T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1846
KARAR NO : 2025/1094
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/09/2021
NUMARASI : 2019/547 Esas - 2021/712 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 08/10/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının ticari işine ilişkin reklam kampanyası yürütmek amacıyla davalı ile ... Kampanyası adı altında 21/03/2019 tarihinde sözleşme imzaladıklarını, sözleşmenin ... ... Tanıtım&... etkinliği ile ilgili ve 17/04/2019 tarihinde sanatçı ...'nun katılımıyla düzenlenecek bir reklam kampanyasını konu aldığını, sözleşmede anılan iş tanımı hizmet bedeli olarak belirtilen diğer masraflar ilaveten tüm vergiler hariç 10.000 TL olup işbu bedelin 5.000 TL'sinin 21/03/2019 tarihinde organizatör tarafından ödeneceği, geriye kalan miktarın ise 17/04/2019 tarihinde menajerin sözleşme gereği yükümlülüğünü yerine getirmesi ile organizatör tarafından ödeneceğinin taahhüt edildiğini, davalı tarafın reklam organizasyonuna bir gün kala Beyoğlu 10.Noterliğinin ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini davacıya bildirdiğini, ihtarname ile yine aynı konu ve kapsamı içeren, davalı ile akdedilen bir sözleşme ile 02/04/2019 tarihinde ...'ın katılımıyla gerçekleşecek olan etkinlik ile ilgili davalı tarafa ödeme yapılmadığının iddia edildiğini, ancak buna ilişkin herhangi bir sözleşme bulunmamakla birlikte gerçekleşmiş bir reklam çalışması da bulunmadığını, yapılan şifahi araştırmalar ile ...'nun resmi menejerliğini davalının yapmadığını öğrendiklerini, hukuka aykırı bir fiil ile mevcut sözleşmeyi haksız nedenle fesheden davalı yanın davacının kişiliğine yönelik manevi manada zarar verdiğini, özellikle ticari itibarının sarsıldığını ve bu durumun davacının onurunu gururunu ciddi anlamda sarstığını, sözleşmenin feshinden ötürü ileriye yönelik ciddi bir ticari kazanç kaybı yaşandığını, bu nedenlerle belirsiz alacak davasının kabulü ile davalı tarafa ödenmiş olan 5.000 TL'nin bankalarca uygulanan en yüksek ticari faizi ile davacıya iadesine, davacının haksız fesih sonucu kaybetmiş olduğu kazanç kaybı için şimdilik 1.000 TL (bilirkişi raporundan sonra artırılmak üzere), davacının uğramış olduğu ticari itibar kaybı ve manevi zararına ilişkin 15.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; taraflar arasında 21.03.2019 tarihinde imzalanan sözleşme ile 17.04.2019 tarihinde sanatçı ...’nun katılacağı bir organizasyonun yapılması hususunda tarafların anlaşmaya vardıklarını, keza taraflar arasında daha önce de diğer bir sanatçı olan ... ile ilgili bir etkinlik hususunda anlaşıldığını ancak bu etkinliğe dair davalı tarafından tüm yükümlülükler eksiksiz yerine getirilmesine rağmen davacı tarafça ödeme yapılmaması, davacının davalı, davalının ekibi ve sanatçı için tedirginlik oluşturan bir ortama sebebiyet vermesi, ayrıca planlanan çalışmalardan çok farklı olarak diğer çalışmaların yapılmasına davalı ve ekibinin zorlanması üzerine davalının talepleri reddetmesi ve davacının bu duruma istinaden çeşitli zorluklar yaratması nedeniyle etkinliğin davacının kusuruna istinaden gerçekleşmediğini, bu durumun ise aynı etkinliğe dair sonraki organizasyona ilişkin yükümlülüklerin davacı tarafça yerine getirilmeyeceği hususunda davalıda haklı bir endişe oluşturduğunu, davacının hukuk tanımaz ve kusurlu eylemleri neticesinde sözleşmenin ihtarname gönderilerek haklı nedenlerle feshedildiğini, davacının ihtarnameye hiçbir cevap vermediğini, sözleşmenin 4.ve 5.maddelerine dayanılarak haklı nedenle fesih için gerekli yasal zeminin oluştuğunun tevsik edildiğini, uygulanması şüpheli hale gelen sözleşme nedeniyle davalının akdi feshetmekten başka çaresi kalmadığını, sözleşmenin 