T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1131
KARAR NO: 2024/1344
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2016/975
KARAR NO:2020/550
KARAR TARİHİ:01/10/2020
DAVA:İtirazın İptali (Sigorta Rücu)
KARAR TARİHİ:23/10/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı .... A.Ş.'nin müvekkil şirket nezdinde ... numaralı İş yeri ... Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu işyerinin otopark olduğunu, 3. Şahıslara ait emtialar ve muhteviyatta meydana gelecek zararın poliçe ile teminat altına alındığını, 06/04/2015 tarihinde riziko adresinde (1000 araçlık açık park alanı) saha acil çıkış kapısı olarak kullanılan ve üç adet kilidi bulunan kapının kilitlerinin balyoz ile kırılarak 6 adet sıfır aracın çalındığını, bu olay nedeniyle sigortalıya 12/08/2015 tarihinde 297.440,00 TL, 23/10/2015 tarihinde 4.000,00 TL olmak üzere toplam 301.440,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, davalı .... Şti. 22/12/2014 tarihli Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi ile 01/01/2015-2016 tarihlerini kapsar şekilde hırsızlık olayının meydana geldiğini iş yerinin güvenlik hizmetini yürüttüğünü, hırsızlık olayının meydana geldiği işyerinin gözetleme, koruma kollama hizmetleri, yine iş yeri bünyesinde bulunan tüm varlıkların güvenliğinin ve bu varlıklara zarar verebilecek olayların önlenmesi ve müdahalelerin yerinde ve zamanında yapılmasının işbu sözleşme ile 1 nolu davalı şirketin sorumluluğunda olduğunu, kamera görüntülerinin güvenlik kulübesindeki monitörden anlık olarak izlendiğini olay günü hırsızların stok sahasına 2 saat arayla 2 kez geldiklerini ve görevde olan davalı çalışanlarının an be an güvenlik kameraları tarafından kaydedilen hırsızlık olayını farketmediklerini bu nedenle söz konusu zarardan davalı şirketinin sorumlu olduğunu, davalı ... Sigorta şirketinin ise davalı .... Şti.'nin özel güvenlik mali sorumluluk sigortacısı olması nedeniyle teminat limiti dahilinde müşterek ve müteselsil sorumluluğunun bulunduğunu, her iki davalı hakkında icra takibin başlatıldığı, takip başlatıldıktan sonra araçlardan 1 tanesinin bulunduğunu 41.600,00 TL sovtaj geliri mahsup edildikten sonra bakiye alacağın 259.840,00 TL ye düştüğünü beyan ederek, davalıların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazının iptaline, takibin 259.840,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa ödeme tarihinden avans faizi işletilmesine, davalı ... şirketinin teminat limiti ile müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan davanın haksız ve dayanaktan yoksun olduğunu, davaya konu olayın özel güvenlik zorunlu mesleki sorumluluk sigortası genel şartlarının kapsamını düzenleyen A.1 maddesi ve kapsam dışı halleri düzenleyen A.5.C maddesi gereği olan poliçe kapsamı dışında kaldığını, davaya konu olayda müvekkil şirkete sigortalı davalı ... Şti ve çalışanlarının kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, davalı özel güvenlik şirketi hırsızlık önlemlerine karşı kanun, yönetmelik ve sözleşme ile kendisine verilen tüm görevleri eksiksiz yerine getirmiş olduğunu, hırsızlık girişimlerine karşı tüm önlemleri alma ve etkisiz kılmada hırsızlık girişimlerini azaltıcı şekilde davacının sigortalısı ...A.