T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/765
KARAR NO: 2026/811
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS : 2026/50 D.İş
KARAR: 2026/45
KARAR TARİHİ: 15/01/2026
EK KARAR TARİHİ: 04/03/2026
TALEP: İhtiyati Haciz
KARAR TARİHİ: 10/06/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; taraflar arasında ...uçak içi ikram tedarik, satış, yazılım, eğitim ve ... hizmetlerinin temini için Uçak İçi Perakende Satış Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında müvekkilnin üzerine düşen tüm edimleri eksiksiz olarak yerine getiriğini, bu kapsamda düzenlenen faturaların borçluya usulüne uygun tebliğ edildiğini ancak faturalara itiraz edilmediğinden kesinleştiğini, borçlu şirket yetkilileri ile aylardır yapılan e-posta yazışmalarında borç ikrar edilmesine rağmen ödemenin sürekli ertelendiğini, müvekkili şirket sözleşme süresi boyunca iyi niyetli tutumunu korumak adına borçluya .... Noterliği'nin 19/06/2025 tarihli ve... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile o döneme ait cari hesap borcu olan 259.503.345,49 TL'nin ihtarnamenin tebliğinden itibaren en geç 7 gün içerisinde ödenmesini talep ettiğini, anılan ihtarnamenin borçlunun elektronik tebligat adresine aynı gün teslim edildiğini ancak ödeme yapılmadığını ve cari hesap borcunun 481.511.398,91 TL'ye ulaştığını, nihai tabloda kabaca yapılan hesaplama ile borcun her ay ortalama olarak 500.000,00 USD büyüyerek müvekkili şirketin ana faaliyet konusunu tehdit eder seviyeye ulaştığını, borçlu şirketin faaliyet alanı "yazılım ve teknoloji" üzerine olup en değerli mal varlığının fiziksel demirbaşlardan ziyade taşınması ve devredilmesi son derece kolay olan kaynak kodları (source codes), lisanslar ve dijital altyapılardan oluştuğunu, borçlunun mal varlığını (yazılımlarını) bir USB bellek veya bulut sunucu (cloud) transferi ile saniyeler içinde yurt dışına kaçırması, başka bir tüzel kişilik üzerine devretmesinin teknik olarak mümkün olduğunu, borçlu şirket yetkililerinin/ yöneticilerinin/hakim ortağının yurt dışında yeni bir şirket kurulumu aşamasında olduğunu, Türkiye'deki ticari faaliyetlerini tasfiye etme iradesi, alacağın tahsilini imkânsız hale getirme amacı taşıdığını beyan ederek; 481.511.398,91 TL alacak yönünden teminatsız yada aksi kanaat halinde asgari bir teminatla ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin 15/01/2026 tarihli d.iş kararı ile; ihtiyati haciz talebinin kabulüne, 481.511.398,91 TL alacağının ifasının temini için borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarının borca yeter miktarının %1 teminat karşılığında ihtiyaten haczine karar verilmiştir.
İhtiyati haciz kararına itiraz eden karşı taraf vekili itiraz dilekçesinde özetle; %1 teminatla ihtiyati haciz kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, haciz talep edene sözlü ve yazılı (e-mail üzerinden) yapılan bildirimler, toplantılar ile noterden keşide edilen ihtarnamelerden de anlaşılacağı üzere haciz talep edenin iddia ettiği tutarda bir alacağın bulunmadığını, esasında alacaklı değil borçlu olduğunu, haciz talep edenin sözleşmeye aykırı olarak yükümlülüklerini ihlal ettiğini, taraflar arasındaki “Uçak İçi Satış Sözleşmesi” dayalı ticari ilişkinin 2,5 milyar TL aşkın bir tutar oluşturduğunu ve bundan kaynaklı komisyonların ödendiğini, verilen ihtiyati haciz kararı ile müvekkilinin hizmet için tedarikçilere ödeme yapmasının, personel maaşlarının ödenmesinin ve SGK ile diğer mali yükümlülükleri yerine getirmesinin imkansızlaştırıldığını, ödeme yapamaz hale geldiğini, haciz talep edenin "a.Keşideci şirketin satışı yapılan ürünlerin fiyatını belirleme hakkı olmasına rağmen bu hakkın muhatap ... tarafından kullandırılmaması, b.