T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/42
KARAR NO: 2025/57
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/761
ARA KARAR TARİHİ: 30/10/2024
DAVA TÜRÜ: Alacak
DAVA TARİHİ: 23/10/2024
KARAR TARİHİ: 15/01/2025
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı firma arasında 22.09.2022 tarihli Temizlik Hizmet Sözleşmesi ile 31.07.2023 tarihli ve 20.10.2023 tarihli ek protokoller akdedildiğini, sözleşme ve protokole istinaden davalıya her ay ödeme yapıldığını ve ayrıca 18.11.2024 düzenleme tarihli, ... seri nolu, 2.000.000,00 TL bedelli ve 18.12.2024 düzenleme tarihli, ... seri nolu, 1.500.000,00 TL bedelli çeklerin avans olarak keşide ve teslim edildiğini, davalı tarafından işçilere işçilik alacaklarının SGK primlerinin, BES kesintilerinin ödenmediğini, sözleşme gereği bulunması gereken kadar işçi bulundurulmadığını, kıdem ve ihbar tazminatı hak edişleri peşin davalıya ödenmesi rağmen davalı tarafından da işçilere kıdem ve ihbar tazminatlarını ödenmediğini, böylece hem sözleşmenin ihlal edildiğini hem de sebepsiz zenginleşildiğini, bu ve bunun gibi nedenlerle davalının mezkur sözleşmelerle üstlendiği borçları ile kanundan doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle, anılan sözleşme ve eki protokoller müvekkili tarafından 06.09.2024 tarihinde ihtarname çekilerek feshedildiğini, sözleşme sona erdiğinden anılan çeklerin de bedelsiz hale geldiğini, davalı şirketin yıllık izin ücreti, ücret alacağı, prim/ikramiye, yol parası, yemek parası, AGİ, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti vs. işçilik alacaklarından sözleşmenin 4-e maddesi gereğince tek başına sorumlu olduğunu, sözleşmenin 18-d maddesinin de buna paralel olduğunu, davalı tarafından işçilere ödenmesi gerektiği halde ödenmemesi sebebiyle asıl işveren sıfatına haiz müvekkili tarafından işçilere ödenmek durumunda kalınan maaş ödemelerinin 2024 yılı temmuz ayına isabet eden tutarın 1.114.123,99 TL, 2024 yılı ağustos ayına isabet eden tutarı 921.607,62 TL olmak üzere toplam olan 2.035.731,61 TL'nin müvekkili tarafından ödendiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 18-l maddesine göre davalı, işçi maaşlarını her ayın 15 ile 20'si arasında eksiksiz yapmakla yükümlüdür ve maaş ödemesini ayın 20 sinden sonraki geciktirdiği her bir personel için her bir gün başına 500(beşyüz) TL ceza-i müeyyide uygulanır hükmü gereğince davalının 2024 yılı temmuz ayı için (68*500)*11=374.000,00 TL; 2024 yılı ağustos ayı için (59*500)*11=324.500,00 TL cezai şart bedelinin müvekkiline ödenmesi gerektiğini belirterek ... Bankası Kozyatağı Şubesi'ne müvekkere yazılarak ekte görüntüsü de bulunan 18.11.2024 düzenleme tarihli, ... seri nolu, 2.000.000,00 TL bedelli çek ile 18.12.2024 düzenleme tarihli, ... seri nolu, 1.500.000,00 TL bedelli çek hakkında tedbiren ödemeden men kararı verilmesini, davalının her türlü hak ve alacaklarına ihtiyati haciz kararı verilmesini, terditli olarak; öncelikle sözleşmenin sona ermesi ve/veya menfi tespit kaynaklı bedelsiz hale gelen bahse konu çeklerin müvekkile iadesine karar verilmesini, aksi halde 3.500.000,00 TL'nin 06.09.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini, müvekkili tarafindan sözleşme kapsamında çalışan işçilere ödenmek durumunda kalınan maaş tutarlarının toplamı 2.035.731,61 TL'nin şimdilik 30.000,00 TL'sinin 06.09.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini, sözleşme kapsamında müvekkiline ödenmesi gerekli 698.500,00 TL cezai şart bedelinin şimdilik 30.000,00 TL'sinin 06.09.