T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1594
KARAR NO:2025/686
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2020/294
KARAR NO:2021/281
DAVA TARİHİ:20/11/2017
KARAR TARİHİ:23/03/2021
DAVA:Kayıt Kabul
KARAR TARİHİ:18/06/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu Adalet Sarayı çay ocakları, yemekhane ve kafeteryaların kiraya verilmesi ile ilgili olarak davalı firma ile sözleşme imzalandığını, ancak davalı firmanın 2015 yılı kasım, aralık ve 2016 yılı Ocak dönemini kapsayan üçer aylık kira bedellerini ödemediğini ve gecikme zammının oluştuğunun tespit edildiği ve sözleşmenin fesih edildiğini, dava dışı ...'ın bazı aylara ilişkin alacak ve fazla mesai alacağı için açtığı davada hükmolunan kalemlerin davalı şirket ile müvekkili bakanlık tarafından müteselsilen ödemsine karar verildiğini, Anadolu ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında Bakanlığın 6.111,80 TL ödeme yaptığını ancak davalı şirket ile bakanlık arasındaki sözleşmeye göre davalı firmanın istihdam edeceği tüm personelin ikramiye, sigorta primi, bilimum ücret, tazminat vb gibi kalemlerinden sorumlu olduğunu, bakanlığın müteselsilen sorumluluğunun bulunmadığını beyan ederek ödenen bedelin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalıya usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:1-İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 19/06/2018 tarihli 2017/448 E. 2018/322 K. sayılı kararı; davanın niteliği kayıt kabul davası olması sebebiyle görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan görevsizlik kararı verilmiştir.Görevsizlik kararının kesinleşmesi akabinde dosya İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi olunmuştur. 2-İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/03/2021 tarihli kararı; "Dava, hukuki niteliği itibari ile Tazminat davasına ilişkindir. İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/448 E.-2018/322 K.sayılı 19/06/2018 tarihli görevsizlik kararı ile mahkememize tevzi olmakla, dosya yukarıdaki esasa kaydı yapıldığı görüldü. Dosyanın işçilik alacağı yönünden, ön inceleme aşamasında belirlenen uyuşmazlık noktalarında denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınması için hesap bilirkişisine tevdiine karar verilmiş olup, bilirkişi mahkememize hitaben hazırlamış olduğu raporunda özetle:Davacı tarafından dava dilekçesinde kira bedeli üzerinden üçer aylık ödemeli üç yıllığına kiraya verildiği belirtildiği, dava dilekçesinde kira sözleşmesinin sorumluluk başlıklı 8. Maddesi Kiracının, istihdam edeceği personelin İkramiye, sigorta primi, bilumum ücret, tazminat ve benzeri özlük hakları,iş kazalarından doğabilecek her türlü tazminatlardan sorumlu olduğunun belirtildiği, Sözleşmenin Devri, Ortak Alımı ve Çalışan Durumu" başlıklı 12'nci maddesine göre; Kiracı çalıştıracağı personelin, ücret ve özlük haklarını, iş ve çalışma hukukundan kaynaklanan her türlü giderlerini eksiksiz karşılamaktan, dosyalarını usulüne uygun olarak tutmaktan sorumlu olduğunu, personeliyle kendisi arasındaki ihtilaflarda idare taraf ve sorumlu olmayacağının belirtildiği beyan edilmiştir.Dosyada sözleşme bulunmamakla birlikte taraflar arasında hizmet sözleşmesi değil kira sözleşmesi bulunduğu beyan edilmektedir. Hizmet sözleşmesi değil kira sözleşmesi bulunduğu, bu nedenle kira sözleşmesinden dolayı davacı Adalet Bakanlığının müteselsil sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, Bu nedenle davacı Adalet Bakanlığının hakkında yapılan İstanbul Anadolu ...İcra dairesinin ... Nolu dosyasına ödemiş olduğu 6.111,80 TL. tutarı davafcı ... A.