T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/736
KARAR NO: 2025/652
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/03/2025 (Ara karar)
NUMARASI: 2025/170 Esas
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 04/06/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesi ile; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 01.08.2023 tarihli Soft Yazılımları Lisans, Destek Ve Bakım Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin tarafların mutabakatı ile iptal edildiğini ve taraflar arasında 21.09.2023 tarihli Soft Yazılımları Lisans, Destek Ve Bakım Sözleşmesi imzalandığını, Ağustos 2023 tarihi itibariyle ... Acenteliği firmasıyla birleşme sürecine girmeleri ve şirket personel sayısında artış nedenleriyle toplam 13 aktif Soft kullanıcı lisansının 01.08.2023 tarihli sözleşme ile ilk etapta 41 çıkartıldığını, bunun üzerine, 21.09.2023 tarihli sözleşme ile 01.08.2023 tarihli sözleşme iptal edildiğini ve taraflar arasındaki anlaşma sonucu kullanıcı sayısının 51'e çıkartıldığını, müvekkili şirket ile ... Acenteliği firması arasındaki birleşme sürecine 01.12.2023 tarihi itibariyle son verildiğini, bu doğrultuda birleşme iptal edilince müvekkili şirketin personel sayısında ciddi miktarda düşüş yaşandığını, bu dönemde müvekkili şirketin İstanbul şubesi ile Mersin şubesinin kapanmış olduğunu, İzmir Merkezi'nin ise küçülmeye gittiğini, davalı şirketin sözleşme gereği verdiği hizmetinin noksan ve ayıplı verdiğini, müvekkili şirketin iş ve işleyişinde bu nedenlerle aksamalar yaşandığını, müşterilerine karşı zor duruma düştüklerini, buna karşılık müvekkili şirketin sözleşme gereği ödemeleri yapmaya devam ettiğini, bununla birlikte, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete şirketin küçüldüğünü ve 51 aktif kullanıcıya artık ihtiyaç kalınmadığı hususlarının bildirildiğini, müvekkili şirketin 51 aktif soft kullanıcı lisansını kullanmadığından ve birleşme iptal olunca bu kullanıcılara ihtiyaç olmadığından cihetle 51 kullanıcıdan doğan aylık bakım onarım ücreti ve aylık sanal sunucu kullanım bedeli faturalarının kesilmemesini talep ettiklerini, müvekkil şirketi tarafından sözleşme kapsamında alınan hizmetlerin karşılığı olarak davalı şirkete toplam olmak üzere 1.680.346,88-TL ve 13.827,38-USD ödendiğini, taraflar arasında ticari ilişki kapsamında 21.09.2023 tarihli sözleşme ile bu sayı 51'e çıkartıldığını, sözleşmeye istinaden müvekkili şirket tarafından yukarıda bilgileri yazılı senetlerin davalıya teslim edildiğini, birleşme iptal olununca senetlerin iadesinin davalı şirketten talep edilmiş olmasına rağmen taraflarına teslim edilmediğini, müvekkili şirkete teslim edilmeyen senetlere ilişkin olarak davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, davalı yanın takibe devam etmesi halinde müvekkillerinin imkansız zararları doğacağının ortada olduğunu, mahkememiz tarafından söz konusu icra dosyasından alacaklıya ödeme yapılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde davalı tarafın icra dosyasında kötüniyetli bir şekilde paralarını tahsil etme yoluna gideceğini, bu nedenlerle müvekkillerinin alacaklı olarak görünen tarafa herhangi bir borcu olmadığına yönelik delillerinin ve taraflarınca yapılan ödemelere ilişkin dekontların dikkate alınarak, İİK madde 72 maddesi uyarınca, haksız ve kötü niyetli bir şekilde aleyhlerine başlatılan İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibinin dava sonuçlanıncaya kadar durdurulması için teminatsız olarak, mahkeme aksi kanaatte ise belirlenecek teminat karşılığında ivedi olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.Mahkemenin 10/03/2025 tarihli ara kararı ile; " Davalı tarafından davacılar aleyhine icra takibi yürütüldüğü, davacılar tarafından tedbir kararı verilmesi talep edildiği, ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan hukuki değerlendirme sonucunda, HMK 389. maddesinde hangi hallerde tedbir kararı verilebileceğinin açıklandığı, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için yaklaşık ispat kuralının geçerli olduğu, çoğun içinde azı da vardır kuralı gereği icra takibine yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir talebi dahi mevcut olduğu, kıymetli evrakta sebepten soyutluk ilkesi uyarınca davacı şirket yönünden yaklaşık ispat şartının bu aşamada sunulan delillere göre henüz oluşmadığı, davacı ... yönünden ise kambiyo senetlerinde şahsen atılmış imza görülmediğinden yaklaşık ispat şartının oluştuğu " gerekçesiyle davacı ... Ticaret Anonim Şirketi yönünden tüm ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine, davacı ... yönünden icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine, davacı ... yönünden davanın tarafları ile sınırlı olarak uygulanmak koşuluyla tedbir talebinin, 2004 sayılı İİK'nın 72/3.maddesi gereğince; dava konusu alacak olan 100.000,00-TL bedelin %15' inden (15.000,00-TL) aşağı olmamak üzere nakdi teminat mahkeme veznesine yatırıldığında veya aynı tutarda kesin banka teminat mektubu ibraz edildiğinde İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibi kapsamında icra veznesine girecek paraların -dava konusu edilen 100.000,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla- davalı alacaklıya ödenmemesi şeklinde kabulüne karar verilmiştir.Davacılar vekili 09/04/2025 tarihli dilekçesi ile; Mahkemenin 10/03/2025 tarihli ara kararında kurulan hüküm doğrultusunda, fazlaya dair talep ve dava haklarının saklı kalması kaydı ile, dava konusu alacak tutarı olan 100.000,00-TL'yi sadece müvekkili ... yönünden sınırlı olmak kaydıyla 1.796.983,09-TL arttırmak suretiyle ıslah ettiklerini, 09/04/2025 tarihi itibariyle İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibi bakiye tutarı olan 1.896.983,09-TL üzerinden müvekkili ...'