T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/799
KARAR NO:2025/815
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2018/1047
KARAR NO:2022/800
KARAR TARİHİ:15/12/2022
DAVA:Tazminat (Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:09/07/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, Kâğıthane ilçesi ... Mahallesi, Kâğıthane Çağlayan Mevkiinde bulunan tapunun ...Pafta, ... Ada, ... Parselinde kayıtlı, 253,00 metre karelik arsa niteliğindeki binanın 3. katındaki hukuk bürosu olarak kullanılan ofisin maliki bulunduklarını, taşınmazın taraflarından 22.12.2014 tarihinde satın alınmış olup delilleri arasında bulunan İstanbul 7.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/121 Dİş. Sayılı dosyası içerisinde yer alan resimlerden anlaşılacağı üzere, satın aldıkları esnada takribi 250 m2 lik eski bir konfeksiyon olan taşınmazın her türlü özen gösterilerek tadilatının yapıldığını, hatta bu nedenle tadilat işinin normal sürenin çok üzerinde tamamlandığını, bahse konu ofislerinin 31.03.2017 tarihli... nolu poliçe ile davalı/şirket bünyesinde sigortalandığını, ofisin sigortalanmasıyla ilgili takribi 20.03.2017 tarihinde davalı/şirketin acentesi ile aralarında görüşmeler yapıldığını, acentenin talebi üzerine ofislerinde yer alan demirbaşlara ait değer ihtiva eden listenin acenteye iletildiğini, poliçe süresinde ofislerinde peş peşe hırsızlık ve yangın olayları meydana gelmiş olup davalı şirkete tüm bu olayların ihbar edildiğini, yangın olayı ile ilgili 13.09.2017 tarihli itfaiye raporunun, 05.09.2017 tarihli başvuruları üzerine düzenlendiğini, itfaiye raporunda, zafer ve kurban bayramı nedeni ile şehir dışına çıktıklarını, 25.08.2017 tarihinin maddi hata yapılarak 25.09.2017 şeklinde belirtildiğini, itfaiye müdürlüğüne yaptıkları 05.09.2017 tarihli başvurunun itfaiye müdürlüğünce düzenlenmiş 13.09.2017 tarihli itfaiye raporu ve 06.09.2017 tarihli kolluk tutanağının bu husustaki beyanlarını doğruladığı gibi aksinin kabulünün fizik kurallarına aykırı olduğunu, yangın olayından sonra ofisin boşaltılması hususunda davalı şirketçe herhangi bir talimat verilmediğini, aksine aradan geçen uzun süreye rağmen davalı tarafından mağduriyetlerinin giderilmemesi üzerine sigorta eksperi ile 28.11.2017 tarihinde görüşme yaptıklarını, 24.10.2017 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayı neticesinde sanıklar ... ve ... isimli kişiler hakkında İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/410 E. Sayılı dava dosyası ile mala zarar verme, nitelikli hırsızlığa teşebbüs, işyeri dokunulmazlığının ihlali suçlarını işledikleri iddiası ile kamu davası açıldığını, davalı/şirket tarafından hasar miktarının tespiti ve mağduriyetlerinin giderilmesi için gerekli işlemlerin aradan geçen uzun süreye rağmen gerçekleştirilmemesi üzerine gerçekleşen hasarın tespiti amacı ile İstanbul 7.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/121 D.İş. Sayılı dosyası ile tespit davası açıldığını, bu dosyada aldırılan bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, davalı/sigorta şirketince gerekli işlemlerin aradan geçen uzun süreye rağmen tamamlanmaması sebebiyle herhangi bir işlem yapamadıklarından ekte sundukları 24.10.2017 ve 28.11.2017 tarihli kolluk tutanaklarından ve resimlerden anlaşılacağı üzere maddi ve manevi zararlarının her geçen gün daha da arttığını bu hususlarda taraflarından davalı/sigorta şirketine ihbar edildiğini, neticede bilirkişi raporunun düzenlenmesinden sonra meydana gelen bu yeni rizikolarla ilgili de mağduriyetlerinin giderilmesi için ayrı ayrı hasar dosyaları açıldığını beyanlarla ehil bilirkişiler aracılığıyla yaptırılacak inceleme sonucu, ayrı ayrı gerçekleşen rizikolardan dolayı dava konusu poliçeden kaynaklı tespit edilecek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere 400.000,00 TL tazminatın (Uğranılan Maddi zarar + KDV + İş durması tazminatı + Alternatif iş yeri masrafları + Enflasyon farkı vs. poliçeden kaynaklı her türlü alacak) BK. 60. maddesi uyarınca en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre rizikonun gerçekleştiğini kanıtlayan itfaiye görgü zaptı tutanağının düzenlendiği 13.09.2017 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari avans faizinden aşağı olmamak üzere en yüksek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın beyan ve iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı taraf ile müvekkili şirket arasında davacı tarafın avukatlık ofisi olarak faaliyet göstermiş olduğu yere ilişkin ... numaralı poliçenin müvekkili şirketin acentesi olarak Tokat ilinde faaliyet göstermekte olan ... tarafından düzenlendiğini, poliçenin düzenlenmesi ertesinde sigortalı işyerinde 07.08.2017 tarihli hırsızlık teşebbüsü hadisesinin gerçekleştiğini ve müvekkili şirket nezdinde ... numaralı hasar dosyası oluşturulduğunu, söz konusu hasara ilişkin ekspertiz çalışmaları devam ederken 03.09.2017 tarihli kundaklama şüpheli yangın hasar ihbarı yapıldığını ve bu ihbar ertesinde işbu ... numaralı hasar dosyası oluşturulduğunu, işbu dosyaya ilişkin olarak dosya ekspertiz çalışmaları devem ederken de ikinci bir hırsızlık girişimi olan 10.09.2017 tarihli hasarın ihbar edildiğini ve yine olaya ilişkin olarak ... numaralı hasar dosyasının oluşturulduğunu, riziko adresinde meydana gelen yangına ilişkin olarak davacının başvurusu üzerine itfaiye tarafından rapor düzenlendiğini ve birtakım tespitler yapıldığını, poliçe ile belirtilen risklere karşı teminat altına alınan riziko adresinin Kağıthane Belediyesi tarafından 6306 sayılı kanun uyarınca 02.09.2016 tarihinde riskli yapı olarak tespit edildiğini, yıkım kararının davacı sigortalıya tebliği ertesinde sigortalının bu karara itiraz ettiğini, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından değerlendirilen itirazın kabul edilmediği, 60 gün içerisinde binanın tahliye edilmesi hususunun 22.03.2017 tarihinde sigortalıya tebliğ edildiğini, 60 günlük sürenin dolması ertesinde Kağıthane Belediyesi'nin başvurusu neticesinde riziko adresinin elektrik ve suyunun kesildiğini, sigortalının eşi tarafından elektrik ve suyun yeniden bağlanması için Kağıthane Belediyesi'ne başvuruda bulunulduğunu ve aynı zamanda suç duyurusunda bulunulduğunu, bunların yanı sıra İstanbul 13. İdare Mahkemesi'nde ikame olunan dava ile yıkıma ilişkin olarak yürütmenin durdurulması kararı alındığını, sigortalı tarafından 31.03.2017 tarihinde yıkım kararı tebliğ edildikten 9 gün sonra Tokat'ta faaliyet gösteren acente tarafından poliçe düzenlenmesi karşısında sigortalının riziko adresinde risklerin artması ertesinde bilgilendirme yükümlülüğü ihmal etmek suretiyle poliçenin düzenlendiğini, tüm bunların ötesinde riziko adresinin bulunduğu adaya ilişkin olarak Kentsel Dönüşüm Kararı çıktığını, kentsel dönüşüme ilişkin olarak ...