Ş.'den faiziyle birlikte talebinin yerinde olduğu, sonucuna ulaşıldığı, davacının ticari faiz talebinin bulunduğu, dosyada sözleşme bulunmadığından sözleşmenin dosyaya ikmal edilmesi halinde sunulan sözleşmede yukarıda belirtilen maddelerin bulunmadığının görülmesi halinde, Sayın Mahkeme tarafından davacının müteselsil sorumlu olduğu yönünde karara varması halinde davacının ve davalının 1/2 oranında sorumlu olduğunun kabulü gerekeceği, bundan dolayı davalının 1/2 oranına isabet eden 3.055,90 TL'den sorumlu olacağı kanaatine varıldığı görülmüştür.Bilirkişi raporlarının HMK 280. Maddesi uyarınca taraflara tebliğ edilmiştir.Tüm dosya kapsamı ile birlikte yapılan değerlendirmede davacı vekili, müvekkilinin İstanbul Anadolu Adalet Sarayı çay ocakları, yemekhane ve kafeteryaların kiraya verilmesi ile ilgili olarak davalı firma ile sözleşme imzalandığını, ancak davalı firmanın 2015 yılı kasım, aralık ve 2016 yılı Ocak dönemini kapsayan üçer aylık kira bedellerini ödemediğini ve gecikme zammının oluştuğunun tespit edildiğini ve sözleşmenin fesih edildiğini, dava dışı ...'ın bazı aylara ilişkin alacak ve fazla mesai alacağı için açtığı davada hükmolunan kalemlerin davalı şirket ile müvekkil bakanlık tarafından müteselsilen ödenmesine karar verildiğini, Anadolu ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında bakanlığın 6.111,80 TL ödeme yaptıklarını sözkonusu ödemenin rücuu amacıyla mahkemizde dava açmış ise davalı şirketin iflas ettiği, davanın niteliği gereği sıra cetveline itiraz davası olduğu, davacı tarafın öncelikle iflas masasına başvurması gerektiği, dolayısıyla dava açmadan önce iflas masasına başvurulmadığı anlaşılmakla davanın reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesine karar verildiğini, mahkemenin "önce iflas masasına başvurulması gerektiği" yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... İflas dosyasında iflas işlemleri yürütülen davalı şirketin, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1190 Esas sayılı dosyası üzerinden 03/05/2017 günü iflasına karar verildiğini, İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesinin 16.02.2017 tarih ve 2015/796 Esas-2017/40 Karar sayılı kararı uyarınca dava dışı ...'a İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında ödemenin iflas tarihinden sonra 06/07/2017 tarihinde yapıldığını,Yargıtay 20/04/2015 tarih ve 2015/863 E.-2015/2699 K. Sayılı ilamında "alacak iflastan önce doğmadığından, sırasına ve esasına itiraz edilebilecek, İİK'nın 235. maddesine dayalı kayıt kabul istemine konu olabilecek müflis borçlarından olmayıp, iflastan sonra doğan ve müflisin genel hükümlere göre sorumlu olduğu ve iflas masasının dağıttığı iflas (garame) hissesi oranında değil, tasfiyede bakiye kalırsa alacaklıya ödenecek olan bir alacak niteliğindedir." şeklinde karar verildiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Somut olayda; alacağın iflas alacağı mı yoksa iflastan sonra doğan genel bir alacak mı olduğu, iflas alacağı ise iflas masasına başvurunun ön şart olup olmadığı hususlarında ihtilaf bulunmaktadır.Müflis yönünden talep edilebilecek alacaklar üç gruba ayrılır.Bunlar; iflastan önce doğan iflas alacakları, iflastan sonra iflas masasının teşekkülü neticesinde iflas masasınca yapılan masraf ve giderlerin oluşturduğu masa alacakları ve iflas tarihinden sonra doğan genel alacaklardır.İflas alacakları;İcra ve İflas Kanunu'nun 184/1. maddesinde; "İflâs açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. İflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar masaya girer." hükmüne yer verilmiştir. Bu maddede ifade edilen "alacaklar" teriminden maksat, aslında yalnız "iflâs alacaklarıdır". İflas alacağı, iflas açıldığı anda müflise karşı hukuken mevcut olan alacaklar yani müflisin iflasın açıldığı andaki borçlarıdır. İflas alacağı kavramına, müflisin yalnız muaccel borçları değil, aynı zamanda müflisin müeccel borçları (m. 195), taliki şarta (geciktirici koşula) veya belirsiz bir vadeye bağlı olan borçları (m. 197) ve konusu paradan başka bir şey olan borçları (m. 198) da dâhildir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 1212).