4.maddesi ile sözleşmenin davalı tarafından feshi sonrasında yapılmış olan ödemelerin yine davalıda saklanacağının açıkça belirtildiğini, dolayısı ile davalının ödenen 5.000 TL için talebinin yerinde olmadığını, yapılan feshin sözleşme ve yasa hükümlerine uygun olup feshin haklılığı ve davacının davalının zararlarını karşılaması gerektiğinin Ankara 51.Noterliğinin ... yevmiye sayılı 29/07/2019 tarihli ihtarname ile davacıya iletildiğini, ancak davacının bu ihtarnameye de cevap vermediğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, "...Taraflar arasında imzalanan 21/03/2019 tarihli sözleşme ile 17/04/2019 tarihinde davalı tarafından ...'nun katılımıyla davacıya sosyal medya ... desteği sağlanacağının taahhüt edildiği, sözleşme bedeli olarak kararlaştırılan 10.000 TL'nin 5.000 TL'sinin davalıya ödendiği, davalı tarafça daha önce taraflar arasında akdedildiği belirtilen ... ile ilgili etkinliğe ait yaşanan sorunlar ve davacı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmemesi neden gösterilerek organizasyona bir gün kala sözleşmenin feshedildiği, davalı tarafça fesih sebebi olarak sözleşmenin 4.maddesine dayanılmakla birlikte işbu madde ile sözleşmede yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumundan bahsedilmektedir ki davalının fesih gerekçesi ise başka bir organizasyona ilişkin olup davaya konu sözleşmenin yükümlülüklerinin davacı tarafça yerine getirilmediğine ilişkin davalı tarafından dosyaya sunulmuş herhangi bir delil de dosya kapsamında bulunmamaktadır. Bu nedenle feshin haksız fesih olduğu, yine davaya konu sözleşme kapsamında organizasyonda yer alacağı belirtilen ... vekili tarafından mahkememize sunulan dilekçe ve adı geçen sanatçının menajerliğini yapan ... Ajans'ın cevabi yazısı doğrultusunda davalının sanatçının resmi menajeri olmadığı, sözleşmeye konu organizasyon ile ilgili sanatçı ya da sanatçının resmi menajerlik ajansıyla herhangi bir sözleşme imzalamadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacı sözleşmenin davalı tarafından haksız ve tek taraflı feshi karşısında ödemiş olduğu bedeli talep edebilecektir. Davalı tarafça kar kaybı talep edilmiş ise de, yapılacak reklamın davacıya fayda sağlayacağı kesin olmakla birlikte ne kadar zamanda ve ne kadar bir kazanç getireceğinin dosyada sunulu verilerle kesin olarak tespit edilemeyeceği anlaşılmakla birlikte TBK.112 maddesi uyarınca "borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür". Davalının borcunu gereği gibi ifa etmemiş olduğu ve bu nedenle TBK m. 112 vd. kapsamında davacının zararını gidermekle yükümlü olduğu değerlendirilmekle davacı lehine TBK 51.maddesi uyarınca makul bir maddi tazminata karar verilmesi gerektiği anlaşılmış olup, TBK 51.maddesinde yer alan düzenleme uyarınca takdiren 1.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline ayrıca söz konusu reklam ilişkisinin feshi nedeniyle davacı şirketin ticari itibar kaybına uğradığı iddiası da ispatlanamadığından dava konusu olayda sözleşmenin feshi ancak maddi zarar doğuracağı" gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ileTaraflar arasında düzenlenen 21.03.2019 tarihli ... ... & ... etkinliğine ilişkin sözleşme kapsamında davacı tarafından davalıya ödenen 5.000,00-TL'nin ödeme tarihi 22.03.