T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/336
KARAR NO: 2025/330
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/01/2025
NUMARASI: 2025/34 Esas - 2025/31 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ: 19/03/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı sigortalı ...''ın “... Mah. kk ... bck ... ... cadde bina no ... Merkez, köyü ada ... parsel ... Dask adres kodu ... Yıldırım Beldesi Yıldırım Bursa” adresindeki ticari nitelikteki depo ardiye binasını müvekkil sigorta şirketine 19.6.2020-2021 tarihleri arasında ... numaralı 112-işler Rayında Kobi Sigorta Poliçesi ile sigorta ettirdiğini, 01.07.2020 tarihinde sigortalı işyerinde yangın çıktığını ve yangın sonucu sigortalı binada büyük hasar ve zarar oluştuğunu, meydana gelen olayın ve hasarın sigortalısı tarafından ihbarı üzerine müvekkil şirket tarafından hasar dosyası açıldığını, Bağımsız Sigorta Ekspertiz firmasından ekspertiz raporu alındığını, ayrıca genel ve sınai yangın uzmanı bilirkişi ...'dan bilirkişi tespit raporu alındığını, düzenlenen raporda: Tek katlı çelik konstrüksiyon çatı ve etrafı sandviç panel olan depoda birleşik nizam 3 ayrı bölüm dahilinde soldan sağa ... Lojistik, ..., ... Nakliyat isimli işyerlerinin bulunduğu, yangın olayı iş yerlerinin faaliyette bulunduğu esnada meydana gelmiş olduğu, yangın yukarıda izah edildiği şekilde, ... Lojistik deposunda sol yan cephe iç kısım yan profil üzerinden geçirilerek çekilmiş elektrik kablosunun arka kısma yakın noktada kısa devre/ark yaptığı, meydana gelen kısa devre/ark sonucunda kablo izolasyonunun tutuşarak kablo boyunca yürüdüğü ve temas halindeki sandviç paneli de tutuşturarak yangının hızla ilerleyerek diğer iş yerine de sirayet ettiği, yapısal olarak depo binasını tamamının hasar gördüğü ve kullanılamaz hale geldiği, diğer kiracılar ... Ltd. Şti ile ... Nakliyatında emtia ve kıymetlerinin hasar gördüğü, yangın nedeniyle meydana gelen hasar ve zarar sonucunda; poliçe teminatları kapsamında, sigorta şirketinin meydana gelen zararı sigortalısına ödediği tarih itibariyle, sigortalısının halefi durumuna geçmesiyle; ... Tic. Ltd. Şti.'ne rücu hakkını kullanabileceği, tespit ve görüşlerine yer verildiğini, bu rapordan da anlaşılacağı üzere; davalı borçlu ... Lojistik, olayın meydana geldiği tarih itibariyle müvekkilinin sigortalısı olan ...'ın kiracısı olduğunu, ... Sigorta Ekspertiz firması tarafından 5684 sayılı yasa kapsamında düzenlenmiş olan 10/8/2020 tarihli, ... nolu Yangın Branş Hasar Ekspertiz raporunda yangının sebep ve nedenleriyle birlikte toplam hasar miktarı 2.741.999,00 TL olarak tespit edildiğini ve bu rakamdan 266.500,00 TL sovtaj düşüldüğünü, 120.000,00 TL Kira kaybı ile 118.000,00 TL enkaz kaldırma masrafı eklenerek sigortalıya ödenmesi gereken tazminat miktarı 2.713.499,00 TL olarak hesaplandığını, bunun üzerine sigortalıya 19.08.2020 tarihinde 2.713.499,00 TL hasar tazminatı ödendiğini böylece müvekkili TTK 1472/1 mad. yasal halefiyet gereği sigortalının yerine geçerek alacaklı davacı sıfatını elde ettiğini, müvekkilince sigortalıdan tazminat makbuzu ve ibraname başlıklı belge de aldığını, müvekkili ayrıca TBK.m.183 vd alacağın temliki hükümleri gereğince de sigortalının yerine geçtiğini, müvekkilce davalı .. Lojistik'e ve onun sigortacısı olan ... Sigorta'ya rücu yazıları gönderildiğini, her iki davalının da rücu yazılarına olumsuz cevaplar verdiğini, Bunun üzerine, ödenen sigorta tazminatının tazmini için davalılar aleyhlerinde taraflarınca İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi açıldığını, Borçlular itiraz ettikleri için takip durduğunu, borçlu davalıların itirazlarının iptal edilmesi ve takibin devamına karar verilmesi amacıyla bu davayı açmamız gerekli ve zorunlu olduğunu, diğer davalı ... Sigorta, ... Lojistik' in sigortacısı olduğunu, dava konusu zarardan poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, dava açılmadan önce yasal zorunluluk nedeniyle arabulucuya başvurulmuş ise de anlaşma sağlanamadığını, buna dair tutanak da ekte sunulu oluğunu, Bilindiği üzere gerek TTK 1472/1 m. gereği ve gerekse Yargıtay uygulamalarına göre sigorta şirketinin rücuen tazminat talep etme hakkının sigortalısına tazminatı ödediği tarihten itibaren başlayacağı ve temerrüt tarihinin ve faizin işlemeye başladığı tarihin de tazminatı ödeme tarihi olduğu kabul edildiğini, Yerleşik Yargıtay kararları ile Eski TTK.m.1301, Yeni TTK 1472/1 mad. hükmü de bu doğrultuda olduğunu, emsal kararlar dilekçe ekinde sunulduğunu, bu nedenle asıl alacaklarına, ödeme tarihinden ve itibaren avans faizi işletilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, bu nedenle tahsilde tekerrür olmamak ve fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; öncelikle, davalı borçlu ... Lojistik' in borca (asıl alacak) yeter miktarda malvarlıkları ve 3.ncü kişilerdeki hak ve alacakları bakımından ihtiyati haciz kararı verilmesine, davalı borçluların İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibine vaki haksız itirazlarının iptaline, takibin devamına, davalı borçluların taraflarına ayrıca icra inkâr tazminatı ödemesine ve tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin cevap dilekçesi ile; işbu dava kanunda öngörülen zamanaşımı süresi içerisinde ikame edilmediğini, huzurdaki haksız davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, huzurdaki dava yetkisiz mahkemece açılmış olduğunu, uyuşmazlığı çözmekle yetkili mahkemeler Bursa Mahkemeleri olduğunu, davanın yetkisizlik nedeniyle reddini talep ettiklerini, diğer davalı ... Tic. Ltd. Şti. ile müvekkil şirket nezdinde ... numaralı Modüler Kurumsal Sigorta Poliçesinin sigortalısı olduğunu, poliçe vadesi 27.02.2020- 27.02.2021 olduğunu, söz konusu poliçede Yangın Mali Mesuliyet Sigortası azami teminat limitleri; 100.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, poliçe limitini bildirmelerinin, davayı kabul anlamına gelmediğini, dava konusu poliçe bakımından, davacının talepleri poliçe kapsamında olmadığını, müvekkil şirketin herhangi bir tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, hasara konu adreste ... Lojistik, ..., ... Lojistik'e ait olmak üzere üç ayrı kiracının işyeri faaliyetleri söz konusu olduğunu, her ne kadar bilirkişi raporunda bu yangının çıkış noktasının müvekkil şirketin sigortalısı ... Tic. Ltd. Şti.'ye ait işyeri olduğu söylenmiş olsa da bunlar sadece görgü ve tanık ifadelerinden yola çıkılarak yapılmış tespitler olduğunu, somut bir belge veya bilgi ile ispatlanabilmiş olmadığını, tam aksine Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/37 E. sayılı dosyasında alınan uzman mütalaasına göre yangının çıkış noktasının ... Lojistik deposu olmadığı, yangının kaynağının ... deposu olduğu tespit edildiğini, Genel ve Yangın Sınai Uzmanı Bilirkişi ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporuna göre yangın elektrik tesisatının çekilmiş olduğu ara bölmeye yakın bir noktada ark/kısa devre yapmış olduğu, ark sonucu kablo izolasyonunun tutuşarak temas halinde bulunduğu yan kaplama sandviç paneline sirayet ederek büyüdüğü tespit edildiğini, 01.07.2020 tarihli olay tespit tutanağında tanık ...; söz konusu depoların betonarmeden inşa edilmediği, sandviç panel diye tabir edilen yanıcı özelliği bulunan malzemeden imal edildiği, depoları birbirinden ayıran malzemenin de sandviç panel olduğu bilgisini ilettiğini, bu kapsamda kiracı ... Tic. Ltd. Şti. ile malik ... arasında akdedilmiş olan kira sözleşmesinin 4. maddesinde kiralananın elektrik, doğalgaz, su ve diğer bağlantılarının teferruatları ile birlikte tam eksiksiz şekilde kiracıya teslim edileceği konusunda anlaşıldığını, yine aynı sözleşmenin 15. Maddesinde ise; mecurun fiziksel yapısındaki eksikliklerden (yangın sistemleri, yangın çıkış yolları vs.) kaynaklanan hukuki sorumluluğun malike ait olacağı kararlaştırıldığını, tüm bu sebeplerle söz konusu yangının çıkma sebebi, hatalı elektrik tesisatı ve yangına dayanıklı olmayan paneller olduğunu, kira sözleşmesinde de belirtildiği üzere bu sorumluluk malike ait olduğunu, bu sebeple kiracıdan kaynaklanmayan bir sebepten ötürü malik adına ödeme yapmış olan davacı ... Sigorta A.