İflas alacakları, iflas tarihinden önce doğan müflis borçlarıdır. Bu alacakların ödenmesi için açılan dava kayıt kabul davası olarak adlandırılmaktadır. İflas tarihinden önce müflisten alacaklı olanların, bir diğer ifadeyle iflas alacaklılarının alacaklarını iflas masasına kaydettirmek için açtıkları ve dayanağını İİK'nun 235. maddesinden alan davalardır. Kayıt kabul davalarında tahsile değil, alacağın iflas masasına kaydına karar verilmekle yetinilir. Alacağın ödenmesi ancak tasfiye sonunda masa mevcudunun sıra cetveline uygun biçimde dağıtımı aşamasında gerçekleşir ve alacakların tam olarak ödenip ödenmeyeceği ancak bu aşamada anlaşılabilir. Bu davalarda görevli mahkeme İİK'nun 235. maddesi uyarınca iflas kararı verilen yer Asliye Ticaret Mahkemesi'dir.İflas tarihinden sonra doğan genel alacaklar;Müflisin, iflasın açılmasından sonra yaptığı borçlar, iflas alacağı olmayıp, iflas masasından istenemez. Alacak, iflastan sonra doğmuş ve masa borcu da değilse, sırasına ve esasına itiraz edilebilecek, İİK'nın 235. maddesine dayalı kayıt kabul istemine konu olabilecek müflis borçlarından olmayıp, iflastan sonra doğan ve müflisin genel hükümlere göre sorumlu olduğu ve iflas masasının dağıttığı iflas (garame) hissesi oranında değil, tasfiyede bakiye kalırsa alacaklıya ödenecek olan bir alacak niteliğindedir. İflas tarihinden sonra doğan böyle bir alacağın varlığı ve miktarı konusunda bir uyuşmazlık bulunmasa da, inceleme, şikayet yolu ile icra mahkemesince değil, alacağın dayandığı hukuksal ilişkiye göre genel hükümler doğrultusunda iflas masası aleyhine açılan davada genel mahkemelerce tespit edilecektir. Böyle bir davada, davacı, davalı müflisten alacaklı olduğunu iddia eden alacaklı olup, davalı ise iflas idaresidir. İflastan sonra oluşan alacağın masaya kaydı istenemez, tasfiyede bakiye kalırsa nazara alınır. Masa alacakları;Masa alacakları ise; muhatabının masa olduğu, masa üzerine doğan ve masanın doğrudan sorumlu olduğu borçlardır. Bunun masa bakımından adı "masa borcudur". İflas açıldıktan sonra müflisin masayı bağlayıcı nitelikte borçlanmasına imkan yoktur. Bu nedenle masa alacağı müflisin değil, iflasın açılmasından tasfiyenin sonuçlanmasına kadar iflas masası ya da masa adına iflas idaresi tarafından yapılan borçlardan olup,masa alacağının müflisle ilgisi bulunmadığından bu borçlardan iflas masası sorumludur.İİK'nın 248.maddesinde; "İflasın açılmasından ve tasfiyeden doğan masraflar önce çıkarılır. Rehinlerin bedelinden yalnız rehinin muhafaza ve paraya çevrilmesi masrafları çıkarılır." düzenlemesi gereğince masa alacakları, iflasın açılmasından iflas tasfiyesinin sonuçlanmasına kadar, iflas masası tarafından yapılan borçlar olup tüm iflas alacaklarından daha önce ve tam olarak ödenir.Mesela, iflas kararının ilanı giderleri (m. l66; 219), defter tutma (m. 161; 208) giderleri, masa mallarının muhafazası için kiralanan depo için ödenecek kira, iflas idaresinin ücreti (m.223,IV), masanın (iflas idaresinin) taraf olduğu davaları takip eden avukatın avukatlık ücreti masa borcudur. Bu sayma tahdidi değildir; masa borçlarına bazı misaller vermek içindir (Kuru, s. 1213). Şu halde, masa alacakları (borçları), iflas açıldıktan sonra iflasın tasfiyesi için bizzat masa (yani, masa adına iflas dairesi veya