T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1824
KARAR NO : 2025/1013
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/11/2020
ESAS NO: 2014/441
KARAR NO : 2020/714
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 27/04/2012
BİRLEŞEN İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2017/9 ESAS SAYILI DOSYASI
DAVANIN KONUSU: Alacak|Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 24/09/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı firma ile ... arasında Mart 2011 taraihinde Milas Bodrum HavaLimam Yeni Dış hatlar terminali inşaatı kapsamında Yemek ikmali İşleri için hizmet sözleşmesi imzalandığını, bu hizmet sözleşmesi nedeni ile davacı firmanın Milas-Bodrum Hava Limanı Yeni dış hatlar terminali inşaatı çalışanlarının yemeklerini karşılamayı iktiza eden yükümlülükleri üstlendiğini, bu yükümlülükler nedeni ile müvekkiline ödenmesi gereken bedeller sözleşmede belirtildiğini ve bu bedeller karşı tarafın yükümlülükleri olarak sözleşmenin dercedildiğini, davacının edimlerini mükemmel şekilde ve sözleşme edimlerine uygun olarak yerine getirmekte iken karşı taraf belirtilen akitteki ödeme yükümlülüklerini yerine getirmeye başlamış müvekkil yaptığı faaliyetlere ve verdiği hizmetlere ilişkin faturalar kesmesine rağmen karşı taraf uhdesindeki ödemeleri yapmayarak müvekilinin mağdur edildiğini, davacı yapılan sözleşme gereği hem işçi hemde çalışan memurlara yemek vermekte iken 12.01,2012 tarihinde işçi yemekhanesindeki faaliyetlerine son vermek zorunda kaldığını, daha sonrada memurlara ilişkin diğer iki yemekhanedeki faaliyetlere son vermek zorunda bırakılarak sözleşmeden kaynaklanan haklarının kendisine teslim edilmediğini, dava konusu sözleşmenin ifası için gerekli teçhizatlar ve ekipmanlar müvekkili tarafından satın alınarak belirtilen yemekhanelerin kurulduğu kurulan bu teçhizatların ve ekipmanların diğer akşamların maliyetinin 400.000-TL civarında olduğunu, sözleşmenin haksız yere feshinden dolayı takriben aylık 400.000-TL civarında kardan mahrum kaldıklarını, bu rakamın net olarak ancak mahkemece hesaplanabileceğini, 2012 yılının Şubat ayma kadar yapılan hizmetler nedeni ile fatura tanzin edilerek karşı tarafa tebliğ edilmesine rağmen bu güne kadar hak edişlerinin ödenmediğini, ödenmeyen bedelin de takriben 250.000-TL civarında olabileceğini, Milas Asliye Hukuk Mahkemesine talimat göndererek delil tespiti niteliğindeki hususların delil olarak tespiti için olay mahallinde keşif ve bilirkişi tespiti yapılmasına, bilirkişilerce tanzim edilecek raporun akabinde tedbir taleplerinin kabulü ile ...’nın hak ve alacaklarına tedbir konulmasına, bu dava nedeniyle oluşan tüm haklarının tespiti ile ileride bilirkişilerce belirlenecek alacakları oranında artırılmak üzere şimdilik 8.000,00 TL'nin karşı taraftan tahsili ile taraflarına teslimine, alacaklarına ticari faiz tatbiki ile mahkeme giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiline, fazlaya dair bütün haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ... İşletmeleri Taş. Tem. Hizm. Paz. Üre. İth. San ve T ic. Ltd. Şti. ile davalı ... arasında Mart 2011 tarihinde Milas-Bodrum Hava Limanı Yeni Dış Hatlar İnşaatı kapmasında yemek imali işleri için hizmet sözleşmesi imzalandığını, bu hizmet sözleşmesi nedeniyle ... ... İşletmeleri Taş. Tem. Hizm. Paz. Üre. İth. San ve Tic. Ltd. Şti. 'nin davalı şirketten 350.000,00 TL alacağı bulunduğunu, müvekkili ...'nun Milas 3. Noterliğinin 24/01/2012 tarih ve ... yevmiye nolu temliknamesi ile ... ... İşletmeleri Taş. Tem. Hizm. Paz. Üre. İth. San ve Tic. Ltd. Şti.'nin alacaklarını devir ve temlik aldığını, davalının 2011 yılında borcun 300.000,00 TL sinin müvekkilinin banka hesabına yatırıldığını, 50.000,00 TL'sinin henüz davalıdan tahsil edilemediğini beyanla, 50.000,00 TL alacaklarının temlik tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki sözleşmenin hizmet sözleşmesi olarak yapıldığını, bilindiği üzere hizmet sözleşmesi bir iş görme sözleşmesi olduğunu, halbuki sözleşme incelendiğinde, davacının ücret karşılığında müvekkiline ait işyerinde çalışanların yemek ihtiyaçlarını temin borcu altına girdiği görüldüğü bu nedenle burada bir hizmet sözleşmesi değil "altışar aylık dönemler halinde yemek temin ve satışı" sözleşmesi söz konusu olduğunu, Sözleşmenin 3.1 maddesinin sonucu olarak davacının belirli bir yönde hizmet vermesi yeterli olmadığını, yemek temin ve satış sözleşmesinde temin ettiği yemeklerin düzenli, sağlığa ve hijyene uygun olmasının zorunlu olduğunu, Davacının aksine tutumu halinde ayıplı ifa söz konusu olduğunu, davalının sözleşmeyi tamamen