Ş. yetkililerini, alınması gereken önlemler konusunda bilgilendirilip uyarıldığını, buna rağmen davacı sigortalısı tarafından herhangi bir önlem alınmadığını, araç anahtarlarının araçların üzerinde bırakıldığını, hırsızlığın meydana geldiği alanın davacı sigortalısı tarafından asma kilit ile kilitlenmesi nedeniyle güvenlik elemanlarının bu bölgede kontrol yapamadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirketin yönünden faizin, temerrüt tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... Şti. vekili beyan dilekçesinde özetle; Olay nedeniyle müvekkilinin kusuru olmadığından pasif husumet yokluğundan reddi gerektiği, davacının hukuki yararının bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, olayın gerçekleştiği alanın girişten 150 metre kadar uzakta olduğunu, kameraların izlenmediği iddiası yersiz olduğu gibi kameraların hırsızlığın gerçekleştiği alanı net bir şekilde göstermediği, kaldı ki söz konusu alanda sadece danışmanlık hizmeti verildiği için de bu durumun müvekkil şirketten beklenemeyeceğini, müvekkilinin bir yükümlülüğü bulunmadığını, müvekkili şirket çalışanlarının olayın vukuu bulduğu mahale giriş çıkış yapmalarının mümkün olmadığını olay mahaline güvenlik görevlilerinin ulaşması için geçilmesi gereken ara kapının kilitli olduğunu ve anahtarların ... A.Ş’nin İnsan Kaynakları departmanında saklandığını, az sayıda personel çalıştırıldığı iddiasının yersiz olduğunu, gizli ibaresiyle ...A.Ş’ye danışmanlık hizmet kapsamında gönderilen öneriler başlıklı raporda devriye personellerinin tek başına görev yaptıkları ve bu durumun tehlikeli sonuçlar doğurabileceği konusunda zarar gören şirkete uyarılarda bulunularak güvenlik personelinin sayısının arttırılması gerektiğinin raporlandığını, yine stok sahasının içinde yer alan güvenlik kapısının asma kilitli olması ve anahtarının İnsan Kaynakları çalışanları tarafından kendi odalarında tutulmasının ilgili alanı kontrole imkan vermediğinin tutanağa bağlandığını, buna rağmen önlem alınmadığını, zarar gören şirket tarafından söz konusu alanda bekletilen araçların anahtarlarının üstünde bırakıldığını, basiretli tacir olarak gereken önlemlerin alınmadığını, talep edilen tutarların hukuka aykırı hesaplandığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; ''Dava, davacının dava dışı sigortalısına ödemiş olduğu sigorta tazminatını TTK'nun 1472. Maddesine göre davalılardan rücuen tazmin edip edemeyeceği hususunda itirazın iptali davasıdır.Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, icra dosyası tarafların ibraz ettiği tüm deliller, poliçe ve hasar dosyası, ekspertiz raporu, savcılık dosyası ve bilirkişi raporu ile birlikte tek tek incelenmiştir.Davalı şirket ile dava dışı... A.Ş. arasında yapılan 22/12/2014 tarihli sözleşmenin ve eklerinin incelenmesi neticesinde; dava dışı ... A.ş'nin hırsızlığa konu olan işyerinin gözetlenmesi, korunması kollanması hizmetlerinin yürütülmesi hususunda imzalandığı, işyeri bünyesinde bulunan tüm varlıkların güvenliğini tehdit edecek ve bu varlıklara zarar verebilecek olayların önlenmesi ve olayların meydana gelmesi durumunda gerekli müdahalelerin yerinde ve zamanında yapılması ve resmi kolluk kuvvetleri yetki alanları dışında kalan gözetim, danışma, yönlendirme hizmetlerinin verilmesi hususlarında olduğu, personel için yeterlilik şartlarının konulduğu ve bu haliyle, sözleşmenin konusunun danışmanlık değil güvenlik hizmeti olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizce aldırılan 11/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dava dışı iş yeri sahibi sigortalı ...A.Ş.'nin 50 Oranında Kusurlu" olduğu; Davalı ".... Şti'nin" istihdam ettiği özel Güvenlik Personelinin hizmet kusuru sebebiyle "% 50 oranında Kusurlu olduğu; Davacı ...(Eski adı ... A.ş.) 