T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1518
KARAR NO:2025/603
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2020/663
KARAR NO:2021/356
KARAR TARİHİ:28/04/2021
KARAR TARİHİ:28/05/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesini özetle;01/04/2014 tarihinde davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan ... Şti.'nin imalat yapıldığı sigorta poliçesine göre riziko adresi olan Tuzla Organize Sanayi Bölgesi (İTOSB) ... Tuzla/İstanbul adresinde meydana gelen yangının, bitişikteki şirketlerine ait fabrika binasına sirayet etmesi sonucunda fabrika binası ile içindeki makine, ekipman ve malların zarar gördüğünü, çıkan yangın nedeniyle uğradıkları zararın tespiti için İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesine 2014/32 D.İş sayılı dosya ile tespit yaptırıldığını, bilirkişi raporuna göre yangın nedeniyle maddi zararının 263.101,59 TL, iş kaybının 60 gün olduğunun tespit edildiğini, 25/04/2014 tarihinde davalıya başvurulmuş olup sonuç alınamadığından bu sefer 05/06/2014 tarihli Bakırköy ... Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarının çekildiği, davalı şirketin 26/06/2014 tarihli muvafakatname-makbuz-ibraname başlıklı belgeye istinaden 98.348,00 TL ödeme yaptığını, yapılan ödemenin bilirkişi raporunda belirlenen zararı karşılamadığını belirterek, davanın kabulü ile davalının sigortalısı işyerinde çıkan ve müvekkili işyerine sirayet eden yangın sebebiyle uğradığı zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'sinin olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 19/06/2017 tarihli dilekçesi ile; bilirkişi raporunda iş kaybına ilişkin zarar tespit edilememiş yani zararları tam olarak tespit edilememiş olmasına rağmen, taleplerini artırarak tespiti yapılan miktarın hüküm altına alınmasını talep ettiklerini, bu nedenle 72.922,28 TL zararın olay tarihi olan 01/04/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını talep etmiş, ıslah harcını yatırmıştır.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesini özetle; davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, yangın sigorta poliçesi genel şartları C.10 maddesi gereğince yangın sigorta poliçesinden doğan bütün taleplerin 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davaya konu yangının 01/04/2014 tarihinde meydana geldiğini, dava dilekçesinde ... Sigorta AŞ'ye 25/04/2014 tarihinde başvuruda bulunulduğunun davacı tarafça ikrar edildiğini, eldeki davanın ise 02/05/2016 tarihinde açıldığını, iki yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolduğunu, davacının sorumluları öğrendiği tarihin 25/04/2014 olduğu varsayıldığı takdirde de zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının talebinin haksız ve dayanaksız olduğunu, dava tarihinden önce müvekkili şirkete yapılan başvuru neticesinde meydana gelen zararın 98.348,00 TL olduğu tespit edilerek bu bedelin 01/07/2014 tarihinde davacıya ödendiğini, yapılan ödeme ile davacı şirketin zararının giderildiğini, davacının başkaca tazminat talep etmesinin hukuk ve yasaya aykırı olduğunu, talebin dayanaksız olup reddi gerektiğini, davacı tarafça yokluklarında İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/32 D.İş sayılı dosyası üzerinden yapılan tespit sonucu düzenlenen raporun hatalı ve fahiş olduğunu, bu nedenle raporu kabul etmediklerini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla talep edilen reeskont faizinin dayanağı olmadığını, bu talebin de hukuk ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, davanın öncelikle zamanaşamından reddine, usul ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili tarafından 19/06/2017 tarihinde sunulan ıslah dilekçesinin, davalı vekiline 07/07/2017 tarihinde tebliğ edildiği, ıslah dilekçesine karşı davalı vekili tarafından beyan sunulmadığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI:1-Mahkemenin 25/09/2017 tarihli kararı; "Dosyada mevcut tüm deliller ve bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda yangın sebebiyle meydana gelen zararın sigorta teminatı içinde kaldığı, sigortalı şirketin %75 asli, davalı sigorta şirketinin %10 kusurlu olduğu, davacının davasının haklı olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne ve 72.922,28 TL tazminatın zarar tarihinden (01/04/2014) itibaren yasal faiziyle beraber davalıdan alınıp davacıya verilmesine" karar verilmiştir.2-Dairemizin 01/10/2020 tarihli kaldırma kararı; "...Davacı, İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/32 D.