veya kısmen feshetmesi mümkün olacabileceğini, davacının sözleşmeye aykırı eylemleri, yemekhanelerde yapılan tespitler, tutulan tutanaklarla sabit görüldüğünü ve bunun üzerine müvekkilinin sözleşmeyi 11.01.2012 tarihli yazısı ile sadece işçi yemekhanesi için haklı nedenle feshettiğini, memur yemekhanesi için ise sözleşmenin devam edeceğini bildirdiğini, ancak davacının, Memur Yemekhanesindeki hizmetlerini de sağlık koşullarına uygun olarak yürütmediğinin ve personelinin ücretlerini de ödemediğinin tespiti üzerine bu kez 19.01.2012 tarihli ihtarname ile sözleşme haklı nedenle tamamen feshedildiğini, Davacının sözleşmeyi süresiz bir sözleşme gibi algılayarak kendi mantığına göre astronomik zarar hesaplan yapması boş bir çaba olduğunu, müvekkilinin zaten normal bir durumda sözleşmenin 4.2 maddesi gereğince bu sözleşmeyi Mart 2012 sonrası için fesih hakkına sahip olduğunu, davacının üretip davalının çalışanlarına sunduğu yemeklerin gerek temin edildiği ortamda, gerekse çalışma koşullarında yapılan denetimlerde insan sağlığına aykırı olduğunun tutanakla tespit edildiğini, müvekkilinin şikayetler üzerine soruşturma başlattığını ve 22,10.2011 tarihli "Yemekhane Sağlık Denetim Raporu" tanzim edildiğini, bu raporda davacının insan sağlığına ve ilgili yönetmeliklere aykırı faaliyetler gösterdiği tek tek belirlendiğini ve davacının bu konuda uyarıldığının, Ancak davacının bu tutumunu sürdürmesi ve bir çok çalışanın bakteriye gıda zehirlenmesinden dolayı iş görmezlik belgesi ve çalışamaz kağıdı aldığını, davacının kendi personeli ve aracıyla gelerek temin ve tedarik etmiş olduğu ekipman ve malzemelerin tamamını aldığını, buna ilişkin 28.01.2012 tarihinde davacı tarafın yemekhanelerdeki malzemelerinin tamamını alarak şantiyeyi terk ettiğine ilişkin iki güvenlik görevlisi ve bir idari işler personelinin imzasının bulunduğu tutanak tanzim edildiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, "...Dava tarihi itibari ile davacının davalıdan dava konusu Mart 2011 tarihli sözleşmeden dolayı doğmuş olan alacaklarının 60.000 TL'lik kısmının tahsilini davalıdan talep etme hakkının üçüncü kişi... ...'na 220.000 TL lik kısmının ise ...'a temliki ile geçmiş olduğu, bu kapsamda davacı ... ... İşletmeleri Taş. Tem. Hizm. Paz. Üre. İth. San ve Tic. Ltd. Şti'nin dava konusu alacaklarının tahsilini bu davada talep etme hakkının bulunmadığı yani Aktif Dava Ehliyetinin olmadığı, temlik alan davacılar yönünden de talep edilebilecek bir alacağın bulunmadığı anlaşılmıştır.Birleşen dava; Birleşen İstanbul 9 ATM ye ait 2017/9 Esas saylı dosyası ile 06.08.2014 tarihinde açılan Birleşen Davada, davacı ... ...; "Asıl davanın davacısı ... Şirketi'nin davalı ... Şirketi'nden Mart 2011 tarihli sözleşmeden dolayı olan 350.000 TL'lik alacağını 24.01.2012 tarihli Temlikname ile ... Şirketi'nden temlik aldığını; temlik almış olduğu bu alacağın 300.000 TL'lik kısmının davalı ... Şirketi tarafından davacı ...'na ödendiğini, fakat bakiye 50.000 TL'lik kısmının ise ödenmediğini" iddia etmekte ve "davalı ... Şirketi'nden olan bakiye 50.000 TL'lik alacağının, temlik alındığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline" karar verilmesini talep edilmektedir.Dosyaya ibraz edilen 29.07.2017 tarihli ... dekontu ile, davalı tarafından 12.01.2012 tarihinde 100 .000 TL ,27.01.2012 tarihinde 200.000 TL olmak üzere... ödeme yapıldığı görülmüş, birleşen dosya kapsamına ibraz edilen dilekçeler ile bu hususun ihtilaf konusu olmadığı anlaşılmıştır.24.01.2012 tarihli temlikname ile, davacının Mart 2011 tarihli dava konusu sözleşmeden doğmuş ve doğacak alacaklarının 350.000 TL'lik kısmının (işbu davanın açıldığı 27.04.2012 tarihinden önceki tarihte) davacı tarafından üçüncü kişi ...'na temlik edildiği, Asıl davanın açılmış olduğu 27.04.2012 tarihi itibariyle davadışı ... Şirketi'nin (temlik edenin) davalı ... Şirketi'nden Mart 2011 tarihli Sözleşmeden dolayı sadece 137,45 TL alacağı bulunduğu, işbu Birleşen Dava tarihi itibariyle, davacı ... ...'nun davalı ... Şirketi'nden sadece 137,45 TL alacağı bulunduğu bu nedenle 24.01.2012 tarihli ilk temlikname uyarınca bu alacağı birleşen dosya davacısı Vedat Yaşar ... nun birleşen dosya kapsamında hak kazandığı kanaatine varılmıştır.Anılan durum karşısında asıl davada davacı ... ... İşletmeleri Taş. Tem. Hizm. Paz. Üre. İth. San ve Tic. Ltd. Şti'nin temlikler nedeni ile dava konusu alacaklarının tahsilini bu davada talep etme hakkının bulunmadığından temlik veren davacı yönünden davanın Aktif Dava Ehliyetinin olmaması nedeni ile usulden reddine ,temlik alan davacılar yönünden ise talep edilebilecek