T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1629
KARAR NO: 2025/80
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/857
KARAR NO: 2024/444
KARAR TARİHİ: 07/06/2024
DAVA: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas)
KARAR TARİHİ: 29/01/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu kolektif şirket hakkında İstanbul 12. ATM'de açılan dava neticesinde verilen kararın İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile takibe konularak borçlu şirkete icra emri gönderildiğini, icra ödeme emri tebliğ edilen borçlu şirketin, icra müdürlüğüne müracaatla 3.kişiler adına kayıtlı taşınmazı teminat göstermek sureti ile icranın durdurulmasını talep ettiğini, talebin icra müdürlüğünce reddedildiğini, red kararının şikayet yolu ile İstanbul 11.İcra Hakimliğine götürüldüğünü, İcra Hakimliği'nin 2019/1018 E. 2020/1060 K.sayılı kararı ile şikayeti reddettiğini, icra takibi kesinleşmesine rağmen borç ödenmediği için İstanbul 1. ATM'nin 2019/569 E sayılı dosyası ile İİK 177/4 uyarınca iflas davası açıldığını, ancak müvekkillerin olası bir bozma kararı halinde haksızlığa sebebiyet vermemek adına yapılan görüşmeler sonrasında icra mahkemesinin reddettiği erteleme talebini İİK madde 36 da belirtilen erteleme koşullarının haciren sağlanması şartıyla kabul ettiklerini ve taraflar arasında sözleşme imzalandığını, bu işlemler sonrasında sözleşme gereği ve saklı tutulan hakkın kullanımı sadedinde teminat olarak gösterilen taşınmazların değerlerinin tespiti için ön adım olmak üzere kefiller hakkında icra takibi yapıldığını ve teminat olarak gösterdikleri ve hacizlerine onay verdikleri taşınmaz hisselerinin haczedildiğini ancak davalıların sözleşmeye aykırı davranarak sözleşmenin iptali ve haczin kaldırılması için icra mahkemesinde çeşitli davalar açtıklarınıi bu davaların tümünün sözleşmenin ihlali ve fesih nedeni olduğunu beyan ederek; imhal anlaşmasını fesih şartlarının oluştuğunu ve alacağı talep hakkının doğduğunu, ihtara rağmen ödeme yapmayan borçluların temerrüte düştüklerinin tespitine, davalı borçlu kollektif şirket ve ortaklarına, dosya borcunun tüm fer’ileri ile birlikte mahkeme veznesine yatırılması için depo emri çıkartılmasına, depo emrine riayet edilmemesi halinde borçlu Kollektif şirketin ve şirketle birlikte ortaklarının iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İİK m.177/4 uyarınca borçlu kollektif şirkete ve kollektif şirket ortaklarına karşı depo kararı çıkartılması ve ödememe halinde birlikte iflaslarına karar verilmesi talebiyle İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2019/569 E sayı ile iflas davası açıldığını, takibi devam ederken davacı temlik alanlar ve dava dışı ... A.Ş. ile davalı müvekkili şirket ve ortaklarından ... ve ... arasında yapılan görüşmeler sonucu dosya borcu hakkında bir anlaşmaya varılarak bu anlaşma İİK m.33/2 kapsamında icra müdür yardımcısının huzurunda taraflarca imza altına alındığını, imhal anlaşması gereğince davalı müvekkilinin iyi niyetli olarak anlaşmada öngörülen edimlerini süresi içinde yerine getirdiğini ve getirmeye devam ettiğini, 04/10/2019 tarihli imhal anlaşması gereğince "icra takibinin dosya konusu ilamın istinaftan onama kararı ile dönünceye kadar ertelenmesi" konusunda tarafların anlaşmış olduğunu, anlaşmada öngörülen süre henüz dolmadığı gibi herhangi bir bozucu şarttın da gerçekleşmediğini, imhal anlaşmasının davalı müvekkilleri tarafından ihlal edilmediğini, davacılar tarafından 04/10/2019 tarihli anlaşmaya aykırı olarak icra takibine devam edilmesi ve icra kefili müvekkillere