Ş.'nin, müvekkil şirketin sigortalısı olan kiracıdan herhangi bir tazminat talep etme hakkı bulunmadığını ve itirazın iptali davasının reddi gerektiğini, Yukarıdaki başlık altında belirtmiş oldukları üzere ödeme yapıldıktan sonra birden fazla kiracı ve bu kiracıların sigortacıları olduğu halde yalnızca müvekkil şirket aleyhine sorumlu olup olmadığına yönelik gerekli araştırmalar yapılmadan, bu sorumluluk ispatlanmadan, ekspertiz raporu ve poliçe limiti dikkate alınmadan doğrudan ilamsız icra takibine girişen davacının kötü niyetle hareket ettiğini, bu şekilde aleyhe başlatılan takip ile müvekkil şirketi zor durumda bırakan davacı aleyhine en az %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, hiçbir şekilde müvekkil sigorta şirketinin işbu dava nedeni ile tazminat ödeme borcu altında olduğunu kabul anlamına gelmemek üzere, sigorta şirketlerinin poliçeden kaynaklanan sorumluluklarında temerrüt tarihinden itibaren faiz sorumluluğu doğacak ise hükmedilecek faiz ancak yasal faiz olabileceğini, davada talep edilen tüm tazminat ve faiz taleplerine itiraz ettiklerini, müvekkil şirket tarafından, mahkeme eliyle çözüme kavuşturulacağı açık olan bir hususta davacı tarafından başlatılmış olan haksız takibe itiraz edildiğini bu itiraza dair icra inkâr tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, dava açılmasına sebebiyet vermedikleri için masraf, vekalet ücreti ve faizle sorumlu tutulmamalarına, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Lojistik Taşımacılık vekili cevap dilekçesi ile; Davanın şirket yönünden maddi hukuk kaynaklı husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, yapının iskansız ve yangına ilişkin tedbirlerden uzak imal edildiğini, yangına ilişkin yangın hortumlarının bulunmasının zorunluğu olduğu ancak binada bulunmadığını, müvekkil şirketin olay gününde yangını söndürmeye çalıştığını, yangının çıkışına sebep olduğu iddia edilen tesisat bina malikince yaptırılmış olduğunu, müvekkil şirketin buna yönelik bir tasarrufunun bulunmadığını bu nedenle şirket kusurundan söz edilmeyeceğini, yerinde inceleme yapıldığında ve mevcut durumlar değerlendirildiğinde ... Lojistik Deposu tarafındaki elektrik aksamı olarak gösterildiğini ancak bahsedilen yerde elektrik aksamı bulunmadığını, yangın çıkışını destekleyecek ya da buna olanak sağlayacak bir düzenek bulunmadığından davanın reddini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KALDIRMA ÖNCESİ VE SONRASI KARARLARI İLE DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI: Mahkemece; ''...Yangının başlangıç alanın ... Lojistik Deposu olduğu, başlangıç noktasının ise ... Lojistik Depo içerisinin arka kısmında sağ taraftaki bölmelendirme (poliüretan dolgulu sandviç panel) duvarına yakın bir nokta olduğu anlaşılmaktadır. Jandarmanın bu noktadaki “bölgeye sonradan çekilen elektrik kabloları” bulguları ile sonraki keşif incelemelerinde bu kablolar üzerindeki kısa devre-ark emareleri bulguları ve birçok görgü şahidinin “yangının bir patlama sesi ile başladığı” bilgileri birlikte dikkate alındığında, yangının bu noktada bir elektriksel patlama ile hızlı olarak başladığı, kablo boyunca ve yukarıya doğru ilerlediği, poliüretan dolgulu sandviç panel çatı ve yan duvar yalıtım ve kaplama malzemelerinin tutuşmasıyla yandaki işyerlerine de sirayet ettiği anlaşılmaktadır. Yangına sebebiyet veren ve bölgeye sonradan çekilen elektrik tesisatının ve kablolarının sorumluluğunun