T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/866
KARAR NO: 2026/900
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS : 2025/815
TALEP TARİHİ: 05/11/2025
KARAR TARİHİ: 09/04/2026
TALEP: Tedbir Kararına İtiraz
KARAR TARİHİ: 24/06/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı ...dava dilekçesinde özetle; maliki olduğu ..., ... Mah. ...Sok. No:. adresindeki taşınmazın davalılar tarafından ..04.2024 tarihinden bu yana haksız şekilde işgal edilmesi nedeniyle Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesi 2025/25 E. sayılı dosyada ecrimisil (haksız işgal tazminatı) davası açtığını, yargılama devam ederken 24.04.2024 tarihinde davalıların şirket isimlerini değiştirdiklerini, bu değişim sonucunda toplam 2.240.999,03 TL alacağının oluştuğunu ve bu bedel üzerinden banka dekont şerh düşülerek ayrıca banka kanalıya ödemeler yapıldığını, bu alacağa dayalı olarak başlatılan .... İcra Dairesi ... İcra Dosyası sayılı icra takibine rağmen borcun ödenmediğini, hacizlerin sonuçsuz kaldığını, borçluların ödeme aczine düştüklerini, ayrıca, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi .....04.2024 tarihli ...sayılı yayında davalı şirketlerin pasif hale geldiğinin ve gerçek faaliyet yürütmediklerinin anlaşıldığını, davalı gerçek kişilerin şirketler üzerinden perdeleme yaparak mal kaçırma ve alacaklıdan kaçınma yoluna gittiklerini, bu durumun Bakırköy 48. Asliye Ceza Mahkemesi 2025/301 E. sayılı dosyada yürüyen ceza soruşturmasıyla sabit olduğunu, borçluların kötü niyetli ve hileli hareket ettiğini, ödeme niyeti taşımadığını ve alacaklının tahsilatını imkânsız hale getirmeye çalıştığını, bir tek tarafının mağdur edilmediğini, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/607 E. 2025/638.Ksayılı dosyada Konkordato Komiser Heyeti tanzim ettiği 20 ocak 2025 tarihli raporla müflis davalılarca dolandırılan 145 kişi ve tüzel kişi ve Devlet Kurumlarından hırsızlık ve yankesicilikle elde edilen 279.818.212,08 TL hak sahipleri adına alacaklı bulunan bir kısım alacaklıların İhtiyari Dava Arkadaşlığı HMK Madde 57. kapsamında huzurdaki davaya dahil edildiğini, .... İcra Dairesi ... İcra Dosyası İİK 173 hükümleri uyarınca; Davalı şirketler 3 ve 4 numarada yer alan ... A.Ş. ile ... Ltd. Şti.24.04.2024 tarihli ticaret sicil kayıtlarına göre tüzel kişilikleri sona ermiş olmasına rağmen, bu şirketlerin adı kullanılarak sahte ve geçersiz çekler düzenlendiğini ve tedavüle sürüldüğünü, bu çeklerin bizzat davalı ... ve ... tarafından aval verilmek suretiyle desteklendiğini, arkasında ise ..., ... ... ve... A.Ş. gibi şahıs ve şirketlerin yönlendirmesi ve bilgisi olduğunu, söz konusu çeklerin karşılıksız çıktığını, TTK ve İİK gereği bir şirketin tüzel kişiliği arkasına saklanılarak dolandırıcılık ve haksız kazanç yaratıldığında şirketten ayrı olarak bu kişiler hakkında da tüzel kişilik perdesi aralanarak sorumluluk doğacağını, alacağın tahsili imkansız hale geldiğinden, İİK 172 gereği borçluların ve perde arkasındaki gerçek kişi sorumluların iflasına karar verilmesini talep etmek zorunluluğu doğduğunu, İİK 173 gereği hakkında borç ödememe niyeti sabit olan, sahtecilikle kazanç sağlayan ve borcunu ödemeyen tacir ve tüzel kişiler hakkında iflas kararı verilmesinin mümkün olduğunu beyan ederek, sonuç olarak;
1..... İcra Dairesi ... İcra Dosyası İİK 172-173 uyarınca; sahte çek düzenlemek, haksız kazanç elde etmek ve borçlarını ödememek suretiyle acze düşen davalı şirketler ve bu yapılar arkasındaki gerçek kişi borçluların iflaslarına karar verilmesini,
2.Davalı şirketlerin ve tüzel kişilik perdesi arkasında yer alarak bu fiilden doğrudan kazanç elde eden gerçek kişilerin İİK 172 ve 173 uyarınca iflasına karar verilmesini,
3.Davaya konu alacakların, davalıların hileli ve muvazaalı işlemleri ile suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinden elde edildiği açık olup, bu durum 5237 sayılı TCK m.282 ve İİK m.156-173 kapsamında değerlendirilerek tedbir haciz kararı verilmesini,
4..... İcra Dairesi ... İcra Dosyasında Davalıların ödeme aczi ve hileli davranışları nedeniyle İİK m.156 gereğince iflaslarına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dilekçesinde davalı olarak; "1.... (...), 2.... (...), 3.... A.Ş., 4..... Şti., 5.... A.Ş., 6...., 7...., 8.Av. ..." olup mahkemenin 21/11/2025 tarihli kararı ile "5.... A.Ş., 8.Av. ..." dışında diğer davalılar yönünden adresleri yetki alanı dışında olduğundan bahisle tefrik kararı verdiği, eldeki dosyada yargılamanın davalılar ... A.Ş. ve ... yönünden devam ettiği anlaşılmıştır.