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ara kararı ile; HMK'nın 389 ve 391/1 maddelerine göre ... Bankası Kozyatağı Şubesi'ne ait 18.11.2024 düzenleme tarihli, ... seri nolu, 2.000.000,00 TL bedelli çek ile 18.12.2024 düzenleme tarihli, ... seri nolu, 1.500.000,00 TL bedelli çek hakkında -mümkünse teminatsız değilse teminat karşılığında- tedbiren ödemeden men kararı ve icra iflas kanununda aranan "borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa" şartınında gerçekleştiği iddiasıyla, davalının her türlü hak ve alacaklarına ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin talepte, çeklerin davalıya avans olarak verilip verilmediği, verilen çekler karşılığında hizmetin verilip verilmediği, ya da eksik ifade bulunup bulunmadığı, bu çeklerden dolayı davalının davacıya borçlu olup olmadığı, talep ve dava konusu çeklerin bedelinin olup olmadığının tespiti yargılamayı gerektirdiğinden ihtiyati tedbir talebinin ve ihtiyati haciz taleplerinin şartları oluşmadığı gerekçesiyle İhtiyati tedbir ve İhtiyati haciz taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşme ve protokole istinaden davalıya her ay ödeme yapıldığını ve ayrıca 18.11.2024 düzenleme tarihli, ... seri nolu, 2.000.000,00 TL bedelli çek ile 18.12.2024 düzenleme tarihli, ... seri nolu, 1.500.000,00 TL bedelli çek avans olarak keşide ve teslim edildiğini, davalı tarafından işçilere işçilik alacaklarının ödenmemesi, SGK'ya ödenmesi gerekli primlerin yatırılmaması, olması gerkenden az personel hazır edilmesi gibi nedenlerle anılan sözleşme ve eki protokoller müvekkili tarafından 06.09.2024 tarihinde ihtarname çekilerek feshedildiğini, bedelsiz hale gelen çeklerin hamil tarafından ibraz ve tahsil edilmesi riski bulunduğundan, ayrıca çekin bilerek borçlu zararına hareketle ciro edilmesi ihtimali karşısında çekler hakkında ödemeden men konulu ihtiyati tedbir kararı verilmesininin gerektiğini, hiç değilse tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddine karar verilmeden ticari defterler incelenmesi gerektiğini, kaldı ki bu davada sadece çek iadesi/bedeli talebi yanında aynı zamanda cezai şart alacağı ve işçilere ödenen maaşların rücu bedelinin de talep edildiğini, bunlara ilişkin ihtiyati haczin neden kabul edilmediğine ilişkin gerekçede hiçbir ibareye yer verilmediğini, maaş ödemelerinin ve cezai şart bedelinin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, işçilere maaşların müvekkili tarafından ödendiğinin dosyada mübrez sözleşme ve ödeme belgeleri ile sabit olduğunu hem alacağın vadesinin geldiği ispatlandığını hem de alacağımızın varlığının ödeme belgeleri hem de fesih ihtarı ile yaklaşık nispetini aşkın şekilde ispat edildiğini, davalı şirketin ortakları arasında mal kaçırmaya dayalı ceza davaları ve soruşturmalarına konu olan husumet bulunduğunu, bu hususta ..., ..., ... gibi şirket ortakları ve yöneticilerinin derdest soruşturma ve ceza dosyalarının cumhuriyet savcılığı makamından celp edilmesi ile anlaşılacakken bu hususta da bir araştırma yapılmadan işbu istinaf dilekçesine konu karar tesis edildiğini, Bu nedenle icra iflas kanununda aranan şartın da gerçekleştiğini belirterek istinaf başvurumuzun kabulünü, ... Bankası Kozyatağı Şubesi'ne müvekkere yazılarak dosyada mübrez görüntüsü de bulunan 18.11.2024 düzenleme tarihli, ... seri nolu, 2.000.000,00 TL bedelli çek ile 18.12.2024 düzenleme tarihli, ... seri nolu, 1.500.000,00 TL bedelli çek hakkında mümkünse teminatsız değilse teminat karşılığında tedbiren ödemeden men kararı verilmesini, davalının her türlü taşınır-taşınmaz-üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına hiç değilse cezai şart alacağımız ve maaş ödemeleri rücundan doğan 2.360.231,61 TL üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, hizmet sözleşmesi kaynaklı avans olarak verildiği iddia edilen kambiyo senetlerinin iadesi, olmadığı taktirde kambiyo senetlerinin bedellerinin alınması ile davalı çalışanlarına yapılmak zorunda kalınan ödeme ve cezai şart bedeli istemine ilişkindir. İhtiyati tedbir talebi yönünden yapılan incelemede; davacı tarafın ihtiyati tedbir talebi hizmet sözleşmesi kaynaklı avans olarak verildiği iddia edilen kambiyo senetlerinin iadesi, olmadığı taktirde kambiyo senetlerinin bedellerinin alınması talebi yönünden olup davaların yığılması şeklindeki diğer iki alacak talebi yönünden bir tedbir talebinin olmadığı anlaşılmakla bu kapsamda 22.09.2022 tarihli Temizlik Hizmet Sözleşmesi ile 31.07.2023 tarihli ve 20.10.2023 tarihli ek protokollerin içeriğinde 18.11.2024 düzenleme tarihli, ... seri nolu, 2.000.000,00 TL bedelli çek ile 18.12.2024 düzenleme tarihli, ... seri nolu, 1.500.000,00 TL bedelli çeklerin avans olarak verildiğine yönelik bir ifade bulunmamaktadır. Kartal ... Noterliğinin 06.09.2024 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesinde sözleşmenin feshedildiği bildirilerek çeklerin herhangi bir mehil verilmeden iadesi istenilmiş avans olarak verildiği de ayrıca belirtilmemiştir. Bu aşama itibariyle sözleşme ve bağlı protokoller kapsamında çeklerin avans olarak verildiği iddiasının 6100 sayılı Kanun'un 390 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacı tarafça davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmediği kanaatine varılmakla ihtiyati tedbirin reddine yönelik ara kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. İhtiyati haciz talebi yönünden yapılan incelemede; davacı tarafın her üç talebi yönünden de ihtiyati haciz talebi bulunduğu anlaşılmakla, 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 257 nci maddesinin birinci fıkrasındaki ihtiyati haciz için vadesi gelmiş bir para borcu şartının gerçekleşmesi gerekir. Sözleşme ve bağlı protokoller kapsamında çeklerin avans olarak verilip verilmediği, bu nedenle de vadesi gelen para borcu bulunup bulunmadığının tespiti yapılacak yargılama ile mümkün olup, davacı tarafça sunulan deliller bu aşamada alacağın varlığı ve muaccel olduğunu yaklaşık ispata yeterli değildir ve 2004 sayılı Kanunun 257 nci maddesinde öngörülen ihtiyati haciz şartları oluşmamıştır. Taraflar arasındaki 22.09.2022-22.09.2023 dönemine ait Temizlik Hizmet Sözleşmesinin Sevk ve İdari Sorumluluk başlıklı 4 üncü maddesinin e bendi:"YÜKLENİCİ firma, bu sözleşme ve TARAFLAR arasındaki önceki sözleşmeler kapsamında ... bünyesinde çalıştırdığı elemanlarının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, iş kazası ve meslek hastalığından doğanlar da dahil her türlü tazminat, fazla mesai alacağı, yıllık izin alacağı, hafta tatili alacağı ve ulusal bayram günleri tatili alacağı dahil ve bunlarla sınırlı olmamak üzere her türlü işçilik alacağından tamamen ve tek başına kendisi sorumludur. YÜKLENİCİ'nin herhangi bir personeli ilerde, özlük hakları ve her türlü işçilik alacaklarından dolayı, YÜKLENİCİ işçilerine bir ödeme yapmak durumunda kalması halinde veya YÜKLENİCİ'nin yahut personellerin kusuru veya bu sözleşmeye aykırılığı nedeniyle bir üçüncü kişiye ödeme yapmak durumunda kalması halinde ... bu sözleşmenin 18. maddesini uygulayarak teminatı irat kaydedip paraya çevirebileceği gibi YÜKLENİCİ'nin içeride alacağı var ise ... ödemesini durdurabilir, geciktirebilir, takas yapabilir yada teminat mektubunu nakte çevirebilir. Bu halde bile, karşılanmayan zararı olursa YÜKLENİCİ'ye aynen rücu eder. YÜKLENİCİ hiçbir ihtara ve uyarıya gerek kalmaksızın bu