T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1072
KARAR NO: 2024/1370
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/229
KARAR NO: 2024/39
KARAR TARİHİ: 23/01/2024
DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
KARAR TARİHİ: 30/10/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... San. Tic. A.Ş. müvekkili şirket nezdinde 07/06/2019-2020 vade tarihleri arasında ... nolu Ticari Paket Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı bulunduğunu, sigortalı firmanın kiracı olarak yer aldığı ... AVM'deki mağazasında 08/03/2020 günü saat 09:15 sularında işletme yetkilisinin mağazaya gelmesi ile mağazanın tavan kısmından su sızıntısı olduğunu fark etmesiyle AVM teknik ekibine haber verildiğini, olay yerine intikal eden teknik ekiplerce yapılan inceleme sonucu su sızıntısının üst katta yer alan ..., ... ve ... işletmelerinin mağazalarından kaynaklandığının tespit edildiğini, bu olay neticesinde sigortalı şirketin kozmetik ürünlerinin ve malzemelerinin bir kısmının zayi olduğunu, meydana gelen hasar bedeli eksper raporları ile tespit edilerek müvekkili şirket tarafından 08/04/2020 tarihinde 29.166,73 TL hasar tazminatı ödendiğini, davaya konu hasardan ... AVM'nin maliki olan davalı ... A.Ş.'nin sorumlu olduğunu belirterek, sigortalıya ödenen 29.166,73 TL'nin ödeme tarihi olan 08/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı sigortalısı dava dışı ... A.Ş'nin 16/07/2012 tarihli kira sözleşmesi ile Alışveriş Merkezinin ...Kat ... nolu mağazasında kiracı olarak bulunduğunu, hasar AVM'nin ana pis su borusundan değil, davacı sigortalısının üst katındaki üçüncü kişi konumunda bulunan kiracı ... tarafından inşaa edilen pis su borusu bağlantısının gereği gibi imal edilmemesinden, bakım ve onarımının gereği gibi yapılmamasından kaynaklandığı için müvekkilinin TBK md. 69 gereği bina sahibi olarak hasardan sorumlu olduğunun söylenemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; "...Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, mahkememizce yapılan keşif, aldırılan bilirkişi kök ve ek raporu ve dosya kapsamında yapılan tüm değerlendirmeler neticesinde; dava dışı sigortalı ... San. Tic. A.Ş. ile ... Sigorta A.Ş.07.06.2019 - 2020 tarihleri arasında işyerini ... nolu Ticari Paket Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalandığı ve dava dışı sigortalının ... AVM'nin ... Katı ... nolu işyerinde kiracı olarak faaliyet gösterdiği, 08.03.2020 tarihli saat 09:15 sıralarında işletme yetkilisi tarafından tavandan su sızıntısı olduğu konusunda bilgi verilmesi üzerine su sızıntısının üst katta bulunan işletmelerinin atık sularının tavana yayılarak üst kattaki ... Mağazasında hasara neden oluşu sebebiyle ... Sigorta tarafından sigortalısı ... Kozmetik firmasına hasar tazmin bedeli olarak 29.166,73 TL “lık bir bedel ödendiği ve Sigorta Mevzuatına göre ... Sigorta A.Ş.'nin sigortalısının haklarına halef olduğu, AVM'deki atıksu sızıntısının AVM'deki yeri tavanından /tabanından geçen ve işyerine paralel konumda bir şekilde döşenen atıksu boruların işletme probleminden kaynaklandığı ve atıksu borularının birden fazla mağazanın üzerinden geçirilmesi neticesinde atıksu gider borularının tıkanması/boru iç çapı daralması sonucunda atıksu sızıntısının meydana gelmesinde AVM deki işyerlerinin işletmesi ile bakımını üstlenen davalı ... A.Ş. ile dava dışı 2. Kattaki ... Mağazası üstünde faaliyet gösteren 3. Kattaki ... ünvanlı firmanın mesul olduğu hükme dayanak raporda da belirtildiği üzere ... AVM'nin ... Katı ... nolu dava dışı ... San. Tic.A.Ş. ünvanlı işyerinin tavan ve duvarla ile demirbaş malzemelerde oluşan hasar olayında dava dışı ... firması ile davalı yapı maliki ... A.