T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1550
KARAR NO: 2024/1355
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/05/2024
NUMARASI: 2024/177 Esas - 2024/437 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 23/10/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesi ile; davacılar ile davalı arasında, davalının dava dışı kooperatifteki 4 adet hissesinden 2 adet hissenin davacılara devri konusunda sözleşme imzalandığını, devir işleminin dava dışı kooperatife bildirildiğini, ilk etapta dava dışı yönetim kurulunca davacıların üyeliklerin kabul edilmesine rağmen kooperatifin yönetim kurulunu 05/05/2016 tarihli kararı ile, kooperatifin 30/10/2002 tarihli olağanüstü genel kurul gündeminin oybirliği ile kabul edilen 9. Maddesine göre, " birden fazla hissesi olan üyelerin inşaat ruhsatları alınana kadar paylarını devredemeyecekleri, aksi halde, devir işleminin geçersiz olacağı " kararına istinaden 30/09/2015 tarihli yönetim kurulu kararı ile yapılan hisse devrinin yönetim kurulunun yetkisi olmaksızın yapıldığı gerekçe gösterilerek hisse devri işleminin iptaline ve hissenin ...'e iadesine karar verilmiş olduğu davacılara ihbar edildiğini, bu sebeple davalı ile yapılan hisse devir sözleşmesinin geçersiz olması nedeniyle ödenen 235.050-USD'nin aynen ve temerrüt tarihi olan 20.10.2020 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre Devlet Bankalarınca bir yıl vadeli dolar hesabına uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsilini ve davalı üzerine kayıtlı menkul, gayrimenkul ve araçlar ile banka hesapları üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığını ve davaların ayrı olarak açılması gerektiğini, hisse devri iptalinin gerçekleşmesinin üzerinden 7 yıl geçtiğini, davanın zaman aşımına uğradığından reddi gerektiğini, hisse devrinin iptaline ilişkin kooperatif kararının haksız ve kanuna aykırı olduğunu, hisse devir bedellerinin Türk lirası olarak belirlendiğini ve bu şekilde ödendiğini, davacıların Dolar olarak miktar talep edilmesi haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacıların dosyaya sundukları ödeme dekontlarında; “Asil Sporcular Kooperatif Üyelik Devri” açıklamasıyla davacılardan ... 208.300-TL’yi ve ... de 208.300-TL’yi davacılara banka kanalıyla gönderdiğini, bu nedenlerle öncelikle görev ve zaman aşımı yönünden usulden, olmadığı takdirde esastan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, görevsizlik kararı üzerine tevzi edildikten sonra 15/05/2024 tarihli duruşmaya kadar Arabuluculuk Son Tutanağı aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğin sunulmadığı gerekçesiyle davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; her ne kadar, mahkemece, işbu yargılama kapsamında arabuluculuk kurumuna başvurunun dava şartı olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar vermiş ise de bunun kabulü asla mümkün olmadığını, nitekim işbu dava, görevsizlik nedeniyle Sayın Yerel Mahkeme'ye tevzi olmadan öncesinde tarafımızca Küçükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/394 E. Sayılı dosyasına kayden ikame edilmiş, anılı Mahkemenin 05.07.2023 tarihli 2023/213 K. Sayılı görevsizlik kararının tarafımızca istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 27.12.2023 tarihli 2023/1724 E.-2023/1927 K. Sayılı kararı ile istinaf taleplerimizin esastan reddi ile kesinleşmesi üzerine işbu dava mahkemeye tevzi olduğu ve mahkemece dava türü Asliye Hukuk'tan Asliye Ticaret'te görülmesi takdir olunan şekilde değişen işbu davaya ilişkin olarak dava şartlarının ikmali yönünden tarafımıza herhangi bir muhtıra ve/veya ara karar ile bildirim yapılmadığını ve herhangi bir kesin süre de verilmediğini, bu halde, işbu yargılama kapsamında muhtıra ve/veya ara karar ile tarafımıza dava şartlarının ikmali yönünden herhangi bir kesin süre verilmeksizin istinafa konu karar ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığını, muhtıra ve/veya ara karar ile dava şartlarının ikmali yönünden kesin süre verilmeksizin davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; huzurdaki davada zorunlu dava arkadaşlığı söz konusu olamayıp, davacıların davası ancak ihtiyari dava arkadaşlığı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, ihtiyari dava arkadaşlığının söz konusu olduğu hallerde her davacının ayrı bir davasından söz edileceğini, bu halde ilk derece mahkemesi tarafından iki davacı aleyhinde ayrı ayrı ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken zorunlu dava arkadaşlığı varsayımı ile tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün vekalet ücretine ilişkin 3 No’lu bendinin kaldırılmasını, müvekkil lehine her davacı için ayrı ayrı nispi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasında yapılan kooperatif hisse devir sözleşmesinin geçersiz olduğundan bahisle ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre ; Küçükçekmece 4. Asliye Mahkemesince, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'ndan kaynaklandığı, anılan Kanun’un 99/1. maddesinde, bu yasada düzenlenen hususlardan doğan hukuk davalarının taraflarının tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılacağı belirtilmiş olmakla görevsizlik kararı verilmiş, verilen karar istinaf edilmesi üzerine dairemizin 27/12/2023 tarihli kararı ile görevsizlik kararı yerinde görülmüş ise de mahkemenin kısa kararında İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu, gerekçeli kararında ise Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu şeklinde hüküm kurulması nedeniyle kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki bu çelişkinin giderilmesi amacıyla hükmün düzeltilmesi cihetine gidilmiş olup, dairemizce verilen karar 20/02/2024 tarihinde kesinleşmesi üzerine 26/02/2024 tarihinde görevli Asliye Ticaret Mahkemesine dosya tevzi edildikten sonra mahkemenin 15/05/2024 tarihli ilk duruşmada arabuluculuk son tutanağının sunulmamış olması nedeniyle dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmiştir. 