T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1379
KARAR NO:2025/697
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:27/01/2021
NUMARASI:2020/301 Esas 2021/58 Karar
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
KARAR TARİHİ:18/06/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirkete sigortalı ... Otelinde 15/09/2014 tarihinde meydana gelen yangın neticesinde otel binasının dış cephesi ve dış cephe ile bağlantılı bölümleri yanmak ve islenmek suretiyle zarar gördüğünü, ekspertizden alınan rapor ile yangının başladığı bölümde 3 ayrı telefon operatörüne ait istasyon, cihazlar ve antenler ile bölüme enerji sağlayan bir kabin sisteminin bulunduğunun tespit edilmiş olduğunu, yangının hangi cihazdan kaynaklandığının tespiti için İstanbul 14 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/107 D.iş sayılı dosyasında tespit yapılmış olduğunu, raporda yangının meydana gelmesinde .... A.Ş nin kusur ve sorumluluğunun bulunduğuna dair rapor sunulmuş olduğunu, sigortalı şirkete tespitler üzerine 67.500,00 EURO 08/05/2015 tarihi itibariyle ödemiş olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklan saklı kalmak kaydıyla toplam 216.337,50 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmişir.
CEVAP:Davalı ... A.Ş. Vekili cevap dilekçesi ile; Yangın nedeniyle oluşan ve rücusu talep edilen zarar miktarının müvekkil şirkete rücusunun söz konusu olmadığını, tazminata konu zararın artması dava dışı sigortalının kusurundan kaynaklandığını, zarar tutarının yabancı para cinsinden olup dava değerinin dava tarihindeki kur üzeriden tespit edilmesi gerektiği, davacı şirket ile sigortalı şirket arasındaki poliçeye aykırı olduğunu, davanın ... A.Ş.'ye, ... A.Ş.'ye, ... A.Ş.'ye,... A.Ş.'ye ihbar edilmesini, müvekkil şirket açısından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, aksi halde davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayın 15/09/2014 tarihinde meydana gelmiş olup, 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra davanın açıldığını, olay yerindeki anten kabinlerinin her ikisinin de montajları ...taşeronu tarafından imal ve monte edildiğini, ...ve ... kendi antenlerini ve sinyal düşürücü cihazlarının montajı için ...'ya verdiğini ve bu ekipmanlar da ...'nın taşeronu tarafından monte edildiğini, bu nedenle sorumluluğun ...'ya ait olduğunu, diğer davalı... A.Ş.'nin bir kusurunun bulunmadığını, davanın zamanaşımı yönünden reddine, davanın ....ve ...'e ihbarına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece, " ... Uyuşmazlığa ilişkin olarak değişik iş dosyası üzerinden aldırılan rapor ve mahkememizce aldırılan ek rapor arasında çelişkiler bulunması nedeniyle kusur durumunun tespiti hususunda çelişkileri giderecek şekilde aldırılan son raporda, itfaiye daire başkanlığının yangın raporu, İstanbul 14. Sulh Hukuk Mahkemesinden aldırılan iki farklı bilirkişi raporu, İstanbul 17. Sulh hukuk mahkemesinden aldırılan bilirkişi raporu, İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesince aldırılan usul ve yasaya uygun denetime elverişli olduğu tespit edilen 25.09.2017 tarihli bilirkişi raporları irdelenmek suretiyle raporun düzenlendiği ve yargılamanın geçirdiği safahat değerlendirilerek bu raporun hükme esas alınabileceği anlaşılmakla, yapılan tespitlerde yangının başlangıç sebebinin haberleşme ünitelerinin yer aldığı kabinette yeterli soğutucuların bulunmaması ve hava sirkülasyonunu sağlayacak mekanizmaların kurulmaması ya da olay anında kapalı tutulması olarak değerlendirildiği, yangının kabinet içerisinde çıktığı, elde edilen verilerden kabinet içerisinden uzun hava havalandırma koşullarının sağlanmadığı, mevcut olan ızgaraların tamamen kapalı olduğu anlaşılmış, kabinet kurulumundan bizzat sorumlu olan ve alt yapı planlaması yapılırken kabinet içerisinde bulunan teçhizatların ısıya karşı daha korunaklı hale getirilmesi konusunda gerekli tedbirleri alma ve uygun hava koşulları oluşturma yükümlülüğünün sistemi tesis eden dava dışı ... A.