T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1720
KARAR NO: 2025/1000
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/579
KARAR NO: 2021/522
KARAR TARİHİ: 24/06/2021
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 24/09/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 01/04/2019 tarihli bir ...Hizmetleri Sözleşmesi imzalanarak aynı tarihte yürürlüğe gireceğinin kabul edildiğini, sözleşme gereği müvekkili şirketin, davalıya ait www....com.tr adresli internet sitesinin arama motoru optimizasyonu ile arama motorlarında üst sıralarda ve doğru bir metinle yer almasının sağlanmasına yönelik danışmanlık hizmeti verdiğini, davalının davacıya sattığı ürünlerde %15 indirim hakkı tanımlandığını, 5 Ağustos 2019 tarihli ...Raporun genel durum değerlendirmesinde bir önceki aya göre Temmuz'da hemen çıkma oranı %24 oranında düştüğünü, sitede geçirilen vakit ise %69 oranında arttırıldığını, tarafların sözleşmenin 4.1. maddesi uyarınca aylık KDV hariç net 3.000,00 TL ücret ödenmesi ve sözleşmenin 3.4. maddesi uyarınca sözleşme konusunun 6 aylık çalışmayı gerektirdiği hususunda anlaşmaya vardıklarını, davalı tarafından nisan ayına ait ödeme yapıldığını, diğer aylara ilişkin ödeme yapılmadığını, davalı şirkete durumu bildirdiklerinde ödemelerin geciktiğinin farkında olduklarını, ...çalışmalarını durduklarını, avans ödemelerinin aralık ayında geldiğini ve ödemelerin aralık ayında mutlaka yapılacağını belirttiklerini, buna rağmen ödemenin yapılmadığını, faturalardan kalan cari hesap alacağının tahsili amacıyla İstanbul 35. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden takip başlatıldığı, davalı tarafın itirazı üzerine takip durduğunu beyan ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının sözleşme konusuna uygun ilerleyebilmek adına müvekkilinden bilgi ve belge temini sağlamak ve uzman olmadığı konuda bilgilendirmek zorunda olduğunu, davacının sözleşmenin imzalandığı zaman müvekkilinden internet sitesi bilgisi ve işletme konusu ile bilgi talep ettiğini, ilerleyen süreçte herhangi bir talepte bulunmadığını, davacının sözleşme kapsamındaki hizmetlerini gerçekleştirebilmesi için müvekkili ile sürekli iletişimde kalması yaşanan gelişmeler kapsamında güncelliği ve iyileştirmeyi sağlaması adına müvekkilinden işletmenin politikası, ilerleyişi, stratejisi hakkında bilgi temin etmesi gerektiğini, davacı tarafından hizmet verildiği 6 aylık süreçte bir sonuç vaadinde bulunan davacının ilk başta edindiği bilgilerden daha fazla bilgiye ihtiyacı olması gerektiğini, Sözleşmenin 3.2 maddesine göre: "... öncelikle müşteriye ait internet sitesini inceleyecek, Müşteri ile aynı yöntemleri izleyebilecek internet sitelerini belirleyecek ve bu doğrultuda anahtar kelimeleri belirleyerek Müşterinin onay ve bilgisine sunacaktır." dendiğini, Davacının 6 aylık süreçte bahsi geçen maddeye yönelik bir eylemde bulunmadığını, yine sözleşme gereği bir kısım hizmetlerin verilmediğini, fatura düzenlenmesinin alacağı ispata yeterli olmadığını beyan ederek açılan davanın esastan reddine, davacı aleyhine kötüniyet tazminatı olarak %20'den aşağı olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''...Dosya, tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi için mali müşavir ve reklamcılık konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, dosyaya sunulan raporda tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup sahibi lehine delil teşkil ettiği, davacı defterlerine göre davalı aleyhine 17.700,00 TL borç bakiye olduğu, davalı defterlerine göre ise davacı lehine 17.700,00 TL alacak bakiye olduğu, davacının faturalara faturalara ve sözleşmeye konu ...hizmetini davalıya verdiğini, davalının web sitesinden ziyaretçilerin hemen çıkma oranının %24 oranında arttığını, sitede geçirilen vaktin %69 oranında arttığını, davalının söz konusu çalışmalardan bilgisinin ve haberinin olduğunu, davacının alacak talebinin yerinde olduğu belirtilmiştir.Dosya kapsamından tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, icra takibine konu alacağın davacı defterlerinde alacak, davalı defterlerinde ise borç olarak kayıtlı olduğu, davacının sözleşme hükümleri uyarınca üzerine düşen edimlerini ifa ettiğini, her iki tarafın ticari defter kayıtları dikkate alındığında dosyanın mevcut haliyle davacı tarafın davalı defterlerindeki kayıtlara göre 17.700,00 TL davalıdan alacaklı olduğunu ispat ettiği anlaşılmakla, düzenlenen uzman bilirkişi raporunun da mahkememizce dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunması nedeniyle davacı tarafın davalıdan takip konusu faturadan kaynaklanan toplam 17.700,00 TL alacağının bulunduğu sabit olmuştur.Yukarıda yapılan açıklamalar, dosya arasında yer alan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının kabulü ile davalı tarafından 35. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacak olan 17.700,00 TL'nin %20'si olan 3.540,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece atanan bilirkişinin dava konusu uyuşmazlık hakkında özel veya teknik bilgiye sahip olarak nitelendirilebilecek bir konumda olmadığı için yapılan bilirkişi incelemesi yetersiz olduğunu, ayrıca raporun yalnızca davacı yanın iddiaları esas alınarak düzenlendiğini ve savunmalarının dikkate alınmadığını, dosyaya sundukları uzman raporu ve bilirkişi raporu arasında çelişkiler mevcut olup bu çelişkilerin giderilmediğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup dava İİK'nın 67.maddesi uyarınca bir yıllık yasal sürede açılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmüne yer verilmiştir.Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.... Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.)...Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 05/11/2018 tarih 2016/991 E. 2018/5119 K. sayılı kararında ise; "...6102 Sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi tacirler arasındaki hizmetin ayıplı olması halinde yapılması gereken işlemleri düzenlemektedir. Anılan maddeye göre hizmet alan tacir, malın ayıplı olduğu açıkça belli değilse, malı teslim aldıktan sonra malı incelemek veya incelettirmek, malın ayıplı olması halinde 8 gün içinde bu durumu hizmet verene iletmek durumundadır. Somut olayda, tarafların tacir olduğu anlaşıldığına ve davalı da verilen hizmetin ayıplı olduğunu iddia ettiğine göre bu ayıbın süresinde ihbar edilip edilmediği dava konusu olayın sonuçlandırılması açısından önem arzetmektedir..." denilmiştir.Mahkemece mali müşavir ve web tasarımı konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınan raporda; davacı tarafça takibe konu edilen faturaların davalıya tebliğ edildiği ve davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın birbiriyle uyumlu ticari defterlerine göre davacının 17.700,00 TL alacaklı olduğu, davacı tarafından sözleşme konusu hizmetin gereği gibi verildiği, davacı tarafça hizmet verilmeye başlandıktan sonra ziyaretçilerin hemen çıkma oranının %24 oranında düştüğü ve sitede geçen vaktin %69 oranında arttığı tespit edilmiştir. Taraflar arasında, davalıya ait www...com.tr adresli internet sitesinin arama motoru optimizasyonu ile arama motorlarında üst sıralarda ve doğru bir metinle yer almasının sağlanmasına yönelik danışmanlık hizmeti verilmesine dair sözleşme 01/04/2019 tarihinde imzalanmış ve davacı tarafça hizmet verilmeye başlanmıştır. İmzalanan sözleşmede tarafların defter ve kayıtlarının, e-posta yazışmalarının, internet trafik bilgisi ve erişim kayıtlarının uyuşmazlıklarda delil teşkil edeceği kararlaştırılmıştır. Süreç içerisinde davacı şirket çalışanları ile davalı şirket adına ... (...@...com.tr) arasında çeşitli yazışmalar yapılmıştır. Yapılan yazışmalarda hizmetin eksik veya ayıplı verildiği hususlarında bir bildirim yapılmamış, aksine memnuniyet dile getirilmiş, ödeme yönünden ise ... (...@....com.tr) tarafından gönderilen 30/07/2019 tarihli mailde; ödemenin geciktiğinin bilindiği ancak 9 ağustosa kadar ödeme yapılacağı, 27/08/2019 tarihli mailde; bu hafta 3.540,00TL, haftaya 3.540,00 TL ödeme yapılacağı, 24/09/2019 tarihli mailde; ekim ayında ilk haftası gerçekleşecek ihracat nedeniyle bedelin 2.hafta geleceği ve tamamı olmasa bile %50'sinin ödeneceği, 11/11/2019 tarihli mailde; işlerinin bayramlar ve yılbaşı olmak üzere dönemsel olduğu ve bu nedenle yılbaşı dönemi için gelen avanslardan ödeme yapılacağı belirtilmiştir. 21/11/2019 tarihli mailde; davacının markaya katkıları ve çalışmaları nedeniyle teşekkür edilerek ödemenin geciktiği ifade edilmiş, bayram ve yılbaşı dönemlerinin satış dönemleri olduğu, bu nedenle yılbaşı için müşterilerden aralık ayında avans alınarak bakiyenin aralık ayında kapatılacağı, 20/01/2020 tarihli mailde; ocak sonunda ödeme yapılacağı, 30/07/2020 tarihli mailde; pandemi nedeniyle işlerin 1/4 oranında düştüğü ifade edilerek bakiyenin 1/4'inin en erken ekim sonu en geç kasım sonuna kadar ödeneceği ifade edilmiştir. Her ne kadar davalı tarafından sunulan uzman görüşünde hizmetin gereği gibi ifa edilmediği açıklanmış ise de; davacı tarafça düzenlenen faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, yasal süre içerisinde iade faturası düzenlenmediği, eksik ve ayıplı ifa iddiaları yönünden süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığı aksine mail yazışmalarında memnuniyetin dile getirildiği, verilen hizmetin davalı tarafça kabul edildiği, uzunca bir süre ödemenin yapılacağı belirtilerek süre istenildiği tespit edilmiştir. Yukarıda yer verilen emsal kararlar ve açıklamalar çerçevesinde; mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 303,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 312,40 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere, istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, esasa yönelik ve sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi. 24/09/2025
MUHALEFET ŞERHİ 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",1/e maddesinde "(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" belirtilmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.