İnşaat isimli firma ile anlaşıldığını, müteahhit firma ile anlaşma yapan yerlerin konutlarını, işyerlerini tahliye ettiğini, anlaşamayan bir kaç kişiden birinin sigortalı olduğunu, firma ile davacı taraf arasında husumet meydana geldiğini, hattı zatında konunun afişlerle atışma şeklinde devam ettiğinin tespit olunduğunu, davacıya ait poliçe kapsamında oluşturulan hasar dosyalarında gerekli incelemeler ve işlemlerin yapıldığını, bu doğrultuda sigortalıya tüm hasar dosyalarına istinaden 103.251,50 TL ödeme yapıldığını, faturalandırılmayan ve zarar gördüğü kanaatine varılmayan eşyalara ilişkin ise herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacı taraf ile yapılan şifahi görüşmelerde söz konusu demirbaş eşyalara ilişkin fatura talep olunmuşsa da mezkur eşyaların alımı esnasında Katma Değer Vergisi ödemesi yapılmaması maksadıyla fatura alınmamış olduğunun beyan edildiğini, müvekkili şirketin delil tespiti talep olunan dosyada taraf olarak gösterilmediğini, delil tespitine ilişkin dosyada yer alan tüm belge ve kayıtlara itiraz ettiklerini, aleyhe hususları kabul etmediklerini, işbu dava dosyasında delil vasfına haiz olmadığını beyanlarla davacı tarafın, müvekkili şirket nezdinde poliçe tanzim edilme sürecinde riziko adresi ile ilgili olarak bilgilendirme yükümlülüğüne aykırı hareket etmiş bulunduğunu, davacı tarafın yangın neticesinde meydana gelen zararı iddiasının aksine tüm ofiste değil itfaiye raporunda da tespit olunduğu üzere ofisin sekretarya olarak kullanılmakta olan kısmında meydana geldiğini, meydana gelen hasar neticesinde de davacıya ödeme yapılarak zararının karşılanmış bulunduğunu, itfaiye raporu ile de sabit olduğu üzere tüm ofise sirayet etmeyen yangın sonucu meydana gelen zararın büyük bir kısmının ofisin sekretarya bölümünde meydana geldiği gözetildiğinde, zarar için talep olunan miktarın fazladan 400.000,00 TL civarında olması eşyanın tabiatına aykırı olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; ''...açılan dava davacının hukuk bürosu olarak kullandığı ofisinde meydana gelen rizikolar nedeni ile sigorta tazminatının ödenmesi talebine ilişkindir. Sigortacı, “geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra” kural olarak, sigorta sözleşmesinin yürürlükte olduğu süre zarfında (vadesi içinde) oluşan rizikolardan sorumludur.Hasarda sorumluluk; Sigorta Poliçesi Genel Şartlarında ve/veya özel şartlarda tarifi yapılan risklerden birinin veya birkaçının gerçekleşmesi sonucu sigortalının zarara uğraması halinde, sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğünün doğması halidir. Mal sigortalarında “kusur” ve “kasıt” kavramları bir biriden farklı değerlendirilen kavramlardır. Hasar, sigorta ettirenin/sigortalının kasti bir eyleminden kaynaklanmadığı sürece, sigortacı; sigorta güvencesi olarak verdiği rizikoya bağlı oluşan zararı/hasarı ödemekle yükümlüdür.Sigortacıya tazminat ödeme yükümlülüğü getiren sigorta sözleşmeleri; sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi kabullendiği sözleşme türüdür. Sigorta poliçesi tanzim edilmiş olması sonrasında, Sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için, TTK’nun 1282 ve 1295. maddeleri hükümleri uyarınca primin tamamının veya ilk taksitinin ödenmiş olması zorunludur. Dava dosyasında bu durumun aksini gösteren belge veya aksini iddia eden taraf yoktur.Türk Ticaret Kanunu’nun 1409. maddesine göre sigortacı sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur.Türk Ticaret Kanunu‘nun 1426.Maddesine göre sigortacı; sigortalı ve lehtar tarafından rizikonun, tazminatın veya bedel ödeme borcunun kapsamının belirlenmesi amacıyla yapılan makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsa bile ödemek zorundadır.Sigorta sözleşmesine, teminat altına alınacak kıymetlerin muhafazası için özel hükümler konabilir. Bu takdirde sigortacı, söz konusu kıymetlerin sigorta sözleşmesinde öngörülen şekillerde saklanmadığını ispat etmedikçe tazminat ödemekten kaçınamaz. Sigortalı mevcut risklerini belirli bir bedel karşılığı (sigorta poliçesi primi) sigorta şirketlerine devretmekte, sigorta şirketleri ile aralarında yapılan akitler (poliçeler) ile sorumluluk ve mal varlığı teminat altına alınmaktadır. Sigorta şirketinin risk gerçekleşmesi halinde hasarı ret edebilmesi için; sigorta poliçesi akdedilirken mevcut durum göz önünde alındığına göre, poliçe süresi içinde sigortalının iradesi ya da sigortalının istemi dahilinde riski ağırlaştıran bir hal oluşmasıdır. Taraflar arasında 31/03/2017 başlama ve 31/03/2018 bitim tarihli sigorta poliçesi bulunduğu, bu poliçe kapsamında "... Kağıthane/İstanbul" adresinde bulunan davacıya ait büronun sigortalandığı, yangın ve hırsızlık olaylarının teminat kapsamında olduğu anlaşılmıştır. TTK md. 1409 uyarınca sigortacı, sigorta sözleşmesinde öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Gerçekleşen rizikonun teminat kapsamında kalmadığını veya meydana gelen zararı tazmin etmekle yükümlü olmadığını ispat yükü sigortacıya aittir. TTK md. 1409'a göre tazmin edilecek zarar, sigortalının gerçek zararıdır. Davacı taraf, sigortalı iş yerinde yangın ve hırsızlık olaylarının meydana geldiğini öne sürmüştür. 06/09/2017 tarihli kolluk tutanağının ve 13/09/2017 tarihli itfaiye raporunun incelenmesinde sigortalı iş yerinde yangın olayının meydana geldiği sabittir. Ancak yapılan inceleme sonucu yangının çıkış sebebi tespit edilememiştir. Hırsızlık olayına ilişkin olarak ise, İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/410 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, sigortalı iş yerinde 24/10/2017 tarihinde hırsızlık olayının meydana geldiği anlaşılmıştır. Poliçe kapsamında meydana gelen rizikolar sebebiyle davacı tarafın usulüne uygun olarak davalı sigorta şirketine başvuru yaptığı ve düzenlenen hasar dosyaları sonucunda davacı tarafa 103.251,50 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.Yapılan bu ödeme sonucu taraflar arasında herhangi bir ibra veya sulh protokolü düzenlenmemiş; davacı taraf fazlaya ilişkin hakkından feragat etmemiştir. Dolayısıyla davacı tarafın, aldığı ödeme dışında kalan zararının tazmini için dava açmasında hukuki yararının bulunduğu mahkememizce kabul edilmiştir.Taraflar arasında rizikoların meydana gelmesi ve sigortacının yapmış olduğu ödeme hususlarında bir uyuşmazlık yoktur.Taraflar arasındaki ihtilaf davacı sigortalının bilgilendirme yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı, davacı sigortalının zararının tespiti ve davalı sigortacının yaptığı ödeme ile yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği noktasında toplanmaktadır.Sigorta konusu iş yerinin bulunduğu bina hakkında Kağıthane Belediyesi tarafından riskli yapı tespiti yapılarak tahliye edilmesi gerektiğinin bildirildiği, davacı sigortalının bu karara karşı idari itiraz yoluna başvurduğu ve son olarak da İstanbul 13. İdare Mahkemesi'nin 2017/1309 Esas sayılı dosyası ile dava açtığı anlaşılmıştır. Sigorta poliçesi 31/03/2017 tarihlidir.Davacı sigortacının idari kurumlara yaptığı başvurular sonucu idare mahkemesinde açtığı dava ise, 01/08/2017 tarihlidir. İdari dava dosyasının incelenmesinde mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı verdiği ve mahkemenin ret kararının 08/09/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. İstanbul BAM 17. HD'nin 2017/957 Esas ve 2017/1458 Karar sayılı ilamında "Raporda belirtildiği gibi, dava dışı belediye tarafından oturulamaz kaydı oluşturulan, bakanlık tarafından riskli