icra emri gönderilmesi nedeniyle imhal anlaşmasının ihlal edildiğini, davalı müvekkili ... hakkında imhal nedeniyle icranın geri bırakılmasına dair mahkeme kararının olduğunu, davacılar tarafından imhal sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedilmesi mümkün olmayıp, fesih bildiriminin davalı müvekkilleri tarafından kabul edilmediğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı şirket ve ortaklarının iflasına karar verilmesi için yasal şartlarının oluşmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''Taraflar arasındaki uyuşmazlık İstanbul 12.ATM' nin 2015/1159 E.-2019/297 K.sayılı takip başladıktan sonra mahkeme ilamına dayalı olarak başlatılmış olan bu takip sonrası yapılmış protokol nedeniyle taraflar arasında yapılmış imhal anlaşması olup olmadığı, imhal anlaşmasının dava tarihi itibariyle bağlayıcı durumunun olup olmadığı, İİK m.177/4 hükmü karşısında davalı kollekif şirket ve ayrıca diğer gerçek kişi ortakları hakkında İİK m.177/4 gereği iflas kararı verilmesi koşulunun oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. Dayanak icra dosyası içeriğine göre 29/07/2019 tarihinde İstanbul 12.ATM kararına istinaden "... Şirketi ... ve Ortakları" aleyhine olmak üzere ilamlı icra takibine başlanıldığı, örnek 4-5 icra emrinin düzenlendiği, bu arada icra takibi aşamasında dava dilekçesinde belirtilen sözleşmenin ve icra dosyasına sunulan 04/10/2019 tarihli ve dosyamızdaki davalı gerçek kişilerin isim ve imzasının yer aldığı, icra kefaletlerinin verildiği, yine bu çerçevede alacaklı vekilince 04/11/2019 tarihi itibariyle ilamlı icra takibine devam olunduğu, örnek 4-5 icra emrinin düzenlendiği, bu arada konu ile ilgili icra hukuk mahkemelerinde açılan şikayet taleplerinin mevcut olduğu, son yapılan 04/11/2019 tarihli icra emrinde kollektif şirket ortakları değil davalı olan gerçek kişiler ..., ... hakkında icra takibi olunduğu, ... hakkında dahi ilamli icra takibine dair takip talebinin mevcut olan icra dosyasındaki sırasında bulunamadığı anlaşıldı. Davacılar vekili 11/01/2024 tarihli duruşmada hazır olduğu halde 01/02/2024 tarihli duruşmada hazır olmamışlar, UYAP ortamında veya fiziki ortamda hiçbir mazeret dilekçesi sunmamışlar, e-duruşma dahi talep etmemişlerdir. Nitekim davalılar ... ve kollektif şirket vekili de davayı takip etmeyeceğini açıklamıştır. Bu şartlarda 01/02/2024 tarihi itibariyle dava dosyası işlemden kaldırılmıştır. Dava dosyasının işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren ve üç ay geçtiği halde ise taraflarca HMK m.150 hükmü uyarınca yenileme dilekçesi sunulmamıştır. Dava dosyasının işlemden kaldırıldığı tarihten hüküm tarihine kadar üç aylık sürenin geçtiği, davanın da yenilenmediği anlaşılmakla HMK m.150 hükmü gereği davanın açılmamış sayılma şartları oluşmuştur. Yapılan açıklamalar karşısında davacıların açtığı davanın HMK.m.150/f.5 hükmü uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir." gerekçesiyle; "1-Davacıların açtığı davanın HMK.m.150/f.5 hükmü uyarınca AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, ...4-Davalı ... ile davalı ... Kollektif Şti. ... ve Ortakları, kendilerini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereği adı geçen davalılar için ayrı ayrı takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin, davacılardan müteselsilen alınarak adı geçen davalılara ayrı ayrı verilmesine, ...6-Haklarında dava ayrılan ve akabinde haklarında yetkisizlik kararı oluşturulan ..., ... hakkında bu dosyada ayrıca karar verilmesine yer olmadığına" dair hüküm tesis edilmiştir.