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,1.000,00-TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Mahkemece yapılacak reklamın tarafımıza fayda sağlayacağı kesin olmakla birlikte ne kadar zamanda ve ne kadar bir kazanç getireceğinin dosyada sunulu verilerle kesin olarak tespit edilemeyeceği gerekçesiyle Türk Borçlar Kanununun 112.ve 51.maddeleri gereğince 1.000,00 TL maddi tazminata hükmedildiğini, daha önce mahkemeye sunmuş olduğumuz bilirkişi raporlarına karşı beyan dilekçelerimizde de belirttiğimiz gibi müspet zararımız mahkemece takdir edilenden çok daha fazla olup bu husus işinin ehli, yetkin ve alanında uzman bilirkişilerce tespit edilebilecekken, mahkemece itirazlarımız hiçe sayılarak hiçbir hukuki bağlayıcılığı bulunmayan ve uzman görüşü içermeyen, baştan savma şekilde düzenlenmiş bilirkişi raporuna itibar edilmesi suretiyle hüküm kurulduğunu, mahkemece Türk Borçlar Kanununun 51. Maddesine göre takdir edilen maddi tazminat miktarı oldukça düşük olduğunu, manevi tazminat istemimizin reddine karar verilmesi de hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; müvekkil ve davacı arasında, uyuşmazlığa konu 17.04.2019 tarihli ... organizasyonu ve 02.04.2019 tarihinde gerçekleşmesi planlanan ... organizasyonu olmak üzere iki farklı sözleşme akdedildiğini, her ne kadar ihbar olunan vekili sözleşmeden haberdar olunmadığını iddia etmişse de davacı, ... ile var olan sözleşmenin mevcudiyetini ikrar ettiğini, dolayısıyla taraflar arasında sözleşmenin mevcudiyetine ilişkin herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığını, cevap dilekçemizde de belirttiğimiz üzere, önceki tarihli ... organizasyonunun hazırlık aşamasında bir takım problemler yaşandığını, davacı tarafından müvekkile ödeme yapılmaması, müvekkil ekibi ve sanatçı için tedirginlik oluşturan bir ortama sebebiyet verilmesi, ayrıca planlanandan çok farklı çalışmalar yapılması için müvekkil ve ekibinin zorlanması üzerine müvekkilin talepleri reddetmesi ve davacının bu duruma istinaden çeşitli zorluklar yaratması nedeni ile organizasyon gerçekleşmediğini, bu husus davacı tarafından müvekkile ödenen herhangi bir bedelin olmaması ile de sabit olup salt bu durum dahi davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğini gösterdiğini, dolayısıyla yerel mahkemenin bu yönde bir delilin dosyada mevcut olmadığı şeklindeki değerlendirmesi hukuki dayanaktan yoksun olup feshin müsebbibi bizatihi davacının kendisi olduğunu, bu nedenle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinden davacının maddi ve manevi tazminat talebinde bulunamayacağını, ayrıca davacı kazanç kaybına ilişkin taleplerini ispat edemediğini, aynı zamanda maddi ve manevi zararlarını da ortaya koyamadığını, bu itibarla davacının maddi ve manevi zarar taleplerinin tümden reddine karar verilmesi gerekmekte iken manevi tazminat talebinin reddi ile birlikte 1.000,00 TL kar kaybı tazminatına hükmedilmesi yerinde olmadığını ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasında imzalanan reklam sözleşmesinin haksız feshine dayalı ödenen bedelin iadesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Dosya kapsamına göre; taraflar arasında 21.03.2019 tarihinde, ... ... Tanıtım & ... etkinliğine yönelik yazılı bir sözleşme imzalandığı, işbu sözleşme ile “davalı menajer, taraflarca kararlaştırılan mahalde, 17.04.2019 tarihinde, ...’nun katılımıyla, davacı organizatöre sosyal medya ... desteği sağlayacağını taahhüt ettiği, sözleşmeye göre; “davacı organizatör, davalı menajere, sanatçının bu sözleşmede anılan iş tanımının hizmet bedeli olarak, belirtilen diğer masraflar ilaveten, tüm vergiler hariç 10.000,00- TL ödemeyi kabul etttiği, davacı organizatör tarafından davalı menajere 21.3.2019 tarihinde 5.000,00TL, organizasyon günü olan 17.4.2019 tarihinde ise kalan 5.000,00 TL’nin ödenmesi kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davacının yaptığını beyan ettiği 5.000,00-TL’lik ödemeye dair her hangi bir ödeme belgesi dosya kapsamında yer almasa da davalı tarafın 5.000,00 TL'lik kısma ilişkin bir itirazının bulunmaması, bilakis davalı dilekçesinde de “yapılan ödemenin geri ödenmeyeceğinin sözleşme ile kararlaştırılmış olduğu” ifadesi yer aldığından ve işbu ödemenin yapılmadığına veya geç yapıldığına dair davalı tarafından gönderilmiş bir bildirimin dosyada yer almaması sebebiyle, davacı tarafından yapılan ödemenin davalı tarafından da kabul edildiği görülmüştür.