bina değerlendirilmesi ve yıkım raporu çıkan bina ile ilgili binanın güçlendirmesinin yapılması ile yetinilmesi, üstelik güçlendirme yapılırken kira bedeli ödememek için hasarlı ve riskli binada oturulmasına ilişkin davalı savunmanın kabulü ne hayatın olağan akışına ne de sigorta hukukuna uygun düşmeyecektir.Söz konusu kararları idari birimler vermiştir, davacı tarafın tek başına aldığı kararlar olmadığı gibi alması da mümkün değildir." şeklinde karar verilerek, idare tarafından verilen kararın sigortalının tazmin talebini etkilemeyeceği belirtilmiştir. Dolayısıyla sigorta poliçesi tanzim edilirken ve rizikolar meydana gelmeden önce, davacı sigortalı tarafından, verilen idari kararlara karşı itiraz ve dava yollarına başvurularak sürecin tamamlanmadığı, yıkıma ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verildiği, davalı sigortalının hasar dosyasında bu duruma ilişkin tenkis hesabı yapmadan ödeme yaptığı, idare tarafından alınan kararlara davacının bir etkisinin bulunmadığı ve ortaya çıkan zararın binanın riskli yapı olmasından kaynaklanmadığı gözetilerek, davacı sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal etmediği ve bina hakkındaki yıkım kararının davacının tazminat talebine engel olmayacağı, yangın ve hırsızlık olan ... ve ... no'lu hasarların Davacı sigortalı ... adına düzenlenen 31.03.2017/31.03.2018 vadeli,... no'lu poliçe limitleri dahilinde teminat kapsamında olduğu kanaatine varılmıştır.Meydana gelen rizikolar sebebiyle davacının gerçek zararının tespitinde, sigortalı iş yerinin bulunduğu binanın 2019 yılında yıkılması sebebiyle mahkememizce keşif yapılarak inceleme yapılamamıştır. Davacı taraf, işbu dava açılmadan önce İstanbul 7. SHM'nin 2017/121 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırmış ve bu dosya mahkememizce celbedilerek incelenmiştir. Delil tespiti dosyasında yerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan denetime elverişli bilirkişi raporunda sonuç olarak davacının, 374.085,00 TL KDV hariç zararının bulunduğu ve tadilatın 120 gün süreceği belirlenmiştir. Dosya kapsamında yapılan inceleme sonucu, davacı sigortalının riziko meydana geldiği anda gecikmeksizin davalı sigortacıya ihbarda bulunduğu, olay sonrası zararın ve faillerin tespiti için kolluk ve idari birimlere başvurarak önlem aldığı, olay sonrasında sigorta şirketinin inceleme yapmasına izin verdiği ve sigorta şirketinin talimatlarına uygun davrandığı, olayın ve zararın tespiti için poliçe kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği ve bu kapsamda iyi niyetli ve tedbirli hareket ettiği kanaatine varılmıştır. Yargıtay 4. HD'nin 2021/3272 Esas ve 2021/2118 Karar sayılı ilamında sigorta sözleşmelerinde iyi niyet ilkesi "Taraflar arasında güven ve iyiniyet esasına dayanan sigorta sözleşmelerinde, gerek sigortalının gerekse sigortacının haklarını kullanırken ve yükümlülüklerini yerine getirirken iyiniyetle hareket etmesi; rizikonun gerçekleşmesinden sonra doğru ihbar yükümlülüğü altında bulunan sigortalının, bu yükümlülüğüne uyup uymadığının saptanmasında da bu ilkenin gözönünde tutulması gerekir." şeklinde vurgulanmıştır. Davacı sigortalının yukarıda açıklandığı üzere iyi niyet kuralına uygun bir şekilde davranması ile delil tespiti dosyasında bilirkişi raporunun yerinde inceleme sonucu hazırlanması gözetilerek davacı sigortalının gerçek zararının 374.085,00 TL + KDV olduğu kanaatine varılmıştır. Yargıtay 11. HD'nin 2020/1189 Esas ve 2021/129 Karar sayılı ilamında "Mahkemece itibar edilen bilirkişi raporunda, tespit dosyasında yer alan fotoğraflardan anlaşılan hasarın daha önceki don ve dolu hasarlarının geciktirilen hasat nedeniyle daha da gelişmesi şeklinde oluşmuş olmasının da ihtimal dahilinde olması nedeniyle davaya konu hasarın güncel bir dondan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tam olarak belirlenemeyeceği mütalaa edilmişse de, daha önce küf ve dolu kaynaklı hasarlandığı dosya muhteviyatı ve taraf beyanları doğrultusunda sabit olan davaya konu üzüm bağlarında, davalı yanca daha önce bir don hasarının meydana geldiği kabul edilmemiş olmakla bu defa oluşan zararın ne miktarda olduğunu, eş anlatımla zararın daha önceki küf ve dolu hasarından kaynaklandığını ispat yükü davalı taraftadır." şeklinde karar verilerek, zararın oluşumu ve miktarı konusunda tespit dosyasındaki belirlemelerin aksini ispat yükü davalı sigorta şirketindedir.Dosya kapsamında ise, mahkememizce kabul edilen bilirkişi raporunun aksini gösteren bir delil davalı tarafından sunulmamıştır.Davalı sigortacının yaptığı ödeme mahsup edilerek kalan zararın hesaplanması için alınan 22/08/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda yapılan hesapta, sigorta şirketince yapılan ödemenin 374.085,00 TL'den mahsup edilmesinde ve ayrıca ödenen 103.251,51 TL'ye KDV işletilmemesinde bir yanlışlık bulunmadığı ve davacının 319.583,51 TL talep edebileceği mahkememizce kabul edilmiştir.Davacı tarafın 120 günlük tadilat süresine ilişkin iş durma ve alternatif iş yeri zarar kalemi talepleri yönünden yapılan inceleme sonucu, davacı sigortalının avukat olması, sigortalanan iş yerinin avukatlık ofisi olarak kullanılması, yapılan işin mahiyeti gereği meydana gelen zararın iş durmasına sebep olmaması ve aksini gösterir bir delil öne sürülmemesi sebebiyle, davacının iş durması ve alternatif iş yeri zararı doğmayacağı kanaatine varılmıştır.Temerrüde ilişkin TTK md. 1427/2 hükmü "Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur.... sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez." şeklindedir. Aynı maddenin 4. fıkrasına göre "Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer." Somut olayda davacı sigortalının, davalı sigorta şirketine 05/09/2017 tarihinde başvurduğu ve bu tarihten itibaren 45 gün sonra alacağın muaccel olacağı gözetilerek tazminat miktarına 21/10/2017 tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmesine karar verilmiştir..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, yıkım kararı sigortalıya 22/03/2017 tarihinde tebliğ edildikten 9 gün sonra 31/03/2017 tarihinde Tokat'ta faaliyet gösteren acente tarafından poliçe düzenlenmesi karşısında sigortalının bilgilendirme yükümlülüğünü ihmal etmesi suretiyle poliçe düzenlenmiş olduğunu, buna rağmen davacıya ait poliçe kapsamında oluşturulan tüm hasar dosyalarına istinaden 103.251,50 TL ödeme yapıldığını, faturalandırılmayan ve zarar gördüğü kanaatine varılmayan eşyalara ilişkin ise herhangi bir ödeme yapılmayarak ödeme ertesinde davacının müvekkil şirket nezdinde yer alan poliçesinin TTK'nın 1428/2. maddesi uyarınca feshedildiğini,Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarında davacının zararını ispatlayamadığı gibi gerekli koruma tedbirlerini almadığı, poliçe düzenlenmeden evvel taşınmaza ilişkin yıkım kararı verildiği nedenleriyle müvekkili şirketin sorumlu olmadığının tespit edildiğini, Kentsel dönüşüme girmiş binalarda demirbaşların söküm işlemlerinde pimapenlerin ve kapıların söküldüğü, binanın boş, harabe ve terk edilmiş şekilde olduğu, hırsızlık, yangın vb. hasarlara korumasız olduğu, binanın bu durumdaki hali dikkate alındığında