T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/36
KARAR NO : 2025/1494
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/1037
KARAR NO : 2021/1143
KARAR TARİHİ: 03/11/2021
DAVA TARİHİ: 06/09/2018
DAVANIN KONUSU: İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)
KARAR TARİHİ: 24/12/2025
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketten iflasın açıldığı tarih olan 18.04.2018 itibariyle alacaklı olduğu tutarın 36.706.347,86 TL olduğunu, alacağını fazlaya ilişkin her türlü hak ve alacakları ile talep ve kayıt hakkı saklı kalmak ve tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla iflas masasına kaydedilmesi talebinde bulunduğu, bu taleplerinin İstanbul Anadolu 3. İflas Müdürlüğünce 13 sayı ile teslim alındığını, iflas İdaresinin 13.08.2018 tarihli yazısı İle müvekkil bankaya talep edilen alacağın 2018/11 numaralı iflas dosyasına 112 no ile kaydedilen alacak ile birlikte kefalet sözleşmesine dayandığı ve yargılama gerektirdiği gerekçesiyle reddine karar verildiğini,İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/222 Esas sayıh dosyasından müşterek borçlu hakkında iflas kararı verildiğini, iflasın açıldığı 18.04.2018 tarihi itibariyle müvekkil bankanın müflis şirketten 36.706.347,36 TL alacağı bulunduğunu, iflas dosyasına sundukları belgelere ve Borç Tasfiye Protokolünden açıkça alacaklı olduklarının ve alacak miktarının anlaşılmasına rağmen İstanbul Anadolu 3. İflas Müdürlüğünün yasa ve usule aykırı şekilde alacaklarım kayıt altına almadığını belirterek müvekkili bankanın müflis ... Pazarlama AŞ. iflas masasına kaydı yapılmayan 36.706.347,86 TL alacaklarının iflas masasına kaydının yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kayıt ve kabulünü talep ettiği alacağın dayanağı sözleşmelerin okunaklı suretleri taraflarına tebliğ edilmediğinden sözleşmelerin tarihleri, miktarları ve taraflarının bilinmediğini, davacının alacağını geçerli bir takibe konu etmediğinden zamanaşımı itirazında bulunduklarını, zira davacının dilekçesinde bildirdiği icra dosyasının başlatıldığı tarihte İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret mahkemesinin 2016/222 Esas sayılı dosyası ile müflis şirket hakkında takiplerin durdurulması ve yeni takip yapılmamasına ilişkin ihtiyati tedbir karan verildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davacının müflis şirketten alacaklı olması halinde TBK 120. maddesi ve yerleşik Yargıtay içtihatları gereği uygulanacak faiz oranı sözleşme ile kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenmesinin, sözleşmede temerrüt faiz oranı kararlaştırılmamışsa temerrüt faizi olarak akdi faiz oranının geçerli olmasının gerektiğini, ayrıca sözleşme ile kararlaştırılabilecek temerrüt faiz oranının akdi faiz oranının %100 fazlasını geçemeyeceğini, bu nedenle sözleşme ile belirlenen faiz oranının kanuni faiz oranından fazla olması halinde faiz oranı belirlenirken TBK.120. maddesinin uygulanmasının gerektiğini, genel işlem şartı taşıyan sözleşmelerde borçlunun durumunu ağırlaştıracak hükümlerin konulamayacağının TBK 25. maddede, edimler arasında orantısızlık olması halinde bu orantısızlığın giderilmesi gerektiğinin TBK 28. maddesinde düzenlenmesinin gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda''.... Bilirkişi raporu gerekçeli ve denetime elverişli bulunmakla mahkememizce benimsenmiştir. Davacının benimsenen bilirkişi raporuyla belirlenen alacağının tahsilde tekerrür olmamak üzere ve talebiyle bağlı olarak müflisin iflas masasına İİK'nun 235. maddesi gereğince kayıt ve kabulüne" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde özetle; davalının ticari defter ve kayıtları incelenemeden düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinin yerinde olmadığı, temerrüt faizi hesaplanmış ise de, temerrüt faizi ve akdi faiz oranına ilişkin belge olmadığı, kredi kullanımına ilişkin sözleşme asıllarının kendilerine tebliğ edilmediği belirtilerek mahkeme kararının kaldırılması talep edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır.