'nin ise "... Sigorta Poliçesi" ile sigortası olduğu dava dışı iş yeri sahibi ...A.Ş.' nin kusuru oranın da ve sigorta poliçesi kapsamında sorumlu olduğunu; davacı ... A. Ş. (Eski adı ... A.Ş. olan) tarafından, sigortalı dava dışı "... A.Ş. ve 12.08.2015 tarihinde 297.440,00 TL ve 23.10.2015 tarihinde 4.000,00 TL olmak üzere toplamda 301.440,00 TL ödendiği; Bu ödeme ile davacı ... şirketin sigortalısının haklarına halef olduğunu; Davacının yapmış olduğu bu ödemelerden, sigortalısının kusur oranına göre gereken düşüm yapıldıktan sonra bakiye kalan miktarın rücuen davalı .... Şti.1 den İsteyebileceği; Davalı "... Sti.' nin "... A.Ş."( Eski ünvanlıyla ... A.Ş,) nezdinde 12.02.2015-02.10.2016 tarihleri arasında ... Poliçesi" sigortalı olduğu; Teminat limitinin 360.000 TL olduğu, Poliçeye göre Özel Güvenlik Görevlilerinin mesleki sorumlulukları nedeniyle sigorta ettirene yöneltilebilecek zarar ve ziyan taleplerinin sigorta teminatı dışında kaldığını , araçlarını (dava dışı) iş yeri sahibi sigortalı ... A.Ş. otoparkına teslim eden dâva dışı ... A.Ş.' nin araçlarından 6 adet otorinobilin çalındığı anlaşılmış, adı geçen şirketin herhangi bir kusur bilgisine rastlanmamış, bu nedenle dava konusu olayca Tamamen Kusursuz Olduğu'' kanaatine varıldığını, davacının, davalı ... Şti.'nden, kusuru oranında (% 50), talep edebileceği asıl alacak (259.839,87 TL x %50) 129.919,93 TL + icra takip tarihi itibarı ile işlemiş avans faizi (129.919,93 TL x 190 gün/965 gün x %10,5) 7.101,11 TL olmak üzere toplamda 137.021,04 TL olduğu, görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.Mahkememizin 07/11/2019 tarihli celsesinde taraf vekillerinin itirazlarının değerlendirilmesi için önceki bilirkişi heyetine sigorta hukuku uzmanı bilirkişi de eklenerek ek rapor alınmasına karar verilmiş; bilirkişi tarafından sunulan 10/02/2020 tarihli ek rapor ile özetle; 22/12/2014 tarihli güvenlik hizmetleri sözleşmesinde düzenlenen sorumluluklar çerçevesinde ,davalı ... LTD'nin edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediği ve yaşanan hırsızlık olayında %50 oranında kusurunun bulunduğu, zarar ile kusur arasında illiyet rabıtasının da mevcut olduğu, dava dışı sigortalı ... AŞ'nin ise işyerinde gerekli güvenlik önlemlerini almayarak güvenlik ile ilgili zaafiyete sebep olduğu ve %50 oranında kusurunun bulunduğu ,zarar ile kusur arasında illiyet rabıtasının da mevcut olduğu, davalı ... LTD'nin sigortacısı olan davalı ... A.Ş'nin ise ...Sigortası genel şartlarının A5.c maddesi gereğince özel güvenlik görevlilerinin mesleki sorumlulukları nedeniyle sigorta ettirene yöneltilebilecek zararların kapsam dışı olması sebebiyle zarardan sorumlu olmayacağı, hülasa davacının talep edebileceği zarar bedelinin yaptığı ödemelerden, icra takibi yapıldıktan sonra çalınan araçların bir tanesinin daha bulunması ve sovtaj bedelinin de 41.600,00-TL olması sebebiyle düşülmesi neticesinde bulunan 259.839,87-TL'nin sorumluluk oranında yarısı olan 129.919,94-TL olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde; davacı tarafça, sigortalısına ödenen meblağın davalı taraflardan rücuen tahsilinin talep edildiği; davalılar tarafından, ise davanın reddinin talep edildiği anlaşılmıştır.Dava konusu edilen hırsızlık olayının gerçekleştiği soruşturma dosyasındaki ifadelere göre, olay tarihinde olay yerinde 4 özel güvenlik görevlisi bulunması gerekirken 1 görevlinin görevine gelmediği, 2 görevlinin ise özel güvenlik kartı ve eğitiminin bulunmadığı, olayın gerçekleştiği gece vaktinde şüpheli kişilerin işyerinin bahçesine girerken ve 6 adet aracı 2 saat arayla çalarken hırsızlık anında görev yapan davalı çalışanlarının, şüpheli şahısların işyerine girişini, otopark kapısında bulunan kilitleri kırmalarını, araçları çalıştırmalarını fark etmedikleri, oysa çalınan araçların bulunduğu otoparkın güvenlik kamerasıyla izlenebildiği, dava dışı ... A.