T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1619
KARAR NO: 2025/1004
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/56
KARAR NO: 2021/433
KARAR TARİHİ: 18/03/2021
DAVA: İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 24/09/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatif tarafından 08/09/2013 tarihli 2012 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı, 18/01/2015 tarihli 2014 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı ve 14/05/2017 tarihli 2016 yılı Olağan Genel Kurul toplantısında alınan kararlar gereği davalının aidat borçları ödenmemesi üzerine hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğu beyan ederek icra takibine yapılan haksız itirazın iptalini, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kooperatif bünyesinde maliki olduğu taşınmazı 2013 Nisan ayında ...'a sattığını ve devrini gerçekleştirdiğini, bu satışın dava dayanağı olarak sunulan genel kurul toplantılarından önce yapıldığını, satıştan sonra kooperatif ile hiçbir bağının kalmadığını, kooperatif hizmetlerinden faydalanmadığını, davacı kooperatif yönetiminin aidatlara ilişkin kararlarını usulüne uygun olarak almadığını, toplantıda alınan karaların usulüne uygun olarak alınmadığını ve geçerlilik kazanmadığını, müvekkili tarafından taşınmazın satıldığının davacı tarafça bilindiğini, taşınmazın satışının ve devrinin gerçekleşmesi üzerine kooperatif üyelerinin şifaen bilgilendirildiği yöneticilerin çoğuyla da vedalaşıldığını, buna rağmen taşınmazın malikinden aidatı tahsil etmekte zorlanan kooperatifin kötü niyetli olarak müvekkiline borç yüklemeye çalıştığını, takibe konu alacak mesnetsiz olduğu gibi faizin de fahiş olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''...davalının davacı kooperatif üyesi olduğu, davacı kooperatif genel kurulunca üyelerin aidat ödemesine karar verildiği, genel kurul kararlarının usulüne uygun yapıldığı, davalı tarafından aksi iddia edilmiş ise de bu hususta genel kurul kararının iptaline ilişkin herhangi bir dava açılmadığı ve genel kurul kararının geçerli olduğu, davalının kooperatifte bulunan taşınmazı devretmesi nedeniyle aidat borcundan sorumlu olmayacağı şeklindeki savunmasına da itibar edilemeyeceği, zira taşınmaz devri ile üyeliğin son bulmayacağı ve davalının sorumluluğunun devam edeceği, hükme esas alınan denetime elverişli bilirkişi raporunda da davalının 20.816,00 TL asıl alacak 8.755,92 TL işlemiş faiz borcu olduğunun belirlendiği anlaşıldığından, bu değer üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalının itirazının haksız olduğu ve alacağın likit olduğu anlaşıldığından %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir."
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, kooperatif aidat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile; davacı tarafından 20.812,00 TL aidat alacağı + 8.877,53 TL işlemiş faiz (aylık %1,5) olmak üzere toplam 29.689,53 TL alacağın tahsili için takip başlatılmıştır. Ödeme emrinin tebliği ve süresi içerisinde itiraz edilmesi üzerine işbu dava İİK'nın 67.maddesi uyarınca dava hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Somut olayda ihtilaf; davalının kooperatif aidatlarından sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; kooperatif defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalının ortaklığının devam ettiği ve aidat borçlarından sorumlu olduğu, muavin kayıtlarına göre 20.816,00 TL aidat borcunun bulunduğu, davacı tarafça 20.812,00 TL talep edildiği, bu miktar dikkate alınarak ve aylık %1,5 oran üzerinden işlemiş faiz alacağının 8.755,92 TL olduğu hesap edilmiştir.1163 sayılı Kooperatifler Kanunun ikinci bölümünde, ortaklık sıfatının kazanılması ve kaybedilmesi üst başlığı ile 8. maddede ortaklığa girme şartları düzenlenmiştir. Birinci fıkrada; kooperatif ortaklığına girmek isteyen gerçek ve tüzel kişilerin, kooperatif ana sözleşmesi hükümlerinin bütün hak ve ödevleri ile birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvurulacağı, İkinci fıkrada; yönetim kurulunun, ortaklar ile ortak olmak için müracaat edenlerin anasözleşmede gösterilen ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadığını araştırmak zorunda olduğuna yer verilmiştir. Yasanın 14/2. fıkrasında ise, ortaklığın devredilebileceği, yönetim kurulunun, ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde, bu kişiyi ortaklığa kabul edeceği düzenlenmiştir. Kooperatif ana sözleşmesinde ise ortaklık şartlarının 10.maddede, ortaklığa kabulün 11.maddede düzenlendiği, gerekli şartları taşıyıp da kooperatife ortak olmak isteyenlerin yazılı olarak yönetim kuruluna başvuracağı, ortaklığa kabulün yönetim kurulu kararı ile gerçekleşeceği, yönetim kurulunun ortaklar ile ortak olmak için başvuranların 10. maddede gösterilen şartları taşıyıp taşımadığını araştırmak zorunda olduğu açıklanmış, 17.maddede ortaklığın devri düzenlenmiş ve ortaklığın yazılı olarak yönetim kurulun bildirilmek süreti ile ortaklık şartlarını taşıyan kişilere devredilebileceği, yönetim kurulunun bu şekilde ortaklığı devralan kişiyi ortaklığı kabulden kaçınamayacağı belirtilmiştir.1163 sayılı Kanun'un 35. maddesi; "Ortakları şahsen sorumlu, veya ek ödemelerle yükümlü bir kooperatifte, durumunu bilerek yeni giren kimse, girişinden önce doğmuş olan borçlardan diğer ortaklar gibi sorumlu olur. Buna aykırı mukavele hükümleriyle ortaklar arasındaki anlaşmalar üçüncü şahıslar hakkında hüküm ifade etmez." hükmünü içermektedir.Kooperatif tip ana sözleşmesinin 17.maddesinde ayrıca "Devir halinde eski ortağın kooperatife karşı tüm hak ve yükümlülükleri yeni ortağa geçer, kooperatifçe bu devir sebebiyle taraflardan ayrıca bir ödemede bulunmaları istenemez.", 20.maddesinde "Her ortak, kooperatifin borçlarına karşı, taahhüt ettiği pay tutarı kadar sorumludur. Kooperatiften ilişkisi kesilen ortağın sorumluluğu, ayrıldığı tarihten itibaren 2 (İki) yıl devam eder. Kooperatife giren her ortak, girişinden önce doğmuş olan kooperatif borçlarından dolayı diğer ortaklar gibi sorumlu olur." düzenlemesi yer almaktadır.Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 28/06/2016 tarihli 2016/1725 E. 2016/4029 K sayılı kararı; "...Dava, aidat borcunun tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı kooperatif anasözleşmesinin 17/3. maddesi, “devir halinde eski ortağın kooperatife karşı tüm hak ve yükümlülükleri yeni ortağa geçer” hükmünü içermektedir. Ortaklığın devir biçimi yasada gösterilmemiştir. Ancak pay devrinin alacağın temliki yolu ile yapılması, temlikin de dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 163. maddesi uyarınca yazılı olması gerekmektedir. Üyeliğe bağlı hak ve alacakların borçlusu kooperatif, alacaklısı ise üyeliği devir alan yeni ortaktır. Eğer devir eden ortak pay yönünden borçlu ise, borcun nakli hükümleri uygulanır (BK 173 vd), borç devir alana geçer. Ancak, pay devri için resmi şekle bile gerek bulunmamaktadır. Her ne kadar yapı kooperatifinde, ortakları mal sahibi yapmak amacı olsa bile, pay devri, bir satış vaadi de değildir. Bu nedenle, adi yazılı devir dahi geçerlidir. Devredenin borçları, devre ve devrin kabulüne engel değildir, devredenin borçları devir alana geçer ve ödemediği takdirde devralanın ihraç edilme olanağı da her zaman vardır. Daire satımında üyelik kendiliğinden alıcıya satım ile birlikte geçmez. Satıcının üye olması ve üyeliğinin alıcı tarafından ayrıca devir alınması gerekmektedir. Üyelik ayrıca devredilmedikçe satıcının üyeliği kooperatif nezdinde devam eder. Satıcının üye olması, alıcının bu üyeliği ayrıca devir alması, devir alanın kooperatif üyelik koşullarını taşıması halinde kooperatifin bu kişiyi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14/3. ve anasözleşmenin 17/2. maddesi uyarınca ortaklığa kabul etmesi zorunludur. Üyelik devir sözleşmesi yapıldığı tarih itibariyle sözleşmenin yanları arasında geçerli sonuç doğurmasına karşın, kooperatif bakımından ise 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14/3. ve anasözleşmenin 17/1. ve 2. maddeleri hükümleri gereği, devrin kooperatife bildirilmesi ve yönetimin makul sürede yapacağı inceleme sonunda devir alanın ortaklık şartlarını taşıması durumunda devir alanı makul süre içerisinde üyeliğe kabulü kararı verdiği tarihte hüküm ifade eder. 17/1. madde hükmünde yer