ın borçlu olmadığının tespitini, müvekkili ... yönünden 1.896.983,09-TL ile sınırlı olmak kaydıyla İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibinin dava sonuçlanıncaya kadar durdurulması için teminatsız olarak, mahkememiz aksi kanaatte ise belirlenecek teminat karşılığında ivedi olarak tesis edilecek ara karar ile ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmesi üzerine mahkemenin 10/04/2025 tarihli ara kararı ile önceki ara karar doğrultusunda davacı ... yönünden icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine, davacı ... yönünden davanın tarafları ile sınırlı olarak uygulanmak koşuluyla tedbir talebinin, 2004 sayılı İİK'nın 72/3.maddesi gereğince; dava konusu alacak olan 1.896.983,09-TL bedelin %15' inden (284.547,46-TL) aşağı olmamak üzere nakdi teminat mahkeme veznesine yatırıldığında veya aynı tutarda kesin banka teminat mektubu ibraz edildiğinde İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibi kapsamında icra veznesine girecek paraların -ıslah dilekçesi ile talep edilen 1.896.983,09-TL ile sınırlı olmak kaydıyla davalı alacaklıya ödenmemesi şeklinde kabulüne karar verilmiştir. Davacılardan ... yönünden verilen ihtiyati tedbir kararına karşı davalı vekilince yasal süresi içerisinde istinaf yasa yoluna başvurulmuş olup, istinaf nedenleri olarak; Mahkemece verilmiş olan ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü kararı, davalı müvekkil şirket dinlenilmeden ve müvekkil şirkete itiraz hakkı tanınmadan verilmiş olduğunu, müvekkilin başta hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı ve silahların eşitliği ilkesi başta olmak üzere temel hak ve özgürlükleri ihlal edildiğini, HMK m. 394 ve 341/1-b'ye aykırı davranılmak suretiyle başta usul hukuku bakımından hatalı bir karar verildiğini, mahkemenin hatalı değerlendirmesinin aksine, davacı ...'ın davacı ... şirketi dışında kendi adına bizzat atmış olduğu imza, davaya konu her üç bononun ön yüzünde de mevcut olup davacı ...'ın TTK m. 701/3 uyarınca aval veren olduğu; aval veren sıfatıyla TTK m. m. 702/1 gereği senet üzerinde yer alan borcun tamamından sorumlu olduğu izahtan vareste olduğunu, dolayısıyla davacı ... yönünden mahkece yapılan, "davacının şahsen bir imzasının bulunmadığı ve bu sebeple yaklaşık ispatın sağlandığı" şeklindeki tespit gerçeği yansıtmadığını, ihtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için kanunun aradığı yaklaşık ispat koşulu, davaya konu senetlerin bedelsiz olduğu iddiası bakımından da sağlanmadığını, zira davacılar, davaya konu bonoların bedelsiz olduğunu yazılı delille ispat edemediğini ileri sürmüştür.6100 Sayılı HMK'nın "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341'inci maddesinde; "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları ve karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara istinaf yoluna başvurulabileceği ” düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin gerekçesinden anlaşıldığı üzere karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati hacze ilişkin geçici hukukî koruma taleplerinin kabulü hâlinde itiraz imkânı bulunduğundan, önce bu yola (itiraz) başvurulması gerekli olup, ancak itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması mümkündür. Nitekim HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde de ihtiyati tedbir konusu düzenlenmiş olup, aynı Kanun'un 394/1. maddesinde "karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir" denilmek suretiyle, bu durumda öncelikle kararı veren mahkemeye itiraz yolu öngörülmüştür.HMK'nın 394/4.maddesinde, ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz başlığı altında "İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir.", 394/5.maddesinde de, "İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır." düzenlemesi mevcuttur.Dava konusu somut olayda davalı tarafından gıyabında verilen ihtiyati tedbir kararı doğrudan doğruya istinaf edilmiştir. İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz yolu mümkün olup, ihtiyati tedbirin kabulü halinde aleyhine ihtiyati tedbir verilen tarafın itiraz hakkını kullanmadan doğrudan doğruya tedbir kararını istinaf konusu etmesi hukuken mümkün olmayıp bu karara karşı istinaf yolu kapalı bulunmaktadır. Davalı taraf ihtiyati tedbire itiraz üzerine bu itirazın reddi halinde kanun yoluna müracaat edebilecekken dava konusu somut olayda doğrudan doğruya ihtiyati tedbir kararının aleyhine ihtiyati tedbire hükmolunan davalı tarafça kanun yoluna müracaat hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 341/1 ve 394/5 maddeleri gereğince ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz yolu tüketilmeden istinaf yoluna başvurulamayacağından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun aynı yasanın 352/1.ç bendi uyarınca usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352/1.ç bendi uyarınca USULDEN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye irat kaydına, karar harcının istem halinde davalıya iadesine,3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 352/1.b bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.04/06/2025