Ş'nin ise hırsızlık olayının gerçekleştiği alanın etrafının çevrili ve kapılarının kilitli olduğu, görevlilerin bu bölgeyi kontrol etmelerinin şirket tarafından engellendiği, araçların güvenliği için en önemli tedbir olan kontak anahtarının araçların üzerinde bulunmasının araçların kolayca çalınmasına sebebiyet verdiği sorumluluk alanında bulunulan otoparkta davalı tarafça güvenlik hizmetlerinin gereği gibi yerine getirilmediği, bu nedenle oluşan hasardan %50 oranında sorumlu bulunduğu, davacı ile sigortalı arasında yapılan sigorta poliçesinin zarar sigortası olduğu, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca zarar sigortalarında ancak gerçek zararın talep edilebileceği, icra takibi yapıldıktan sonra çalınan araçların bir tanesinin daha bulunması ve sovtaj bedelinin de 41.600,00-TL olması sebebiyle toplam bedelden düşülmesi neticesinde bulunan 259.839,87-TL'nin sorumluluk oranında yarısı olan 129.919,94-TL'nin bu miktar itibari ile kadri maruf bulunduğu..." gerekçesiyle;"1-... sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline ilişkin davanın kısmen kabulü ile ;Davanın bir numaralı davalısı ... LTD ŞTİ yönünden kısmen kabulüne, Takibin davalı ... LTD ŞTİ'nin meydana gelen zararda %50 oranında kusuru olduğu mahkememizce kabul edildiğinden 129.919,94 TL üzerinden takip tarihinden itibaren değişen ve değişecek avans faiz oranları uygulanmak suretiyle devamına, Davalı ... Sigorta yönünden açılan davanın reddine,Aşan istemin reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Karara dayanak bilirkişi raporlarında sigortalı ... Otomotiv'e %50, davalı ...'e % 50 oranında kusur atfedilmiş ise de bu oranın hatalı olduğunu, sigortalı ile davalı güvenlik şirketi arasında imzalanan güvenlik sözleşmesi gereğince bütün güvenlik hizmetlerinin verilmesinden davalı şirketin sorumlu olduğunu, hırsızlık olayı güvenlik kameraları tarafından açık ve net şekilde görülmesine rağmen kamera kayıtları izlenmeyerek hizmetin gereği gibi ifa edilmediğini ayrıca eksik personel ile hizmet verildiğini, bu nedenle tüm kusurun davalı güvenlik şirketine ait olduğunu, müvekkil şirket ödeme tarihi olan 12/08/2015 tarihinden itibaren faize hak kazanmasına rağmen kararda faize hükmedilmediğini, ödeme tarihi kabul edilmese dahi davalı ... şirketinin temerrüde düşürülüğünü, 04/01/2016 tarihinde ihtar yazısı tebliğ edildiğini, hatta 11/01/2016 tarihli Bakırköy ... Noterliği tarafından düzenlenen yazı ile ihtara cevap verildiğini, takip öncesi temerrüt oluştuğu için faize hükmedilmemesi gerektiği, davalı ... A.Ş. nezdinde davalı .... Şti.'nin ... Poliçesi ile sigortalı olması nedeniyle hırsızlık sonucu meydana gelen zarardan sigorta poliçesi gereği teminat limitleri nispetinde müştereken ve müteselsilen sorumlu olmasına rağmen bu davalı yönünden hatalı olarak davanın reddine karar verildiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu hırsızlık olayında hiçbir kusuru bulunmadığını, sigortalı firmanın belli lokasyonları için gözetim ve danışmanlık belli lokasyonları için ise güvenlik hizmeti aldığını, müvekkili tarafından sigortalı firmaya hizmet sunulan tüm lokasyonlarda