Ürün tanıtımında kullanılan dergilerin zamanında muhatap şirket tarafından onayının verilmemesi, dergilere ürün fiyatlarının yansıtılmasında geç kalınması ve buna dayalı olarak ciddi gelir kayıplarının oluşması, c.Satış karlılığında çok büyük bir öneme sahip olan yurtdışı uçuş sayılarının ve destinasyonlarının faaliyete başlamadan önce belirtildiği gibi artmaması, Yurtiçi Uçuş sayılarının çok altına kalması, d.Borç olarak belirtilen tutarın ... İç hat uçuşlarının maliyetlerinden ve bu maliyete karşı satış yapılamayarak gelir elde edilememesinden kaynaklanmış olması ve bununda muhatap şirket kaynaklı olması, e.İç hatlarda ve Dış hatlarda yolcuya biletle birlikte yemek ve sandwich satışı yapılması, f.Rakip havayolu firmalarında önemli gelir kalemi olan marka ve ürünlerin boykot edilerek, gelir kaybına neden olunmuş olması" şeklinde Uçak İçi Satış Sözleşmesine aykırı davranışları olduğunu, müvekkilnin iyi niyetli olarak, satışlardan oluşan ciro çerçevesinde ödemelerini yaptığını, operasyonel süreci aksatmadan kesintisiz olarak operasyona devam ettiğini, "Kabin Ekip Borçları : 27.142.572,41 TL, ... Kaynaklı Tahsil Edilememiş Kredi Kartı Alacağı : 29.850.293,00 TL, ... & ... farkları : 2.086.585,00 TL, 01 Temmuz - 15 Ağustos 2024 arası zam farkı : 14.661.847,00 TL, Boykotlu Ürünler : 43.582.404,00 TL, Bedelsiz İkram Ürünleri : 948.772,71 TL, 2024 Satış yapılamayan Uçuş Kayıpları : 10.700.231,00 TL, 2024 -2025 Operasyon Zararı yaklaşık 215.000.000,00 TL, 22 aylık program kullanım ücreti : 220.000.000,00 TL" haciz talep edenden alacaklarının bulunduğunu, bu kalemlerin iddia edilen alacak tutarından düşülmesi halinde ancak borç ve alacak durumunun ortaya çıkacağını, ihtiyati haciz kararının şirketin kredi işlemlerini durdurularak ticareti sekteye uğratacağını, ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığını beyan ederek ihtiyati haczin kaldırılmasını, borcu kabul anlamına gelmemek şartıyla teminat oranı düşük olduğundan yükseltilmesini talep etmiştir.
Mahkemece itirazın mürafaalı olarak değerlendirilmesine karar verilmiş, 04/03/2026 tarihinde yapılan duruşma neticesinde verilen kararda; "...ihtiyati haciz kararının isabetli olduğu, karar tarihinden bu yana ihtiyati haciz şartlarında yeni bir değerlendirmeyi gerektirir bir farklılığın söz konusu olmadığı, aksine itiraza cevap dilekçesinde ileri sürülen mal varlığın yurt dışına taşındığına ilişkin iddiaya yönelik veriler dikkate alındığında ihtiyati haciz kararını gerektirir şartların daha da güçlenmiş olduğu, ihtiyati haciz şartlarına yönelik itirazın yerinde olmadığı ve fakat yargılamayı gerektirse de itiraz edenin ileri sürdüğü karşı alacağa ilişkin iddia, her iki tarafın alacak iddiasının boyutu, menfaat dengeleri, hakkaniyet gereği ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde teminatın yeterli olmadığı itirazının karşılanması gerektiği ve ihtiyati haciz kararında karar tarihi itibariyle ve o tarihteki kapsama bağlı şartlar karşısında yeterli görülen %1 oranındaki teminatın takas-mahsup konusu olabilecek alacak iddiası dikkate alındığında menfaatlerin dengelenmesi bakımından teminat miktarının %3 oranına çıkarılmasının hakkaniyete daha uygun olacağı sonucuna varıldığından ihtiyati haciz kararının %3 teminata bağlanmasına ve bunun dışında kalan hususlar yönünden itirazın reddine..." karar verilmiştir.
İhtiyati haciz kararına itiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; itiraz dilekçesinde bildirmiş olduğu nedenleri tekrar ederek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; teminatın tamamen kaldırılmasını yada makul bir orana indirilmesini talep etmiştir.