Ş.'ye ait olduğu belirlendiğinden davalılara kusur atfedilememiştir.Maddi tazminat için kusur şart olup bu nedenle rücu isteminin davalılara yöneltilemeyeceği " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş istinaf dilekçesinde ; yerel mahkeme, ekspertiz raporlarını ve sulh hukuk mahkemesince olay mahalinde yapılan inceleme ve tespitler kapsamında alınan bilirkişi raporlarını hiç bir şekilde değerlendirmeye almadan, yalnızca dosyanın geldiği görevsiz mahkemenin gerekçeli kararını kopyalamak sureti ile görevsiz mahkemece aldırılan ve diğer raporlarla çelişen bilirkişi raporu doğrultusunda usule ve yasaya aykırı şekilde gerekli inceleme ve değerlendirmeleri yapmaksızın hukuka aykırı olarak karar verdiğini, olay tarihine yakın tarihte İstanbul 14. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2014/107 sayılı değişik iş dosyası üzerinden, elektrik mühendisi ..., kimya mühendisi genel ve sınai yangın uzmanı ..., İTÜ makine fakültesi öğretim üyesi makine mühendisi Prof. Dr. ... olmak üzere alanında uzman bir bilirkişi heyeti tarafından mahalinde inceleme yapılmak sureti ile alınan bilirkişi raporunda, yerel mahkemenin gerekçeli kararında dikkate dahi alınmadığını, oysa ki raporda, kabin içinde 4. direk üzerinde bulunan davalı turkcell’e ait 9. ünitede topraklama kablosu üzerinde kısa devre/ark meydana geldiği, topraklama kablosu üzerinde meydana gelen aşırı elektrik akımının, üzerinde kısa devre görülen elektronik karttan aktarılmış olabileceği, yangının meydana gelmesinde davalı ... A.Ş.’nin kusur ve sorumluluğu bulunduğu yönünde tespitlerde bulunulduğu,Davalı ... şirketi vekilinin kendi beyanı ile de yangının çıkış noktasının davalı ...’e ait baz istasyonundan olduğu hususu tartışmasız olup davalı... dilekçesinde; “olay yerindeki (otelin 1. kat terasındaki) yanan ve yanmayan anten kabinlerinin her ikisinin de montajları avea’nın taşeronu tarafından imal ve monte edilmiştir. ...ve ... kendi antenlerini ve sinyal dönüştürücü cihazlarının montajı için ...’ya vermişler ve bu ekipmanlar da ...nın taşeronu tarafından monte edilmiştir.Şayet bir sorumluluk doğması halinde bu sorumluluk avea’ya aittir.” şeklinde beyanda bulunarak, meydana gelen olay ve zararın kendi baz istasyonundan kaynaklandığını açıkça ikrar ettiğini, bu açık ikrar da yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını,Kabule göre de AAÜT’ne göre maktu karşı vekalete hükmedilmesi gerekirken, müvekkil aleyhine nispi vekalete hükmedilmesi de hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava; dava dışı sigortalı tarafından işletilen otelde çıkan yangın nedeniyle ödenen hasar bedelinin rücuen tazmini istemine ilişkindir.Dosya kapsamına göre; dava dışı sigortalı ... Şirketine ait Bomonti/İstanbul adresinde bulunan otelin 06/01/2014-2015 tarihleri arasında davalı sigorta şirketi nezdinde Kapsamlı İşyeri Sigorta Poliçesi ile sigortalandığı, 15/09/2014 tarihinde sigortalı otelde meydana gelen yangın sonucunda 08/05/2015 tarihinde sigortalıya 67.500 Euro ödeme yapıldığı, sigortalıya ödenen tazminatın, yangının çıkmasına sebebiyet verdiğinden bahisle davalılardan rücuen tazmini amacıyla işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Diğer taraftan; yangına sebebiyet verdiği iddia olunan GSM baz istasyonların davalı şirket tarafından 01/07/2014-2015 tarihleri arasında diğer davalı... şirketi nezdinde sigortalandığı, tanzim olunan sigorta poliçesinde, 3. şahıslara karşı verilecek zararların 3. şahıs mali mesuliyet teminatı ile 10.000.000,00 TL teminat altına alındığı görülmüştür. Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir.Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nin "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir.Dosya kapsamında yer alan sigorta sözleşmeleri ve ödeme belgeleri dikkate alındığında, yargılamaya görevli mahkemede devam olunmuş olup davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır.İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığının 16/09/2014 tarihli Yangın Raporunda; yangının çıkış yerinin GSM baz istasyonu olduğu, sistem içerisinde herhangi bir ark veya ısınma sonucu yangının başladığı tespit edilmiştir.Dosyaya sunulan tespit raporları ve mahkemece aldırılan bilirkişi raporlarına göre yangının çıkış noktasının davalı ...'e ait baz istasyonu olduğu konusunda bir ihtilaf bulunmaktadır. Mahkemece, kabinet kurulumundan bizzat sorumlu olan ve alt yapı planlaması yapılırken kabinet içerisinde bulunan teçhizatların ısıya karşı daha korunaklı hale getirilmesi konusunda gerekli tedbirleri alma ve uygun hava koşulları oluşturma yükümlülüğünün sistemi tesis eden dava dışı ... A.Ş.'ye ait olduğu, davalıya atfedilecek bir kusur bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de davalı ...yapı maliki olduğundan, kusursuz sorumluluğu bulunmaktadır.Yeni Türk Borçlar Kanunu'nda yapı malikinin sorumluluğu 69. maddede düzenlenmiştir.TBK 69. maddesinde “Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.” denilmektedir.Görüldüğü üzere kanun hükmü, bina ve yapı eserleri nedeniyle sorumluluğu, bunların yapım bozukluğu veya bakım eksikliğine dayandırmaktadır. Burada yasa koyucu, her geçen gün artan yapılaşma nedeniyle, başkaların zarar görmesini engellemeyi amaçlamıştır. Bu sebeple, bu yapılar nedeniyle zarar tehlikesinin önlenmesi amacıyla yasa koyucu kusursuz sorumluluk ilkesini kabul etmiştir. "TBK'muz bu sorumluluğu "özen" ilkesine dayanan kusursuz sorumluluk halleri arasında saymıştır. Bina ve diğer yapı eseri sahibinin sorumluluğu bir kusursuz sorumluluk olduğundan, zarar gören kişinin, sorumlunun kusurunu kanıtlaması gerekmediği gibi, sorumlu kişi de kusursuzluğunu kanıtlayarak sorumluluktan kurtulamayacaktır. "(Ahmet M. Kılıçoğlu, Borçlar Hukuk Genel Hükümler, 23. Bası, Ankara 2019, S. 452-453) " Kusura dayanmayan sorumlulukta; sorumluluğu doğuran olay, zarar ve zararla söz konusu olay arasında bir illiyet bağı bulunması sorumluluğu doğurmak için yeterlidir (Tandoğan Halûk, Kusura Dayanmayan Sözleşme Dışı Sorumluluk Hukuku, Ankara 1981, s. 3-10; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, Tekinay Borçlar Hukuku, Cilt I, Beşinci Bası, İstanbul 1985, s. 671). Yani zararın yapımdaki bozukluktan veya bakımdaki eksiklikten dolayı meydana gelmiş olması gerekmektedir. İlliyet bağının varlığı ve kesilmesi, Hukuk Genel Kurulu'nun 24/02/2016 tarih 2014/11-289 Esas 2016/163 Karar sayılı ilamında "... Kanunda, bu illiyet bağının varlığı konusunda bir karine kabul edilmemiştir.Yapım bozukluğunu veya bakım eksikliğini ispat etmesi gereken zarar görenin, bir de illiyet bağının varlığını ispat etmesi gerekir.Ancak doktrindeki baskın görüşe göre, hakim, zarar görenin bu konudaki ispat külfetini değerlendirirken fazla katı olmamalıdır (Atalay Aytekin, Borçlar Hukuku Genel Teorisi, İstanbul 1995, s.348; Erten Ali, Türk Borçlar Hukukuna Göre Bina ve İnşa Eseri Sahiplerinin Sorumluluğu, BK.58, Ankara 2000, s.203; İmre Zahit, Doktrinde ve Türk Hukukunda Kusursuz Mesuliyet Halleri, İstanbul 1949, s.182; Tunçomağ Kenan, Borçlar Hukuku, İstanbul 1972, s.357; Baş Ece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Açısından Bina ve Yapı Eserlerinden Doğan Sorumluluk, XII Levha Yayınları, s.110; Tandoğan Haluk, Türk Mes’uliyet Hukuku, 1961, s:193).Bazen illiyet bağının ispatı çok zor olabilir. Bu tür durumlarda, zarar verici olgunun, bina veya yapı eserinin yapılışındaki bozukluğa veya bakım eksikliğine bağlanması, hayatın olağan akışına