihinde ... Sanayi Ve Ticaret A.Ş. Hakkında iflas kararı verildiği, davacı alacaklı vekilince 95 kayıt numarası ile taplam 454.981.87 TL alacak kaydı başvurusunda bulunulduğu, sunulan alacak kayıt dilekçesi ve eklerinin incelenmesinde, icra kapak hesabına dayalı belgelerden başka belge sunulmadığından talep edilen miktarın tamamının reddine kararı verildiği, sıra cetveli ilanı 09/02/2020 tarihinde ... Gazetesinde, 13/02/2020 tarih ve 10015 sayılı Ticaret Sicil gazetesinde yayınlandığı, ayrıca alacaklı tarafından posta gider avansı yatırıldığından verilen karar elektronik tebligat yöntemiyle davacı vekili Av. ...'nin tebligat alanına (hesabına) 11/02/2020 tarihinde başarılı şekilde ulaştığı, "elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır" hükmü uyarınca belirlenen süre sonunda kararın 16/02/2020 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, on beş günlük hak düşürücü sürenin sona ermesine 8 gün kala davacının 24.02.2020 tarihinde arabuluculuk kurumuna başvuru yapmış olduğu ve son arabuluculuk toplantı tutanağı 06.03.2020 tarihinde düzenlenmiş olduğu görülmüştür. Kayıt kabul davası, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerini içermediğinden, kayıt kabul davası açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulması yönünde bir dava şartı bulunmadığı gibi iflas idaresinin arabuluculuk görüşmesine katılma yetkisi de bulunmamaktadır. Ne var ki, bir çok mahkeme tarafından yasanın farklı yorumlanması neticesinde bu konuda farklı kararlar çıktığı ve buna dair çelişkilerin giderilmediği de bir gerçektir.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesinde; hak arama hürriyetine yer verilmiştir. Maddede, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, hiçbir mahkemenin, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağı ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin birçok emsal kararında, 36.maddenin ihlali, mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak kabul edilmiştir. Yukarıda ifade edildiği üzere, farklı uygulamalar neticesinde, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuranlar yönünden, mahkemeye erişim hakkının ihlali gibi bir sonuçla karşılaşmamak ve hak kaybının önüne geçilmesi açısından, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında sürelerin değerlendirilmesi isabetli ve hakkaniyetli olacaktır.6325 Sayılı Yasanın "Arabuluculuk sürecinin başlaması ve sürelere etkisi" başlıklı 16.maddesinde; "Arabuluculuk süreci, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru hâlinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Dava açılmasından sonra arabulucuya başvuru hâlinde ise bu süreç, mahkemenin tarafları arabuluculuğa davetinin taraflarca kabul edilmesi veya tarafların arabulucuya başvurma konusunda anlaşmaya vardıklarını duruşma dışında mahkemeye yazılı olarak beyan ettikleri ya da duruşmada bu beyanlarının tutanağa geçirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz." düzenlemesi yer almaktadır. 02/06/2018 tarihli ve 30439 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 19/2. fıkrasında, arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen sürenin zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmayacağı belirtilmiş, Yönetmeliğin 27. maddesinde ise, dava şartı olarak arabuluculuğun sürelere etkisi başlığı altında "Adliye arabuluculuk bürosuna başvurulmasından, son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede uyuşmazlık konusu hususlarda zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez" ifadesine yer verilmiştir.Bu itibarla 6325 Sayılı Yasanın 18/A-15 fıkrası uyarınca arabulucuk sürecinin başladığı 24/02/2020 tarihinden, son tutanağın düzenlendiği 06/03/2020 tarihine kadar hak düşürücü süre işlemeyeceği dikkate alınarak Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderleri avansı yatırıldığından sıra cetveline itiraz davası açma süresi, tebligat tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı gözetilerek sıra cetveli kararının tebliğ edildiği 16/02/2020 tarihinden itibaren başlayan 15 günlük hak düşürücü süre, arabuluculuğa başvurulan 24/02/2020 tarihine kadar 7 gün işlemiş olup son tutanağın düzenlendiği 06/03/2020 tarihine kadar sürelerin durduğu bu tarihten itibaren yeniden işlemeye başladığı, buna göre kalan 8 günlük süre 06/03/2020 tarihinden itibaren eklendiğinde davanın en geç 14/03/2020 tarihinde açılması gerekmektedir. Ancak 7226 Sayılı Kanuna eklenen geçici maddeler ile 13.03.2020 tarihi de dahil olmak üzere dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikayet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dahil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm sürelerin durdurulmasına karar verilmesi ve bu süre 30.04.2020 tarihine kadar, 30.04.2020 tarihinde de Cumhurbaşkanı Kararı ile tekrar uzatılarak 15.06.2020 tarihine kadar durdurulması nedeniyle dava açma süresi de işbu kararla uzatılmış olduğundan huzurdaki davanın 15 günlük yasal hak düşürücü süre içerisinde 17/03/2020 tarihinde açılmış olduğu tespit edilmiştir.Açıklanan nedenlerle, dava hak düşürücü süre içerisinde açıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/12/2020 tarihli ve 2020/196 Esas 2020/647 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacının tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/05/2025