görevin layıkıyla yerine getirildiğini, müvekkilli ile sigortalı arasındaki sözleşmede görev yeri-tesis olarak tanımlanan yerler arasında hırsızlığa konu yerin bulunmadığını, sigortalının talep ettiği sayıda personel çalıştırıldığını, personellerin niteliklerinin ise hizmet verilen firmaca belirtilen kriterlere uygun olarak seçildiğini, hırsızlanan araçların bulunduğu bölgenin müvekkilinin hizmet verdiği alan dışında kaldığını, davalı müvekkil çalışanlarının bu alanda devriye yapması olanağının dahi bulunmadığını, dahası iki yer arasında yükseklik farkı bulunduğundan görülmesinin de mümkün olmadığını, keşif yapıldığı takdirde bu hususların tespit edilebileceğini, güvenlik kulübesindeki ekranlardan tüm kameraların görüntüleri değil yalnızca oraya yansıtılmış kameraların görüntülerinin izlenebildiğini, esas izleme odasının müvekkili şirketin görev alanı içerisinde kalan ve yine müvekkili şirketin personellerinin girme izni bulunmayan davacı sigortalısının yönetim binasında bulunduğunu, bu nedenle kamera görüntülerini müvekkili personellerinin takip imkanı olmadığını, dava konusu olayın sigortalı firmanın ağır ihmali, risk analiz raporlarını önemsemeyerek müvekkili firma personellerini görevini gereği gibi yerine getirmelerine müsaade etmemesinden kaynaklandığını, sigortalının hırsızlığa konu araçların anahtarları araçların üstünde bırakması sebebiyle ağır kusur olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece vekalet ücretine ilişkin "Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı vekili için takdir olunan 16.292,39 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" dair hüküm kurulmuş ise de dosyada iki tane davalı yer aldığını, gerekçeli kararın avukatlık ücretine ilişkin 4. maddesinde hangi davalı lehine ne kadar vekalet ücretine hükmedildiği hususunun açıkça gösterilmediğini, mahkemece müvekkili hakkındaki davanın red sebebi diğer davalıdan farklı olduğu için AAÜT 3/2.maddesindeki "(2) Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." hükmü uyarınca dava değeri üzerinden hesaplanacak vekalet ücretinin müvekkili lehine takdiri gerekirken bu yönden hatalı karar verildiğini beyan ederek, kararın vekalet ücreti yönünden kaldırılmasını talep etmiştir. İhbar olunan ... A. Ş. Vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... Şirketi ile imzalanan güvenlik hizmetleri sözleşmesi gereği otopark alanındaki güvenliğin sağlanması yönünden sorumluluğun güvenlik şirketine bırakıldığını ve araç stok sahasında meydana gelebilecek her türlü risk ve zarara karşı özel yetkili güvenlik görevlilerinin müdahale edebilmesi imkanı tanınarak riskin minimuma indirildiğini, buna rağmen bilirkişi raporunda müvekkiline %50 oranında kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, davalı güvenlik şirketinin tam kusurlu kabul edilmesi gerektiğini, müvekkil şirkete yönelik atfedilen kusurun gerekçesi park halindeki araçların kontak anahtarlarının üzerinde bırakılmış olması ise de araç stok sahalarında uygulanan bu yaygın yöntemin araç anahtarlarının kaybolmasının önüne geçmeye yönelik olduğunu, müvekkili şirketin 1000 araçlık bir park alanındaki her bir araca ait anahtarı üzerinden alarak muhafaza etmesinin çok daha riskli bir durum teşkil edeceğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