Dava dilekçesinde ekli belgeler incelendiğinde , ... .......A.Ş. ile davacının 10.000.000,00 USD limitli kredi açılması konusunda anlaşmaya vardığı, davalı müflis şirket ile dava dışı ... ... ...'ün müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak sözleşmede yer aldığı, davacı şirket tarafından davalı ile dava dışı ... ... San Dış Tic. A.Ş. ve ... ... ...'e yönelik Kadıköy 15. Noterliğinin 8 Nisan 2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile söz konusu kredinin 07.04.2016 tarihi itibariyle bakiyesi 29.248.844,32 TL olarak belirtilerek iş bu bedelin ödeme tarihine göre hesaplanacak faiziyle ve masrafları ile birlikte tebliğ tarihinden itibaren 2 iş günü içerisinde nakden ve defaten bankaya ödenmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı ile söz konusu kredi asıl borçlusu ve kefiller ile düzenlenen 01.06.2010 tarihli sözleşmenin ekinde söz konusu kredi nedeniyle düzenlenen ödeme belgesi yer almaktadır.
Davacı tarafından İstanbul Anadolu 3. İflas Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında müflis şirketten iflasın açıldığı tarih olan 18.04.2018 tarihi itibari ile 36.706.347,86 TL alacağının bulunduğu belirtilerek fazla ilişkin her türlü hak ve alacaklar talep ve kayıt hakları saklı kalmak kaydıyla iflas masasına alacağın kaydının yapılması talep edilmiştir. İstanbul Anadolu 3. İflas Müdürlüğü'nün 24.09.2018 tarihli yazısında ,İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016 /222 Esas sayılı dosyasında 18.04.2018 günü saat 16:20 den itibaren iflasına karar verilen ve iflas tasfiye işlerinin müdürlüğünün 2018 /12 iflas sayılı dosyasıyla yürütülen müflis ... Pazarlama A.Ş.' nin iflas masasında ,müflis şirketin tasfiyesinin İİK nun 219. maddesi uyarınca adi tasfiye olarak yapılmasına karar verilmiş ise de; birinci alacaklılar toplantısının İİK.' nun 219. maddesinin 5. Bendinde yer alan aykırılıktan ötürü yapılamadığı ve tasfiyesinin 2. alacaklılar toplantısına kadar müdürlükçe yürütülmesinin 23.07.2018 tarihinde kararlaştırıldığı, müflis şirket hakkında verilen iflas kararı kesinleşmediğinden 2. alacaklılar toplantısının yapılmasının söz konusu olmadığı, müdürlük dosyasına tebliğ gideri depo edilmiş olup tanzim olunan sıra cetveli ilamı ve alacak talebi hakkında kararın Av. ...'e 03.09.2018 tarihinde tebliğ edildiği , iflas masasında tanzim edilen sıra cetvelinin 16.08.2018 tarihli ... Gazetesinde ve 28.08.2018 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi'nde ayrı ayrı yayınlandığı belirtilmiştir .Bilirkişi Reşat Budak tarafından düzenlenen 26.01.2021 tarihli raporda özetle , davacı ... Türk Bankası A.Ş. ile dava dışı ... ........A.Ş. arasında akdedilen 10.000.000,00 USD tutarlı genel kredi sözleşmesine bağlı olarak dava dışı şirkete TL cinsinden krediler kullandırıldığı , söz konusu sözleşmelerde davalı şirketin 10.000.000,00 USD limit dahilinde müteselsil kefil sıfatı ile imzasının bulunduğu , ... Holding A.Ş.' nin 15.02.2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararla ünvanını ... Pazarlama A.Ş. olarak değiştirildiği, davacı banka ile davalı, ... ... ..., ... ...... A.Ş. arasında atfedilen 01.06.2016 tarihinde imzalanan sözleşme kapsamında ,davalı şirketin davacı bankaya olan kredi borçlarının 30.092.157,84 üzerinden %11 faiz oranıyla 8 yıl vadeli ,2 yıl ödemesiz 6 ayda bir , toplamda 01.06.2018-30.05.2024 arasında 12 taksitte ödenmek üzere ödeme planına bağlandığı, ancak bu ödeme planındaki ilk taksit vadesi gelmeden davalı firma hakkında iflas kararı alındığı, davacı banka tarafından müflis şirket ile ilgili olarak 18.04.2018 itibariyle söz konusu kredilerden dolayı kefaleti nedeniyle 36.706.347,86 TL alacak talebinde bulunulduğu,bu talebin iflas idaresince reddedilmesi üzerine iş bu davanın açıldığı , ibraz edilen belgeler kapsamında yapılan hesaplamalar sonucunda kullandırılan kredi şartları , taraflar arasında akdedilen sözleşmeler de dikkate alınarak davacı bankanın dava dışı müflis ... ...... A.Ş.'den olan alacağının , müflis ... Pazarlama A.