idaresi) tarafından yapılan borçlardır (Kuru, s. 1213). Masa alacaklarının tam olarak ödenmesinden sonra iflas alacaklarının ödenmesine geçilir. Satış bedeli masa alacakları karşılanmadan iflas alacaklılarına dağıtılmaz. Alacağın rehine bağlı olması durumu değiştirmez. Masa alacaklarından sonra iflas alacakları ödenerek tasfiye gerçekleştirilir. Masa alacakları, iflas alacaklarından önce ve tam olarak ödenmeleri gerektiğinden ayrıca masa alacaklılarının borçlusu doğrudan doğruya iflas idaresi olduğundan bu alacaklar sıra cetvelinde yer almaz. Sıra cetvelinde yer verilen alacaklar sadece iflas alacaklarıdır. Masa alacaklarına sıra cetvelinde yer verilmez ise de, bunlara pay cetvelinde yer verilir.Pay cetveli, malların satış bedelleri tahsil edildikten ve sıra cetveli kesinleştikten sonra iflas alacaklılarının iflastan düşen paylarını göstermek üzere düzenlenen ödeme planıdır. Sıra cetveline karşı açılmış bütün davalar sonuçlanmadan pay cetveli düzenlenemez.Masa alacaklarının ödenmesinden sonra iflas alacaklılarına kesinleşen sıra cetvelinde yer aldıkları sıraya göre düzenlenen pay cetveline göre ödeme yapılır.Davacının talebi incelendiğinde; Davacı T.C. Adalet Bakanlığı'nin eldeki davaya konu alacağının dayanağı, dava dışı işçi tarafından İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi'nin 2015/796 E. sayılı dosyası ile açılan işçilik alacağı davasının kabulü neticesinde, işbu kararın icra takibine konu edilmesi sonucu icra dosyasına ödenen tutardır. İş mahkemesinde açılan davanın tarihi 25/12/2015'tir. Dosyada davacı ..., davalılar ise T.C. Adalet Bakanlığı ve ... A.Ş'dir. İşbu dosyada davacı ... tarafından, İstanbul Anadolu Adliyesi hizmet binasında bulunan çay ocaklarında çalıştığını, davalılar arasındaki ilişkinin asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğu, işçilik alacaklarından her iki tarafın da sorumlu olduğu ileri sürülerek, işçilik alacaklarının tahsili talep edilmiştir.Yapılan yargılama neticesinde İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi'nin 16/02/2017 tarihli 2015/796 E. 2017/40 K. sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulü ile net 288,35 TL agi alacağı, net 2.341,13 TL ücret alacağı ve net 201,81 TL fazla mesai alacağının faizi ile birlikte tahsiline kesin olarak karar verilmiştir. Bu karar ... vekili tarafından İstanbul Anadolu 20. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasıyla 27/03/2017 tarihinde ilamlı icra takibine konu edilmiş ve 13/07/2017 tarihinde T.C. Adalet Bakanlığı tarafından 6.111,80 TL olan dosya borcu ödenmiştir.Davalı şirketin İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1190 E. sayılı dosyası üzerinden 03/05/2017 günü saat 17:49'dan itibaren iflasına karar verildiği, tasfiyenin İstanbul Anadolu 3. İcra Dairesinin ... iflas sayılı dosyası üzerinden İİK'nın 218.maddesi uyarınca basit tasfiye olarak yürütüldüğü,Eldeki davanın 20/11/2017 tarihinde açıldığı tespit edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20/12/2022 tarihli 2020/(23)6-663 E. 2022/1789 K. sayılı ilamında; "...dava dışı işçi tarafından işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan alacakların tahsili istemiyle Karşıyaka 2. İş Mahkemesinin 2011/660 E. sayılı dosyasında, eldeki dosyada davacı olan bakanlık aleyhine açılan davada mahkemece iş akdinin 04.12.2008 tarihinde feshedildiğinin kabul edildiği; iş mahkemesinde verilen karar uyarınca davacı tarafından 26.05.2014 tarihinde dava dışı işçiye ödenen işçilik alacağının davalı şirket ile imzalanan hizmet alım sözleşmelerine dayanarak rücuen davalıdan tahsilinin talep edildiği, Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/416 E. sayılı davasında da