davacının rizikolara karşı önlem ve koruma tedbirlerini almadığı, edimini yerine getirmediğinden yangın ve hırsızlık nedenleri ile teminat altında olduğundan söz edilemeyeceğini ve dolayısıyla müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, 2014 yılında satın alınan taşınmaza üç yıl boyunca sigorta yaptırılmadığı, yıkım kararına itirazın reddi ertesinde kesinleşen yıkım kararının tebliğ edilmesinin hemen ardından İstanbul'da yer alan riziko adresi için Tokat ilinde yer alan acente üzerinden 31/03/2017 tarihinde poliçe düzenlendiği göz önüne alındığında davacının ne derece iyi niyetle hareket ettiğinin görüleceğini, Mahkemece davanın reddi gerekirken eldeki dosya ile benzer nitelikte olmayan Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusunda hatalı karar verildiğini, eldeki uyuşmazlıkta davacı tarafın poliçe ilişkisinin kurulması aşamasında ve ertesinde aydınlatma, bildirim ve yine tahliye yükümlülüklerini yerine getirmediğini, oysa kabul kararına esas alınan bölge adliye mahkemesi kararında poliçe ilişkisinin öncesindeki aydınlatma yükümlülüğüne dair bir uyuşmazlık bulunmadığını,Öte yandan mevcut tazminat tutarının belirlenmesi bakımından hükme esas alınan Delil Tespiti dosyasında müvekkili şirket taraf olarak yer almadığı gibi gerek Delil Tespiti dosyasında, gerekse eldeki dosyada mevcut hırsızlık ve yangın dolayısıyla zarara uğrayan demirbaşa ilişkin herhangi bir fatura, ödeme dekontu dahi bulunmadığını, salt davacı tarafın beyanları ile tanzim olunan tespit raporunda belirlenen tutar üzerinden müvekkilinin tazminat ödemek zorunda bırakıldığını, bir an için müvekkili şirketin poliçeden dolayı sorumlu olduğu düşünülse dahi delil tespiti dosyasındaki tespitlerin nazara alınamayacağını, bu nedenle eksik ve hatalı inceleme ile tanzim olunan tespit raporunun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.Davacıya ait avukatlık bürosu niteliğindeki işyeri, davalı şirket nezdinde 31/03/2017-2018 tarihleri arasında "...Sigorta Poliçesi" ile yangın, hırsızlık, deprem, fırtına, su baskını gibi rizikolara karşı teminat altına alınmıştır. Poliçenin 7.sayfasında "İşbu poliçe ile teminat altına alınmış cihaz/makineler poliçe ve/veya ekinde belirtilmiş olup söz konusu liste haricindeki cihaz/makibe ve teçhizat teminat kapsamı haricidir." şerhine yer verilerek devamında poliçenin 7-11., 11-12.sayfalarında sigortalı taşınmazda her bir odada bulunan demirbaşlar ayrı ayrı bedelleri ile belirtilmiş, Yine 11.sayfada; "Ofis dekorasyon 1- Ofisin tamamı mimar tarafından özel dizayn edilmiştir. Her odada alçıpan tavanlar özel aydınlatma kamera ve alarm sistemi mevcuttur. Hol ve makam odası özel granitle döşenmiş normal odalar ise 1.sınıf parke ile döşenmiştir. Her odada özel perde sistemi yer almakta olup dış cephede 1.sınıf güneş ışığını içeriye yansıtmayan renkli camların takılı bulunduğu alüminyum doğrama sistemi mevcuttur. Normal odalar özel camlı bölmelerle birsirinden ayrılmıştır. Ofis odalarının hepsinde özel aydınlatma lambaları kullanılmıştır.Ofiste dekoratif amaçlı biblo çiçek vs bulunmaktadır. Ofiste özel duvar kağıdı ve boyalar kullanılmıştır. Ofisin tüm ahşap kapıları özel tasarım olup dış kapısıda özel yaptırılmıştır. Aynı şeklide wc lerde yer alan el yıkama lavabosu özel tasarım yaptırılmıştır. Binanın dışında yer alan isim tabelası büyük boy olup özel yaptırılıştır. Kısacası ofis baştan sona yıkılarak yeniden tadilatı gerçekleştirilmiş olup tüm alt ve üst yapısı mimar aracılığı ile baştan sona yeniden dizayn edilmiştir. Bu haliyle ofisin dekarasyonu için harcanan para 230.000 TL'dir. Ofis takribi 220 m2'dir. Tüm bölmeler mantolama, pis su, ısı yalıtım, elektrik, ısıtma, soğutma, alarm, kamera vs. işlemlerin tümü mimar aracılığı ile yeniden yaptırılmıştır. Ofiste toplam makam odası 60 m2 olmak üzere 6 adet oda bulunmaktadır. Makam odası hariç diğer odalar aynı şekilde dizayn edilmiştir." şeklinde dekorasyona ilişkin özel not yazılmıştır. Sigortalı ofiste meydana gelen 1.hırsızlık olayı;Sigortalı ofiste meydana gelen hırsızlık olayına ilişkin Çağlayan Polis Merkez Amirliği'nin 07/08/2017 tarihli görgü tespit tutanağında; "Bahse konu adreste Müştekisi refakatinde ve rızası dahilinde yapılan gözlemde olay yerinin ... sayılı adreste faaliyet gösteren “...” isimli iş yeri olduğu, işyerinin bulunduğu apartmanın demir giriş kapısına ait kilit sisteminin yerinden sökülmüş vaziyette yerde olduğu, binanın komple taşınma aşamasında olduğu, bina merdiveni etrafında bulunan merdiven menfezlerinin yerinden sökülmüş olduğu, yerlerde moloz parçalarının olduğu, işyerinin bulunduğu 2 numaralı dairenin katına çıkıldığında; bahse konu işyerinin çelik giriş kapı göbeğinin zorlanmış ve hasarlı, giriş kapısının sol tarafında bulunan ahşap duvar kaplamasının yerinden sökülmüş hasarlı, giriş kapısının sol üst köşesi tavanda bulunan kamera yerinin boş olduğu, 2. Kat bina içi merdivenler üzerinde, bahse konu işyerine ait yedek su deposuna ait elektronik su motorunun yerinden sökülmüş vaziyette olduğu, yine su motorunun karşısı yerde iki adet tornavida olduğu görüldü." tespitine yer verilmiştir.Sigorta şirketine hasar ihbarı 07/08/2017 tarihinde, ekspertiz incelemesi 09/08/2017 tarihinde yapılmıştır.25/12/2017 tarihli ekspertiz raporunda; "...mahallinde sigortalı yetkilileri eşliğinde yapmış olduğumuz incelemelerde, sigortalı işyerinin bulunduğu binanın giriş kapı kilidinin kırılmış olduğu, binanın 2. Katında yer alan sigortalı işyeri giriş kapısının tahrip edilmiş oluğu, kilit kısımlarında zorlama olduğu, kapının sağ tarafında yer alan dekoratif kalın camın kırıldığı, giriş kapısının sol tarafında yer alan ahşap kaplama dekorun tahrip edildiği, su saatinin yerinden sökülerek alındığı, üst katlara çıkış merdivenlerinin küpeştelerinin çalındığı ve arka tarafta bulunan 1 adet güvenlik kamerasının yerinde olmadığı tespit edilmiştir.Riziko adresinde yapmış olduğumuz incelemelerde, binada sadece sigortalı işyerinin bulunduğu diğer katların harabe olduğu görülmüştür. Yapılan görüşmelerde, bina ile ilgili yıkım kararı alınmış olduğu, müteahhitle anlaşan diğer kat maliklerinin kendi katlarını boşalttığı, müteahhidin de bu katlardaki kapı-pencere vb. kıymetleri söktürdüğü öğrenilmiştir.Ekspertiz çalışmamız sırasında sigortalı çalışanı/asistanı ile yapılan görüşmede, hırsızların kapıyı açamadığı için işyeri içerisine giremediği çalınan herhangi bir şeyin olmadığı bilgisi alınmıştır.Bütün bu tespitler çerçevesince hasarın yakın nedeni hırsızlık / hırsızlığa teşebbüs olarak belirlenmiş olup gerçekleşen riziko için poliçede teminat olduğu görülmüştür.