Ş. Tüzel kişiliğinin müştereken ve müteselsilen mesul olduklarını, her ne kadar bilirkişi raporunda davalı yapı maliki ve dava dışı firmanın sorumluluğuna ilişkin kusur oranlaması yapılmış ise de bu orana itibar edilmemiştir ; TBK'nın "Müteselsil sorumluluk" üst, "a. Dış ilişkide" alt başlıklı 61. maddesi, "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır." hükmünü, "b. İç ilişkide" alt başlıklı 62. maddesi ise, "Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur." hükmünü içermektedir.Birden çok zarar verenin bağımsız kusura dayanan kusursuz sorumlulukları da TBK m. 61'e göre, aynı sebepten doğan müteselsil sorumluluk sayılmalıdır. Zira burada da zarar verenlerin herbiri, kusurlarıyla aynı zarara birlikte sebebiyet vermekte, dolayısıyla zararın sebebini birden çok kişinin kusuru oluşturmaktadır. Bağımsız da olsa herbir kusur, meydana gelen zararın kısmî sebebini teşkil etmekte. Sonuçta kısmî kusurlar birlikte bir zarara sebebiyet vermektedir. ...Zarar gören tazminatın tamamını, dilediği takdirde zarar verenlerin tamamından talep edebileceği gibi, bir kısmından veya sadece birinden de talep edebilir...Tazminat yükümlülerinden herbiri, zarar görene tazminatın tamamını ödemek zorundadır. TBK m. 163/II'ye göre zarar verenlerin sorumluluğu tazminat borcunun tamamı ödeninceye kadar devam eder. (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2017, 21. Baskı, S: 838, 840) Benzer nitelikteki uyuşmazlıkla ilgili Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02.07.2013 tarih ve 2012/7310 E., 2013/6614 K. sayılı kararında ise, "Öte yandan, her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda kusur paylaştırması yapılmış ise de, dava konusu zararlı eylemin meydana gelmesinde sorumluluğu bulunan davalılar davacının sigortalısına karşı müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu durumda, işbu dava nedeniyle sorumluluğu bulunan davalılar yönünden zarar konusu miktarın tamamına hükmedilmesi gerekirken, BK'nın 50. maddesi uyarınca ancak müteselsil borçlular arasındaki rücu ilişkisinde dikkate alınacak olan kusur oranı üzerinden tahsile karar verilmesi de doğru görülmemiş" denmiştir. Tüm bu anlatılan hususlar dikkate alındığında; davalının dava dışı ... firmasıyla müştereken müteselsilen sorumlu olduğu; davaya konu meydana gelen olaydan zarar görenin tazminatın tamamını, dilediği takdirde zarar verenlerin tamamından talep edebileceği gibi, bir kısmından veya sadece birinden de talep edebileceği anlaşılmakla ; davanın kabulü ile 29.166,73-TL hasar tazminatının ödeme tarihi olan 08/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu hasarın müvekkili yapı maliki olan ... A.Ş'nin yapı maliki olarak sorumlu olduğu bir imalattan/inşaat hatasından kaynaklanmadığını, sigortalının üst katında yer alan yemek mağazalarının kendi imalatı olan gider boruları bağlantılarında zaman içinde oluşan eskimeyi yenilememeleri/onarmamaları sebebiyle hasarın meydana geldiğini, müvekkili tarafından mağazaların na-tamam bir şekilde kiralandığını ve gerekli sistemlerin her bir mağaza tarafından kurulduğunu, kiracıların iç tesisatı kendilerinin yaptığını, müvekkilinin zararın oluşumuna sebebiyet veren üst kat kiracılara pis su gider bağlantılarındaki aksaklıkların giderilmesi, fayans derzleri aralarında oluşan boşlukların doldurulması, yer süzgeçlerinin kontrol edilerek süzgeç etrafından su akıntısı olmayacak şekilde onarımlarının yapılması hususlarında defaatle ihtar yazıları göndererek basiretli bir tacir gibi üzerine düşen tüm özen yükümlülüğünü eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, bu nedenlerle müvekkilinin bir sorumluluğu bulunmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava; dava dışı sigortalının kiracı olarak bulunduğu işyerinde, üst kattan su sızıntısı nedeniyle meydana gelen hasardan, yapı maliki olarak davalının sorumlu olduğu iddiası ile sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. ...AVM'nin ...Kat ... nolu mağazası, davalı ile dava dışı sigortalı arasında imzalanan 27/09/2012 tarihli 10 yıl süreli kira sözleşmesi ile sigortalıya kiralanmış, davaya konu hasar 08/03/2020 tarihinde meydana gelmiştir. Dava dışı sigortalı ... San. Tic. A.