bedeli en geç 7(yedi) gün içerisinde defaten öder. YÜKLENCİ bu durumu iş bu sözleşme ile kabul beyan ve taahhüt eder." şeklindedir. Aynı sözleşmenin Teminat ve Zararların Tazmini başlıklı 18 nci maddesi ise: "a.YÜKLENİCİ işbu sözleşme ve TARAFLAR arasındaki devir edilen ve edilmeyen tüm sözleşmeler kapsamında (personel tazminatı, kıdem, ihbar ve benzeri dahil ve bunlarla sınırlı olmamak üzere işbu sözleşmedeki tüm hükümler) kullanılmak üzere 2.000.000(iki milyon) TL tutarında (EK-3'te taslağı bulunan) kesin ve süresiz Teminat Mektubunu en geç 22.12.2022 tarihine kadar ... idaresine teslim edecektir. Bu Teminat Mektubunun bahsi geçen tarihe kadar teslim edilmemesi halinde ... haklı, tek taraflı ve tazminat ödemeksizin fesih dahil her türlü yaptırım yoluna gidebilir. b.TARAFLAR, iş kazalarında Çalışma Bakanlığı'nın yürüttüğü talimatları uygulamak ile yükümlüdür. c.YÜKLENİCİ'nin ihmali veya personellerin ihmalinden kaynaklandığı düşünülen zararlar için karşılıklı tutanak tutulur. YÜKLENİCİ zararın kendisinden veya personelinden kaynaklanmadığını iddia ederse mutabık kalınan bilir kişiye durumla ilgili rapor tutturulur. Bu tutanağa istinaden ... 30(otuz) gün içerisinde zararın tazminini ister. Tazmin edilmez ise aylık ödeyeceği meblağdan mahsup eder. Tutar ödenecek rakamdan büyük ise zarar mukabilince teminat ... tarafından irat kaydedilebilir ve paraya çevirebilir. Bu halde YÜKLENİCİ aynı tutar ve şartlara haiz yeni bir teminat mektubunu on beş) gün içerisinde ...'a teslim edeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder. d.YÜKLENİCİ'niıı bu sözleşme ve TARAFLAR arasındaki önceki devir edilen sözleşmeler de dahil olmak üzere tüm sözleşmeler kapsamında herhangi bir taahhüdünü yerine getirmemesi veya yine bu sözleşme ve TARAFLAR arasındaki önceki devir edilen sözleşmeler de dahil olmak üzere tüm sözleşmeler kapsamında çalıştırılan personellerin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, iş kazası ve meslek hastalığından doğanlar da dahil her türlü tazminat, fazla mesai, yıllık izin, hafta tatili, ulusal bayram günleri tatili alacakları dahil ve bunlarla sınırlı olmamak üzere her türlü işçilik alacaklarından dolayı ...' ın, YÜKLENICI işçilerine ödeme yapma riski ile karşılaşması veya bir ödeme yapmak durumunda kalması halinde yahut YÜKLENİCİ'nin veya personellerin kusuru veya bu sözleşmeye aykırılığı nedeniyle bir üçüncü kişiye ödeme yapmak riskiyle karşılaşması veya ödeme yapmak durumunda kalması halinde ... uygulanacak cezai şartlardan bağımsız olarak teminatı irat kaydedebileceği ve paraya çevirebileceği gibi zararını YÜKLENİCİ'nin alacaklarından takas/mahsup edebilir. YÜKLENICI, ...'in takas/mahsup işlemine rağmen karşılanmayan zararlarını derhal, nakden ve defaten karşılayacağını kabul, beyan ve taahhüt eder. e.YÜKLENİCİ, ...'in karşılanmayan zararını hiçbir ihtara ve uyarıya gerek kalmaksızın bu bedeli en geç 7(yedi) gün içerisinde defaten öder. YÜKLENİCİ'nin içeride alacağı var ise ... ödemesini durdurabilir, geciktirebilir ya da takas ve mahsup edebilir." şeklindedir. Davacının davalı çalışanlarına yapılmak zorunda kalınan ödeme nedeniyle cezai şart bedeli istemini yukarıda yer alan sözleşmenin 18 nci maddesine dayandırmıştır. Davacının cezai şart alacağı olup olmadığı yargılama aşamasında delillerin değerlendirilmesi neticesinde tespit edilecek mahiyette olup bu aşamada alacağın varlığı ve muaccel olduğunu yaklaşık ispata yeterli değildir ve 2004 sayılı Kanunun 257 nci maddesinde öngörülen ihtiyati haciz şartları oluşmamıştır. Davacı tarafindan sözleşme kapsamında çalışan işçilere ödenmek durumunda kalınan maaş tutarlarının