EK KARAR, EK KARARIN İSTİNAFI VE İNCELEME Mahkemece davalı ... Ltd. Şti.'nin istinaf talebi üzerine harç ve masraflar yatırılmadığı için 21/01/2021 tarihli muhtıra düzenlenerek tebliğ edilmiş, verilen süre içerisinde söz konusu masraflar yatırılmamasına rağmen dosyanın HMK 344.maddesi uyarınca bir karar verilmemesi üzerine Dairemizin 06/03/2024 tarihli 2021/323 E. 2024/310 K. sayılı kararı ile; "... ilk derece mahkemesi tarafından HMK'nın 344.maddesi uyarınca karar verilerek ... vekiline tebliğ edilmesi ve söz konusu karara karşı istinaf yoluna başvurulması halinde gerekli işlemler yapıldıktan sonra dosyanın istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmesi gerektiğinden, eksikliğin ikmal edilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine..." karar verilmiştir. Dairemizin geri çevirme kararı HMK'nın 344.maddesi uyarınca karar verilmesi yönünde olmasına rağmen, mahkemece davalı vekiline yeniden muhtıra çıkartılması ve harç/masrafların ikmal edilmesi üzerine, bu kez Dairemizin 22/05/2024 tarihli 2024/730 E. 2024/724 K. sayılı kararı ile "HMK'nın 344.maddesi uyarınca davalı ...'nin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesi, söz konusu karar tebliğ edilerek sair işlemlerin yapılması için dosyanın 2. kez geri çevrilmesine" karar verilmiştir. Mahkemece 03/06/2024 tarihli ek karar verilerek, davalı vekiline tebliğ edilmiştir.Davalı ... Şti. vekili tarafından karara karşı süresi içerisinde istinaf yoluna başvurularak, muhtıranın usulüne uygun olmadığı, harç ve masrafların yatırıldığı gerekçesiyle ek kararın kaldırılması ve istinaf sebeplerinin incelenmesi talep edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 344. maddesinde; "İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır." hükmü yer almaktadır.Yasal düzenleme gereğince hakim tarafından istinaf harç ve giderlerinin tamamlanması için bir haftalık kesin sürenin yazılı olarak verilmesi, verilecek bu kararda harç ve masrafların miktarı ile yatırılacak mercii ile sürenin tereddüte mahal vermeyecek şekilde açık olarak ihtar edilmesi gerekmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 20/05/2024 tarihli 2024/3053 E.2024/4908 K sayılı kararı; "...Mahkemece, davalı tarafa eksik temyiz giderlerinin tamamlanması için çıkarılan muhtırada masrafın yatırılacağı yer tereddüde yol açmayacak şekilde “mahkeme veznesi” olarak gösterilmesi gerekirken “dosyamıza yatırılması” ibaresi kullanılmıştır. Oysa ki, bir işlemin tamamlanması ancak o işlemin yapılacağı merci önünde olur. Mahkemenin muhtıra yazısı bunu sağlamaya yeterli olmayıp, temyiz edeni yanıltacak mahiyettedir. Bu nedenle muhtıra geçersiz olup, usulüne aykırı yapılan bildirim nedeniyle muhtıranın yasal sonuçlarını doğurması beklenemeyecektir."Mahkemece çıkartılan muhtıra incelendiğinde ise "...iş bu muhtıranın tarafınıza tebliğ tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre içinde 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile toplam 8.874,83 TL ilam harcının ¼ ü bulunan 2.218,71 TL istinaf peşin harcının tamamlanması ile dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi ve verilecek kararın taraflara tebliğ giderleri olarakta 150.00 Türk Lira istinaf avansını dava dosyasına depo etmeniz, aksi takdirde H.M.K.nun 344 ncü madde hükmü gereğince kararın istinaf edilmemiş sayılmasına karar verileceği..." şeklinde düzenlemiş olup gerek harcın yatırılacağı merciin gösterilmemiş olması gerekse istinaf avansı yönünden "dava dosyasına depo" edilmesi gerektiği yönünde karar verilmiş olması sebebiyle muhtıranın usulüne uygun olmadığı anlaşılmakla davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde gerekli giderlerin yatırıldığı tespit edilmekle, ek kararın