Ş.'ye ait hasara konu işyeri davacı şirket nezdinde 07/06/2019-2020 tarihleri arasında ... nolu Ticari Paket Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı olup, 08/03/2020 tarihinde oluşan hasar nedeniyle, davacı tarafından 08/04/2020 tarihinde 29.166,73 TL hasar ödemesi yapılmıştır. Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nın "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Delil tespit raporu; Sigortalı ... San. Tic. A.Ş. tarafından delil tespiti istemiyle Büyükçekmece 1.Sulh Hukuk Mahkemesine yapılan başvuru neticesinde, istem kabul edilerek keşfen inceleme yapılmasına karar verildiği, inşaat mühendisi ve mimar bilirkişi heyetinden alınan 21/11/2021 tarihli raporda; hasara uğrayan mağazada yapılan incelemede, taşınmazın tavan ve duvarlarında boya badananın yeni yapıldığı, taşınmazın tavan ve duvarlarında herhangi bir su akıntısı veya hasarın bulunmadığı, sadece taşınmazın içerisinde bulunan dolap raflarının alt ve üst kısımlarında su leke izleri, şişlik ve kabarmaların olduğu, dolapların birleşim yerlerinde açılmaların tespit edildiği açıklanarak dosyadaki bilgi, belgeler ve fotoğraflar incelendiğinde ise tespit konusu taşınmazın tavanında suların aktığı, taşınmazın tavan ve duvarlarında hasara neden olduğu aynı şekilde satılan ürünler için bulunan dolapların alt ve üst kısımlarında hasar oluştuğu hususlarının tespit edildiği, dosyaya sunulan projelerin yapılan incelemesinde ise tespit konusu taşınmazın üst katında yer alan yemek-gastronomi alanlarının zemininde döşenmiş temiz su ve pis su tesisatlarının bulunduğu, döşenmiş temiz su ve pis su tesisatlarından kaynaklı problemlerin taşınmaz tavanında su akıntısına sebep olabileceği kanaatine varıldığı açıklanarak üst kattaki tesisat problemlerinin ve tespit konusu taşınmazda oluşan su akıntı sebebinin kesin ve net şekilde anlaşılabilmesi için tesisat alanında uzman görüşünün alınması gerektiği belirtilmiştir. Ekspertiz raporu; AVM'nin 3.katında yer alan ..., ..., ... ve ... isimli işletmelerin ortak gider hattını kullandıkları, gider hattının tıkanması sebebiyle akan suların 2.katta bulunan sigortalıya ait mağazada hasara sebebiyet verdiği belirtilmiş, emtia hasarı 5.451,73 TL, demirbaş hasarı 23.715,00 TL olmak üzere toplam 29.166,73 TL hasar hesap edilmiştir. Mahkemece inşaat mühendisi, makine mühendisi, nitelikli hesaplama uzmanı ve sigorta uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 12/06/2023 tarihli rapor; AVM'nin 3.katında yemek /fast food vb. gıda sektörüne ait ürünlerin üretimi yapılan işyerlerinin içerisinde zeminde süzgeçler olduğu, mutfak tezgahı atık su bağlantısında yağ tutucu (...-...-...) konulduğu, yağ tutucularında toplanan yağın işyerinden alınarak AVM dışındaki bir araca boşaltıldığı, 3.kattaki atıksu bağlantılarının 2.kattaki işyerlerinin üstünden geçen atıksu borularına bağlandığı ve zamanla yıllara sari olarak 3.kattaki yemek üretimi yapan işyerlerinin yağlı sıvı veya atıkları atıksu borusu sistemine vermesi sonucunda atıksu borularının iç cidarında yapışan yağlı atık malzemelerin/sıvıların boru iç cidarına yapışmak suretiyle boruların iç çapını küçülterek atıksu akışını engellediği ve atıksuyun boruları tamamen tıkayarak alt kattaki mağazalara su sızıntısına ve bu mağazaların tavanında ve duvarında hasara sebep olduğu, AVM'deki atıksu sızıntısının AVM'deki işyerlerinin tavanından/tabanından geçen ve işyerine paralel konumda bir şekilde döşenen atıksu borulardan kaynaklandığı ve atıksu borularının birden fazla mağazanın üzerinden geçirilmesi neticesinde atıksu gider borularının tıkanması/boru iç çapı daralması sonucunda atıksu sızıntısının meydana geldiği, Sigortalı mağazasının üst kısmında yemek/fast food üretimi yapan dava dışı ... firmasının atık sular/yağlı sıvılar vb. atıkları usulüne uygun kullanmaması nedeniyle tıkanan atıksu sisteminin sigortalı mağazanın üst kısmından geçen bomdaki tıkanan sistemde bağlantı noktasından sızıntı yaptığı, bu