bir alacağın bulunmaması nedeni ile reddine,Birleşen Dava tarihi itibariyle, davalı ... Şirketi'nin sadece 137,45 TL davacı ... ...'na borcu anlaşılmış her ne kadar davalı vekillerince bahse konu alacak üzerinde haciz bulunduğu bu nedenle davacının talep hakkının olmadığı ileri sürülmüş ise de bu hususun infaz aşamasında nazara alınması gerektiği, her ne kadar davalı tarafça birleşen dava yönünden derdestlik itirazında bulunulmuş ise de davaların belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve kısmi miktarda alacak talebinde bulunulduğu asıl davaya konu edilen alacaklar ile birleşen davaya konu edilen alacakların her ne kadar hepsi Mart 2011 tarihli sözleşmeden kaynaklı alacaklar konu edilmiş ise de gerek davacı gerekse birleşen dosya davacısı açıklamaları ile farklı alacakların dava edildiği anlaşılmakla davalı tarafça ileri sürülen derdestlik itirazı yerinde görülmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." açılan davanın "Asıl Davada; Davacı ... Otel ve ... İşletmeleri .. A.Ş tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğundan reddine, Temlik alan davacılar ... ve ... yönünden davanın reddine, Birleşen Davada; Birleşen dava; (İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/9 e. 2018/72 karar ile dosyamıza birleşen davada) Derdestlik itirazının reddine, davanın kısmen kabulü ile 137,45-TL alacağın birleşen dava tarihi olan 06/08/2014 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine," dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacılar vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davalının fesih yoluna gitmeden faaliyetlerine haksız olarak son verdiğini, kar mahrumiyetinin hesaplanmasının gerektiği, ödenmemiş faturalı hizmet bedelinin takriben 250.000,00 TL civarında olduğu, haksız olarak faaliyete son verilmesi nedeniyle birçok işçinin mağdur olduğu, fesih beyanının kendilerine ulaşmadığı, iddiaların soyut ve gerçeklikten uzak olduğu, sunulan delil ve belgelerin kendileri tarafından kabul edilmediği, hergün 1200 işçi ve yaklaşık olarak 200 memura yemek hizmeti verildiği, sunulan belgelerde 5 kişinin rahatsızlandığı belirtilmiş ise de, bunun yemekten kaynaklandığının ispatlanamadığı, temlik alanlar aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin yerinde olmadığı, dosyada belirtilen alacakların bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
2-Katılma yoluyla davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; birleşen davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Asıl dava dosyasında, taraflar arasındaki sözleşmenin haksız olarak feshedildiği belirtilerek, fazla ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 2.000 TL maddi tazminat, 2.000 TL fatura bedeli alacağı, 2.000 TL yapılan yatırımlar bedeli ve 2.000 TL mahrum kalınan zarar talep edilmiştir.Birleşen dava dosyasında , temlik alan sıfatıyla ... davalı ile ... ....... Ltd Şti (temlik eden) arasında düzenlenen sözleşme ve temliknameye dayalı olarak 50.000 TL alacağın temlik edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Ankara 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.03.2013 tarih ve 2012/93 E 2013/68 K sayılı ilam ile verilen yetkisizlik kararı uyarınca İstanbul 25. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/159 E. sırasına kaydı yapılmış ve iş bu mahkemenin HSYK 1. Dairesi'nin kararı ile kapatılmasına dair kararı neticesinde dava dosyasının İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/441 E. sırasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur.... ... ...Ltd Şti ile davalı arasında düzenlenen sözleşme incelendiğinde, ''Milas Bodrum Havalimanı Yeni Dış Hatlar Terminali İnşaatı'' başlıklı, ... .......Şti'nin '' alt yüklenici'' sıfatıyla yer aldığı Mart 2011 tarihli hizmet sözleşmesinin 9 sayfadan oluştuğu anlaşılmaktadır. Sözleşme maddeleri incelendiğinde ;2'1.0 TARAFLAR İş bu ALT YÜKLENİCİ SÖZLEŞMESİ ,Bir tarafta ... İş Merkezi Kat:9 ... Söğütözü/Ankara adresinde ikamet eden ....... S.p.a. (bundan sonra YÜKLENİCİ olarak anılacaktır) ve,Diğer tarafta Milas -Bodrum Havalimanı Güvenlik Binası Milas adresinde ikamet eden .... ... ... OTEL İŞL. TURZ. TAŞ. TEM. HİZ. PAZ. ÜRT.İHT.İHR. SAN VE TİC LTD ŞTİ(bundan sonra ALT YÜKLENİCİ olarak anılacaktır )Arasında aşağıda belirtilen şartlar dahilinde karşılıklı olarak akdedilmiştir ......3.0 SÖZLEŞMENİN KONUSU 3.1.YÜKLENİCİ ' nin belirlemiş olduğu zamanlarda , YÜKLENİCİ 'nin personeline ,misafirlerine ve YÜKLENİCİ 'nin ayrıca bildireceği kişilere , YÜKLENİCİ 'nin bildirdiği menüye uygun olarak , YÜKLENİCİ 'nin bildirdiği İŞYERİ 'nde bu HİZMET SÖZLEŞMESİ uyarınca yemek HİZMET 'nin ikmal ve iaşesini , tüm tefrişatıyla birlikte ALT YÜKLENİCİ tarafından yapılmasıdır.....4.0 SÜRE 4.1.