“Şirketin Yükümlülükleri” başlıklı sözleşmenin 2. Maddesinde; menajerin, organizatöre iş bu sözleşmenin imzalanmasını takip eden 15 (onbeş) gün içerisinde, sanatçıya ait fotoğraf, slayt, (varsa) biyografi benzeri tanıtım materyallerinden, ücretsiz olarak bol miktarda temin edeceği şartı yer aldığı, ancak dosya kapsamında yapılan incelemelerde davalı tarafından davacıya söz konusu materyallerin gönderildiğine dair bir belgeye rastlanılamadığı, davalı menajerin sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmeden sözleşme dışı bir başka organizasyonda yaşandığı iddia edilen aksaklılar ve/veya sorunlar sebebiyle işbu sözleşmeyi tek taraflı feshetmiş olduğu görülmüştür. “Organizatör Hatası” başlıklı sözleşmenin 4. Maddesinde; eğer organizatör, iş bu sözleşmede yer alan mali yükümlülüklerine uymayı veya sözleşme doğrultusunda temin edilmesi gereken herhangi bir şeyi temin etmeyi ret veya ihmal ederse veya iş bu sözleşmenin konusunu oluşturan taahhütlerini ve/veya iş bu sözleşmede anılan ödemeleri yerine getirmeyi reddeder veya getiremezse, bu ve benzeri durumlardan birisinin gerçekleşmesi halinde, menajer tamamen kendi iradesinde, organizatöre karşı hiçbir sorumluluk kalmadan bu sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebileceği, kararlaştırılmış olmakla birlikte dosyada yer alan fesih bildiriminden; davalı tarafından, başka bir sözleşmenin (... ile ilgili etkinliğe ait) şartlarının yerine getirilmemiş olması ve dolayısıyla taraflar arasında yaşanmış olan olumsuz olaylar gerekçe gösterilerek ... ile ... çalışmasına ilişkin sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilmiştir. Ancak sözleşme dışı başka bir sözleşmeden kaynaklı edimlerin yerine getirilmemesi işbu sözleşme için fesih şartı olarak kabul edilemeyeceği, kaldı ki ... organizasyonu ile ilgili dosyaya sunulmuş yazılı bir sözleşme bulunmadığı, dolayısıyla sözleşmenin şartlarının ne olduğu, şartların taraflarca yerine getirilip getirilmediği, sözleşme bedelinin tamamının veya bir kısmının önceden ödenip ödenmeyeceği tespiti yapılamadığından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği ispatlanamamıştır. Öte yandan davalı şirketin, dava dışı sözleşmeye konu sanatçının resmi menajeri olmadığı görülmüştür. ... Ajans'ın (Kadir Haluk Şentürk) mahkemeye sunulan cevabı yazıda; davaya konu ... katılımı ve reklam kampanyası ile ilgili ... Ajans tarafından yazılı yada sözlü herhangi bir vaad, sözleşme bulunmadığı, bahsi geçen konu ile ilgili ne ... Ajans'ın ne de ...'nun herhangi bir bilgisi olmadığı bildirilmiştir. Davalının, dava dışı sanatçının resmi menajeri olmadığı gibi dava konusu organizasyon ile ilgili sanatçının resmi menajeri ile imzalanmış bir sözleşme yada muvafakat bulunmadığından sözleşmenin ifasının fiilen imkansız olduğu görülmüştür.Müspet zarar (olumlu zarar) sözleşme tam olarak ifa edilmiş olsa idi alacaklının mal varlığının oluşacağı durum ile sözleşmenin ifa edilmemiş olması nedeniyle mevcut durum arasındaki farktır. Müspet zarar borcun ifa edilmemesinden kaynaklanmaktadır. Yani müspet zararın konusunu sözleşme gereği gibi ifa edilmiş olsaydı doğmayacak zararlar oluşturmaktadır. Mahrum kalınan kar da müspet zararın bir parçasını oluşturur. Borca aykırı davranış olmasaydı, alacaklının malvarlığının göstereceği artışa yoksun kalınan kar denir. Burada sözleşmenin ihlali malvarlığında meydana gelecek muhtemel bir artışı engellemiş, önlemiştir... Yoksun kalınan kar ya malvarlığının aktif kısmının artmamasından yada pasif kısmının azalmamasından meydana gelir (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2261, 2261). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/02/2023 tarihli 2021/(15)6-874 E. 2023/118 K. sayılı ilamında; "...Geçerli şekilde kurulmuş bir özel hukuk sözleşmesinde, tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmeleri, edimin ifasını imkânsız hâle getiren her türlü davranıştan kaçınmaları zorunludur.Tarafların sözleşmeyle üstlendiği borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde ifa etmeme sonucu meydana gelir. Borcun ifa edilmemesi hâli, somut olayda sözleşme tarihinde yürürlükte olan TBK'nın 112 ilâ 126 ncı maddelerinde düzenlenmiştir.Buna göre “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür”(TBK md.112).Esas itibariyle zarar, mal varlığında meydana gelen eksilmedir; fakat bu eksilme sahibinin iradesi dışında veya hiç olmazsa rızası bulunmaksızın meydana gelmiş olmadıkça zarar sayılmaz (Türk Hukuk Lûgatı: Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C. I, s. 1247).Türk Borçlar Kanunu’nun 112 nci maddesi kapsamında tazmini istenilen yani sözleşmeden doğan zarar, müspet yahut menfi zarar olabilir.Müspet zarar; borçlu, edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır (Hâluk Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku, İstanbul 2010, s. 426-427; Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, Genişletilmiş 5. Baskı, s. 591). Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi hâlinde söz konusu olur; alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır.Müspet zarar kapsamında kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır ve sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın mal varlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik mevcut olmaz. Burada kârdan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 12. Baskı, İstanbul 2010, s. 482)." şeklinde ifade edilmiştir.Finans Uzmanı, medya-basın reklam ve tanıtım alınanında uzman sektör bilirkişisi ve hukukçu bilirkişisinden oluşan üçlü bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporda özetle; "Dosya kapsamındaki beyanlar ve talepler çerçevesinde sektörel bazlı incelendiğinde; reklamın, bir ticari firmanın, ürün ve hizmetlerinin tanınırlığının, güvenirliğinin ve dolayısıyla da kazancının arttırılmasında en etkili olabilecek yöntemlerden bir tanesi olduğu söylenebileceği, zira reklamın amacı; ürün ya da hizmet için pazar yaratmak ya da var olan pazarda rekabeti sağlamak, tüketiciyi bir ürün veya hizmet konusunda bilgilendirmek, ürün ya da hizmete karşı tüketicinin talep göstermesini sağlamak/var olan talebi artırmak, tüketicilerde satın alma isteği uyandırmak ve ürün ya da hizmetin kısa ya da uzun vadede satışını arttırmak, reklam aracılığıyla bir imaj oluşturmak ve reklam veren firmanın saygınlığını ve güvenirliğini artırmak olduğu, ancak bir reklamın, bir firmaya, ne kadar sürede, ne kadar kar elde ettirebileceği hususunda bir garanti verilemeyeceği de sayın mahkemenin takdirlerine sunulduğu, zira bazen bir reklam yayınlandıktan kısa bir süre sonra sonuç alınabileceği gibi bazen de reklamın etkisi uzun vadede görülebileceği, bu bağlamda; eğer davaya konu organizasyon yapılmış olsaydı, davacı firmaya ve/veya ürünlerine pozitif yönde etki edebileceği söylenebileceği, ancak ne kadar zamanda ne kadar bir kazanç getireceğinin kesin olarak tespit edilemeyeceği,Tarafımıza sadece şirketin 2017-2020 gelir tabloları ve bilançoları gönderildiği, firmanın ciroları irdelendiğinde satışlarının artmadığı, enflasyon dikkate alındığında düştüğü göründüğü, buna karşılık genel yönetim giderleri artış