Davacı ...06/03/2026 tarihli dilekçesinde özetle, davalı ... Anonim Şirketi adına kayıtlı bulunan veya UYAP, TAKBİS ve ilgili sistemlerde yapılacak sorgulamalar sonucu tespit edilecek tüm taşınmazlara ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz şerhi konulmasını, davalı şirkete ait motorlu araçların tespiti için Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Tescil birimlerine müzekkere yazılmasını ve araçlar üzerine ihtiyati haciz konulmasını, davalı şirkete ait banka hesaplarının tespiti için ... ve ilgili bankalara müzekkere yazılarak hesaplara ihtiyati haciz uygulanmasını, davalı şirket adına kayıtlı ticari işletme, iştirak ve sermaye paylarının tespiti için İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılmasını, TAKBİS sistemi üzerinden yapılacak sorgulama ile tespit edilecek tüm taşınmazlara derhal ihtiyati tedbir konulmasını, davaya konu işlemlerin hileli iflas ve mal kaçırma şüphesi doğurduğunun dikkate alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin 13/03/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile; "...Doğrudan iflas talepli işbu davada, bu aşamada borçlunun mallarının defterinin tutulması tedbirinin yeterli olduğu bundan başka tedbir alınmadığı takdirde alacaklıların menfaatini tehlikeye düşürecek bir durumun varlığının yaklaşık olarak ispat edilemediği anlaşılmakla borçlunun tüm mal varlığına dair defter tutulmasına..." karar verilmiştir.
Davalılar vekili 25/03/2026 havale tarihli dilekçesi ile, mahkemenin ara kararında, davalı şirketin ödeme emrine itiraz etmediği kabulüne dayanıldığını oysa .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına süresinde sundukları dilekçe ile borca, takibe, ödeme emrine, ferilerine ve faize açıkça itiraz edildiğini, bu nedenle ara kararın maddi olarak hatalı bir kabule dayandığını, defter tutulması tedbirinin bu aşamada gerekli olmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında somut ve doğrudan bir borç ilişkisi bulunmadığının cevap dilekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığını, davacının iddialarının ihtilaflı olduğunu, bu nedenle şirketin tüm malvarlığı yönünden defter tutulmasının ölçüsüz ve gereksiz olduğunu, mahkemece yine de bir inceleme yapılacaksa bunun ancak dar kapsamlı sicil ve kayıt incelemesiyle sınırlı tutulabileceğini, davacının aynı nitelikteki başvuruları peş peşe açan usuli yükümlülüklerini yerine getirmeden dosyaları çoğaltan bir başvuru pratiği sergilediğini, nitekim daha önce açtığı aynı mahiyetteki iflas talepli dosyada iflas avansı ve ilan giderlerini tamamlaması için kesin süre verildiğini, aksi halde dava şartı yokluğundan reddine karar verileceğinin ihtar edildiğini, cevap dilekçelerinden de görüleceği üzere davacının çok sayıda soyut ve bağlantısız başvurusu bulunduğunu, ayrıca bugün banka tarafından.... İflas Dairesi ...sayılı dosyası kapsamında gönderilen yazılar nedeniyle şirket hesaplarına bloke konulduğunun taraflarına bildirildiğini, bu bloke nedeniyle şirketin olağan faaliyetlerinin durma noktasına geldiğini, kira, maaş, cari ödeme ve kredi kartı ödemelerinin dahi yapılamaz hale geldiğini, ara kararın mevcut haliyle bankalara uygulanmasının şirketi fiilen faaliyet gösteremez duruma getirdiğini, bu durumun açıkça ölçüsüz olup telafisi güç zararlara yol açtığını Büyükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2025/221 Esas sayılı dosyasında davacı hakkında vasi atanması talebiyle yargılama yürütüldüğünü, ... Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi'ne sevkine karar verildiğini, muayeneye gitmemesi üzerine malvarlığına tedbir uygulandığını, bu tablonun huzurdaki başvurunun da olağan bir hak arama faaliyetinden çok karşı tarafı sürekli hukuki baskı altında bırakmaya elverişli bir yöntem haline geldiğini gösterdiğini, sürekli ve bağlantısız şekilde açılan başvurular nedeniyle müvekkili şirketin haksız tedbirler ve fiili bloke işlemleriyle zarara uğramaması gerektiğini, .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasındaki tüm tebligat ve itiraz evrakının birlikte incelenmesi gerektiğini beyanla defter tutulması tedbirinin kaldırılmasını, bu uygun görülmezse yalnızca gerekli sicil ve kayıt incelemesiyle sınırlı dar kapsamlı şekilde yeniden düzenlenmesini, .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında yer alan tüm ödeme emri tebligatları, itiraz dilekçeleri ve buna ilişkin icra işlemlerinin birlikte incelenmesini, İ...... İflas Dairesi ...sayılı dosyası kapsamında bankalara gönderilen müzekkerelerin ve blokeye esas yazıların acilen fekkini, şirket banka hesapları üzerindeki blokelerin kaldırılmasını, telafisi güç zarar doğmaması için talepleri hakkında ivedilikle dosya üzerinden karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece itiraz üzerine 09/04/2026 tarihinde duruşma açılarak itirazın reddine karar verilmiş ve gerekçeli kararda; "İtiraz, borçlunun mallarının defterinin tutulmasına yönelik tedbir kararınadır.
2004 sayılı İcra İflas Kanunun 181.maddesinde 159, 160, 164, 165 ve 166. maddelerin bu fasıl hükmüne göre vukua gelen iflaslara da tatbik olacağı belirtilmiştir. Aynı yasanın 159.maddesinde ise; muhafaza tedbirleri üst başlığı ile iflas talebi halinde mahkemenin ilk önce alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerini emredebileceği, borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi halinde alacaklının talebi üzerine mahkemenin mutlaka bu tedbirlere karar vermeye mecbur olduğu, bu emirlerin iflas dairesince yerine getirileceği, ikinci fıkrada ise defter tutmadan gayri muhafaza tedbiri isteyen alacaklıdan ileride haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacağı zararları karşılamak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96.maddesinde yazılı bir teminat alınmasını isteyebileceği, borçlunun ödeme emrine itiraz etmemiş veya alacak bir ilama bağlı ise teminatın aranmayacağı ifade edilmiştir. Yasal düzenlemede mahkeme tarafından alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerinin alınabileceği belirtilmiştir. Düzenleme ile mahkemeye takdir hakkı tanınmıştır. Ancak, borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi halinde alacaklının talebi üzerine mahkemenin bu tedbirlere karar vermeye mecbur olduğu ifade edilmiştir. Yasanın düzenlemesi emredici niteliktedir. İİK 159.maddede yasa koyucu tarafından "alacaklının değil alacaklıların" menfaati için zaruri Yasal düzenlemede mahkeme tarafından alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerinin alınabileceği belirtilmiştir. Düzenleme ile mahkemeye takdir hakkı tanınmıştır. Ancak, borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi halinde alacaklının talebi üzerine mahkemenin bu tedbirlere karar vermeye mecbur olduğu ifade edilmiştir. Yasanın düzenlemesi emredici niteliktedir. İİK 159.maddede yasa koyucu tarafından "alacaklının değil alacaklıların" menfaati için zarurigörülen hüküm muhafaza tedbirlerinin emredilebileceği düzenlenmiştir. Yasa koyucu davanın niteliği gereğince davacı alacaklı ile sınırlı tutmamıştır.