şbu HİZMET SÖZLEŞMESİ TARAFLAR 'ın karşılıklı imzasına müteakip geçerlilik kazanacaktır .4.2. İşbu HİZMET SÖZLEŞMESİ , imzalanmasına müteakip 6 (altı) ay boyunca geçerli olup , YÜKLENİCİ 'nin veya ALT YÜKLENİCİ 'nin ayrıca yazıyla feshini talep etmemiş olması durumunda , her 6 (altı) ayda bir kendiliğinden yenilenir ........5.1.3. ALTI YÜKLENİCİNİN PERSONELİ, HİJYEN, KONTROLLER 5.1.4. ALT YÜKLENİCİ , hem tefrişat ve teçhizatını yaparak işlettiği tesislerin de hem de çalışan personelin hijyen , sağlık muayenelerini Sağlık Bakanlığının ve iş sağlığı ve güvenliği tüzük ve Yönetmeliklere göre ALT YÜKLENİCİ 'nin kendisi yaptıracak ve bunları YÜKLENİCİ 'ye düzenli olarak sunacaktır .Gerektiğinde YÜKLENİCİ 'nin ilgili sağlık personeli kontrollerde bulunacak de tespit ettiği yanlışlıkların düzeltilmesi için ALT YÜKLENİCİ 'ye belirli bir süre tanıyacak , ALT YÜKLENİCİ bu süre içinde bunları tamamlayacaktır . YÜKLENİCİ ,ALT YÜKLENİCİ 'nin yapmadığı, yanlış yaptığı veya zamanında yapmadığı İŞLER ve yükümlülükler için ceza kesme hakkına sahiptir .5.1.1 ALT YÜKLENİCİ ,YÜKLENİCİ 'ye temin ettiği yemeklerden ilim ve fennin öngördüğü şekillerde ve periyodik düzenlerde numuneler alacak ve bunlarla ilgili resmi kurumların onaylı laboratuvarlarında gıda güvenliği açısından analiz ettirecektir . Eğer gerekli görürse YÜKLENİCİ , söz konusu analizleri ALT YÜKLENİCİ namı hesabına yaptırır .....7.0.TAŞERON PERSONELİNİN ÜCRET, VERGİ VE SOSYAL SİGORTA VE PRİMLERİ 7.1. ALT YÜKLENİCİ nin personeline yapması gereken her türlü maaş, fazla mesai , harcırah, tazminat ,ücret, kıdem ,zam vb. Ödemeleri, yemek ve yatıracak yer ihtiyaçları , ve gerekli sigorta prim ödemeleri ALT YÜKLENİCİ tarafından karşılanacaktır. ALT YÜKLENİCİ bunlar için ayrıca bir bedel talep etmeyeceğini bilir ve kabul eder. ....7.4. ALT YÜKLENİCİ sigortasız ve yaşı tutmayan personel çalıştıramaz.7.5. ALT YÜKLENİCİ , çalıştırmış olduğu personellerin iş akitlerinin fesih edilmesi durumunda her türlü kanuni haklarını ödedikten sonra (ücret, fazla mesai ,kıdem tazminatı ,ihbar tazminatı ,yıllık izin v.s.) personel ile karşılıklı olarak ibralaşılacak ve imzalı ibraname ile birlikte yapmış olduğu ödemelerin birer kopyasını YÜKLENİCİ ye verecektir ....7.7. ALT YÜKLENİCİ yapmış olduğu bu işten dolayı YÜKLENİCİ nin tabi olduğu, sosyal sigortalar kurumu işçilik oranına, katma değer vergisi almış olduğu döneme miktar üzerinden tabi olup , bu oranlamayı tutturarak SSK işyeri dosyasına primlerini bildirmek ve yatırmak zorundadır.'' yazılıdır. 22.10.2011 tarihli yemekhane sağlık denetim raporunda , yemekhane pis su giderlerinin temizlik ve hijyen bakımından yetersiz ve uygun olmadığı , buzdolaplarının kapaklarının arızalı olduğu ve dışarıdan hava aldığı, soğutma aksamlarının yeterli olmadığı , yemekhane imalat kısmındaki bazı çöplerin kapaklarının bulunmadığı ve yemek hazırlanan bölgeye yakın olduğu , un çuvallarının bazılarının ağızlarının açık bırakıldığı, yemekhane personelinin giysi ve kıyafet dolabı bulunmadığı bu nedenle özel eşyalarını imalat yerindeki gıda ürünlerinin yanında tutulduğu, havalandırma eksikliğinin bulunduğu , tost makinesi kirli bırakıldığı ve yanık gıda malzemesi ile olduğunun görüldüğü , zeminin ıslak olduğu ve bazı bölgelerde elektrik kablosunun görüldüğü , personelin eldiven, bone ve maske kullanma alışkanlığının olmadığının tespit edildiği , genel yemekhane çevresi temizliğinin yapılmadığı, şeker- baharat gibi malzemelerin kapalı kaplarda saklanmadığı gibi eksikliklerin tespit edildiği belirtilmiştir .Davalı tarafça 11.01.2012 tarihli ihtar keşide edilerek işçi yemekhanesindeki yemek üretim faaliyetlerinin durdurulması, sadece memurlara yemek temin edilmesi talep edilmiş ve memur yemekhanesi ile ilgili olarak sözleşmenin ise, sözleşme maddelerinin 7.1., 7.4, 7.5., 7.7. Maddelerine uyulmadığı ve SGB müfettişi tarafından tutulan rapor uyarınca birçok defa ikaz edildiği ve düzelme görülmediği belirtilerek 19.01.2012 tarihinde feshedildiği ihtar edilmiştir. 