TASHİH TALEBİ Davalılar vekili 18/07/2024 tarihli tashih talep dilekçesinde; Müvekkilleri ... Kollektif Şirketi ... ve Ortakları, ..., ... ve ... aleyhine iflas davası açıldığını, Dava devam ederken mahkemenin 27/04/2023 tarhihli celsesinde ... ve ... hakkında ayırma kararı verildiğini, bu nedenlerle Mahkemenin eldeki dosyasındaki gerekçeli kararında ... ve ... hakkında davanın ayrıldığının belirtilmesi gerekmesine rağmen açık maddi hata ile; a) ...'ın davadan ayrıldığı ve ...'ın davadan ayrılmadığı şeklinde gerekçeli kararın tarafları ve hükmün 4. ve 6. maddesinde hüküm kurulduğunu, b) Yine kararın gerekçe kısmında "Davacılar vekili 01/02/2024 tarihli duruşmada hazır olmamışlar, UYAP ortamında veya fiziki ortamda hiçbir mazeret dilekçesi sunmamışlar, e-duruşma dahi talep etmemişlerdir. Nitekim ... ve Kollektif şirket vekili de davayı takip etmeyeceğini bildirmiştir." şeklinde gerekçe oluşturulduğunu oysa ki söz konusu duruşmaya ... ve Kollektif Şirket vekili olarak katıldıklarını ve davayı takip etmeyeceklerini bildirdiklerini, Açık maddi hata dolayısıyla ...'ın davadan ayrılmış olduğu şekilde ve ...'ın davadan ayrılmamış olduğu şekilde verilen gerekçeli kararın taraflar kısmının, gerekçesinin ve hüküm kısmının tashihine karar verilmesini talep etmiştir.
TASHİH ŞERHİ Mahkemenin 04/09/2024 tarihli kararı ile; "dava dilekçesinde adı geçen, davalı olarak gösterilen diğer davalılar ... ve ... yönünden 27/04/2023 tarihli duruşma tutanağı çerçevesinde ayırma kararı verildiği, ayırma kararının infaz edildiği, yine dosya kapsamında anlaşılacağı üzere bu kişiler hakkında yine mahkememizin 29/09/2023 Tarih ve 2023/607 E. 721 K.sayılı dosyasına istinaden yetkisizlik kararı verildiği, halihazırda bu dosyanın davalısının sadece ve sadece ... Koll.Şti.... ve Ortakları ile ... olduğu, buna rağmen gerekçeli kararın başlık kısmında ve hüküm fıkrasında basit ve çok açık yazı hatasının mevcut olduğu anlaşılmakla HMK m.304 hükmü gereği dosya ele alındı. 1-Mahkememizin 07/06/2024 tarih, 2021/857 E. 2024/444 K.sayılı gerekçeli kararının birinci sayfasının "Davalılar" başlıklı bölümün ikinci maddesindeki "......" ....Beşiktaş/İstanbul ibaresinden sonra gelen "Ayrıldı" ibaresinin silinmesine, Yine gerekçeli kararın birinci sayfasındaki aynı bölümün üçüncü maddesindeki "..."...Kadıköy İstanbul" ibaresinden sonra "Ayrıldı" ibaresinin eklenmesine, Yine adı geçen gerekçeli kararın üçüncü sayfasındaki hüküm fıkrasının dördüncü maddesindeki ilk kelime olan "Davalı" ibaresinden sonra gelen "..." ibaresinin bu cümleden çıkarılarak yerine "..." ibaresinin; yine aynı hüküm fıkrasının altıncı maddesindeki "..." ibaresinin bu cümleden çıkarılarak yerine "..." ibaresinin yazılmasına, Bu suretle adı geçen gerekçeli kararın birinci sayfasında ve üçüncü sayfasındaki açık maddi hataların bu şekilde tashihine..." istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili 24/07/2024 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; 18/07/2024 tarihli tashih talep dilekçesindeki nedenleri tekrar ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, doğrudan iflas istemiyle ... Kollektif Şirketi ... ve Ortakları, ..., ... ve ... aleyhine açılmıştır. Mahkemece davalılar ... ve ... yönünden dosya tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmiş ve kesin yetki kuralı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Eldeki dava ise ... Kollektif Şirketi ... ve Ortakları, ... hakkında devam etmiştir. Ancak dosyanın davacı tarafça takip edilmediği ve davalılar vekilinin de davayı takip etmek istemediklerini beyan ettiği anlaşılmakla 01/02/2024 tarihli celsede dosyanın HMK'nın 150.maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, 3 aylık yasal süre içerisinde yenilenmediğinden 07/06/2024 tarihli kararla davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Buna rağmen mahkemenin gerekçeli karar başlığında haklarında ayırma kararı verilen ... ve ...'a yer verilmesi, hüküm kısmının 4.maddesinde ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi, hüküm