gösterdiğinden karlılık oranı düştüğü, 2019 yılı zararı 2018 yılında başlayan yatırım ve yeni kurulan şirket için yapılan masraflar kaynaklı olduğu, 2019 yılında yeni firma ve reklam ile ciro artışı düşünüldüğü, yatırım yapıldığı, ancak istenilen sonuçların alınamadığı anlaşıldığı, pandemi ne ölçüde etkilediği hesaplanamadığı, davacı tarafından heyetimize verilen bilgiler çerçevesinde bu etkinliğin yapılamamasından kaynaklı zararının belgelenen kısmı sadece peşin verilen 5.000,00TL ile sınırlı olduğu, reklamın ne kadar zamanda ne kadar bir kazanç getireceğinin kesin olarak tespit edilemeyeceği değerlendirilmesi çerçevesinde ve özellikle pandemi nedeni ile tüm sektörlerde ciro kaybının yaşandığı dönemde ciro dışında başkaca veri ve somut olarak bir bilgi ile belge bulunmaksızın objektif bir hesaplama yapılması mümkün olmadığı, tüm bu veriler çerçevesinde hesaplama yapılmadığı, davacının kazanç kaybı, veriler ile ispata muhtaç olduğu," yönünde görüş ve kanaate varıldığı bildirilmiştir.Müspet zarar yani yoksun kalınan kar kaybı yönünden mahkemece; hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda yapılacak reklamın davacıya fayda sağlayacağı kesin olmakla birlikte ne kadar zamanda ve ne kadar bir kazanç getireceğinin dosyada sunulu verilerle kesin olarak tespit edilemeyeceği gerekçesiyle TBK 51. Maddesi uyarınca uygun bir tazminata hükmedilmiş ise de alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda ifade edildiği gibi müspet zarar, alacaklının borçlanılan edimin sözleşmeye uygun olarak ifa edilmesine ilişkin menfaatinin gerçekleşmemesi sebebiyle uğradığı zarar olup müspet zarar mahiyeti gereği zaten tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davaya konu reklam sözleşmesinin feshi nedeniyle davacının uğrayacağı kar kaybı; davacının iş hacmi, yıllık cirosu, satış rakamları gibi verilerle sözleşmeye konu ... popülaritesinin davacının satışlarına, prestijine ve ticari değerine yapacağı artışın ortalama şekilde bulunması suretiyle yaklaşık bir değerin belirlenmesi ile mümkündür. Diğer yandan emsal Yargıtay kararlarında ifade edildiği gibi yoksun kalınan kar kaybı yönünden açılan davalarda, davacının aynı şartlarda bir iş kurması için gereken makul süresinin tespiti ile belirlenen süreye göre kar mahrumiyetinin belirlenmesi gerekmektedir. O halde mahkemece yapılacak iş; alanında uzman iki sektör, bir mali müşavir bilirkişisinden oluşacan heyetten alınacak rapor ile; davacının aynı şartlarda bir reklam anlaşması yapması için gereken makul süresinin tespiti ile belirlenen süreye göre davacı şirketin sözleşmeden önceki sonraki yıllara ait ticari defter belgelerinden gelir ve bilanço tablolarına göre hacmini belirledikten sonra, ... portföyünde bir sanatçının reklam getirisinin ortalama bir yüzde değer üzerinden davacı şirkete getireceği kâr artış oranı, dolayısıyla bu reklamın gerçekleşmemesi dolayısıyla yaşanan kâr kaybının tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi olacaktırAçıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun şimdilik incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf başvurusunun hükmedilen müspet zarar yönünden kısmen kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusu şimdilik incelemeksizin davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 27/09/2021 tarihli ve 2019/547 Esas 2021/712 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3- Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve karar harcının istemi halinde davalıya iadesine başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,4- Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye irat kaydına, alınması 5-Davacı ve davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/10/2025