19.11.2011 tarihli tutanakta , 18.11.2011 tarihinde önce 2 işçinin daha sonra ise 3 işçinin revire bulantı , kusma şikayetleri ile başvurduğu belirtilmiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 30.01.2012 tarihli inceleme raporu dosyaya sunulmuş olup, raporunun sonuç bölümünde işyerinde dava dışı çalışanların kayıt dışı istihdam edildiği ve ücretinin ödenmediğinin tespit edildiği belirtilmiştir .28.01.2012 tarihli tutanakta, ...... Şti'nin kendisine ait olan malzemelerin tamamını alarak şantiyeyi terk ettiği yazılıdır. Temliknameler: 24.01.2012 tarihli temlikname ile, Mart 2011 tarihli dava konusu sözleşmeden doğmuş ve doğacak alacakların 350.000 TL lik kısmının davacı tarafından ...'na, 29.04.2012 tarihli temlikname ile sözleşmeden doğmuş ve doğacak alacakların 60.000 TL lik kısmının davacı tarafından ...'na, 30.04.2012 tarihli temlikname ile sözleşmeden doğmuş ve doğacak alacakların 170.000 TL lik kısmının davacı tarafından 3.kişi ...'a,30.05.2013 tarihli temlikname ile sözleşmeden doğmuş ve doğacak alacakların 50.000 TL lik kısmının davacı tarafından 3.kişi ...'a, temlik edildiği ve davanın 27.04.2012 tarihinde açıldığı tespit edilmiştir. Talimat mahkemesi aracılığıyla dinlenen davacı tanıkları beyanlarında özetle, yemekhane hizmeti konusunda herhangi bir sıkıntı ile karşılaşmadıklarını, yemek noktasında hizmetin tam olarak yerine getirildiği, sözleşmeden kısa bir süre sonra davalı tarafça ödemeler yapılmayınca davacının maddi olarak sıkıntıya düştüğü belirtilmiştir... tarafından düzenlenen raporda özetle; Mart 2011 tarihli sözleşmenin davalının borca aykırı davranışları nedeniyle davacı tarafından haklı feshedildiği , davacının davalıdan dava tarihi itibariyle talep ettiği gibi tazminat alacaklarının bulunmadığını, bakiye 127,45 TL hak ediş alacağının bulunduğu , mart 2011 tarihli sözleşmeden dolayı davacının alacaklarını temlik ettiğinden davacı ... şirketinin asıl davada taraf sıfatının bulunmadığı , birleşen dava yönünden de davacının yani temlik alanın sadece temlik almış olduğu alacaklardan dolayı 127,45 TL alacağının bulunduğu görüş ve tespitinde bulunulmuştur . Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ek raporda kök rapordaki görüş korunmuştur. Talimat mahkemesi aracılığı ile düzenlenen bilirkişi raporları:23.03.2015 havale tarihli raporda, mahallinde yapılan inceleme sonucunda elektrik malzemeleri ve işçilik yönünden , yemekhane, kantin ve lokal bölümlerindeki malzemeler yönünden , mekanik malzeme ve işçilik yönünden keşfi tarihine göre güncelliğinde davacının alacağının 23.781,39 TL olduğu belirtilmiştir. 19.10.2015 tarihli raporda , incelenen davalı şirkete ait 2011 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, envanter defterinin kapanış tasdikinin yaptırılmamış olması nedeniyle davalı şirketin 2011 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tasdik edilmediği , davalının incelenen ticari defterlerinde son işlem tarihi olan 06.04.2012 tarihi itibariyle davacıya 137,45 TL borçlu olduğu , davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği ve bu nedenle davacının mahrum kaldığı kar talebinin yerinde olmadığı görüşünde bulunulmuştur.Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ek raporda , davacı şirkete ait 2011 ve 2012 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin yevmiye defterinin açılış tasdikinin süresinde yapıldığı, yıl sonunda yapılması gereken kapanış tasdiklerinin ise yapılmadığı, 2011-2012 yılının ticari defterlerinin usulüne uygun tasdik edilmediği , davacı tarafın dava dosyasına sunduğu 2011-2012 yılına ait yevmiye defter dökümleri üzerinde yapılan incelemede de 2012 yılı sonu itibariyle 137,45 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari defterlerinde de son işlem tarihi 06.04.2012 tarihi itibarı ile davacı tarafa 137,45 TL borçlu olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda asıl davada, temlik eden ...... Ltd Şti yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, birleşen davada ise temlik alan ...yönünden davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş olup, davacılar vekili ile birleşen dava dosyası yönünden katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:1-Davalı tarafın istinaf isteminin incelenmesi:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesinde "Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.", aynı yasanın "Parasal sınırların artırılması" üst başlığı ile Ek Madde 1'de, "(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz. (2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır." hükümleri yer almaktadır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan, istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları ile ilgili olarak aynı yasanın 352/1.b maddesi gereğince, istinaf mahkemesince karar verilir. Somut dosyada; kararın verildiği 17/11/2020 tarihinde istinaf kanun yoluna başvuru için parasal sınır 5.390,00 TL olup, birleşen dava dosyasında istinafa konu edilen miktar (137,45 TL ) kesinlik sınırının altında kaldığı, bu nedenle bu dava dosyaları yönünden