kiracıya ait olacağı açıktır. Yangının sirayeti ile diğer işyerlerinin de yangından zarar görmesi ve hasarın artmasında önemli rol oynadığı anlaşılan yanıcı poliüretan dolgulu sandviç panel çatı ve duvar yalıtım ve kaplama malzemeleri dikkate alındığında; Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin 25 inci maddesinin 1 inci fıkrasında; “Bitişik nizam yapıları birbirinden ayıran yangın duvarları, yangına en az 90 dakika dayanıklı olarak projelendirilir. Yangın duvarlarının cephe ve çatılarda göstermeleri gereken özellikler ilgili maddelerde belirtilmiştir.” hükmü yer almaktadır. Aynı yönetmeliğin 28 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında ise; “Yüksek binalarda ve bitişik nizam yapılarda; a) Çatıların oturdukları döşemelerin yatay yangın kesici niteliğinde, b) Çatı taşıyıcı sistemi ve çatı kaplamalarının yanmaz malzemeden, olması gerekir.” hükmü yer almaktadır. Dava konusu binada bitişik nizam 3 ayrı işyerinin bulunduğu, bunları birbirinden ayıran duvarlar ile müşterek çatının mevzuatta istenilen yangına dayanım şartlarını sağlamadığı, bu nedenle yangının yayılması ve hasarın büyümesinde önemli rol oynadığı kanaatine varılmıştır. Yangının büyümesine, yayılmasına ve bitişikteki işyerlerine sirayetine sebebiyet veren, yanıcı çatı ve duvar yalıtım ve kaplama malzemelerinin sorumluluğunun ise bina sahibine ait olduğu açıktır. Yukarda açıklanan sebeplerle bilirkişi raporları kapsamında davalı ... firmasının %50 kusurlu olduğu kanaatine varılarak davacının rücu talebinin yarısına hükmedilmiştir. Davalı sigorta şirketi temerrrüt tarihinden itibaren işlemiş faizden sorumlu olduğundan hükümde ayrıca sigorta şirketi açısından belirtilmiştir. Yargılamanın hızlılığı ve ucuzluğu ilkesi gereğince işlemiş faiz Mahkememizce hesaplanmıştır. Oluşan hasarlar için poliçe teminatı kapsamında teminatların verildiği , meydana gelen hadise akabinde sigorta şirketince ekspertiz görevlendirilmesi yapılıp fiili ekspertiz yapılarak tamamlandığı dosyada bulunması gereken belgelerin bulunduğu yapılan ekspertiz işlemi sonucu eksik ve aşkın sigorta tesbiti yönünde bir değerlendirme olmayıp teminatı uygun olduğu anlaşılıp poliçeden doğan tüm yükümlülükler (yangına maruz kalan yerin yeniden yapılandırılması, enkaz kaldırma masrafları, kira kaybı)karşılığı olarak sovtaj bedeli düşümü ile hasar bedeli tespit edilip bu bedelin sigortalıya ödendiği hadisenin Yangın Sigorta Genel Şartları kapsamında oluştuğu hasar bedelinin de bilirkişi heyeti tarafından incelendiği ve hasarın uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemeleri yaptırılmış, mahkememizce son rapor ve davalı ... firmasına %50 kusur veren raporların olaya uygun ve kanaat verici bulunmuş, tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli rapor doğrultusunda" davanın kısmen kabulü ile davalıların İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasında itirazının kısmen iptali ile takibin 1.356.749,50 TL asıl alacak 46.510,49 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına, (davalı sigorta şirketi poliçe limitiyle sorumlu ve davalı sigorta şirketi bakımından takip tarihine kadar işlemiş faiz 34.569,22 TL ) takip konusu alacak yargılamayı gerektiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Verilen karar, davacı ... Sigorta A.Ş., davalı ... Sigorta A.