İş sayılı dosyasında maddi zararın 263.101,59 TL olduğunun ayrıca 60 gün iş kaybı olduğunun tespit edildiğini, davalı sigorta şirketi tarafından 98.348,00 TL ödenmiş ise de tespit raporunda belirtilen zararın karşılanmadığını, şirketin yangın olayı nedeniyle büyük zarara uğradığını ve çalışamaz hale geldiğini, iş kaybının oluştuğunu belirterek uğranılan bu zararların tazmini istemiyle 10.000,00 TL üzerinden kısmi dava açmıştır. Davacının talebi hem yangın olayı nedeniyle hasar gören iş yeri ekipmanları nedeniyle maddi tazminat, hem de iş yerinin yangın nedeniyle çalışamaz hale gelmesi sebebiyle iş kaybı tazminatı istemine ilişkindir.Ancak iki ayrı talebi olmasına rağmen miktar itibariyle ayrıştırma yapmamış ve mahkemece de bu yönde bir açıklama yaptırılmamış, iki ayrı taleple dava açılmış olmasına rağmen, mahkemece sadece hasar tazminatı yönünden hüküm kurulmuş, iş kaybı tazminatı talebi yönünden bir hüküm kurulmamış ve gerekçeli kararda bir açıklama yapılmamıştır. Bu nedenle mahkemece kurulan hüküm 6100 sayılı HMK 297/2.maddesinde "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." düzenlemesine aykırıdır.6100 sayılı HMK'nın 31.maddesinde "Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir." düzenlemesi gereğince, davacının dava dilekçesinde hasar tazminatı ve iş kaybı tazminatı olmak üzere iki ayrı talebi bulunduğundan ve ayrı ayrı miktar bildirilmediğinden, mahkemece öncelikle davacının hasar tazminatı talebinin ve iş kaybı tazminatı talebinin ne kadar olduğunu açıklattırması ve her bir talep hakkında ayrı ayrı hüküm kurması gerekmektedir. Ayrıca dosya kapsamında, davanın dayanağını teşkil eden dava dışı ... Şti'nin ... poliçe numaralı... Sigorta Poliçesinin de bulunmadığı tespit edilmiş olup, bu eksikliğin de ikmali gerekmektedir..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 355 ve 353.1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davalı tarafın esasa ilişkin istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.3-Mahkemenin 28/04/2021 tarihli kararı; "...İddia, savunma, toplanan deliller, İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/32 D. İş sayılı dosyasından ve dava dosyamızdan alınan bilirkişi raporları ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 01/10/2020 günlü ve 2020/27 Esas, 2020/26 Karar sayılı kararı kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; 01/04/2014 tarihinde saat 17:00 sıralarında, Tuzla Organize Sanayi bölgesi (İTOOSB) ... Tuzla/ İstanbul adresinde faaliyet gösteren ve davalı sigorta şirketine sigortalı olan ...Şti'ne ait işletmede yangın meydana geldiği, yangın nedeniyle davalı sigortalısına komşu olan davacı şirketin 180.284,50 TL olarak hesaplanan hasarının oluştuğu, davacının zararının oluşumunda %5 oranında kusurlu olduğu, davacının hasara yönelik zararlarının kendi kusuruna dayanmayan %95'lik kısmına denk gelen 171.270,28 TL'nı teselsül hükümleri kapsamında davalı sigorta şirketinden talep edebileceği, davalı sigorta şirketinin yangın tarihini de kapsar şekilde tanzim ettiği poliçe kapsamında 766.500,00 TL yönüyle teminat sağladığı, tespit edilen zararın teminat limitlerinde olduğu, dava öncesinde davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 98.348,00 TL ödemenin tenzili sonucu davalının bakiye 72.922,28 TL hasar tazminatından sorumlu olduğu, diğer yandan davacı yanca dava dilekçesinde iş kaybına yönelik tazminat talep edilmişse de bu yöndeki zarar iddialarına ilişkin delil ibrazında bulunulmaması, dosyada yaptırılan bilirkişi incelemesinde de iş durması kaynaklı zarar iddiasının sabit olmadığının tespit edilmesine rağmen bu yönde bir itirazda veyahut da talepte bulunulmaması, kaldı ki, önceki karara karşı davacı yanca istinaf kanun yoluna başvurulmadığı gibi 21.12.2020 tarihli dilekçe ile iş kaybına yönelik maddi tazminat taleplerinin bulunmadığının beyan edilmesi karşısında bu yöndeki tazminat istem koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmış, bu haliyle de, hasara yönelik tazminat isteminin kabulüne, iş kaybına yönelik tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir."