kararın miktar yönünden kesin olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin birleşen dava dosyasında yapmış olduğu istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1.b maddesi uyarınca usulden reddine dair karar verilmiştir.2-Davacıların istinaf isteminin incelenmesi:Asıl dava dosyası yönünden inceleme: Taraflar arasında düzenlenen Mart 2011 tarihli sözleşme ile davacının , davalı (yüklenici) personeline,misafirlerine ve bildireceği kişilere yüklenicinin bildirdiği menüye uygun olarak yemek hizmetinin ikmal ve iaşesi düzenlenmiştir. Yukarıda da belirtmiş olduğu üzere sözleşmenin 4.2 maddesinde sözleşme süresi belirlenmiş olup buna göre işbu hizmet sözleşmesinin imzalanmasına müteakip altı ay boyunca geçerli olacağı ve yüklenicinin yazı beyanı ile feshini talep talep etmemiş olması durumunda her altı ayda bir kendiliğinden yenileneceği belirtilmiştir.Resmi kurumlar tarafından düzenlenen raporlar davalı tarafça düzenlenen tutanaklar incelendiğinde , davalının 11.01.2012 tarihli yazı ile önce sadece işçi yemekhanesi yüzünden sözleşmeyi feshettiği , 19.01.2012 tarihli ihtarname ilgili memur yemekhanesinde hizmetlerinde sağlık koşullarına uygun olmadığı ve personelin ücretlerinin ödenmediği belirtilerek sözleşmenin tamamen feshi yoluna gidildiği tespit edilmiştir.Davacı taraf sözleşmenin feshedilmediği ve yenilenerek devam ettiğini belirterek davacının sözleşmeden kaynaklı hak ediş alacaklarının ödeme borcunun devam ettiğini ileri sürmüştür. Dava dilekçesinde de açıklandığı üzere , davacının sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmek amacıyla davalıya ait işyerinde toplam 400.000 TL tutarında yatırım yaptığı ve malzeme getirdiği, iş bu nedenle davacının 400.000 TL tutarında zararının oluştuğu, yemek hizmetlerinden dolayı 250.000 TL civarında fatura alacağının bulunduğu, sözleşmenin feshinden kaynaklı olarak kar mahrumiyetinin olduğu ve bu miktarın 400.000 TL tutarında olduğu , ayrıca sözleşmenin sonlandırılmasından dolayı davacının ekonomik olarak zor duruma düştüğü ve bu nedenle de oluşan zararın 200.000 TL olduğu belirtilerek her kalem yönünden ayrı ayrı 2.000 TL ve toplamda 8.000 TL lik kısmın tahsilini talep edilmiş ve asıl dava değeri 20.02.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile 250.000 TL olarak ıslah edilmiştir.Öncelikle taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin davalı tarafça feshinin haklı olup/olmadığı konusu üzerinde inceleme ve değerlendirme yapılmıştır.
Bilindiği üzere, hizmet sözleşmesi iki tarafa tam borç yükleyen, ivazlı ve tipik sürekli sözleşmeler arasında yer alır.TMK'nun 2. maddesinde "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü ile hak ve borçların kullanımı ve ifasında da dürüstlük kurallarına uyulması gerektiğine işaret edilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/15206 E. 2016/4748 K. 27/04/2016 tarihli ilamı "...Genel olarak kişiler, özel hukuk alanında diğer kişilerle olan ilişkilerini hukuk düzeni içinde kalmak şartıyla diledikleri gibi düzenler, diledikleri konuda, diledikleri kişiler ile sözleşme yapabilirler. Bu olanak, Borçlar Kanunu'nda öngörülen sözleşme özgürlüğü ilkesinin bir sonucudur ve Anayasa'nın 48. maddesi ile de teminat altına alınmıştır. Sözleşme özgürlüğü, sözleşmeyi yapma, sözleşmenin karşı tarafını seçme, sözleşmenin içeriğini düzenleme ya da değiştirme, sözleşmenin tabi olacağı şekli belirleme ve nihayet sözleşme ile bağlı kalmama, yani sözleşmeyi sona erdirme özgürlüğünü de içerir. Var olan bir sözleşmeyi sona erdirmenin yollarından birisi de, sözleşmenin feshidir. Dolayısıyla sözleşme özgürlüğü, sözleşmenin tek taraflı tasfiyesine yönelik olarak sona erdirilmesini amaçlayan fesih hakkını da içermektedir. Görüldüğü üzere, kural olarak kişinin sözleşmenin feshi yoluna gitme konusunda irade özerkliği sonucu takdir hakkı bulunmakla birlikte, feshin haksız olması halinde, karşı tarafın bundan doğan zararlarından sorumluluğunun da bulunacağı tabiidir. Dairemizin 22/10/2014 tarih, 2014/7542 E - 2014/16209 K. ilamında da belirtildiği üzere sözleşmede herhangi bir sebep gösterilmeksizin fesih hakkının bulunduğuna dair bir hüküm olması halinde dahi, sözleşmenin feshi için haklı bir sebebin bulunması gerekmektedir..." şeklindedir. Somut davada, T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığının 30.01.2012 /4 tarih ve nolu inceleme raporu , taraflar arasındaki sözleşmenin 7 no lu maddesinde yer alan hükümler , davalı tarafça davacıya gönderilen ihtarlar , 22.10.2011 tarihli yemekhane sağlık denetim raporu, birlikte değerlendirildiğinde davalının sözleşmeyi