Ş., davalı ... Lojistik şirketi ile ihbar olunan ... vekillerince istinaf edilmesi üzerine dairemizin 31/12/2024 tarih 2014/1429 E. 2024/1831 K. Sayılı ilamı ile; davacı sigorta şirketinin halefi olduğu dava dışı sigortalısı kiracı ile davalı kiralayan arasındaki kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle kaldırma kararı verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararında sonra yapılan yargılama sonucunda mahkemece, dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda davacı sigorta şirketinin halefi olduğu dava dışı sigortalısı kiracı ile davalı kiralayan arasındaki kira ilişkisinden kaynaklanan asıl davadaki bu uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde uyulmasına karar verilen BAM kararı gerekçesi somut olaya, davanın taraflarının hukuki durumuna ve taraflar arasındaki ilişkilere uyarlı olmadığını, BAM ilamında gerekçesinde; müvekkil sigorta şirketinin halefiyetinin dava dışı sigortalı ile davalılardan ... ile olan temel ilişki kira olması hasebiyle HMK 4 / 1 m. uygulanması gereğine işaret edilerek görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğu yönünde olduğunu, sigortalımızla kiracısı ... Lojistik arasında bir kira sözleşmesi mevcut olmakla birlikte huzurdaki davada kira ilişkisinden kaynaklı bir uyuşmazlık olmayıp ticari işletmeyle alakalı, tacirler arasındaki haksız fiile ve ayrıca iki sigorta şirketi arasında poliçelerinden kaynaklı sorumluluklarına dayalı uyuşmazlık bulunduğunu, davada her üç taraf da tacir olup dava her üç tarafın ticarî işletmesi , eylemleri ve işlemleriyle ilgili olduğunu, 6102 Sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları nispi ticarî dava sayılacağından eldeki davaya bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi olduğunu, davalılardan ... Lojistik ticari depo olarak kullandığı binaya mevcut elektrik tesisatına ek cihaz ve ek hat bağlanması sonucu yangın çıkması ve yangının yayılması sonucunda etraftaki depolarında yangına maruz kalmasına sebep olduğunu, bu olaydaki mesuliyeti kira sözleşmesinden kaynaklı olmayıp, olayda tacirin haksız fiili söz konusu olduğunu, bu nedenle görev konusunun tekrar tekrar gözden geçirilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava; dava dışı sigortalıya ait ve davalının kiracı olarak bulunduğu işyerinde, meydana gelen yangın nedeniyle, sigortalıya ödenen bedelinin, kiralanan taşınmaza sonradan çekildiği iddia olunan elektrik kablosu nedeniyle davalı kiracının yangına sebebiyet verdiğinden bahisle davalı kiracı ile mali mesuliyet sigorta poliçesi teminat kapsamında davalı sigorta şirketinden 6102 Sayılı TTK'nın 1472 maddesi uyarınca müştereken ve mütesilsilen rücuen tazmini istemine ilişkindir. Dava dışı sigortalı ... ile davalı ... Lojistik şirketi arasında, yangının meydana geldiği tarihte geçerli kira sözleşmesi düzenlendiği konusunda ihtilaf bulunmadığı, dava konusu yangının, davalı şirket tarafından kiralanan adreste meydana geldiği anlaşılmaktadır.Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nın "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.6100 sayılı HMK'nin "Sulh Hukuk mahkemelerinin görevi" başlığı altındaki 4/1-a maddesinde "Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar" düzenlemesiyle ayrıksı haller dışında kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar için Sulh Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğu kabul edilmiştir.Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 30/01/2017 tarihli 2014/17930 E. 2017/720 K. sayılı ilamında; "...Davanın açıldığı Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; davacının sigortalısının halefi olarak davalıdan rücuen tazminat isteminde bulunduğu, davacının sigortalısı olan şirket ile davalı arasında kira ilişkisi bulunduğu ve kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıkta HMK'nun 4/a maddesi gereği Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle, davanın görev yönünden reddine, kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde dosyanın Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş; davacı vekilinin başvurusu ile dosya, temyize konu kararı veren mahkemeye gelmiştir.Mahkemece, davacının sigortalısının halefi olarak açtığı davada, BK'nun 58. maddesindeki (yeni TBK'nun 69. Md.) yapı malikinin sorumluluğu gereği dava açıldığı ve uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklanmadığı, davanın genel hükümlere göre ilk açıldığı Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 03/07/1944 sayılı kararında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticarî dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır.Öte yandan, TTK'nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde “sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder” hükmüne yer verilmiştir.6100 sayılı HMK'nun “Sulh hukuk mahkemelerinin görevi” başlığı altındaki 4. maddesinde de “(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler.” hükmüne yer verilmiştir. (1086 Sayılı HUMK'nun 8/II-1 maddesinde de dava konusu şeyin değerine bakılmaksızın, kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye, akdin feshi yahut tespit davaları, bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı ve tazminat davaları ve bunlara karşılık olarak açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemelerinde görüleceği” şeklinde benzer düzenlemeye yer verilmişti). Somut olayda, davacı sigorta şirketinin, sigortalısının halefi olarak açtığı davada, dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesi olduğu açıktır..." Yine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 11/06/2019 tarihli 2016/6483 E. 2019/7301 K. sayılı ilamında; "...Somut olayda, sigortalı işyerlerinde oluşan yangın hasarı sebebiyle meydana gelen zarar sigortacı tarafından sigortalılara ödenmiş olup ödenen tazminatın dava dışı sigortalı işyerlerini kiraya veren davalı bina maliki ... A.Ş’den ve onun işyeri sigortacısı ... Sigorta A.Ş’den, yangının çıktığı ... A.Ş kiracısı ... Tur. San. Tic. Ltd. Şti.’den, sinamada tadilat yapan taşeron ...’ten tahsili talep edilmiştir. Dava dışı sigortalı şirketler ve davalı ... Tur. San. Tic. Ltd. Şti., davalı bina maliki ... A.Ş kiracısıdır. Bu nedenle dava dışı sigortalılar ... Tic. A.Ş ve ... A.Ş ile davalı ... A.Ş arasındaki temel hukuki ilişki kira sözleşmesine dayanmaktadır. Yine yangının çıktığı ... Tur. San. Tic. Ltd. Şti. ile davalı ... A.Ş arasındaki hukuki ilişki de kira sözleşmesine dayanmaktadır. Taraflar arasında uyuşmazlık kira ilişkisinden doğduğuna göre; davaya bakma görevi sulh hukuk mahkemesindedir. Bu nedenle sigortacı tarafından halefiyet yoluyla açılan davanın da sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir..." şeklinde açıklamalara yer verilerek görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna işaret edilmiştir. Somut olayda, dairemizin önceki kaldırma kararında ifade edildiği şekilde davacı sigorta şirketi olup davalılardan rücuen tazminat talebinin nedeni; yangına sebebiyet gösterilen davalı kiracının, kiralanan taşınmaza sonradan çekildiği iddia olunan elektrik kablosu nedeniyle haksız eylemi, kira ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Dava dışı sigortalı malik ... ile ile davalı ... Lojistik şirketi arasında kira ilişkisi bulunduğundan davalı ... Lojistik şirketi yönünden kira ilişkisinden kaynaklanan davada görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olup, davalı ... Sigorta şirketi yönünden mali mesuliyet sigorta poliçesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta görevli mahkeme Ticaret Mahkemesi'dir. Yerleşik Yargıtay emsal kararları gereğince aynı davada bir kısım davalılar hakkında genel mahkemelerin, bir kısım davalılar hakkında ise özel mahkemelerin görevli bulunması ve uyuşmazlığın aynı olaydan kaynaklanması halinde, zarar tek ise yada taleplerden birisi yönünden verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirecek nitelikte ise bütün talepler yönünden özel yetkili ve görevli mahkemece yargılama yapılması gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece, dairemizin kaldırma kararı uyarınca uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve karar harcının hazineye gelir kaydına, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/03/2025