kaldırılmasına karar verilerek, istinaf sebeplerinin incelenmesine geçilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava; sigortacının, dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin, hasardan sorumlu olduğunu iddia ettiği davalılardan 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ilişkindir.Davacı tarafından, ... sayılı dosyası ile 19/02/2016 tarihinde davalılar hakkında 301.440,00 TL asıl alacak ve 16.353,12 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 317.793,12 TL'nin tahsili istemiyle 19/02/2016 tarihinde takip başlatılmıştır. Ödeme emri davalı .... Şti.'ne 23/02/2016 tarihinde, davalı ... Sigorta A.Ş.'ye 24/02/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı ... Şti.'ne 25/02/2016 tarihinde, davalı ... A.Ş. 01/03/2016 tarihinde yetki ve borca itiraz etmiştir. Davacı vekili yetki itirazını kabul ederek dosyanın yetkili ... gönderilmesini talep etmiştir. Dosya 29/06/2016 tarihinde .... Sırasına kaydedilmiş, işbu icra dairesi tarafından yeniden ödeme emri düzenlenmiştir. Ancak dosya kapsamında ödeme emrinin davalılara tebliğ edildiğini gösterir tebligat parçası bulunmamaktadır. Yine davalı ... A.Ş. vekili tarafından 14/07/2016 tarihinde sunulan itiraz dilekçesi mevcut ise de davalı ... Şti.'nin takibe itiraz ettiğine dair bir kayıt yer almamaktadır. Bu durumda mahkemece ... sayılı dosyasından, davalılara ödeme emrinin hangi tarihte tebliğ edildiğini gösterir tebligat parçalarının dosya kapsamına alınması, yine davalı ... Şti. tarafından takibe itiraz edilmiş ise itiraz evrakının dosya kapsamına alınması, davalılar tarafından takibe İİK'nın 62.maddesi uyarınca yasal sürede itiraz edilip edilmediğinin her bir davalı yönünden ayrı ayrı tespit edilmesi gerekmektedir.Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir.Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir.Davacı tarafça, sigortalı ... A.Ş.'ye ait işyerinde meydana gelen hırsızlık nedeniyle, sigortalı ... A.Ş.'ye ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili talep edilmektedir. Davacı nezdinde düzenlenip dosyaya ibraz edilen tek poliçe sigorta ettiren ... A.Ş., sigortalı .... Şti. olan, ... poliçe no.lu 22/08/2014-2015 dönemine ilişkin düzenlenen poliçe olup, davacı tarafça başka bir poliçe ibraz edilmemiştir. Nitekim bilirkişi raporunda da bu poliçe kapsamında inceleme yapılmış, hatalı olarak sigortalının ... A.Ş. olduğu belirtilmiş, gerek mahkeme gerekse bilirkişiler tarafından bu husus fark edilmemiştir. Dava dilekçesi ve ekspertiz raporunda poliçe numarası... olarak belirtilmiş ise de bu poliçe ise dosyada yer almamaktadır. Bu durumda, dosyaya ibraz edilen tek poliçenin ... poliçe no.lu olup bu poliçede sigorta ettiren her ne kadar ... A.Ş. ise sigortalının ... Şti. olması, dava dilekçesinde ve ekli ekspertiz raporu içeriğinde belirtilen poliçenin ... poliçe no.lu poliçe olması karşısında, mahkemece yeterli ve gerekli incelemenin yapılmadığı, davanın dayanağını teşkil eden poliçenin incelenmemiş olduğu, bu durumda eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.Mahkemece, ... A.