kısımının 6.maddesinde "...... hakkında bu dosyada ayrıca karar verilmesine yer olmadığına..." karar verilmesi hatalı ise de mahkemenin 04/09/2024 tarihli tashih şerhinde bu hususlar düzeltilmiş olup, istinaf dilekçesinin ise tashih kararından önce sunulduğu açıktır. Yani istinafa konu bu hususlarda mahkemece gerekli açıklama ve düzeltmeler yapılmıştır. Ayrıca ... ve ... hakkında açılan dava tefrik edildiğinden, Dairemizin karar başlığında da bu kişilere davalı olarak yer verilmemiştir. Yine gerekçe kısmında "...Nitekim davalılar ... ve kollektif şirket vekili de davayı takip etmeyeceğini açıklamıştır." ibaresinde "..." yerine "..." olması gerekmektedir. Ancak bu husus da açık maddi hataya dayalı olduğundan kararın kaldırılmasını gerektirir bir sebep olarak görülmemiştir. Dava açmakta olduğu (m. 114/1-h) gibi, kanun yoluna başvurmada da, hukuki yarar (menfaat) bulunmalıdır. Yani kanun yoluna başvuran tarafın, aleyhine kanun yoluna başvurduğu kararın kaldırılması veya değiştirilmesinde, korunmaya değer bir (hukuki) yararının bulunması gerekir. (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Prof. Dr. Baki Kuru, Av. Burak Aydın, C.II, S.1328). İstinaf yoluna başvurabilecek olanlar şüphesiz ilk derece mahkemesinde görülen davanın tarafları ya da çekişmesiz yargı işinin ilgilileridir. Kanun yoluna başvuru konusunda, çekişmesiz yargı işi bakımından sadece yargılamada yer alan ilgililer değil, maddî anlamda ilgili olup hukukî yararı bulunanlar da dikkate alınacaktır (m. 387). Bir davada ise hukukumuzda kabul edilen şeklî taraf sistemi içinde, ilk derecede yer alan taraflar, şartları oluştuğunda bu yola başvurabilir. Keza ilk derecede, taraflardan birinin ölümü üzerine tarafın yerine geçenler (m. 55) veya iradî taraf değişikliği (m. 124) ya da dava konusunun devri (m. 125) sebebiyle taraf konumunu kazananların da şartları oluştuğunda istinaf yoluna başvuru hakları mevcuttur... İstinaf yoluna başvuran kişinin yargılamadaki konumu istinafa başvuruya imkân tanısa dahi, bu kişinin istinaf yoluna başvurmada hukukî yararı da bulunmalıdır. Her şeyden önce hukukî yarar tüm usûl işlemlerinde dikkate alınması gereken genel bir yargılama şartıdır. Hukukî yarar bakımından ilk söylenecek şey, mahkeme kararı kısmen veya tamamen aleyhine olanın bu yola başvurabileceğidir. Tüm talepleri kabul edilen, lehine karar verilen ilgili veya tarafın istinaf yoluna başvurmakta kural olarak hukukî yararı bulunmamaktadır. Ancak duruma göre, karar lehine olan tarafın istinafa başvuruda hukukî yararı olduğu tespit edilirse o da bu yola başvurabilir. Örneğin, karar lehine olmakla beraber gerekçesi bakımından tarafın istinaf yoluna başvurmakta yararı bulunabilir. Bu çerçevede, karar şeklen lehine görünse dahi, kararın gerekçesi ya da içeriği tarafın aleyhine ise ya da kararın icrası veya kesin hüküm bakımından tarafın hukukî durumunu olumsuz etkileyecek unsurlar mevcutsa şeklen karar lehine olan tarafın da istinaf yoluna başvurmakta hukukî yararı olduğu söylenebilir. (Pekcanıtez Usul, Prof.Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr.Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, S.2215, 2216, 2217). Somut olayda; davalılar vekilinin istinaf istemine konu ettiği hususlar açık maddi hataya dayalı olup mahkemece 04/09/2024 tarihli tashih şerhi ile gerekli düzeltme yapıldığından artık istinaf talebinde hukuki yararı kalmadığı anlaşılmakla, istinaf isteminin hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun hukuki yarar yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davalılar tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davalılara iadesine, 3-İstinaf yargılaması için davalılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalılara karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince davacıya tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.a maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 164. maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 29/01/2025