Yapılan incelemeler neticesinde hırsızlık eylemi için sigortalı işyeri giriş kapısına tahribat verildiği tespit edilmiştir." tespitlerine yer verilerek, hasara uğrayan kapı onarım bedeli 2.500,00 TL'nin makul olduğu, çalındığı beyan ve tespit edilen su saati için 200,00 TL'nin makul bulunduğu ve %20 amortisman tenzili ile 160,00 TL olduğu, çalındığı beyan edilen güvenlik kamerası için 275,00 TL'nin makul bulunduğu ve takdiren %10 oranında amortisman tenzili ile 247,50 TL olduğu belirtilerek toplam 2.907,50 TL hasar tespiti yapılmış,"Sigorta konusu işyerinde meydana gelen söz konusu hasarın onarım işlemi henüz yapılmadan işyerinde alevli yangın hadisesi ve akabinde muhtelif hırsızlık hadiseleri meydana gelmiş olup işbu ekspertiz raporumuza konu kıymetler henüz onarımları yapılmadan tamamen kullanılamayacak hale gelmiştir.Dolayısıyla söz konusu hasarlar, yangın hadisesi için açılan... Nolu dosyadan değerlendirilmiştir..." denilerek,Raporun sonuç bölümünde; "Hasarın yakın nedeni hırsızlık / hırsızlığa teşebbüs olarak belirlenmiş olup gerçekleşen riziko için poliçede teminat olduğu görülmüştür. Hadiseden kısa bir süre sonra riziko adresinde alevli yangın hadisesi yaşandığından ve bu yangına kadar onarım yapılmamış olması ve yangında kısmi hasarlanan kıymetlerin tamamen kullanılamayacak duruma gelmesi sebebi ile yukarıda hesaplama yapılmasına karşılık bu hasar dosyası kapsamında bir tazminat ödenmemesi gerektiği" kanaati bildirilmiştir.İşbu raporda yer alan fotoğraflara bakıldığında, bina dış kapısının söküldüğü, sigortalı bağımsız bölüm haricinde binada bulunan diğer bağımsız bölümlerin tamamının kapı ve pencerelerinin söküldüğü, bağımsız bölümlerin içinde odaları ayıran duvarların yıkılarak demirlerin söküldüğü yine bina içi merdiven korkuluklarının sökülmüş halde yani binanın, sigortalı ofis haricinde yıkıma hazır hale getirildiği anlaşılmaktadır. Nitekim ekspertiz raporunda da bu husus yukarıda yer verildiği üzere tespit edilmiştir. Sigortalı ofiste meydana gelen yangın olayı Sigortalı ofiste meydana gelen hırsızlık olayına ilişkin 03/09/2017 tarihinde meydana gelmiş olabileceği belirtilerek 04/09/2017 tarihinde ihbar yapıldığı ve Çağlayan Polis Merkez Amirliği'nin 04/09/2017 tarihli olay yeri inceleme tutanağında; "..olay yerinin ... isimli işyeri olduğu iş yeri bulunduğu binanın bahse konu hukuk bürosu dışındaki katların kentsel dönüşüm neticesi boşaltılmış ve bir kısmının yıkım aşamasına geçmiş olduğu, iş yeri içerisinde ve bulunduğu binada elektriklerin kesik olduğu ve karanlık olduğu, iş yeri kapısının karanlık olduğu, kapının kapalı olduğu, isli ve kilit bölümü çevresinde kapı üzerinde sert cisim zorlama izleri olduğu (müşteki zorlama izlerinin daha önceden olduğunu beyan eder), kanat şekilde olduğu kısmında bulunan cam bölme üzerinde camda islenme ve kırılmaya bağlı yaklaşık 20X7 cm ebatlarında açıklık olduğu (müşteki bu açıklığın da daha önceden olduğunu beyan eder),iş yerinin holle birlikte 6+1 şeklinde olduğu, holde yanmış vaziyette ofis masası ,önünde yine yanmış koltuk ve dekor sehpa olduğu, koltuk üzerinde duvarda kısmen yanmış sarkık kablolar ve kablo ucunda yanmış klima parçaları olduğu, giriş kapısı arkasında bulunan dolap içerisinde kısmen yanmış elektrik panoları ve kabloları olduğu ,masa yanında kısmen yanmış elektrik cihazlar ve üzerinde yanmış laptop ve evraklar olduğu, tavanda yüksek ısıya maruz kalma neticesinde dökülmeler olduğu, yerde isli ve kırık sıva parçaları, isli metal avize ve cam parçaları olduğu, duvarlarda yoğun islenmeler olduğu, holden geçilerek girilen sokak tarafındaki müştekiye ait odada da bulunan eşyalar üzerinde yoğun islenmeler ve küller olduğu, pencereler açık ve üzerlerinde islenmeler olduğu, tavanda islenme ve döküntüler olduğu, yerde isli ve kırık sıva parçaları olduğu, holden arkaya doğru uzanan koridorda cam bölme ile ayrılmış koridorda sıralı 4 oda olduğu, girişe göre ilk oda camının isli ve kırık olduğu, içerisinde bulunan eşyaların, duvarların islenmiş ve duvardaki klimanın ısıya bağlı deforme olduğu, ikinci odada cam bölme camında islenme çatlaklık olduğu içerisindeki eşyaların ve duvarların isli olduğu, arkadaki diğer odalarda da yine aynı şekilde duvarlarda ve eşyalarda islenmeler olduğu, koridorda koridor boyunca tavanda ve duvarda islenmeler ve tavanda bulunan aydınlatma cihazlarının ısıya bağlı yanmış olduğu, yine banyo-wc ve mutfakta islenmeler olduğu..." tespitlerine yer verilmiştir. İBB İtfaiye Daire Başkanlığı Avrupa Yakası İtfaiye Müdürlüğünün 13/09/2017 tarihli Görgü Zaptı Tutanağı'nda özetle; itfaiye ekipleri tarafından 07/09/2017 tarihinde yapılan tahkikatta, binanın 2. kat hariç diğer katlarının tamamının boş olması ve kullanılmaması, yangının tam olarak tarihi ve saatinin belli olmaması, arşiv kayıtlarında bir yangın ihbar bilgisinin bulunmaması, yangına taraflarınca müdahale edilmemiş olması, yangının gerçekleştiği zaman dilimi ile incelemenin yapıldığı gün ve zaman dilimi arasında belli bir sürenin geçmiş olması ile olay mahallinde yangın çıkış sebebini belirlemeye yönelik kuvvetli bulgu ve emare görülmemesi nedenleriyle yangın olayının çıkış sebebine dair kanaat oluşmadığı, meydana gelen olay sonucunda sekreterya bölümündeki 3'lü koltuk, masa ve sandalyeler, masa üzerindeki muhtelif evraklar, 1 adet markası modeli tespit edilemeyen dizüstü bilgisayar, masa üstü sabit telefon, masanın sağ tarafında bulunan yazıcı, faks, müzik seti, sandalye arkasında bulunan zemin üzerindeki muhtelif evrak ve dosyalar, duvarda asılı bulunan klima, yanan bölümün duvarda ve tavanda asılı vaziyetteki lambalar ve elektrik panosunun kapakları komple yanmak, yanan bölümün tavan sıvaları dökülmek, girişe göre sağ tarafta bulunan oda bölmesinin camları kırılmak, diğer odalar komple islenmek sureti ile zarar görmüş olduğu hususları tespit edilmiştir. Yangın olayına ilişkin ekspertiz raporu ise davalı tarafça dosyaya sunulmamıştır.Sigortalı ofiste meydana gelen 2.hırsızlık olayı; Sigortalı ofiste meydana gelen 2.hırsızlık olayına ilişkin Çağlayan Polis Merkez Amirliği'nin 11/09/2017 tarihli olay yeri inceleme tutanağında; "...kapı yanında merdiven boşluğu yanında bulunan ahşap elektrik panosunun açık olduğu, pano içerisinde elektrik sayacı olduğu ancak sayaca bağlı kabloların yerinde olmadığı, işyerinin holle birlikte 6+1 şeklinde olduğu, daha önce yandığı için isli ve küllü olduğu, içerisinde tamamen ve kısmen yanmış eşyalar olduğu, giriş kapısı karşısında bulunan oda da girişe göre sağ tarafta bulunan tv askı aparatının üzerinin boş olduğu, yan tarafında bulunan duvarda ucu kesik kablolar olduğu, yerde kırık klima parçaları, hortum ve kablolar olduğu, kısmen yanmış koltuk üzerinde halen yanmakta olan fener olduğu, yerde ve sehpa üzerinde pet su ve meşrubat şişeleri olduğu, girişe göre sol tarafta dolap altında bulunan buzdolabı kapağının açık olduğu, yerde üzeri isli açılmamış soda şişeleri olduğu, işyeri içerisinde tavandan sarkmakta olan alüminyum malzemeler olduğu (müşteki bunların içerisinden kablo geçtiğini beyan eder), girişe göre sağ tarafta bulunan odada klima bölümünün boş olduğu, iş yeri sonunda bulunan ve arka taraftaki arsaya açılan PVC pencerenin sökük olduğu, alt tarafında bina dış yüzeyinde bulunan klima motorunun düzensiz durduğu..." tespitine yer verilmiştir. Sigorta şirketine hasar ihbarı 15/09/2017 tarihinde yapılmıştır. 