Ş.'nin sigortalı olduğu, hasar dönemini ve adresini kapsayan poliçenin ibrazı sağlanarak, hasarın poliçe kapsamında olup olmadığı hususunda inceleme ve değerlendirme yapılması gerekmektedir.Ayrıca davacı tarafından 301.440,00 TL asıl alacak ve 16.353,12 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 317.793,12 TL üzerinden takip başlatılmıştır. Ancak dava dilekçesinde 6 araçtan 1 tanesinin bulunduğu ve bu araç yönünden 41.600,00 TL sovtaj bedeli düşülerek 259.840,00 TL üzerinden ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte takibin devamına karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davacının işlemiş faiz talebi de mevcut olup, her ne kadar harç 259.840,00 TL üzerinden yatırılmış ise de, davacı vekiline işlemiş faiz istemi yönünden talep ettiği miktar hususunda açıklama yaptırılarak, 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca eksik harcın tamamlatılması ve işlemiş faiz isteminin değerlendirilmesi gerekmektedir.Anayasanın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anayasanın 141. maddesinde ise mahkemelerin verdiği her türlü kararların gerekçeli olması gerektiğine işaret edilmiştir.HMK'nın 297. maddesinde hükmün kapsamı düzenlenmiştir. HMK'nın 297/1.c bendinde; "Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" gerekçeli kararda yer alması gerektiği ifade edilmiş, hükmün sonuç kısmında yer alması gereken hususlar ise HMK'nın 297/2. bendinde; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." şeklinde ifade edilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/02/2018 tarihli 2017/21-1721 E. 2018/345 K. sayılı ilamında açıklandığı gibi; "01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 297’inci maddesi bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır...Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hâkimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hâkim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (resen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru B./ Arslan R./ Yılmaz E.; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 472). Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur..."İlk derece mahkemesince verilen karar incelendiğinde, davalı ... Ltd. Şti. hakkında davanın hangi nedenle kısmen kabul kısmen reddedildiğine dair gerekçeye yer verilmiş ise de diğer davalı ... A.Ş. hakkında davanın hangi nedenle reddedildiğine dair bir gerekçeye yer verilmemesi Anayasanın 141.maddesine, HMK'nın 297.maddesine aykırıdır. İhbar olunan ... A.Ş. vekilinin istinaf talebi değerlendirildiğinde ise; 6100 sayılı HMK'nun 61.maddesinde davanın ihbarı düzenlenmiş olup, davanın ihbarı, ihbar olunanı davanın tarafı haline getirmeyecektir. İhbar olunan şirketin dosyada taraf sıfatı bulunmamaktadır. Bu durumda davada taraf sıfatı olmayan, hakkında hüküm kurulmayan ihbar olunanın istinaf hakkı bulunmadığı için istinaf dilekçesinin HMK'nın 352/1.ç maddesi uyarınca usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin, davalı... A.Ş. Vekilinin, davalı .... Şti. Vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine, ihbar olunan ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1.ç maddesi uyarınca usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İhbar olunan ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1.ç maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE 2-Davacı vekilinin, davalı ... A.Ş. vekilinin, davalı ... Ltd. Şti. vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin istinaf başvurularının AYRI AYRI KABULÜ ile İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/975 E. 2020/550 K. Sayılı 01/10/2020 tarihli kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 4-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının ayrı ayrı Hazineye gelir kaydına, 5-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince ayrı ayrı iade edilmesine, 6-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/10/2024