davalı müflis şirketin 12.10.2009 tarihi itibariyle iflâsına ve iflâsın bu tarihte açılmasına karar verildiği görülmektedir. Bu durumda müflis şirketin borcu iflâs tarihinden önce iş akdinin feshedildiği 04.12.2008 tarihinde doğduğundan; eldeki davada, davalı borçlu müflise karşı iflâsın açıldığı anda hukuken mevcut olan iflâs alacağının talep edildiği, dolayısıyla davanın kayıt kabul davası olduğu ve İİK’nın 235. maddesi gereğince görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu anlaşılmaktadır..." şeklinde kararıyla da, borcun doğduğu tarihin iş akdinin fesih tarihi olduğuna işaret edilmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 20/05/2019 tarihli 2016/5332 E. 2019/2137 K. sayılı ilamında; "...Mahkemece, davalı şirketin iflasına karar verildiği, davacı tarafça Manisa 1. İş Mahkemesinin 2011/123 esas sayılı kararına dayalı olarak 29/05/2015 tarihinde, iflastan sonra ödeme yapıldığı, davacının dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK'nın 168. maddesine dayalı rücu hakkına dayalı alacağının, iflas tarihinden sonra doğduğu bu durumda alacak, iflastan önce doğmadığından, sırasına ve esasına itiraz edebilecek, İİK'nın 235. maddesine dayalı kayıt kabul istemine konu olabilecek müflis borçlarından olmayıp, iflastan sonra doğan ve müflisin genel hükümlere göre sorumlu olduğu, tasfiyede bakiye kalırsa alacaklıya ödenecek olan bir alacak niteliğinde olduğu, İİK'nda iflastan sonra doğan alacaklar için ticaret mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir bir düzenleme bulunmadığı yine asliye hukuk mahkemesi ile arasında olumsuz görev uyuşmazlığı bulunduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dava, rücuen tahsilat istemine ilişkindir. Rücuen tahsilat isteminin dayanağı olan dava dışı işçilere yapılan ödemelerin kaynağı Manisa 1. İş Mahkemesinin 2011/123 esas sayılı dosyasındaki yargılama sonucu alınan ilam olup, davalı müflislerin iflas tarihinden önce doğan bir alacaktan kaynaklanmaktadır. Bu itibarla, davanın İİK'nın 235'inci maddesi gereği kayıt kabul istemi olarak görülmesi ve bu istemler yönünden de iflasa karar verilen yer Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli ve kesin yetkili olduğu anlaşıldığından, mahkemenin görevli olması sebebiyle işin esasına girilip inceleme yapılması gerekirken davanın görev dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir."Borç, borçlu ve alacaklı olmak üzere iki taraf arasında bir edimin yerine getirilmesine dayanan, bu bağlamda borçluyu verme, yapma yada yapmama yükümlülüğü altına sokan hukuki bağdır.Borçlunun borcunun konusuna yani yerine getirmekle yükümlü olduğu davranışa edim adı verilir. Türk Borçlar Kanunu'nda borç ilişkisinin kaynakları; sözleşmeden, haksız fiilden ve sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkileri olarak üç kısma ayrılmıştır. TBK'nın 1. maddesine göre sözleşme; tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun açıklamaları ile oluşan hukuki işlemdir. Somut dosyada iş mahkemesi dosyası ile dava dışı işçi yönünden; davacı asıl işveren, davalı müflis ise alt işveren konumundadır. Burada işçinin edimi iş sözleşmesi kapsamında işverene bağlı olarak işgörmek iken, işveren konumunda olan davalı müflis şirketin edimi işçinin çalışmasına karşılık ücret ve diğer haklarını ödemektir. Bu kapsamda, müflis şirket işçisi olarak çalışan dava dışı işçinin, işçilik alacaklarının doğduğu tarih, müflis şirket ile aralarındaki hizmet sözleşmesi kapsamında işçi tarafından hizmetin ifa edildiği gün iken, bu hizmetin karşılığı için ödenecek olan ücretin muaccel hale geldiği tarih ise ücretlerin ödenmesi gereken tarihtir. Müflis ile işçi arasındaki iş ilişkisinden