İstinaf sebeplerinin incelenmesi;
Taraflar arasında Uçak İçi Perakende Satış Sözleşmesi imzalanmıştır. İhtiyati haciz talep eden "...", karşı taraf "Yüklenici" olarak anılmaktadır. Sözleşmenin konusu 4.maddesinde; "4.1. İşbu Sözleşme'nin konusu, ... uçak içi ikram tedarik, satış, yazılım, eğitim ve ... hizmetine yönelik işbu Sözleşme ve eklerinde niteliklerine yer verilen hizmetlerin, Yüklenici tarafından ...'e sunulmasına ilişkin esasların ve bu çerçevede Taraflar'ın hak ve yükümlülüklerinin düzenlenmesidir. İşbu Sözleşme'de yer alan hizmet ve sunulma ifadeleri, Sözleşme kapsamındaki hizmetlerin Yüklenici tarafından ... için meydana getirilerek teslim edilmesini ve/veya Yüklenici'nin ... talimatlarına uygun olarak hizmeti gerçekleştirmesi anlamlarını da kapsar biçimde anlaşılacaktır." şeklinde tanımlanmıştır.
Sözleşmenin 8.maddesinde "Fiyat ve Ödeme" başlığı altında komisyon tutarlarının ...'e hangi ciro oranları üzerinden ve ne zaman ödeneceği düzenlenmiş, 8.4.maddesinde "Ödemeye ilişkin detayları Sözleşme ekinde yer alan Teknik Şartname'nin 11.2 maddesinde yer almaktadır. Yüklenici, ...'e yapılacak ödemeleri, (ciro komisyonu, kabin ekibi komisyonu), satış yapılan ayı takip eden ayın ilk 7 (yedi) gün içinde öder. Ayrıca, tedarikçi ödemesi, reklam ve anlaşmalardan kaynaklı elde edilen gelir paylaşımı bedeli vb gelirler ise Yüklenicin hesabına geçtikten en geç 3 (üç) gün içerisinde ...'e ödenecektir." hükmüne yer verilmiştir.
Teknik Şartname'nin 11.2.maddesi "Ödeme" başlığını taşınmaktadır. "11.2.1.... Komisyonu, hak edişleri aylık Ciro üzerinden hesaplanacaktır. Yüklenici, ...'e Ciro Komisyonunu ikram satışının yapıldığı ayı takip eden ayın ilk 7 (yedi) günü içinde komisyon oranları üzerinden ödeyecektir. Yüklenici ve ...kümüle yıllık Ciro komisyon mutabakatı ilgili yılın sonunda netleşecek olup, taraflar arasındaki borç alacak ilişkisine göre ilgili yılı takip eden ayın son gününe kadar ödenecektir.
11.2.2.Kabin Ekibi Komisyonu yoluyla Kabin Ekibine ödenecek tüm satış komisyonu, Sözleşmede belirtildiği gibi Yüklenici tarafından ...'e aylık olarak ikram satışının yapıldığı ayı takip eden ayın ilk yedi (7) günü içinde ödenecektir.
11.2.3.Distribütör veya diğer kuruluşlardan alınacak tüm gelir veya indirimler kapsamında elde edilen gelirler, Yüklenici'nin hesabına geçtikten en geç 3 gün içerisinde ...'e ödenecektir." hükmü yer almaktadır.
İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1 maddesinde yer alan "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmüne göre, rehinle temin edilmemiş bir para alacağının vadesinin gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İİK'nın 258/1 maddesinde yer alan "…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur…." hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, kesin bir ispat aranmamaktadır, özellikle hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanmasının tercih edilmesi gereken bir seçenektir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 23/01/2014 tarih 2023/18723 E.2014/1804 K.)
İhtiyati haciz, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır ve ihtiyati haciz kararı, geçici hukuki koruma tedbirlerinden olduğu için bazen karşı taraf dinlenmeden ve tüm deliller toplanmadan yaklaşık ispat şartı yeterli görüldüğünde mahkemece verilebilir. Yasal düzenleme gereğince ihtiyati haciz talep eden, İİK'nın 257/1. maddesi kapsamında bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve borcun vadesinin gelmiş olduğunu yaklaşık olarak mahkemeye kanaat getirecek tarzda ispat etmek durumundadır.
Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl yargılamadan ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Geçiçi hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez.
Somut olayda; taraflar arasında imzalanan sözleşme, sunulan e-faturalar, cari hesap kayıtları nazara alındığında ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için İİK'nın 257/1 maddesinde yer alan koşullar ile yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği anlaşılmakla verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı gibi alınan teminat tutarının da yeterli olduğu kanaatine varıldığından, ihtiyati hacze itiraz eden karşı taraf vekilinin itirazları yerinde görülmemiştir.
İhtiyati haciz talep eden vekili tarafından teminat tutarının artırılmasına itiraz edilerek, ihtiyati haciz kararının teminatsız verilmesi yada uygun görülecek makul bir teminat alınması talebiyle istinaf yoluna başvurulmuştur.
İİK'nın "İhtiyati haciz kararı" başlıklı 258. maddesinin son bendinde "İhtiyati haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.",
İİK'nın "İhtiyati haciz kararına itiraz ve temyiz" başlıklı 265. maddesinde "Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. Menfaati ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyati haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder. İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz." hükümleri yer almaktadır.
Yasal düzenlemeler değerlendirildiğinde; alacaklının ancak ihtiyati haciz talebinin reddi halinde kanun yoluna başvurabileceği, ihtiyati haciz talebinin kabulü halinde borçlunun ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı, ihtiyati haciz kararı nedeniyle menfaati ihlal edilen üçüncü kişilerin ise ihtiyati haczin dayandığı sebeplere veya teminata karşı itiraz edebilecekleri, borçlu ve üçüncü kişilerin itirazı halinde mahkemece duruşma açılarak itiraz üzerine verilecek karara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, ihtiyati haciz talebi kabul edildiğine göre yasal düzenlemeler ışığında alacaklının bu karara karşı istinaf yoluna başvuru hakkı yoktur. Teminat yönünden borçlu ve menfaati ihlal edilen üçüncü kişilerin itirazı üzerine ilk derece mahkemesince verilecek karara karşı istinaf yoluna başvurabileceği düzenlenmiş ise de, alacaklının kanun yoluna başvurabileceğine dair yasal bir düzenleme bulunmamaktadır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/06/2013 tarihli 2013/9964 E. 2013/13661 K. sayılı kararında; "...İhtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili, karşı taraf aleyhine karşılıksız çıkan çeke dayalı olarak talep edilen ve mahkemece de kabul edilen ihtiyati haciz kararının teminatlı olarak verildiğini, ancak devlet bankası olan müvekkilinin her türlü teminattan muaf olduğunu ileri sürerek, mahkemece verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılarak, müvekkili lehine teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme ile 4603 sayılı Yasa'nın geçici 4/2. maddesi ile 5411 sayılı Bankalar Kanunu'nun geçici 13. maddesi yollaması ile 140. maddesine göre teminat aranmama şartının, Tasfiye Halindeki ..., ... ve T.C. ...'nın kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacakları için getirildiği, ancak talep konusu ihtiyati haczin dayanağının iki adet çek olduğu, teminat aranmama şartının, kambiyo senetlerine dayalı ihtiyati haciz taleplerinde uygulanmasının mümkün bulunmadığı, itiraza konu kararın İİK'nın 259. maddesine aykırılık teşkil etmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz isteyen/alacaklı banka vekili temyiz etmiştir.
İhtiyati haciz isteyen (alacaklı) tarafça talep edilen ihtiyati haciz kararı mahkemece kabul etmiştir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 258/son maddesi gereğince ancak ihtiyati haciz talebinin reddi halinde alacaklı kanun yoluna başvurabilir. Bu durumda, mahkemece alacaklının istemi kabul edildiğine göre alacaklının mahkeme kararını temyiz etmesi mümkün olmadığından ihtiyati haciz isteyen/alacaklı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir..."
Açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan karşı taraf (ihtiyati hacze itiraz eden) vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 352/1.b maddesi uyarınca usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Karşı taraf (ihtiyati hacze itiraz eden) vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 352/1.b maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE,
3-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irat kaydına,
4-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf karar harçlarının Hazineye irat kaydına,
5-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına,
6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,
7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 10/06/2026