haklı olarak feshettiği anlaşılmaktadır.Davacının talep ettiği zarar kalemleri yönünden inceleme yapıldığında ise , müspet - menfi zarar ile yoksun kalınan kar 'ın ele alınması gerekmektedir. Müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi ya da vaktinde ifa edilmemesinden doğan zarardır. Müspet zarar, alacaklının tam ve doğru bir ifaya ilişkin menfaatidir. Müspet zarar, edim, borçlu tarafından tam ve gereği gibi yerine getirilmiş olsaydı, alacaklının malvarlığının göstereceği durum ile halihazırda gösterdiği durum arasındaki farktır. Müspet zarar; fiili zarar ve yoksun kalınan kar olmak üzere iki kısma ayrılır (Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s.2259). Borçlanılan edimin ifa edilmemesi nedeniyle alacaklının malvarlığının aktif kısmının azalmasına veya pasif kısmının çoğalmasına fiili zarar denir...Yoksun kalınan kar da müspet zararın bir parçasını oluşturur. Borca aykırı davranış olmasaydı, alacaklının malvarlığının göstereceği artışa yoksun kalınan kar denir. Burada sözleşmenin ihlali malvarlığında meydana gelecek muhtemel bir artışı engellemiş, önlemiştir... Yoksun kalınan kar ya malvarlığının aktif kısmının artmamasından yada pasif kısmının azalmamasından meydana gelir (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2261, 2262). Menfi zarar, sözleşmenin kurulamamasından veya geçersiz olmasından doğan zarardır. Burada sözleşmenin kurulduğuna veya geçerli olarak kurulmuş bulunduğuna duyulan güvenin boşa çıkmasından doğan zarar söz konusudur. Başka bir deyişle menfi zarar, "...hüküm ifade etmeyen bir borç ilişkisinin hüküm ifade ettiğine ve hüküm ifade ediyormuş gibi sonuç doğuracağına güvenmekten doğan zarar"dır. Alacaklının malvarlığının halihazır durumu ile sözleşme yapılmamış olsaydı arz edeceği durum arasındaki fark, menfi zararı meydana getirir. Menfi zarar, alacaklının söz konusu sözleşmeyi yapmamasındaki menfaate tekabül eden zarardır. Menfi zararı oluşturan unsurların başında, sözleşmenin kurulması için yapılan giderler gelir. Özellikle noter veya resmi bir makamda yapılan sözleşmeler için ödenen resim, harç ve giderler yer alır. Alacaklının, borçlu tarafından yapılacak ifayı kabul için yaptığı giderler de menfi zarara dahildir... Yapılan sözleşmenin geçerliliğine güvenerek başka bir sözleşme yapmamak kaçırılan fırsatlar da menfi zararın bir türünü oluşturur. Menfi zararda kaçırılan fırsat, müspet zararda yoksun kalınan kara benzer (Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2263, 2264). Müspet zarar (olumlu zarar) sözleşme tam olarak ifa edilmiş olsa idi alacaklının mal varlığının oluşacağı durum ile sözleşmenin ifa edilmemiş olması nedeniyle mevcut durum arasındaki fark, menfi zarar ise yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zararlardır. Yani müspet zararın konusunu sözleşme gereği gibi ifa edilmiş olsaydı doğmayacak zararlar oluşturmaktayken, menfi zararın konusunu ise sözleşme hiç yapılmamış olsaydı doğmayacak olan zararlar oluşturmaktadır. Menfi zarar kurulamayan veya geçerli olmayan bir sözleşmeden kaynaklanıyorken, müspet zarar borcun ifa edilmemesinden kaynaklanmaktadır.Somut davada, davacının talep ettiği alacak kalemlerinden sözleşmenin kurulması ile yapılan yatırımlar ( 6 adet klima , soğuk hava depoları , doğalgaz tesisatı , elektrik ve su tesisatı , pimapen pencerelerinin takılması , kapı yapılması gibi) yönünden uğranıldığı belirtilen ekipman bedelleri menfi zarara, davalının sözleşmeyi sonlandırması sonucunda ödemeleri yapmaması ve davacının icra takibi ve hacizlere maruz kaldığı belirtilerek uğranıldığı iddia olunan zarar ise müspet zararları oluşturmaktadır. Tarafların sözleşmeyle üstlendiği borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde ifa etmeme sonucu meydana gelir. Borcun ifa edilmemesi hâli, somut olayda sözleşme tarihinde yürürlükte olan TBK'nın 112 ilâ 126 ncı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür”(TBK md.112).Sözleşmeden doğan sorumluluğunun kurucu unsuru , borçlunun kusurudur . Gerçekten TBK m.112 'ye göre borçlu , alacaklıya verdiği zararın tazmininden , ancak kusursuz olduğunu ispat etmek suretiyle kurtulabilir . (bkz. Prof Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler s:1201) Yukarıda yer alan bilgiler ışığında değerlendirme yapıldığında, davacının borca aykırı yani kusurlu davranışı nedeniyle sözleşmenin feshine neden olduğu ve iş bu nedenle davalıdan yatırım bedeli , kar mahrumiyeti ve diğer zararın tazmini talebi hak kazanmadığına dair karar vermek gerekmiştir. Davacı teslim alınmayan malzemeler yönünden tazminat talebinde bulunmuş ise de, 28.01.2012 