27/12/2017 tarihli ekspertiz raporu; "Hasar ihbarının tarafımıza atanması akabinde sigortalı ile iletişime geçilerek yapılan görüşmede, işyerinde meydana gelen alevli yangın hadisesi (... nolu dosya kapsamında değerlendirilmiştir.) sonrası işyerinde hırsızlık hadisesi yaşandığı, işyerine giren hırsızların, yangın olayı sırasında hasar gören bazı demirbaşlar ile klima bakır borularını çaldığı bilgileri alınmıştır.10.09.2017 tarihinde yaşanan hırsızlık hadisesine ilişkin olarak sigortalı ile irtibata geçilip ekspertiz yapılacağı süreçte, 15.09.2017 tarihinde riziko adresinde 03.09.2017 tarihli alevli yangın hadisesi meydana gelmesine ilişkin olarak... no.lu hasar dosyası açtırılmıştır. ... no.lu hasar dosyasına istinaden, yapılan ekspertiz çalışması neticesinde sigortalıya ait işyerinde muhtelif bina ve demirbaş kıymetlerinin alevli yangından etkilenerek hasar görmüş olduğu ve içerde bulunan ısıtma-soğutma sistemi bakır borularının, dış ünitelerinin yerlerinden sökülmüş olması yanısıra plazma v.s demirbaşlarında yerlerinde olmadığı görülen izlerden ve tahribattan anlaşılmıştır. Edilen bilgiler ve yapılan tespitlere istinaden, işbu hasar dosyasına (...) konu olan hırsızlık hadisesinde çalındığı beyan edilen ısıtma-soğutma sisteminin bakır kabloları, dış ünitesi, işyerinde bulunan plazma televizyon, bilgisayar gibi demirbaşların ... nolu alevli yangın hadisesi nedeniyle açtıran hasar dosyasına ait ekspertiz çalışması sırasında gerekli tespitlerin yapılması suretiyle değerlendirilmiş olup hırsızlık hasarına konu olabilecek çalınan kıymet tespitlerinin ... no.lu alevli yangın dosyasına dahil edilmiş olması gerekçesi ile işbu ekspertiz raporumuz hasar yok kaydı ile tanzim edilmiştir." şeklindedir. Sigorta şirketi tarafından yukarıda yer verilen hasarlara ilişkin davacıya 19/01/2018 tarihinde 100.344,00 TL + 2.907,50 TL = 103.251,50 TL ödeme yapılmıştır. Bilirkişi raporları 1-İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/121 D.İş dosyasında inşaat mühendisi ve mimar bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 30/10/2017 tarihli raporda; Tespit doyasındaki fotoğraflar, kamera kayıtları ve yerinde inceleme neticesinde tespit isteyene ait işyerinin dekorasyon ve demirbaşlarında hasar meydana geldiği, hasar nedeniyle iç mimar tarafından dekore edilen ofisin dekorasyon ve demirbaşlarının güncel rayiç değerlerinin (ofisi satın aldıktan sonra mevcut durumuna getirmek için her yönden harcadıkları güncel değerin) malzemeli işçilik bedellerinin (%10 kullanım payı düşüldüğünde) 374.085,00 TL + KDV olduğu ve onarımının 120 günde yapılabileceği hususlarında kanaat bildirilmiştir.2-Mahkemece sigorta uzmanı, nitelikli hesap uzmanı, mimar bilirkişi heyetinden alınan 01/02/2021 tarihli raporda; "Sigorta Şirketinin Mesuliyeti" başlıklı kısımda;"Sigortacı, “geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra” kural olarak, sigorta sözleşmesinin yürürlükte olduğu süre zarfında (vadesi içinde) oluşan rizikolardan sorumludur. Hasarda sorumluluk; Sigorta Poliçesi Genel Şartlarında ve/veya özel şartlarda tarifi yapılan risklerden birinin veya birkaçının gerçekleşmesi sonucu sigortalının zarara uğraması halinde, sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğünün doğması halidir. Mal sigortalarında “kusur” ve “kasıt” kavramları birbirinden farklı değerlendirilen kavramlardır.Hasar, sigorta ettirenin/sigortalının kasti bir eyleminden kaynaklanmadığı sürece, sigortacı; sigorta güvencesi olarak verdiği rizikoya bağlı oluşan zararı/hasarı ödemekle yükümlüdür.Sigortacıya tazminat ödeme yükümlülüğü getiren sigorta sözleşmeleri; sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi kabullendiği sözleşme türüdür. Dava konusu olayda; Türk Ticaret Kanunun ilgili maddeleri gereğince tanzim edilen, tarihleri 31.03.2017/31.03.2018 arasında geçerli ..., no’lu bir poliçe / sözleşme mevcuttur. ...Türk Ticaret Kanunu’nun 1409. maddesine göre sigortacı sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. Türk Ticaret Kanunu‘nun 1426.Maddesine göre sigortacı; sigortalı ve lehtar tarafından rizikonun, tazminatın veya bedel ödeme borcunun kapsamının belirlenmesi amacıyla yapılan makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsa bile ödemek zorundadır.Sigorta sözleşmesine, teminat altına alınacak kıymetlerin muhafazası için özel hükümler konabilir. Bu takdirde sigortacı, söz konusu kıymetlerin sigorta sözleşmesinde öngörülen şekillerde saklanmadığını ispat etmedikçe tazminat ödemekten kaçınamaz. Sigortalı mevcut risklerini belirli bir bedel karşılığı (sigorta poliçesi primi) sigorta şirketlerine devretmekte, sigorta şirketleri ile aralarında yapılan akitler (poliçeler) ile sorumluluk ve mal varlığı teminat altına alınmaktadır.Sigorta şirketinin risk gerçekleşmesi halinde hasarı ret edebilmesi için; sigorta poliçesi akdedilirken mevcut durum göz önünde alındığına göre, poliçe süresi içinde sigortalının iradesi ya da sigortalının istemi dahilinde riski ağırlaştıran bir hal oluşmasıdır. Bu olayda, böyle bir durum söz konusu değildir. 03.09.2017 tarihli yangın hasarı için ... no’lu dosya, 07.08.2017 tarihli hırsızlık hasarı için ... no’lu dosya açılmıştır. Zira, Sigorta Şirketi de iki hasar için 103.251,50 TL hasar ödemesi yapmıştır, durumun aksini gösteren belge veya aksini iddia eden taraf yoktur. ...Dosyadaki belge ve bilgiler incelendiğinde;... Şirketi Yetkili Acentesi/ ... (Levha no:...) tarafından düzenlemiş poliçe ekinde demirbaş listesi olan 31.03.2017/31.03.2018 arasında geçerli 22005061, no’lu bir poliçe/sözleşme mevcuttur. Dosyada riziko adresinin hasar öncesindeki iç mekan fotoğrafları ,demirbaş listesi mevcuttur. ... Acentesinin T.C. İstanbul 19. Asliye Ticatet Mahkemesi Hakimliği’ne 12.06.2019 tarihli cevap yazısı mevcuttur. Acente ile ... Sigorta arasındaki (mail yazışmaları) poliçeleşme öncesi, sırasında ve hasar sonrası yazışmalar mevcuttur. Sigorta şirketi ve acentenin yazışmalardan anlaşıldığı üzere;Davalı Sigorta şirketi, riziko teftiş şartı ile işyeri teklifini poliçeleştirmiş ve 31.03.2017/31.03.2018 arasında ... no’lu poliçe kapsam ve limitleri dahilinde sigortalının risklerini üstlenmiştir." tespitlerine yer verilerek, Raporun "Sonuç" kısmında; "Kök nedeni yangın ve hırsızlık olan ... ve... no’lu hasarların Davacı sigortalı ... adına düzenlenen 31.03.2017/31.03.2018 vadeli, ...no’lu...Sigorta Poliçesi limitleri dahilinde teminat kapsamında olduğu,İş durması klozu kapsamında dosyada, işletmenin kısmen veya tamamen iş durmasına maruz kalıp kalmadığına, kaldıysa kaç gün süre ile iş durmasına maruz kaldığına dair bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı, Alternatif işyeri masrafları klozu kapsamında dosyada, işyeri için masraf kalemi ile ilgili bir fatura veya belgeye rastlanmadığı,Dosyadaki bilgi ve belgelerden ... ve ... no’lu hasar dosyaları için Davalı ...Sigorta Şirketi‘nin Davacı ...’na toplamda 103.251,51 TL hasar ödemesinde bulunmuş olduğu,Heyetimizce; tespit raporunda detaylıca incelenen demirbaşların toplam zarar bedelinin 274.550,00TL, genel işler başlıklı bazı malzeme toplam zarar bedelinin ve tadilat işlerinin bedelinin 113.350,00TL, alarm, kamera ve elektrik vs işlerin toplam zarar bedelinin 27.750,00TL olmak üzere toplam 415.650,00TL zarar bedelinin tespitinin yapıldığı 2017 yılı için piyasa rayiç bedelleri ile örtüştüğü, bu bedelden %10 kullanım bedeli düşüldüğünde toplam zarar bedelinin 374.085,00 TL olduğu,Davacı ...’nun daha önce sigorta şirketinden almış olduğu hasar ödemesi 103.251,51 TL düşüldükten sonra Davalı ... Şirketi .. Sigorta Şirketi’nden 270.833,49 TL hasar ödemesi talep edebileceği" hususlarında kanaat bildirilmiştir. 