İİK 159. maddede belirtildiği üzere muhafaza tedbirleri bütün alacaklıların menfaatine olan muhafaza tedbirleridir. Bu nedenle ve doğal olarak bu tedbirlerin İflas davasını açan alacaklının alacak miktarı ile orantılı olması da şart değildir.
İcra ve İflas Kanunun 159. madde üst başlığı muhafaza tedbirleridir. Mahkemelerin verdiği muhafaza tedbirleri ile borçlunun malvarlığının dağılmasına engel olunarak geçici hukuki koruma sağlanır. Hukuk Muhakemeleri Kanununda, tedbiri alan organ bakımından ayrım yapmaksızın muhafaza tedbirlerini geçici hukuki koruma niteliğinde kabul etmiştir. (m.406/2) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 406. madde üst başlığı “ Diğer geçici hukuki korumalar “dır. Maddede, mahkemece, gerekli hallerde, mal veya haklarla ilgili defter tutulmasına ya da mühürleme yapılmasına karar verilebileceği ve ikinci fıkrasında ise İhtiyati haciz, muhafaza tedbirleri ve geçici hukuki korumalara ilişkin diğer kanunlarda yer alan özel hükümlerin saklı olduğuna yer verilmiştir. Mahkemenin hükmettiği muhafaza tedbirleri İcra ve İflas Kanunun çeşitli hükümlerinde düzenlenmiştir. Örneğin, iş bu davada olduğu gibi iflas davası açılması ya da İflas talebinde bulunulması ile alınacak muhafaza tedbirleridir (İİK m.159).
İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun onuncu kısmında, 389 vd maddelerinde geçici hukuki korumalar üst başlığı altında düzenlenmiştir. 389. maddede şartlarına yer verilmiş, 390/3. fıkrada ise,” Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır”. Düzenlemesi ile ihtiyati tedbir talep eden tarafa yüklenen edimler bir nevi açıklanmıştır. İş bu yargılamada davalı borçlu şirketin icra takibine karşı herhangi bir itirazının bulunmaması nedeniyle İcra ve İflas Kanunu hükümlerinin değerlendirilmesi yeterli olacaktır.
Yasa koyucu tarafından, İflas davasının kişinin tüm malvarlığını ve geniş bir alacaklı kitlesini ilgilendirdiğinden İİK 159. maddesi ile mahkemeye alacaklıların yararı için zorunlu göreceği bütün muhafaza tedbirlerini alabilme olanağı tanımıştır. Bu tedbirler, borçlunun mallarının defterinin tutulması, borçlunun mallarını devretmemesi için muhafaza altına alınması, taşınmazların tapu kaydına tedbir şerhi verilmesi gibi tedbirlerdir. İİK‘nın 159. maddesinde İflas talebi üzerine mahkemenin alacaklıların menfaati için zaruri olan tedbirleri alacağı hükme bağlanmıştır. Alacaklıların bir kısmının zararına olsa bile tedbirler genellikle alacaklıların menfaatine ise verilmelidir.
Tüzel kişilik perdesinin aralanması ve hileli işlemlerle alacaklıların zarara uğratıldığı iddiasıyla davalı hakkında açılan işbu doğrudan iflas talepli davada borçlunun mallarının defterinin tutulması borçlu ve alacaklıların menfaatine olup tedbir kararının verilmesini gerektiren koşullarda değişiklik oluşmadığı anlaşılmakla tedbire itirazın reddine" karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; itiraz dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir.
İstinaf sebeplerinin incelenmesi;
Dava; iflas istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçelerle davalı şirketin tüm mal varlığına dair defter tutulmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmiş, işbu karara yönelik itirazın reddedilmesi üzerinde istinaf yoluna başvurulmuştur.
İhtiyati Tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Geçici Hukuki Korumalar" üst başlığını taşıyan onuncu kısmının 389 vd maddelerinde düzenlenmiştir. 389. maddede ihtiyati tedbirin şartlarına yer verilmiş, son cümlede ise, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir. Aynı yasanın 390/3.fıkrasında ise, tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu belirtilmiştir.