Ş.'nin iflas tarihi olan 18.04.2018 itibariyle ;30.092.157,84 TL anapara ,6.307.650,64 TL faiz ve 315.382,53 TL BSMV olmak üzere toplam 36.715.191,01 TL olarak hesaplandığı, davalı şirketin gerek davacı banka ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşmelerde müteselsil kefaleti ve gerekse taraflar arasında atfedilen 01.06.2016 tarihli borç yapılandırma sözleşmesinde borçlu sıfatıyla imzasının bulunması nedeniyle , iflas tarihi olan 18.04.2018 itibariyle borç ödenmesinden davacı bankaya karşı aynı miktar dahilinde sorumluluğunun bulunduğu, ancak davacı bankanın iflas idaresine başvurusunda talebinin tespitlerin altında olması nedeniyle talep doğrultusunda iflas masasına 36.706.347,86 TL'nin banka alacağı olarak kaydedilmesi gerektiği gerektiği görüşünde bulunulmuştur .Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda bilirkişi raporu nazara alınarak davanın kabulüne dair karar verilmiş ve davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:6100 sayılı HMK nun 355. Maddesi uyarınca inceleme:- İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabule elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığı'nca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. İflas Müdürlüğü tarafından mahkemeye gönderilen cevabi yazıda; ... ... San. Dış. Tic. A.Ş.' nin davacı banka ile genel kredilerinden kaynaklanan borçlarına ilişkin olarak 36.706.347,86 TL alacağın kaydı talebine dair masa kararı ve sıra cetveli ilanının Av.Av. ...'e 03.09.2018 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın 06.09.2018 tarihinde açıldığı nazara alındığında, davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. -Mahkemece yapılan yargılama sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile davanın kabulüne dair karar verilmiş ise de; Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 2021/1581 Esas 2021/3399 Karar sayılı ilamında ''... bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalar ile bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hükmün gerekçe bölümü, hâkimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını, ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira, tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yeralan 'Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.' şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasanın 141/3.maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK'nun 297. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Yine HMK'nun 27.maddesinin 2. bendi “c” bölümünde de hukuki dinlenilme hakkının 'Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini' de içerdiği açıklanarak bu husus vurgulanmıştır.
Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür" belirtilmektedir. Davaya konu somut olayda; Anayasa'nın 141/III hükmüne göre, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” HMK’nun 388. maddesinde de (HMK m.297) mahkeme kararının içeriğinde bulunması gereken ögeler açıklanmıştır. Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür. Bu Anayasal ve yasal zorunluluklara rağmen mahkemece verilen kararda HMK’nun 388 (HMK 297) maddesine aykırı davranılarak kararın gerekçesiz olarak yazılması usul ve yasaya aykırıdır. -... Pazarlama A.Ş. hakkında İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016 /222 Esas 2018/849 Karar sayılı dosyasında 18.04.2018 günü verilen iflas kararına yönelik İstanbul Anadolu 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/4 E. 2025/3K. Sayılı dosyasında İİK m. 182 uyarınca iflasın kaldırılması istemli açılan davada mahkeme tarafından davanın kabulüne dair karar verilmiş ve iş bu karara yönelik istinaf yasa yoluna başvurulması nedeniyle dairemizce yapılan inceleme sonucunda 2025/265 E. 2025/1471 K. Sayılı ilam ile alacaklı T.C. ... Bankası A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun temyiz yolu açık olmak üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca esastan reddine dair karar verildiği tespit edilmiştir. Anılan iş dava dosyasında , ... Pazarlama A.Ş. Hakkında verilen iflas kararının kaldırılması, kayıt kabul istemli açılan bu davayı etkileyeceğinden anılan dava dosyasının sonucu beklenmeli ve varılacak sonuç dairesinde karar verilmelidir.