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu davanın hasar tazminatına ilişkin olduğunu, iş kaybına yönelik tazminat istemleri olmadığını, mahkemece dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL'den 5.000,00 TL'lik kısmın iş kaybı tazminatı olarak kabul edilmesinin ve bu miktarın reddine karar verilerek davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yangın sigorta poliçesi genel şartları gereğince yangın sigorta poliçesinden doğan bütün taleplerin 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davaya konu yangının 01/04/2014 tarihinde meydana geldiğini, eldeki davanın ise iki yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, davacının talebinin haksız ve dayanaksız olduğunu, dava tarihinden önce müvekkili şirkete yapılan başvuru neticesinde meydana gelen zarar 98.348,00 TL tespit edilerek 01/07/2014 tarihinde davacıya ödendiğini, bu ödemenin bağımsız ekspertiz firması tarafından hazırlanan rapora dayandığını, ekspertiz raporunun ise İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/32 D.İş sayılı dosyasına konu bilirkişi raporu incelenerek ayrıca olay yerinde keşif yapılarak hazırlandığını, ekspertiz raporu ile İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/32 D.İş sayılı dosyasında düzenlenen raporda hesap hataları olduğunun ve hasarlı olarak gösterilen bir kısım parçaların keşif neticesinde hasarsız, bazı parçaların ise yangın vakası neticesinde değil kullanmadan kaynaklı arızalanmış olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirketin ekspertiz raporunda tespit edilen bedeli ödeyerek yükümlülüğünü yerine getirmesine rağmen hatalı karar verildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hasarın poliçe teminatı kapsamında kalıp kalmadığının tespiti için sigorta bilirkişisinden rapor alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, yangın komşuluk mali mesuliyet teminatından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.Dava dışı sigortalı .... Şti'ne ait işyeri, davalı şirket nezdinde "...Sigorta Poliçesi" ile 17/01/2014-17/04/2015 tarihleri arasında sigortalanmıştır. Poliçede yangın mali mesuliyet teminatı 766.500,00 TL'dir. Yangın mali sorumluluk teminatı klozuna göre; "...3.Komşuluk Mali Sorumluluk: Mal sahibi veya kiracı olarak bulunulan bina yada konutlarda, mal sahibi veya kiracının yangın, dahili su, duman ve ... kapsamına giren herhangi bir olay sonucunda komşu bina ve/veya mal ya da eşyalarda doğrudan meydana gelecek zararlardan dolayı komşulara karşı doğan yasal sorumluluklar bu ek teminatların poliçeye dahil edilmiş olması kaydıyla poliçe kapsamında sayılacaktır." Yangın Sigortası Genel Şartlarının, "Klozlar" başlığı altında "Yangın Ve İnfilak Mali Sorumluluğu (Yangın Sigortası ile Birlikte Verildiği Takdirde Yangın Poliçesine Eklenecek Kloz)" kısmı; "Bu klozda verilen ek teminat1ar, birlikte verilebileceği gibi ayrı ayrı da verilebilir. Yangın Sigortası Genel Şartları Hükümleri Saklı Kalmak Kaydıyla ...1.3. Malik veya Kiracının Komşuluk Sorumluluğu Malik veya kiracının komşuluk sorumluluğu yangın veya infilak hasarının sirayeti yüzünden komşu bina ve mallarına vereceği zararları karşılar.Yangın veya infilak hasarının sirayeti yüzünden komşulara vereceği zararlar dolayısıyla malik veya kiracının komşulara verilen zararın ve zararın giderilmesi ile ilgili ödenecek tazminatın hesabında esas tutulacak kıymet, Yangın Sigortası Genel Şartları hükümlerine göre bulunacak bina ve muhteviyatının değeridir." şeklindedir.13/06/2014 tarihli ekspertiz raporunda; davalı şirkete "... Sigorta Poliçesi" ile 17/01/2014-17/04/2015 tarihleri arasında sigortalı olan ... Şti'nin riziko adresi "... Cad. ... Tuzla/İstanbul" adresinde 01/04/2014 tarihinde meydana gelen yangının, komşu olan davacı şirkete ait fabrikaya sirayet etmesi sebebiyle, davacı şirkete ait fabrikada hasar meydana geldiği, raporda yangın komşuluk mali mesuliyet teminatının 766.500,00 TL olduğu, zarara uğrayan davacı şirket taleplerinin, İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/32 D.