İİK'nın 159. maddesinde; "İflas talebi halinde mahkeme, ilk önce alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerini emredebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemişse, alacaklının talebi üzerine, mahkeme mutlaka bu tedbirlere karar vermeye mecburdur. Bu emirler iflas dairesince yerine getirilir. Mahkeme, defter tutmadan gayrı bir muhafaza tedbiri isteyen alacaklıdan, ileride haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayabilecekleri zararları karşılamak üzere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96 ncı maddesinde yazılı bir teminat alınmasını isteyebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya alacak bir ilama bağlı ise teminat aranmaz. Devlet ve adli yardıma nail kimseler de teminat göstermek mecburiyetinde değillerdir. Bu maddeye göre alınan muhafaza tedbirleri borçlu aleyhindeki icra takiplerine tesir etmez." hükmü yer almaktadır.
Alacaklının asliye ticaret mahkemesine başvurmasından sonra ticaret mahkemesi, ilk önce alacaklıların menfaatini korumak için iflas muhafaza tedbiri alınmasına gerek olup olmadığına, gerekli ise muhafaza tedbiri alınmasına karar verir... Muhafaza tedbiri alınmasına gerek olup olmadığını takdir etmek, ticaret mahkemesine aittir... Mahkeme, özellikle borçlunun iyi niyetli olmaması, yani mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya muvazaa yolu ile başkalarına devretmeye hazırlanması hallerinde muhafaza tedbiri alınmasına karar verir... Muhafaza tedbirlerinin neler olduğu, kanunda sayılmış değildir. Kanun, bu tedbirlerden yalnız defter tutulmasını zikretmiş ve diğer muhafaza tedbirleri diyerek "mahkemenin uygun göreceği tedbirler" olarak bırakmak suretiyle tek tek saymamıştır. (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sayfa 419, 420).
İflas davasının açılması halinde, öncelikle mahkemenin muhafaza tedbirine hükmedilebilmesi için alacaklıların menfaatinin zaruri kılması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile alacaklıların menfaati tehlikeye düşecekse tedbirin alınmasında zaruret bulunduğu kabul edilmelidir. O halde, muhafaza tedbirleri ile güdülen amaç, aleyhine iflas davası açılan borçlunun müstakbel iflas masasına girecek mal ve hakların muhafazası suretiyle sadece iflas isteyen alacaklının değil, iflas alacaklıların tamamının menfaatlerinin kurunmasıdır. (Muşul, Timuçin, İflas ve Konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019, s.168). Ancak yasal düzenlemede mahkeme tarafından alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerinin mahkeme tarafından alınabileceği belirtilmiş ise de borçlu şirketin ticari hayatını ve faaliyetini zedeleyecek, iflasına yol açabilecek nitelikte tedbir talebi de verilmesi mümkün değildir.
Mahkeme takdir hakkını kullanırken öncelikle, alacaklıların menfaatinin zaruri kılınıp kılınmadığı, borçlunun ticari hayatını ve faaliyetini etkileyip etkilemediği ve HMK 389. vd maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir şartlarına ilişkin yaklaşık ispat kuralı sağlanıp sağlamadığı hususlarını dikkate alması gerekmektedir.
Dosya Dairemize UYAP sisteminden gönderilmiştir. Sistem üzerinden incelenen dava dilekçesinde davacı doğrudan iflas talebinde bulunmamış, İİK 156 ve 172.maddelerine göre iflas kararı verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından başlatılan iki ayrı icra takibi mevcuttur. Biri kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takip, diğeri ise adi iflas yoluyla takiptir. Mahkemenin tedbir gerekçesinde doğrudan iflas talebi olduğu ifade edilmiş ise de, tedbir kararı öncesinde sunulan dilekçelerde doğrudan iflas talep edildiğine dair bir beyan UYAP'ta kayıtlı evraklar üzerinden tespit edilememiştir. Mahkemece öncelikle davanın hangi hukuki nedenle açıldığına dair davacıdan açıklama istenmesi, İİK 156 ve 172.maddelerine dayalı olarak açılmış ise bu durumda takip dosyaları incelenerek davalı tarafından itiraz edilip edilmediği hususunun incelenmesi ve akabinde İİK 159 uyarınca muhafaza tedbirlerine karar verilmesi koşullarının oluşup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/... E., ./04/2026 ara karar tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın mahal mahkemesine İADESİNE,
3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
4-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.f bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/06/2026