Davalı tarafın sunduğu istinaf sebepleri yönünden inceleme:Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı müflis şirket kayıtları üzerinde inceleme yapıldığına dair bir bilgi yer alamamakta olup, davalı tarafça sadece banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak rapor hazırlanmasına itiraz ileri sürülmüştür. Mahkemenin 07.10.2020 tarihli 5. celsesinde ''Dava konusu Kredi Sözleşmesinin tamamını, hesap ekstresini, faiz genelgesi, ihtarnamenin tebliğ şerhi ve yasal defterlerin tasdiklerini aşağıda belirlenecek inceleme gününe kadar dosyaya sunmasına, '' dair ara karar tanzim edilmiş ve bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmiş ise de, usulüne uygun ihtaratın ara kararda yer almadığı anlaşılmaktadır.
Düzenleme tarihi 01/06/2016 olan sözleşmenin GENEL HÜKÜMLER, GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİNE ATIF VE YÜRÜRLÜK'' başlıklı 5. Maddesinde '' BORÇLULAR , iş bu protokolden doğacak ihtilafların çözümünde BANKA yasal defterlerinin , kayıtlarının ve belgelerinin kesin delil teşkil edeceğini'' kararlaştırdıkları ve hüküm altına aldıkları anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 193.maddesinde; "(1)Taraflar yazılı olarak veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delil veya delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi; belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler. (2) Taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir." hükümlerine yer verilmiştir.Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 20/02/2017 tarihli 2016/9772 E. 2017/482 K. sayılı ilamında; "...Mahkemece, gerek taraflar arasındaki sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 287. maddesi, gerekse HMK'nın 193. maddesi ile taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmelerinin geçersiz olduğunun hüküm altına alındığı, madde hükmünün Yargıtay içtihatlarına bağlı olarak gelişmiş bir hüküm olduğu somut olayda davacı tarafın, sadece kendi defterlerine dayanıp, bunlar dışında herhangi bir delil göstermediği, taraflar arasındaki, sözleşmenin, bir tarafın elinden bütün ispat vasıtalarını alıp, tek yönlü olarak düzenlenen ve karşı tarafın defterleri ile diğer tarafı tümden bağlama sonucunu doğuran maddenin objektif iyiniyet ve hakkaniyet kurallarına aykırı olduğu, bu yöndeki sözleşme hükmünün uygulanmasının hakkaniyete aykırı olacağı, uyuşmazlığın, hizmetin verilip verilmemesi ve yeterli miktarda işin gönderilip gönderilmemesine ilişkin olduğu, bu hususun da davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş olup, doğru olan hükmün onanması gerekmiştir." belirtilmiştir. Somut davada, hükme esas alınan bilirkişi raporunun müflis kayıtları incelenmeksizin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 5.4. Maddesinde ihtilafın çözümünde banka defter ve kayıtlarının esas alınacağı belirtilmiş ise de, uyuşmazlığa emsal mahiyette yer alan yargıtay kararlarında da değinildiği üzere, iş bu sözleşme hükmünün uygulanmasının hakkaniyete aykırı olacağı açıktır. İş bu nedenle, mahkemece davalı müflis şirketin defter ve kayıtları üzerinde 6100 sayılı Kanunun 221 ve 222 nci madde hükümleri uyarınca bilirkişi vasıtasıyla incelemesi ve rapora yönelik sunulan itirazları karşılar mahiyette rapor düzenlenmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nin 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1037 E. 2021/1143 K. Sayılı 03/11/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,
3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,
4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/12/2025