tarihli tutanakta davacının kendisine ait olan malzemeleri davalı işyerinden teslim aldığının belirtildiği, teslim alınmayan malzemelerin ve oluştuğu iddia olunan maddi zarara dayanak delillerin sunulmadığı ve bu nedenle iş bu tazminat talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Hakediş alacağı yönünden inceleme: dosyada mübrez 19.10.2015 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davacı ve davalı tarafın ticaret defterleri incelenmiş olup , taraflar arasındaki akdi ilişki nedeniyle davacının , davalıdan 137,45 TL alacaklı bulunduğu yönündeki tespit ve aksini ispatlar delil sunulamadığı nazara alındığında , 137,45 TL yönünden davacının (temlik alan) alacağının bulunduğu yönündeki mahkeme tespitinin yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Sunulan istinaf sebeplerinden bir tanesi de, temlik alanlar yönünden avukatlık ücreti ve yargılama gideri hükmedilmemesi gerektiğidir .Av. ... tarafından mahkemeye sunulan 26. 03.2014 havale tarihli ve 29.05.2012 havale tarihli dilekçede , yargılamaya konu alacaklar kapsamında davacı ... ... İşletmeleri... Ltd Şti'nin alacaklarından 50.000 TL yi ...'a temlik ettiği , temlik belgesinin onaylı sureti olarak mahkeme için gerekli işlemlerin yapılmasını talep edildiği belirtilmiştir. İş bu dilekçe ekinde temlik sözleşmesi ve vekaletname örneği bulunmaktadır. Temlik sözleşmesinin 4. Maddesinde İstanbul 25. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde yargılaması devam eden dava alacağının 50.000 TL sinin ...'a temlik edildiği yazılıdır. Yine sunulan 30.04.2012 tarihli temlik sözleşmesinin 4. Maddesinde Ankara 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde yargılaması devam eden dava alacağının 170.000 TL sinin ...'a temlik edildiği yazılıdır. Ankara 38. Noterliği tarafından düzenlenen vekaletnamede ise Av ...'ın temlik alan vekili olarak yetkilendirildiği belirtilmiştir .29.04.2012 tarihli temlik sözleşmesinde , Ankara 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde yargılaması devam eden dava alacağının 60.000 TL' sinin ...'na temlik edildiği, 24.01.2012 tarihli temlik sözleşmesinde , 350.000 TL alacağın ...'na temlik edildiği yazılı olup, Milas 3. Noterliği tarafından düzenlenen vekaletnamede Av ...'ın temlik alan vekili olarak yetkilendirildiği belirtilmiştir .Her ne kadar, temlik alanların davaya dahil edilmediği ve iş bu nedenle aleyhlerinde yargılama giderine hükmedilemeyeceği ileri sürülmüş ise de , 09.04.2019 tarihli 19 numaralı ve 15.10.2019 tarihli 21 numaralı celsede davacı vekili tarafından ......Ltd Şti, ... ve ... vekili sıfatıyla dosyanın takip edildiği ve hem asıl hem birleşen davada temlik alan davacı vekili sıfatıyla davanın takip edildiği beyan edilmiş ve duruşma tutanağına yazılmıştır. Bu tespitler karşısında, temlik alanların davaya dahil edilmediği ve bu nedenle aleyhlerinde yargılama giderine hükmedilmemesi yönündeki istinaf sebebi yerinde değildir. Bu açıklamalar ışığında, ... ... İşletmeleri... Ltd Şti'nin davalı ile arasında Mart 2011 tarihli sözleşmeden kaynaklanan tazminat taleplerine ilişkin istemleri ... ve ...'a temlik ettiğinden , ... ... İşletmeleri... Ltd Şti'nin aktif dava ehliyetinin bulunmadığı açıktır.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b.1 gereğince istinaf başvurularının esastan reddine, katılma yoluyla davalı vekilinin birleşen dava dosyasında yapmış olduğu istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1.b maddesi uyarınca usulden reddine dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Katılma yoluyla davalı vekilinin birleşen dava dosyasında yapmış olduğu istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1.b maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE,3-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının ayrı ayrı Hazineye gelir kaydına, 4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40'ar TL istinaf karar harcından, davacılar tarafından ayrı ayrı yatırılan 59,30'ar TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10'ar TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Birleşen davada davalı ... tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının istem halinde davalıya iadesine,6-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 7-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine,8-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, asıl dava dosyası yönünden 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, birleşen dava dosyası yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 352/1.b bendi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.24/09/2025