İş sayılı dosyasında alınan raporun incelendiği, bilirkişi raporunda değerlendirmenin nasıl yapıldığı konusunda detay açıklama olmadığı, raporun davacı şirket yetkililerinin bildirdiği bedeller üzerinde düzenlendiği, ayrıca bilirkişiler tarafından toplamada hata yapıldığı 219.477,45 TL olan toplamın 222.967,45 TL olarak belirtildiği açıklanmıştır.Devamında zarar gören işyerinde detaylı inceleme yapıldığı, zarar kalemlerinin tek tek incelendiği, yapılan inceleme neticesinde zarar gördüğü açıklanan bir kısım makinelerde hasarın olmadığı yine binaya ait zararların bir kısmının ise yüksek belirlendiğinin tespit edildiği, zarar kalemlerinin tek tek incelenmesi neticesinde toplam hasarın 98.348,00 TL olduğu hususlarında rapor düzenlenmiştir.İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/32 D.İş sayılı dosyasında, davacı vekili tarafından tespit talebinde bulunulması üzerine, talep mahkemece kabul edilerek iki makine mühendisi ve bir elektrik mühendisi bilirkişi aracılığı ile keşfen inceleme yapılmış, bilirkişi heyeti raporunda; ... Şti'.de meydana gelen yangın sebebiyle komşu parselde olan davacı iş yerinin gerek yangın gerekse söndürme ve soğutma çalışmaları sırasında hasar gördüğü, bina, malzeme, makine, ekipman ve mallarda meydana gelen hasar maliyetinin 222.967,45 TL olarak hesap edildiği, % 18 KDV (40.134,14 TL) eklendiğinde toplam hasar bedelinin 263.101,59 TL olduğu bilirkişilerce tespit edilmiş ayrıca hasarın giderilerek fabrikanın yeniden üretim yapmaya başlama süresinin yaklaşık iki ay (60 gün) sürebileceği ve iki aylık (60 günlük) bir iş kaybının oluşabileceği belirtilmiştir.İlk derece mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, bilirkişi heyetinden alınan raporda; meydana gelen yangın nedeniyle dava dışı sigortalı şirketin Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmeliğin 6. maddesinin 1, 2, 3.bendine göre yangın çıkmaması için gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması, aktif ve pasif yangın güvenlik önlemlerinin çalışır durumda bulundurulmaması ve yönetmelik hükümlerinin uygulanmaması sebebiyle meydana gelen hasarlarından dolayı işveren, iş yeri sahibi, temsilcisi veya yetkilisinin sorumlu olduğu düzenlendiğinden, söz konusu yangında dolayı ... firmasının sahibi ve yetkilisinin sorumlu olduğu, fakat bu kişilerin yangını söndürmeye çalıştıkları ve bir kısım güvenlik önlemlerini aldıkları anlaşıldığından % 75 oranında asli kusurlu oldukları, aynı yönetmeliğin 6.maddesi 6.bendine göre sigorta şirketleri, yangına karşı sigorta ettirme talebi aldıkları binalarda, tesislerde ve işletmelerde, bu yönetmelik hükümlerine uyulup uyulmadığını kontrol etmek mecburiyetinde olduklarından ve davalı sigorta şirketinin bu hükme göre tetkik ve kontrol ettiğine dair bir kayıt bulunmadığından % 10 oranında kusurlu olduğu, aynı yönetmeliğin 136/1 ve 137/1 maddeleri gereğince kamu kurum ve kuruluşları, özel kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişilerin bulundukları yer, yapı, bina, tesis ve işletmelerin özelliklerini ve bu yönetmelik hükümlerini dikkate alarak yangın önleme ve söndürme hususunda iç düzenlemelerde bulunmaları, acil eylem ve risk analiz planları yapmaları gerektiği, bu tür tesislerin çevre iş yerlerinde meydana gelebilecek herhangi bir parlama, patlama ve yangın olayında meydana gelebilecek bir tehlikeyi de öngörmeleri gerektiği, bu hüküm gereğice dava konusu yangından dolayı zarar gören...