T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/20
KARAR NO:2025/407
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/302
KARAR NO:2024/821
KARAR TARİHİ:03/10/2024
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:26/04/2024
KARAR TARİHİ:09/04/2025
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... A.Ş.'nin maliki olduğu ... plaka sayılı dorsenin kesilmesi esnasında dorsenin kayarak, müvekkili şirket nezdinde ... sayılı... Poliçesi ile sigortalı ''...yerinin duvar ve korkuluklarına çarpması ile maddi hasar meydana geldiğini, işbu kaza sonucu 24.01.2022 tarihinde 34.700,00 TL hasar tazminatı ödendiğini, zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan ... plakalı aracın malikinden TTK 1472 m. uyarınca halefiyet ilkesi gereği rücuen tazmini talep etme hakkı olduğunu, davalı/borçlu aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi .... sayılı dosyası üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edildiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davada hak düşürücü süre dolmuş olması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu 102. maddesi uyarınca yarı römork cinsi araçlar bağlı olduğu çekicinin işleteni yarı römorkun sebep olduğu zarardan sorumlu olduğunu, bu düzenlemenin sebebinin yarı römorkun çekiciye bağlı hareket etmesi olduğunu, ancak dava konusu olayda yarı römork çekiciden ayrı iken zarar gerçekleşmiş olup bu kapsamda çekicinin maliki olan müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, Karayolları Trafik Kanunu 86. maddesi sebebiyle de müvekkilinin sorumluluğunun doğmayacağını, gerekli özen ve yükümlülüklerini yerine getiren müvekkili şirketin istihdam eden sıfatı ile dava konusu kazadan sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen maddi tazminatın haksız fiile sebebiyet veren aracın işleteninden rücuen tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın İİK 67 vd maddeleri gereğince iptali istemine ilişkin davada, İİK'nın 67. maddesinde "Takip talebine itiraz alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptaline dava edebilir." şeklende düzenlenmiş olup, itirazın iptali davası açmak için hak düşürücü sürenin, takip alacaklısına itirazın tebliğinden itibaren başladığı açıkça hüküm altına alınmıştır. Kanun, itirazın iptali davası açılması için hak düşürücü sürenin başlayacağı tarihi, açıkça itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarih olarak belirlemiştir. Bir hakkın düşmesi sonucunu doğuracak bir sürenin başlangıcı konusunda, kanuni düzenlemeye sıkı sıkıya uymak gerekir. Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da bu hak düşürücü sürenin itirazın tebliği ile başlayacağı, tebliğ dışında başka bir yoldan itirazın öğrenilmesinin hak düşürücü süreyi başlatmayacağı benimsenmiştir. Yargıtay bu kuralın tek istisnasının, alacaklının itirazın kaldırılması talebiyle icra hukuk mahkemesine başvurmuş olmasını kabul etmekte olduğu, (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2011/2033 E- 2012/8652 K sayıl, 23.05.2012 tarihli kararı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/11-360 E- 2013/1605 K sayılı, 27.11.2013 tarihli kararı) eldeki dosyada, takibin durdurulması kararının 29/01/2023 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davanın ise 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 26/04/2024 tarihinde açıldığı anlaşılmış, davacı tarafça davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmaması sebebiyle reddine karar verildiği, eldeki dava yönünden davalı/borçlu tarafından davacı/alacaklının kötüniyetli olduğu ispat edilemediği, bu yönde sunulmuş herhangi bir delilin olmadığı anlaşılmış,davalı/borçlunun şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verildiği gerekçesiyle Davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması sebebiyle REDDİNE, Davalı tarafça talep edilen şartları oluşmayan tazminat talebinin REDDİNE karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; TBK’nın 73. maddesi uyarınca tazminatın ödendiği tarihten itibaren 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde İstanbul Anadolu 19. İcra Dairesi ... sayılı dosyasından 28.07.2022 tarihinde yasal takibe geçilerek zamanaşımının kesildiğini, yasal takibe gelen itiraz sonrası kanuni 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davası ikame edildiğini İlk derece mahkemesinin uyuşmazlığın esasına girerek karar vermesi gerekirken davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddine ilişkin verdiği kararın isabetsiz olduğunu, kararda nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, AAÜT'nin 7/1. maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından ve ön inceleme tutanağı imzalanmadan hükmolunduğundan anılan madde gereği her halükarda tarifede yazılı maktu vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava, "... Poliçesi" kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısına ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf yoluna konu uyuşmazlık; itirazın iptali davasında hak düşürücü sürenin geçip geçmediği ve geçmiş ise davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti miktarının doğru olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.Davaya konunadolu ... sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ... A.