T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/82
KARAR NO: 2025/225
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/09/2024
NUMARASI: 2024/218 Esas - 2024/654 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 26/02/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; huzurdaki davaya konu icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatıldığını, taraflarınca mükerrer takibin yapıldığına ilişkin iddianın, mesnetsiz olduğunu, müvekkil şirketin davalı şirketten 20.142,23 USD alacağının bulunduğunu, davalı yanın haksız ve kötü niyetli olarak mezkur takibe itiraz ettiğini belirterek takibin devamını, alacaklarının tahsilini, % 20 den az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davaya konu icra takibi İİK ve HMK’nın yetkiye ilişkin hükümleri gözetilmeksizin yetkisiz icra müdürlüğünde başlatıldığını,. İİK md 50 ve HMK md 6’ye göre; takibe yetkili icra müdürlüğü borçlu görünen müvekkilinin adresinin bağlı bulunduğu Büyükçekmece İcra Müdürlükleri olduğunu, davacı tarafın alacaklarının para borcu olduğu bahisle TBK’nın 89. Maddesine göre yetki itirazınınn reddi talepleri yerinde olmadığını, müvekkiline gönderilen ödeme emrinde alacağın Türk Lirası cinsinden karşılığı belirtilmediğini, müvekkilin alacaklı olduğunu iddia eden davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığını, davanın reddine, davacı şirketin haksız ve kötü niyetli takibi ve davası nedeniyle %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, " ...Davalı yanın defterlerinin incelenmesi hususunda ara karar kurulduğu, davalıya usulüne uygun ihtarat yapıldığı, davalı yanın defterlerini sunmadığı davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu davacının davalı aleyhine defterine 358.833,28 USD alacak kaydettiği, davalı tarafça işbu alacağın 338.699,00 USD bedelinin ödendiği 20.134,28 USD bakiye alacak kaydedildiği, deftere kaydedilen fatura ve sevk irsaliyelerinin birbiri ile uyumlu olduğu ancak 09.01.2012 tarih ve 2.124,00 USD bedelli fatura yönünden sevk irsaliyesinde teslim şerhi bulunmadığını işbu fatura yönünden mal tesliminin ispatlanamadığı, bilirkişi raporu doğrultusunda davacının alacağının 18.010,28 USD alacaklı olduğu anlaşılmakla işbu bedel üzerinden" davanın kısmen kabulü ile, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibine yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin asıl alacak tutarı olan 18.010,28 USD üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarınca bir yıllık döviz mevduatına uygulanan en yüksek faiz yürütülerek (faiz oranının %5'i geçmemesi kaydıyla) devamına, hükmolunan alacağın %20'si olan 14.410,45 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; müvekkil şirketçe alacağın 20.134,28 usd olduğu delillerle ve ticari defter kayıtları ile ispatlanmış olup yerel mahkemece verilen karar hatalı olduğunu, müvekkil şirket ticari defterlerinde söz konusu 09.01.2012 tarihli, ... nolu, “ön panel serigrafi işçilik bedeli” içerikli, 2.124,00 USD tutarlı fatura kaydı bulunduğunu ve davalı şirketten alacağımız olduğu görüldüğünü, davalı şirket defter ve kayıtlarının ibrazı halinde bu husus tespit edilecekken davalı şirket tarafından ticari defterler verilen kesin süreye rağmen mahkemeye ibraz edilmediğini, tarafımızca ticari defterler mahkemeye sunulmuş olup yerel mahkemece 14.05.2019 tarihli ara karara ve ihtara rağmen ticari defterlerini ibrazdan kaçınan davalı şirket aleyhine, yasa gereği müvekkil şirket iddiasını ispat etmiş sayılacağı kanun hükmünde açıkça düzenlenmesine rağmen aksine kanaat getirilerek davanın kısmi kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, ayrıca 09.01.2012 tarih ve 2.124,00 USD bedelli fatura yönünden davalı tarafça herhangi bir itirazda bulunulmadığı ve faturanın kesinleştiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap bakiyesi alacağına dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasında yetkisizlik kararı ile gönderilen Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının, cari hesap bakiye alacağına istinaden 20.142,23 USD asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, 1 USD = 2,8784 TL, Harca esas değer = 57.977,42 TL olarak gösterildiği, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup mali müşavir bilirkişisinden alınan 25/12/2019 tarihli raporda özetle "davalı şirketin ticari defter ve dayanak belgelerini ibraz etmediğini, davacının sunmuş olduğu ticari defter ve kayıtlarına göre; taraflar arasında 2011-2012 yılları içinde gerçekleşen mal ve hizmet alım/satımı sonucunda ticari ilişki kurulduğu, bu ilişki kapsamda davacı şirketçe davalı şirkete sevk irsaliyeleri düzenlemek suretiyle yapılan mal ve hizmet satışlarına istinaden, aşağıda detayları belirtilmek suretiyle listelenen toplam KDV dahil 358.833,28 USD tutarlı 5 Adet fatura düzenlemek suretiyle, VUK. gereği