alan yazılı başvuru koşulu, devrin geçerliliğine ilişkin olarak değil, devrin kooperatife iletilmesi ve kabulü için ispat bakımından sevk edilmiştir. Üyeliği devreden üyelik hisse devir sözleşmesinden dönmemiş veya sözleşmenin herhangi bir nedenle devrin tarafları arasında bağlayıcı olmadığı savunularak sözleşmenin iptali de sağlanmamış ise, devredenin artık dava konusu hisse üzerinde herhangi bir hakkı kalmamıştır..." şeklindedir.Somut olayda; davalının 16/08/2005 tarihli ortaklığa giriş dilekçesi ve kooperatif yönetim kurulunun 09/07/2007 tarih ve 327 no.lu kararı ile ortaklığa kabul edildiği, kooperatife ortaklığı nedeniyle edinmiş olduğu bağımsız bölümü 06/12/2012 tarihinde satış suretiyle ... isimli kişiye devretmiş ise de ortaklığı devrettiğine dair bir kayıt bulunmadığı yani kooperatif ortaklığını devretmediği, taşınmazın tek başına devrinin ortaklığı devir sonucunu doğurmadığı, bu nedenle kooperatif borçlarından taşınmazı devralan kişinin değil ortaklığı devam eden davalının sorumlu olduğu, davalı her ne kadar Beşiktaş 17. Noterliğinden keşide edilen 01/03/2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile kooperatiften istifa ettiğini bildirmiş ise de icra takibe konu borçların istifa öncesi 30/09/2013-15/11/2017 tarihleri arasında doğan ve 2013, 2014, 2017 yıllarında yapılan genel kurul toplantılarında alınmasına karar verilen aidat alacaklarına ilişkin olduğu, genel kurul kararlarının iptal edildiğine dair bir kayıt da bulunmadığından aidat bedellerinden davalının sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 120/2.maddesinde; "Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz." düzenlemesine yer verilmiştir.3095 sayılı yasanın 1/1.maddesinde; "Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde oniki oranı üzerinden yapılır." hükmü yer almakla birlikte 19/12/2005 tarihli ve ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yasal faiz oranının, 01/01/2006 tarihinden geçerli olmak üzere yıllık % 12'den % 9'a indirilmesi kararlaştırılmıştır. 3095 sayılı yasanın 2/1.maddesi uyarınca "Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 01/10/2018 tarihli 2017/2240 E. 2018/4371 K sayılı ilamında; "...Mahkemece, davanın kabulü ile, takibin takip tarihindeki şartlarla devamına şeklinde hüküm kurulmuş ise de, takip talebinde aylık %2 olarak faiz talep edildiği, davacının takip konusu alacak kalemlerine uygulanması gereken azami faiz oranı, 6098 sayılı TBK'nın 120/2. maddesinde düzenlenmiş yıllık temerrüt faiz oranı olup, davacı kooperatifin genel kurullarında kabul edilmiş temerrüt faiz oranı, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/1. maddesine göre belirlenen yasal faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacağından asıl alacağa aylık %1,5 olarak faiz yürütülmek sureti ile takibin devamına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir..." denilerek, talep edilebilecek faizin, yıllık olarak yasal faiz oranının %100 fazlasını aşamayacağına işaret edilmiştir. Yıllık yasal faiz oranı %9 olduğu için %100 fazlası %18 olup bu durumda aylık faiz oranı ise %1,5'dir. İcra takibinde aylık % 1,5 oranında işlemiş faiz talep edilmekle, talep edilen faiz oranına yönelik itirazları da yerinde görülmemiştir. İtirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka takibe konu alacağın likit ve belli olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nın 07/06/2006 tarihli, 2006/19-295 E. 2006/341 K. sayılı ilamı). Somut olayda; kısmen kabul kararına konu alacağın likit bir alacak olduğu anlaşılmakla, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 606,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 9,40 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere, istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, esasa yönelik ve sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi. 24/09/2025
MUHALEFET ŞERHİ 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu" belirtilmiştir. Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",1/e maddesinde "(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" belirtilmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.