kaynaklı sözleşmeye dayalı işveren müflisin, işçiye karşı olan edimlerini yerine getirmemiş olması nedeniyle temerrüt hali söz konusudur. İşçi bu temerrüt halini dikkate alarak kendisine ödeme yapılmaması nedeniyle yasanın verdiği haklarını kullanmak suretiyle asıl işveren ve alt işverene işçilik alacaklarının tahsili istemiyle İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi'nin 2015/796 E. sayılı dosyası ile 25/12/2015 tarihinde dava açmıştır. İş mahkemesince işçinin talepleri kesin olarak kabul edilmiş, davacı T.C. Adalet Bakanlığı tarafından ödemeler yapılarak, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerin ücret ve diğer alacaklarından davalı müflis şirketin sorumlu olduğu iddiası ile işbu davayı açmıştır.Yani eldeki dosyada, rücuen tahsilat isteminin dayanağı olan dava dışı işçiye yapılan ödemenin kaynağı, İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi'nin 2015/796 E. sayılı dosyasındaki yargılama sonucu alınan 16/02/2017 tarihli 2017/40 K. sayılı ilamdır. Bu ilamda işçinin alacaklarına dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir. Davacı tarafından bu ilam gereğince 13/07/2017 tarihinde ödeme yapılmış ise de borcun doğduğu tarih davacı tarafından ödemenin yapıldığı tarih değil, dava dışı işçiye karşı ödeme borcunun yani dava dışı işçinin işçilik alacaklarının doğduğu tarihtir.Davalının iflas tarihi ise 03/05/2017 olduğundan, dava iflas tarihinden önce doğan bir alacaktan kaynaklanmaktadır. Yukarıda yer verilen emsal ilamlarda da, alacağın iflas alacağı mı yoksa iflas tarihinden sonra doğan genel nitelikte bir alacak mı olduğunun değerlendirmesi yönünden, rücu hakkını doğuran ödemelerin yapıldığı tarihin değil, asıl borcun doğduğu tarihin esas alınması gerektiğine işaret edilmiştir. Bu durumda alacak iflas tarihinden önce doğduğu için iflas alacağıdır. Davalı şirketin iflasına 03/05/2017 tarihinde karar verilmiş, davacı tarafından icra dosyasına ödeme 13/07/2017 tarihinde yapılmış ve eldeki dava 20/11/2017 tarihinde açılmıştır. İİK'nın 236.maddesinde; "Vaktinde deftere kaydettirilmiyen alacaklar iflasın kapanmasına kadar kabul olunur. Geç kalmadan ileri gelen masraflar alacaklıya aittir. Alacaklı bu masrafları peşin vermeğe cebrolunabilir. Müracaattan evvel kararlaştırılmış paylaşmıya alacaklının iştirak hakkı yoktur. İflas idaresi alacağı kabul ederse alacaklılar sıra cetvelini düzeltir ve bunu ilan ile alacaklılara bildirir. 235 inci madde hükmü burada da caridir." düzenlemesi yer almaktadır.Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 14/01/2013 tarihli 2012/5755 E. 2013/36 K. sayılı kararı;"...Öncelikle iflas idaresine müracaat edilmemiş olsa bile kayıt kabul iddiasının doğrudan mahkeme önüne getirilmesi İİK'nun 236. maddesine göre mümkündür. Bu durumda, tarafların gösterdiği deliller toplandıktan sonra ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle İİK'nın 195 ve 196.maddeleri de dikkate alınarak, davacının iflas tarihi itibariyle müflis şirketten alacağı olup olmadığı üzerinde durulmalıdır...",Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2014 tarihli 2014/1500 E. 2014/6007 K. sayılı kararı; "...Dava, kayıt kabul istemine ilişkindir. Somut olayda, davacı tarafça maaş alacağının 8.500,00 TL'lik kısmı için iflas masasına başvurulmuş ise de, başvuru sırasında gerekli masraf depo edilmediğinden başvuru prosedürünün tamamlanmadığı, diğer alacaklar içinde davacının masaya herhangi bir başvurusunun bulunmadığı anlaşılmıştır. İİK'nın 236. maddesi uyarınca iflasın kapatılmasına kadar masaya alacak yazdırmak mümkün olduğu gibi, masaya kayıt davası açılması için iflas idaresine başvuru yapılması da bir ön şart değildir. Davacının doğrudan dava açmasında hukuka aykırı bir yön olmadığından mahkemece uyuşmazlığın esası incelenip alacağın varlığı üzerinde durulmak ve davacı yanca alacağın usulüne uygun delillerle ispatlanması halinde masaya kayıt kararı vermek gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır...",Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 23/05/2024 tarihli 2023/2407 E. 2024/1695 K. sayılı kararı; "...