3-Mahkemece sigorta uzmanı, sigorta hesap uzmanı ve mimar bilirkişilerden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden alınan 11/10/2021 tarihli raporda; "....kesinleşen yıkım kararının tebliğinin 30.03.2017 de davacıya yapıldığı ve 31.03.2017 de poliçe düzenlendiği, yıkım kararı öğrenildikten sonra poliçe yaptırıldığı görülmüştür. Riskli bina tespitinin kesinleşmesinden sonra bu binaların yıktırılması için maliklere 60 günden az olmamak üzere süre verildiği, bu süre içinde riskli binaların yıktırılıp yıktırılmadığı kontrol edileceği, yıktırılmamış ise 30 günden az olmak üzere ek süre verileceği ve verilen bu süreler içinde maliklerce riskli yapılar yıktırılmaz ise, yıktırma işlemleri mahalli idarelerin de iştiraki ile mülki amirler tarafından gerçekleştirileceği, Riskli olarak tespit edilen ve itiraz süreci sonunda riskli olduğu kesinleşen binaların yıktırılması Kanunun emredici hükmü olduğu, Yıkım konusunda maliklerce herhangi bir karar alınmasına veya anlaşma sağlanmasına gerek olmadığı, 30.03.2017 tarihinde itiraz sonrası kesinleşen Yıkım Kararı davacıya tebliğ edildiği, tahliye süresi 60 gün + 30 gün ek süre dikkate alındığında; en son riskli yapının 30.06.2017 tarihinde tahliye edilmiş olması gerektiği, Yangın olduğu hususunda kolluk kuvvetlerinde hazırlanan tutanağın 06.09.2017 tarihli ve Yangın Raporunun da 13.09.2017 tarihli olduğu görülmekle; davacı tarafın riskli yapıyı KANUN GEREĞİ en son 30.06.2017 de tahliye etmesi gerekirken, etmediği- Kanuni süre dolduktan yaklaşık 70 gün sonra iddia edilen yangın olayının gerçekleştiği, Kanuni süre ile sınırlı olan ve edinimini yerine getirmeyen davacı sigortalının; davaya konu sigortasının talep edilen yangın ve hırsızlık nedenleri ile teminat altında olduğundan söz edilemeyeceği, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun doğmadığı, ...Kesinleşen yıkım kararının tebliğinin 30.03.2017'de davacıya yapıldığı ve 31.03.2017'de poliçe düzenlendiği, yıkım kararı öğrenildikten sonra poliçe yaptırıldığı ve 3 sene boyunca sigortalanmayan işyerinin kentsel dönüşüm kararı ile sigorta teminatı altına alındığı, yıkım kararı alınan bir işyeri için; bir başka değişle tahliyesi zorunlu hale gelen bir işyeri için; işyeri ikame tazmiantı ve/veya iş durması tazminatı talep edilmesinin mümkün olmadığı,Sigortalı davacının sanki sigortalı değilmiş gibi alması gereken tüm önlem ve koruma tedbirlerini meydana gelebilecek rizikolara karşılık almadığı, taşınma / tahliye kararı dahilinde boşaltılması gerektiği ancak boşaltılmadığı ve sigortalının sorumluluklarının yerine getirmemesi nedeniyle hasarların meydana geldiği poliçeden hasar talebinde bulunduğu, (iyiniyet prensibinin hukuki takdirinin Yüce Mahkemeye ait olduğu), Yangın olayının ne zaman ve nasıl gerçekleştiği ve nasıl söndürüldüğüne dair bir belge bulunmadığı, Hırsızlık (yağmalama) olma ihtimaline karşı da gereken önlemlerin alınmadığı, Poliçede bulunan kayıtlar dahilinde; sigortalı mahalde alarm ve kamera sisteminin bulunduğu (sigorta poliçesinde teminat altına alındığı) ancak alarm sisteminin ister yangın ister hırsızlık (yağmalama) olaylarında çalışıp vermiş olduğu sinyaller ve raporlara istinaden bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, ayrıca kamera kayıtlarının da davacının davasını ispatlar belgeler arasında olmadığı..." nedenleriyle davalının sorumlu olmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir. 4-Mahkemece sigorta ve hesap uzmanı, sigorta hakemi ve iç mimar bilirkişilerden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden alınan 21/03/2022 tarihli raporda;"...Derdest davada davacı yan (Uğranılan Maddi zarar + KDV + İş Durması Tazminatı + Alternatif İş Yeri Masrafları + Enflasyon Farkı vs. poliçeden kaynaklı her türlü alacak) tanımlamasıyla şimdilik 400.000,00 TL tazminatın ödenmesi talebinde bulunmuş olup, uyuşmazlık konusu poliçede iş durması teminatı 46.420 TL limitle teminat altına alınmış olsada öncesinde taşınmaz hakkında verilmiş yıkım kararı çerçevesinde sigortacının söz konusu risk kapsamında sigortalısına karşı sorumluluğu bulunmayacağı kanaatine Nihai Takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere ulaşılmıştır. ...Bilirkişi Kurulumuzca yapılan değerlendirmede riziko ve hasar ödeme tarihi itibariyle söz konusu tutarların tarafların arasında münakit poliçe Genel ve Özel Şartlarına uygun olmakla makul bulunduğu görüşüne ulaşılmış olup, davacı yanca hasara konu sigortalı kıymetlerin işbu ödenen tazminat tutarının üzerinde Faturalı surette onarımları yaptırılmak yolu ile daha yüksek bir bedel ile tamir olunduğu ve/veya yerine konulduğu hususunda bir delil ve belge dava dosyasında bulunmamış olmakla Nihai Takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davacının başka söz konusu hasar dosyası kapsamında başkaca bir alacağının bulunmadığı kanaatime ulaşılmıştır.Diğer yandan; dava dosyası kapsamına göre 100.344,00 TL tutarlı ödemenin poliçede yer alan Bina Dekorasyon teminatı (230,000,00 TL) teminat verilmiş kıymetlerde meydana gelen Hasarı ve yine Poliçede (Emtea) teminat baslığı altında verilmiş 248,000,00 TL teminatlar için olmak üzere aşağıda içeriğine yer verileb KNH muafiyeti uygulanarak hesaplanmıştır.Sigortacılık tekniğinde Muafiyet kavramı, tazminatın ödenmesi sırasında tazminata konu olan hasarın sigortalının üzerinde kalan bölümü olarak tarif edilmekte olup, muafiyet uygulamasının sigortalıyı kendi kendinin sigortacısı olmaya ve daha özenli davranmaya zorladığı kabul edilmiştir. (Grev, Lokavt, Kargaşalık, Halk Hareketleri, Kötü Niyetli Hareketler Ve Terör (Ticari) Klozu)kapsamında uygulanan muafiyet tenzili sonrası yapılmış 139.950,00 TL tutarlı ödeme olduğu davalı sigorta kuruluşunca beyan olunmuştur. ....Davacı tarafça İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017 /121 D.İş sayılı dosyasına ibraz olunan Bilirkişi Tespit Raporu kapsamında yapılan belirleme ve değerler esas alınarak bakiye ödenmeyen tazminatlar yönünden talepte bulunulmuş olup Bilirkişi Kurulumuz gerek taraflar arasında münakit poliçede yer alan yukarıdaki muafiyetler kapsamında, poliçe hükümleri dikkate alınmadan yapılmış işbu tespite katılması mümkün olmamış ve bu tutarların Sigorta Şirketinin sorumluluğunda olmayacağı..." kanaati bildirilmiştir.5-Aynı heyetten alınan 22/08/2022 tarihli ek raporda; "...3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1 inci maddesine göre Türkiye'de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabi olup, Sigortalının, verilen zararın onarımı için satın alacağı malzeme ve onarım için gerekli işçilik hizmeti de anılan yasa maddesi gereğince katma değer vergisine tabi olacağı belirtilmiştir. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin Esas: 2004/1604, Karar:2004/10732, Tarih: 02.11.2004 ve Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin Esas: 2005/2116, Karar:2006/1881,Tarih: 27.02.2006 sayılı kararları) uyarınca hükmedilecek tazminat miktarına, bu miktar üzerinden hesap edilecek KDV'nin de eklenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Kök raporda yer verildiği üzere; Tespit raporunda belirlenen 415.650 TL + Kdv Toplam zarar bedeli ile söz konusu taşınmazın 2014 yılında satın alınıp, 2016 yılında tadilatının başladığı, 03.09.2017 tarihinde yangın hasarının meydana geldiği, bu süre zarfındaki yıpranma / faydalı ömründen kullanma dikkate alındığında, toplam zarar bedeli üzerinden düşülen % 10 bedelin kabul edilebilir sınırlar içinde kaldığı,Tespit raporunda yer alan toplam 374.085 TL + Kdv zarar bedelin kadri maruf olduğu, Davalı yanca davacıya ödendiği ve tarafların kabulünde olan 103.251,51 TL hasar ödemesi 374.085 TL + Kdv düştükten sonra davalı yandan 270.833,49 TL + Kdv hasar ödemesi talep edebileceği, Buna göre; Davacı tarafın, Davalı yandan, 270.833,49 TL + (%18 Kdv) 48.750,0282 TL = 319.583,5182TL talep edebileceği" belirtilmekle birlikle, sair hususlarda kök raporda yer verilen görüşlerinin korunduğu ifade edilmiştir. İstinaf sebeplerinin incelenmesi;Sigorta sözleşmesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1401. maddesinde; "Sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta ettiren prim ödeme, doğru beyanda bulunma, ağırlaşan rizikoyu bildirme, rizikodan sonra zararı azaltma ve kurtarma yükümlülüğü, sigortacı ise poliçe hükümlerine uygun olarak riziko gerçekleştiğinde sigorta tazminatı ödeme yükümlülüğü altında olduğundan sigorta sözleşmesi riziko unsurunu ve menfaat unsurunu içinde barındırmaktadır.Sigorta sözleşmeleri, tarafların karşılıklı iyiniyeti ve güven esasına dayanan sözleşmeler olup, iyiniyet ve güvenin sözleşme görüşmelerinden başlayıp sözleşme kapsamında oluşan zararın giderimi anına kadar varlığını koruması gerekir. Sözleşmenin her iki tarafı da sözleşmenin diğer yanının hak ve menfaatlerini gözetip korumak ve bu konuda her türlü önleyici tedbiri almak zorundadır. TTK'nın "Sigortanın Kapsamı" başlıklı 1409.maddesinde; "(1) Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. (2) Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir." hükmüne yer verilmiştir.Yine TTK'nın 1448. maddesinde; "(1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkânlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortacının bu konudaki talimatlarına olabildiğince uymak zorundadır. Birden çok sigortacının varlığı ve bunların birbirlerine aykırı talimatlar vermeleri hâlinde, sigorta ettiren, bu talimatlardan zararın azaltılması ve rücu haklarının korunması bakımından en uygun olanını dikkate alır. (2) Bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı aleyhine bir durum yaratmışsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır."TTK'nın 1449. maddesinde; "(1) Sigortacıya karşı yerine getirilmesi gereken ve sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün ihlali hâlinde, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler hariç olmak üzere, sigortacının sözleşmeyi kısmen veya tamamen feshederek ifadan kurtulabileceğine ilişkin hükümler, ihlalde kusur bulunmaması hâlinde sonuç doğurmaz.(2) İhlal kusura dayandığı takdirde, durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılmayan fesih hakkı düşer; meğerki, Kanun farklı bir süre öngörmüş olsun. (3) Sigortacı ihlalin, rizikonun gerçekleşmesine ve sigortacının yerine getirmesi gereken edimin kapsamına etki etmediği durumlarda, sözleşmeyi feshedemez." hükümleri yer almaktadır. Somut olayda poliçe her ne kadar yıkım kararının tebliği akabinde tanzim edilmiş ise de davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında değerlendirme ve inceleme yapma imkanı olduğu halde primi tahsil etmesine rağmen işyerinin mevcut durumuna yönelik bir inceleme yapmamıştır.Davacının ise binanın kendilerinin kullandığı bağımsız bölüm haricinde atıl vaziyette olduğunu, yıkım kararı çıktığını ancak bu karara itiraz edilerek dava yoluna gidildiğini beyan etmeyerek beyan yükümlülüğünü ihlal ettiği düşünülebilir ise de bunun kasıt değil ihmale dayalı bir ihlal olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu hususun ise 1.hırsızlık olayının gerçekleşmesi nedeniyle sigorta şirketine 07/08/2017 tarihinde hasar ihbarı yapılması akabinde 09/08/2017 tarihinde yapılan ekspertiz incelemesi ile ortaya çıktığı yani ekspertiz incelemesi ile sigortalı binanın durumunun artık sigorta şirketi tarafından bilindiğinin kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. Ayrıca bu hasara ilişkin tespit edilen hasar bedeli sigorta şirketi tarafından tam olarak ödenmiştir. İhtilafa konu olan olay yangın ve akabinde meydana gelen hırsızlık olayıdır. Sigortalı işyerinde yangının nasıl gerçekleştiği tespit edilmemiş ise de, işyerinin yangın nedeniyle hasar gördüğü sonradan yapılan tespitlerle sabittir. Yangın olayından sonra işyeri hasara uğramış, yine ikinci hırsızlık olayı nedeniyle bir kısım eşyalar çalınmıştır. Sigorta şirketi tarafından yangın olayı nedeniyle yapılan ekspertiz çalışmasına ilişkin rapor ibraz edilmemiş ancak kısmi ödeme yapılmıştır. Açıklanan nedenlerle yangın ve hırsızlık olaylarının poliçe teminatı kapsamında olduğu kanaatine varılmıştır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06/12/2022 tarihli 2021/11-478 E. 2022/1665 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere; "...Zarar sigortalarının (mal ve sorumluluk sigortaları) amacı, rizikonun gerçekleşmesi hâlinde sigortalının maruz kaldığı veya kalacağı zararın tam olarak tazminini sağlamaktan ibarettir.Özellikle mal sigortalarında rizikonun gerçekleşmesi üzerine sigortalının alacağı tazminatın gerçek zararla sınırlı olması ve sigortalının hiçbir surette maruz kaldığı olay dolayısıyla haksız zenginleşme imkanına kavuşmaması gerekmektedir. Başka bir deyişle sigorta sözleşmesi bir kazanç sağlama aracı olmadığından sigortalının mal varlığında haksız bir artış meydana getirmemelidir. Zenginleşme yasağı olarak ifade edilen bu durum sayesinde sigorta sözleşmesi kazanç aracı olmaktan uzaklaşacaktır..." Sigorta kapsamına giren bir rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta şirketinin ödeyeceği tutar, sigortalının gerçek zarar miktarıyla sınırlı olacaktır.Sigortacı tarafından ödenecek tazminat miktarı, sigortalı malın rizikonun gerçekleştiği andaki değeri dikkate alınarak tespit edilmektedir. Hasar tespiti noktasında poliçede sigortalı işyerinde demirbaşlar ve dekorasyonun ayrıntılı olarak beyan edildiği, işyerinin mevcut durumuna ilişkin fotoğrafların poliçe tanziminden önce yetkili acente ile paylaşıldığı, meydana gelen yangın ve hırsızlık olayları nedeniyle işyerinin hasara uğradığı, olayların akabinde D.İş tespit dosyasında hasar tutarının hesaplandığı, yine mahkemece alınan 1.bilirkişi heyet raporunda da D.İş dosyasında tespit edilen hasar bedellerinin piyasa rayiç bedelleri ile örtüştüğünün tespit edildiği görülmekle mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 5.457,68 TL'den mahsubu ile arta kalan 4.842,28 TL'nin karar kesinleştiğinde istemi halinde ilk derece mahkemesince davalı tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 09/07/2025