nedenle ... ünvanlı firmanın asli derecede %60 oranında kusurlu olduğu, Davalının ise; AVM atıksu tesisatı ve diğer alt yapı (su, doğalgaz, elektrik, telefon, internet vb.) bina içi dahili tesisatların işletilmesi ile bakım ve onarım hizmetlerinde etkin bir kontrol ve denetim organizasyonu yapmaması, atıksu tesisatı sisteminin bakımında/kontrolünde bir sistem dahilinde günlük periyodik kontroller, atıksu borusu içindeki teressubatın video kamera ile izlenmesi, basınçlı su sıkılması, işyerlerinde yemek üretimi sırasında oluşan atıksuların atıksu sistemi işyeri bağlantı ağızlarının kontrol edilmemesi nedenleriyle tali derecede %40 oranında kusurlu olduğu hususlarında görüş bildirilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 69. maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Bina veya yapı eserlerinden doğan sorumluluğun doğması için; kişinin bina veya sair inşa eserinin maliki olması ve zararın bina veya sair inşa eserinin yapımındaki bozukluk veya bakımındaki bir noksanlıktan meydana gelmesi gerekir. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre TBK'nın 69. maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bir bina veya yapı eseri malikinin TBK'nın 69. maddesine göre sorumlu tutulabilmesi için zararın, yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden doğduğu ispatlanmalıdır. Buradaki ispat yükü zarar görene düşer. Bununla birlikte zararla, yapım bozukluğu veya bakım eksikliği arasında uygun illiyet bağının bulunması yani zararın yapımdaki bozukluktan veya bakımdaki eksiklikten meydana gelmiş olması gerekmektedir. Bu sorumlulukta zarar gören zararın, yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden doğduğunu ispatlamakla yükümlü ise de yapı malikinin kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Zira TBK'nın 69. maddesine dayalı sorumluluk, kusursuz sorumluluk halidir. Bu nedenle yapı maliki ise, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24/02/2016 tarih 2014/11-289 E. 2016/163 K. sayılı ilamında illiyet bağının varlığı ve kesilmesi "...İlliyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle kesilebilir. Mülga BK’nun 58. maddesi kapsamında sorumluluğun doğabilmesi için illiyet bağının kesilmemiş olması gerekir. Doktrindeki kabul edilen görüşe göre illiyet bağının kesilmesi olasılığı dar yorumlanmalıdır. Her üç neden açısından da, illiyet bağının kesildiği iddiası, sorumlu kişiler tarafından açıkça ispatlanmadıkça kabul edilmemelidir. Bu bakımdan sorumluluktan kurtulmak oldukça zorlaştırılmıştır (Erten Ali, Türk Borçlar Hukukuna Göre Bina ve İnşa Eseri Sahiplerinin Sorumluluğu, BK.58, Ankara 2000, s.230; Baş Ece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Açısından Bina ve Yapı Eserlerinden Doğan Sorumluluk, XII Levha Yayınları, s.113; Deschenaux Henri, Tercier Pierre, Sorumluluk Hukuku, Çeviren Salim Özdemir, Ankara 1983, s.37). İlliyet bağını kesen hallerden birinin varlığı veya zarara yapım bozukluğu veya bakım eksikliği dışında ve bunların bir katkısı olmaksızın mücbir sebepten üçüncü bir kişinin kusurundan kaynaklanan başka bir kazanın sebep olduğu kanıtlanmadığı takdirde ispat yükü yerine getirilmiş sayılır..." şeklinde açıklanmıştır. Somut olayda, sigortalı işyerinin üst katında bulunan yemek bölümünde dava dışı ... firmasının kullandığı atıksu sisteminin tıkanması ve bağlantı noktasından sızıntı yapması neticesinde dava konusu hasarın meydana geldiği, davalının bina maliki ve AVM'nin işleteni olduğu, atıksu tesisatının bakım ve onarımından sorumlu olduğu, bakım ve onarım yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmediği anlaşılmakla, atıksu hattının temizlenmemesi, bağlantı noktalarının kontrol edilmemesi, gerekli onarımın yapılmaması sebebiyle oluşan hasardan davalının bina maliki olarak sorumlu olduğu sabit hale geldiğinden, mahkemece TBK'nın 61.ve TBK'nın 62.maddeleri de tartışılarak davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/10/2024