uygun ise, hakim illiyet bağının varlığına karar verebilir (Erten Ali, Türk Borçlar Hukukuna Göre Bina ve İnşa Eseri Sahiplerinin Sorumluluğu, BK.58, Ankara 2000, s.205). Burada sözü edilen illiyet bağı uygun illiyet bağıdır. Uygun illiyet bağı, olayların olağan akışına ve hayat tecrübesine göre, sebebin, meydana gelen sonucu yaratmaya elverişli olmasıdır. Uygun illiyet bağı, sorumluluğu, zarar veren bakımından öngörülebilir risklerle sınırlamaktadır. (Eren Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 2009, s.611, s.617) Başka deyişle, hayatın olağan akışı ve hayat tecrübesi bakımından öngörülemez zararlar uygun illiyet bağı kapsamında sorumluluğu doğurmayacaktır.Bazı hallerde zararın ortaya çıkış biçimi, yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinin varlığını gösteren fiili bir karine oluşturur.Yapının yapımı ile ilgili mevzuata ve teknik kurallara uyulmadığı, alışılmış tedbirlerin alınmadığı ve resmi makamlarca yapılan denetimler sonucunda, bina ve yapı eserinin teknik niteliklerinin uygun görülmediği ispatlanırsa, bunlar eksikliğin ve illiyet bağının varlığına birer belirti sayılır. Keza, daha önce aynı zararların ortaya çıkması, zarar verici olaydan sonra yeni güvenlik tedbirlerinin alınmamış olması da birer belirti oluşturabilir (Koç Nevzat, Bina ve Yapı Eseri Maliklerinin Hukuki Sorumluluğu (BK.m.58), Ankara 1990, s. 45 v.d.).İlliyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle kesilebilir.Mülga BK’nun 58. maddesi kapsamında sorumluluğun doğabilmesi için illiyet bağının kesilmemiş olması gerekir. Doktrindeki kabul edilen görüşe göre illiyet bağının kesilmesi olasılığı dar yorumlanmalıdır.Her üç neden açısından da, illiyet bağının kesildiği iddiası, sorumlu kişiler tarafından açıkça ispatlanmadıkça kabul edilmemelidir. Bu bakımdan sorumluluktan kurtulmak oldukça zorlaştırılmıştır (Erten Ali, Türk Borçlar Hukukuna Göre Bina ve İnşa Eseri Sahiplerinin Sorumluluğu, BK.58, Ankara 2000, s.230; Baş Ece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Açısından Bina ve Yapı Eserlerinden Doğan Sorumluluk, XII Levha Yayınları, s.113; Deschenaux Henri, Tercier Pierre, Sorumluluk Hukuku, Çeviren Salim Özdemir, Ankara 1983, s.37). " şeklinde ifade edilmiştir.Kısaca, bina veya diğer yapı eseri sahibinin kusursuz sorumluluğunda dikkat ve özen ilkesine dayanan diğer kusursuz sorumluluk hallerinden farklı olarak kurtuluş kanıtı getirme olanağı yoktur. Sadece illiyet bağını kesen sebeplerin varlığını kanıtlayarak kişi sorumluluktan kurtulabilir. Ancak somut olayda illiyet bağını kesen bir durum bulunmadığı, davalı tarafça iddia edildiği ve mahkemenin gerekçesinde belirtildiği gibi, cihazları ve sistemi kurduğu iddia olunan dava dışı ... şirketinin sisteminin kurulmasında ve gerekli tedbirlerin alınmasında kusuru olduğu kabul edilse dahi davalı yapı malikinin TBK 69. Maddesi uyarınca sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, sistemi kusurlu kurduğu iddia olunan dava dışı şirket ile birlikte TBK 61. maddesi gereğince zarar görenlere karşı müteselsilen sorumlu olacağından varsa dava dışı sigortalıya atfedilecek müterafik kusur bulunup bulunmadığı gözetilerek sigortalı işyerinde meydana gelen yangın nedeniyle oluşan gerçek zarara ilişkin dosyada mevcut bilirkişi heyetinden alınacak ek rapor, gerektiğinde başka bir heyetten denetime açık bir rapor alındıktan sonra, sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerekirken hukuki yanılgı ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, hukuki yanılgı ile eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine, karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 27/01/2021 tarihli ve 2020/301 Esas 2021/58 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacının tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/06/2025