toplamı 2.035.731,61 TL'nin şimdilik 30.000,00 TL'si talebi yönünden ise, dava dilekçesinin ekinde 15 ayrı dekontun sunulduğu, bu dekontlarda taraf yetkililerince imzalanmış puantaj ve mesai çizelgelerinde isimleri bulunan kişiler yönünden ... adına maaş ödeme açıklaması ile 23.08.2024 tarihinde ödemelerin yapıldığının anlaşıldığı, dekontlarda yer alan ödeme yapılan miktarların dava edilen kısımdan fazla olduğu, sözleşmenin yukarıda yer alan 4 üncü maddesinin e bendi uyarınca bu bedelin ihtara gerek kalmaksızın 7 gün içinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmakla davacının bu yöndeki talebinin kısmi dava şeklinde 30.000,00 TL ile sınırlı olarak talep edilmesi nedeniyle bu miktar yönünden şartları oluştuğundan 2004 sayılı Kanunun 259 ncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren %15 teminat karşılığı ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken aksi yönde ihtiyati haciz talebinin reddedilmesinin isabetsiz olduğu kanaatine varılmıştır. İİK'nın 261/1.maddesinde; "Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar." hükmü yer almaktadır. Alacaklının ihtiyati haciz kararının icrasını (infazını) istemesi bir süreye tabi kılınmıştır. Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde, yetkili icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının icrasını istemek zorundadır. Alacaklı, icra takibinde bulunduktan sonra ihtiyati haciz talep etmişse, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde icra takibinin derdest olduğu icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının icrasını istemek zorundadır. Alacaklı ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde yetkili icra dairesinden (veya derdest icra takibinin bulunduğu icra dairesinden) ihtiyati haciz kararının icrasını istemezse, ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, İkinci Baskı, Ankara 2013, s.1047 vd.). İlk derece mahkemesindeki işleyiş dikkate alındığında, ihtiyati haciz talebinin aynı gün içinde yada ertesi gün, kabul veya red yönünde sonuçlandırılarak karara çıkartıldığı ve talep eden tarafından sürecin takip edilerek kararın yine aynı gün elden tebliğ alınıp infazının talep edildiği bilinmektedir. Ancak Bölge Adliye Mahkemelerinde süreç aynı şekilde işlemediğinden İİK'nın 261/1.maddesinde yer alan "...ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten..." ibaresinin nasıl yorumlanacağı hususunun tartışılması gerekmiştir. Zira ilgili hüküm gerek 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun gerekse 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun'un yürürlüğünden önceki tarihli olup, değişen koşullara yönelik herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. 5070 sayılı Kanun'un 5/1.maddesinde; "Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukuki sonucu doğurur." hükmü gereği kararlar UYAP sistemi üzerinden e-imza ile imzalanmakta ve fiziki olarak imzalanmamaktadır. Ve aynı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3.maddesinin h bendinde; "Zaman damgası: Bir elektronik verinin, üretildiği, değiştirildiği, gönderildiği, alındığı ve/veya kaydedildiği zamanın tespit edilmesi amacıyla, elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından elektronik imzayla doğrulanan kaydı" olarak tanımlanmıştır. Dairemizin kararında, karar tarihi olarak 15/01/2025 tarihi yazılacak ise de, bu tarih dosyanın karara bağlanmasının müzakere edildiği ve UYAP sistemi üzerinden karar numarasının alındığı tarihtir. Yani bu tarih itibariyle henüz yazılan bir karar olmadığı için infazı da mümkün değildir. Kararın infazının talep edilebilmesi ise ancak gerekçeli kararın Dairemizin başkan ve üyeleri ile zabıt katibi tarafından UYAP sistemi üzerinden "e-imza" ile onaylanarak, davanın tarafları ve ilk derece mahkemesi tarafından görülebildiği yani karar içeriğine vakıf olunduğu tarih itibariyle mümkündür. Bu nedenle İİK'nın 261/1.maddesinde yer alan "...ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde..." ibaresindeki "kararın verildiği tarihin", UYAP sistemi üzerinden onaylanarak, infazının talep edilmesinin mümkün olduğu tarih olarak yorumlanması ve 10 günlük sürenin bu tarihten itibaren başlatılması gerektiği Dairemizce kabul edilmiştir. Zira aksinin kabulü halinde yani dosyanın karara bağlanmasının müzakere edildiği ve UYAP sistemi üzerinden karar numarasının alındığı tarihin "kararın verildiği tarih" olarak kabulü halinde ihtiyati haciz isteyen taraf, henüz yazılmayan bir karardan haberdar olamayacağı için infazını da talep edemeyecektir. Dairemizin kabul ettiği görüş yukarıda açıklandığı gibi karar numarasının alındığı tarih olmayıp kararın UYAP sistemi üzerinden verildiği tarih olmakla birlikte, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 23/06/2022 tarihli 2021/3272 E. 2022/2356 K. sayılı kararı ile; "...İİK'nın 261/1. maddesi uyarınca; alacaklının ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinde kararın infazını istemeye mecbur olduğu, aksi halde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkacağı, ihtiyati haciz kararının günlük takip edilmesi mümkün olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararlarında, ihtiyati haczin infazının istenmesine ilişkin sürenin kararın tebliğ tarihinden itibaren başlatılması gerektiği..." yönünde verilen kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 10/05/2023 tarihli 2022/10553 E. 2023/3259 K. sayılı ilamı ile onanmış olması da infazın istenmesi tarihi açısından UYAP sistemi üzerinden karar numarasının alındığı tarihin esas alınmaması gerektiği yönündeki Dairemiz görüşünü desteklemektedir. Açıklanan sebeplerle; davacı tarafın istinaf başvurusunun ihtiyati haciz talebi yönünden kısmen kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ihtiyati haciz talebi yönünden kısmen KABULÜ ile İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/761 E. sayılı ve 30/10/2024 tarihli ara kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, 2-İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE, 3-İİK'nın 257. maddesi uyarınca İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN KISMEN KABULÜNE, takip ve dava konusu 30.000,00 TL'nin % 15'i oranında hesap edilen 4.500,00 TL teminat tutarı, davacı tarafça nakit olarak yatırıldığında yada kesin ve süresiz nitelikteki banka teminat mektubu ibraz edildiğinde, 30.000,00 TL alacakla sınırlı olmak kaydıyla davalının taşınır ve taşınmaz mallarının ihtiyaten haczine, fazlaya ilişkin ihtiyati haciz talebinin reddine, 4-İİK'nın 261/1. maddesi gereğince, Dairemizin gerekçeli kararının UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile onaylandığı tarihten itibaren 10 gün içinde infazının talep edilmemesi halinde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkacağının BİLİNMESİNE, 5-Kararın tebliği ve teminat alınmasına ilişkin işlemlerin İlk Derce Mahkemesince yerine getirilmesine ve kararın ilgili icra dairesince infazının sağlanmasına,6-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının ve istinaf karar harcının Hazine'ye gelir kaydına,7-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin, İlk Derece Mahkemesince esasa ilişkin verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.f bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.15/01/2025