İcra ve İflâs Kanunu'nun 236 ncı maddesi uyarınca iflasın kapatılmasına kadar masaya alacak yazdırmak mümkündür. Öte yandan masaya kayıt davası açılması için iflas idaresine başvuru yapılması da bir ön şart değildir.Davacının masaya başvurusu olmadığına göre doğrudan dava açmasında hukuka aykırı bir yön olmadığı gibi, bu davanın süresinde olmadığı yönündeki mahkeme gerekçesinde de isabet yoktur. (Yargıtay 19.HD. 09.03.2011 Tarih ve E.2011/666, K.2011/3028) Bu durumda mahkemece, davacının doğrudan dava açabileceği gözetilerek işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır..."Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 04/07/2024 tarihli 2024/1939 E. 2024/2485 K. sayılı kararı; "...2004 sayılı İİK’nın Geç Kalan Müracaatlar başlıklı 236.maddesi, "Vaktinde deftere kaydettirilmiyen alacaklar iflasın kapanmasına kadar kabul olunur. Geç kalmadan ileri gelen masraflar alacaklıya aittir. Alacaklı bu masrafları peşin vermeğe cebrolunabilir.Müracaattan evvel kararlaştırılmış paylaşmaya alacaklının iştirak hakkı yoktur. İflas idaresi alacağı kabul ederse alacaklılar sıra cetvelini düzeltir ve bunu ilan ile alacaklılara bildirir. 235 inci madde hükmü burada da caridir." hükmünü içermektedir. Anılan madde uyarınca; hangi hallerde geç kalan müracaat oluşacağı açıklanarak, 235. maddeye göre masaya başvuruda geç kalan alacaklıların bu nedenle oluşan masraflara katlanacağı ve önceki sıra cetvelinde yapılan paylaşıma iştirak edemeyeceği, geç kalmanın yaptırımı olarak düzenlenmiştir.Bu kapsamda, İcra ve İflâs Kanunu'nun 236 ncı maddesi uyarınca iflasın kapatılmasına kadar masaya alacak yazdırmak mümkündür. Öte yandan masaya geç başvuru talepli dava açılabilmesi için iflas idaresine başvuruda bulunmak bir ön şart da değildir. Somut olayda; müflis banka İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.06.2005 tarih, 2005/361 Karar sayılı kararı ile iflas etmiş olup, iflas sıra cetveli 07.11.2006 ve 10.11.2006 tarihlerinde ilan edilmek suretiyle davacılar bakımından kesinleşmiştir. Davacıların masaya başvuruları olmadığına göre, İİK'nın 236 ncı maddesi uyarınca doğrudan dava açmalarında hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece; talebin İİK'nın 236 ncı maddesi kapsamında geç başvuru olarak değerlendirilmesi ve davacıların tespit edilen alacaklarının önceki sıra cetvelinde yer alamayacağının kabulü ile iflas tasfiyesi kapsamında, kesinleşen cetvele uygun dağıtım yapıldıktan sonra kalan meblağ olur ise davacılar ve onlar gibi geç başvuru sahipleri arasında oluşturulacak sıraya göre dağıtılmasına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle davacıların alacağının iflas sıra cetveline kayıt ve kabulüne hükmedilmesi doğru görülmemiştir..." şeklinde kararları ile masaya kayıt davası açılması için iflas dairesine başvuru yapılmasının bir ön şart olmadığına, doğrudan mahkemeye başvurulabileceğine işaret edilmiştir. Somut davanın, yukarıda açıklandığı üzere geç kayıt davası olarak görülmesi gerekmekle birlikte iflas masasına başvuru ön şart olmadığından, mahkemece hatalı hukuki değerlendirme yapılarak yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/294 E. 2021/281 K. sayılı 23/03/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/06/2025