Ş., borçlunun ise ... A.Ş. olduğu, 34.700,00 TL asıl alacak ve 2.755,08 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 37.455,08 TL üzerinden 28.07.2022 tarihinde başlatılan icra takibinde 14.12.2021 tarihinde müvekkil şirkette ... Poliçesi ile sigortalı ... Gebze / Kocaeli adresindeki iş yeri borçluya ait ... plaka no.lu dorsenin kesilmesi esnasında kayarak işyeri duvar ve korkuluklarına çarpmış ve iş yeri hasar görmüş, ... tarafından karşılanan hasar bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte halefiyet ilkesi uyarınca rücusuna ilişkin borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 03.08.2022 tarihinde tebliğ edildiği, 02.08.2022 tarihinde borca itiraz edildiği, aynı tarihli takibin durdurulmasına ilişkin karar tensip tutanağı düzenlendiği, itiraz dilekçesi ve tensip tutanağının alacaklı vekiline 29.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği tespit edilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun İtirazın İptali başlıklı 67 nci maddesinin birinci fıkrası:"Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." şeklindedir.Somut olayda, takip alacaklısı olan davacı vekiline itiraz dilekçesinin 29.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iş bu davanın ise 26.04.2024 tarihinde açıldığı sabittir.Davacı vekilinin davasının açabileceği son tarih olan 29.01.2024 tarihinden sonra 26.04.2024 tarihinde açmış olması nedeniyle 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince verilen bu yöndeki ret kararının isabetli olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı vekilince somut olara uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 73 üncü maddesindeki 2 yıllık sürenin dolmadığı istinaf sebebi yapılmış ise de, bu maddede düzenlenen sürenin hak düşürücü süreden farklı olarak maddi hukuka yönelik esas hakka ilişkin rücu istemlerindeki zamanaşamı süresini düzenlediği, itirazın iptali davalarında ise zamanaşımı süresinden önce 2004 sayılı Kanunun 67 nci maddesinin birinci fıkrasındaki 1 yıllık hak düşürücü sürenin resen dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. İtirazın iptali davası eğer hak düşürücü süre içinde açılmış ise sonrasında cevap dilekçesi ile ileri sürülen esasa yönelik zamanaşımı defisi dikkate alınır. Bu nedenle davacı vekilinin bildirdiği 2 yıllık zamanaşımı süresinin hak düşürücü süre olarak dikkate alınamayacağından bu yöndeki istinaf sebebine de itibar edilmemiştir.Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf sebebi ilişkin yapılan incelemede; davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine yönelik karara ilişkin vekalet ücreti yönünden uygulanması gereken Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7 nci maddesinin ikinci fıkrası:"Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." şeklindedir.Somut olayda, dava değeri 37.455,08 TL olup tarifenin yukarıda maddesi uyarınca üçüncü kısma göre %16 oranında nispi olarak yapılan hesaplamada 5.992,81 TL miktarında vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken "...A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," şeklinde vekalet ücreti belirlenmesi hatalı olduğundan davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf sebebine itibar edilmiş ve kararın bu yönde kaldırılması gerektiği kanaatine varılmıştır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02.12.2021 tarih ve 2020/6845 E., 2021/6798 K.; 24.11.2021 tarih ve 2020/6829 E., 2021/6502 K. sayılı ilamları). Açıklanan sebeplerle; davanın esasıyla ilgili olarak yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, mahkemece kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş ise de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı anlaşıldığından, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/10/2024 tarihli 2024/302 E. 2024/821 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK;a-Davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması sebebiyle özel dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,b-Davalı tarafça talep edilen şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine,2-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden, a-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 452,36 TL harcın mahsubu ile bakiye 163,04 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, c-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, ç-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 3.120,00-TL arabuluculuk ücreti davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, d-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 7/2 maddesi uyarınca belirlenen 5.992,81 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,3-İstinaf yargılaması giderleri yönünden; a Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının, davacı tarafça yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, c-Davacı tarafından sarfedilen 1.845,00 TL (istinaf harç ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine, d-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,e-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 09/04/2025