fatura tutarlarının faturalarda belirtilen TL karşılıkları üzerinden ticari defter kayıtlarında davalı şirket adına borç kayıtlarının yapılmış bulunduğu, davacı şirketten yukarıda listelenen faturalar mukabilinde mal/hizmet satın alan davalı şirketin, mal ve hizmet alımlarından kaynaklanan fatura borçlarına istinaden davacı şirkete, banka vasıtasıyla aşağıda listelenen tarih ve tutarlarda toplamda 338.699,00 USD ödeme gerçekleştirmiş olduğu, sonucunda ticari defter kayıtları itibarıyla davacı şirketin davalı şirketten takip/dava tarihi itibarıyla 20.134,28 USD alacak bakiyesinin kaldığı tespit edildiği,Davacı şirketçe davalı şirket adına düzenlenen sevk irsaliyeleri ve sevk irsaliyelerine dayalı düzenlenmiş faturalar incelendiğinde, sevk irsaliyeleri ile faturaların birbirlerini içerik olarak teyit ettikleri, irsaliye içeriği mal ve hizmet teslimlerinin, 09/01/2012 tarihli ... nolu "ön panel serigrafi işçiliği bedeli" içerikli 2.124,00 USD tutarlı satış faturasının karşılığı olan 09.01.2012 tarihli ... nolu sevk irsaliyesi hariç isim ve imza karşılığı yapıldıkları, davaya konu faturaların dayanağı sevk irsaliyeleri üzerinde yer alan isim/imzaların davalı şirket çalışanı/yetkilisi olup, olmadıklarının tespitine ilişkin takdirin yüce mahkemeye ait olacağı" yönünde görüş ve tespitte bulunmuştur.Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda sevk irsaliyesinde teslim şerhi bulunmayan ve işbu fatura yönünden mal tesliminin ispatlanamayan 09.01.2012 tarih ve 2.124,00 USD bedelli fatura hariç diğer faturalar yönünden alacağın kabul edilerek bakiye 18.010,28 USD üzerinden takibin devamına karar verilmiş olup karara yönelik reddedilen 2.124,00 USD bedelli fatura yönünden davacı vekilince istinaf edilmiştir.Davacı tarafça tek taraflı fatura düzenlenmesi ve faturanın defterlerinde kayıtlı olması alacaklı olduğunu ispata yeterli değildir. Somut olayda, faturanın davalı tarafa tebliğ edildiği ispatlanamadığı gibi faturaya konu hizmet davalı tarafça inkar edildiğinden, hizmetin verildiği hususunda ispat yükü davacı üzerindedir. Ancak davacı tarafından, söz konusu faturanın davalıya tebliğine yahut faturaya konu hizmetin verildiğine dair herhangi bir kayıt ibraz edilememiş, ispat yükü yerine getirilememiştir.6100 sayılı HMK'nın 222.maddesi (ticari defterlerinin incelendiği sırada yürürlükte olan);"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir.6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinin ilk dört fıkrası tacirler arasındaki uyuşmazlıklarda ticari defterlerin ibrazı ve delil olması koşullarını düzenlemişken, HMK'nın 222.maddesinin 5. fıkrasında ise taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan tarafın defterlerine münhasıran delil olarak dayanması halinde defterlerin ibraz zorunluluğunu ve ibrazdan kaçınma halinde ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağını düzenlemektedir. Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/01/2022 tarihli 2019/11-172 E. 2022/69 K sayılı ilamında; "...Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222/5. maddesi uyarınca taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticarî defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu hüküm, taraflardan birinin ileri sürdüğü hususun ispatında münhasıran karşı tarafın defterlerine delil olarak dayandığı hâllerde uygulanacaktır..." şeklinde açıklanmıştır. Bu maddenin uygulanabilmesi için delil bildirimi aşamasında tacir olan karşı tarafın defterlerine, diğer delillerden vazgeçmek suretiyle münhasıran delil olarak dayanılması gerekmektedir. Delil ikame eden taraf ticari defterler dışında başkaca delillere dayanmış ise HMK'nın 222/5. maddesinden yararlanamaz. Somut olayda ise davacının delil listesinde HMK 222/5 maddesi kapsamında münhasıran davalı ticari defterlerine dayanmadığı gibi, incelemenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan HMK'nın 222/3 maddesinde, davalının ticari defterlerini ibraz etmemesinin hukuki sonuçlarının bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle takibe dayanak yapılan 09/01/2012 tarih "ön panel serigrafi işçiliği bedeli" içerikli 2.124,00 USD tutarlı satış faturasına konu hizmetin verildiği ispata elverişli yasal delillerle kanıtlanamadığından bu fatura yönünden talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu ulaşılan maddi olay ve hukuki değerlendirme usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilmediği ve davacı vekilinin istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmadığı anlaşılmakla HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, yatırılan 1.236,17 TL harçtan, alınması gerekli 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 620,77 TL harcın ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebilğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.26/02/2025