19/12/2018 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkındaki Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesine ek düzenleme getiren 5/A maddesinde "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlığı ile "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir." hükmü getirilmiştir. 6325 sayılı HUAK'na "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile 18/A maddesi eklenmiş, 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2. fıkrasında; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Somut olayda, davacılar vekilince her ne kadar hukuki yanılgı ile önce Asliye Hukuk Mahkemesi'nde işbu dava açılmış ise de 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'ndan kaynaklanan uyuşmazlıklar ticari dava sayıldığından 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2. fıkrasında, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı sayılmış olup, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği düzenlenmiş olmakla verilen kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27/05/2024 tarih 2023/1047 E. 2024/4340 K. Sayılı ilamında ; "... Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her iki tarafın tacir ve ticari işletmesiyle ilgili olan nispi ticari davada davanıın asliye hukuk mahkemesinde açıldığı, asliye hukuk mahkemesinin görevsizlik kararından sonra davacı tarafından arabulucuya başvurulduğu, dava tarihinin davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığı tarih olduğu, davacı tarafından, 6325 sayılı Kanun'un 18/A, 2 fıkrasına göre dava açılmadan önce, arabulucuya başvurulmadığının sabit olduğu bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle" davacı vekilinin, davanın HMK'nun 115. ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/A-2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin verilen karara karşı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davalı vekili, iki davacı aleyhine ayrı ayrı ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken zorunlu dava arkadaşlığı varsayımı ile tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek hükmedilen vekalet ücreti yönünden kararın düzeltilerek müvekkil lehine her davacı için ayrı ayrı nispi vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir. Somut olaydaki uyuşmazlık; iki ayrı satış/hisse devir işleminden kaynaklanmaktadır. Davacılar vekili, ...'in, davalının dava dışı kooperatifteki 4 adet hissesinden 1 adetini kendi adına, 1 adetini eşi ... adına devraldığını belirterek işbu davayı birlikte açmıştır.Aynı yargılama sınırları içinde birden fazla bağımsız davanın bulunması hali olarak nitelendirilen dava birleşmesini iki guruba ayırmak mümkündür. Bunlardan birincisi, davacı veya davalı yanda veyahut hem davacı hem de davalı yanda, taraf çokluğu olması sebebiyle doğan “ subjektif dava birleşmesi”; diğeri ise aynı yargılama sınırları içinde ve taraflardan birinin diğerine karşı birden fazla davasının bulunması halinden doğan “ objektif dava birleşmesidir”. ( Yavuz Alangoya, Medeni Usul Hukukunda Dava Ortaklığı,S:30, Aynı yönde, Sabri Şakir Ansay, Hukuk Yargılama Usulleri, S:83,129.) Objektif ve Subjektif dava birleşmesinde görünüşte tek bir dava dilekçesi bulunmasına rağmen aslında dava dilekçesinde belirtilen davacı ve davalı yönünden ayrı ayrı birbirinden bağımsız birden fazla asli talep kadar bağımsız dava vardır. Uyuşmazlık konusu davada iki davacı, bir davalı bulunmaktadır. Taraflar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmamaktadır. Davacıların her ikisi de kendileri adına yapılan hisse devirlerinden dolayı peşin toplam ödenen bedelin ( 235.050 USD) davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesini talep etmiş olmakla birbirinden bağımsız, ayrı bir dava olan her bir davacının talebi yönünden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hukuki yanılgı ile davalı lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur. Ancak, hüküm tarihinde yürürlükte bulunun AAÜT 7/2 maddesi "Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur. " şeklinde düzenlenmiş olmakla tarifede belirlenen maktu ücrete göre vekalet ücretine hükmedilmiştir. Açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1.b-2 madde uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca esastan reddine,a-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/177 Esas - 2024/437 Karar sayılı ve 15/05/2024 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,2-Davanın, 6100 sayılı HMK'nun 115/2. ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 3- Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 74.809,76 TL'den mahsubu ile bakiye 74.382,16 TL harcın talep halinde davacılara iadesine, 4-Davacıların yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalının yaptığı 844,00 TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 6- Davalı vekille temsil olunduğundan, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin her bir davacıdan ayrı ayrı alınarak davalıya verilmesine, 7- HMK 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatıranlara resen iadesine,İstinaf İncelemesi Yönünden; 1-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılar ve davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının hazineye gelir kaydına,2-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince her bir davacı ve davalı yönünden alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcın taraflarca yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacılarca istinaf aşamasında sarf edilen istinaf giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafça istinaf aşamasında sarf edilen 1.597,00 TL istinaf harçları ile 394,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.991,00 TL istinaf giderlerinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 23/10/2024