Şti., ... AŞ, ... firmalarının her birinin ayrı ayrı % 5 oranında kusurlu oldukları ancak... firması ile davalı sigorta şirketinin, zarar gören bu firmalar için sorumluluklarının % 95 oranında olduğu, meydana gelen yangın nedeniyle davacı şirket hasarının toplam 180.284,50 TL olup, davalı sigorta şirketinin bu miktarın % 95 oranındaki kısmından yani 171.270,28 TL ile sorumlu olduğu, dava tarihinden önce 98.348,00 TL ödeme yapıldığından, davacının bakiye zararının 72.922,28 TL olduğu, iş durması zararının tespiti ve tazminat hesabı için mali müşavir bir bilirkişinin katılımı ile davacı şirket defterlerinde inceleme yapılması gerektiği, ancak davacının işinin ne kadar durduğu, ne kadar süre ile çalışamadığı hususlarında dosyaya sunduğu bir delilin olmadığı, bu talebinin ispata muhtaç olduğu hususlarında görüş ve kanaat sunmuşlardır.Davacı tarafın istinaf sebepleri;Dairemizin kaldırma kararı uyarınca davacının hasar tazminatı talebinin ve iş kaybı tazminatı talebinin ne kadar olduğuna dair beyanda bulunmak üzere mahkemece davacı vekiline süre verilmiştir.Davacı vekili 21/12/2020 tarihli dilekçesi ile "Dava dilekçemizin sonuç ve istem kısmında talep ettiğimiz tazminat yangın sebebiyle uğradığımız hasar tazminatına ilişkindir.Davadan önce yaptırılan bilirkişi incelemesinde iş kaybı zararına ilişkin delil sunamadığımızdan bu yönde bir tespit dahi yapılamamıştır. Bu sebeple de iş kaybı tazminatı talebimiz olmamış, rakama itiraz etmekle birlikte tespiti mümkün olan hasar tazminatı talep edilmiştir. Talep artırımı dilekçemizin sonuç ve istem bölümünde de bilirkişi raporunda belirlenen hasar miktarı olan 72.922,28 TL talep edilmiştir. Yani dava ve bilirkişi raporuna göre talebimizin artırıldığı dilekçemizde talep ettiğimiz tazminat tespiti mümkün olan yangın sebebiyle müvekkilim işyerinde meydana gelen hasar tazminatına yönelik olmuştur..." şeklinde beyan sunulmuştur.Mahkemece 31/03/2021 tarihli celsede; "Davacı vekilince 21/12/2020 tarihli dilekçe ile iş kaybına yönelik tazminat taleplerinin bulunmadığı beyan edilmişse de dava dilekçesinde hem hasara hem de iş kaybına ilişkin tazminat talebinde bulunulduğu anlaşılmakla ve her bir talep bakımından ayrıca miktar belirtilmediğinden eşit oranda talepte bulunulduğu kabul edilmekle, 5.000,00 TL'lik iş kaybı tazminatı talebinden ayrı olarak davacı vekiline dava ve 19/06/2017 tarihli talep artırım dilekçesine nazaran hasar tazminatına ilişkin 72.922,28 TL'lik talebi kapsamında yatırılan tamamlama harç miktarı da dikkate alınarak 5.000,00 TL üzerinden hesaplanan 85,39 TL eksik harcı ikmal etmesi bakımından 2 haftalık kesin süre verilmesine" karar verilmiş, davacı vekili tarafından eksik harç ikmal edilmiştir.Mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle hasara yönelik maddi tazminat isteminin kabulüne, iş kaybına yönelik maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili her ne kadar istinaf dilekçesinde iş kaybına yönelik maddi tazminat istemleri olmadığını beyan ederek, 5.000,00 TL yönünden davanın reddine karar verilmesinin ve reddedilen tutar nispetince davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan etmiş ise de dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi yukarıda özetlenmiş olup davacının istemi sadece hasar tazminatı değildir.Ayrıca iş kaybı tazminatı talebi mevcuttur. Ancak iş kaybına uğradığı davacı tarafça ispatlanamadığından, mahkemece bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı tarafın istinaf sebepleri;6102 sayılı TTK'nın Sigorta Hukukuna yönelik Genel Hükümlerin düzenlendiği Birinci Kısıma baktığımızda;TTK'nın 1420. maddesinde; ''(1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.'', TTK'nın 1427. maddesinde; ''...(2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. ... sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez... (4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.'' hükümleri yer almaktadır.6098 sayılı TBK'nın 149. maddesinde; "Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar." düzenlemesine yer verilmiştir.TTK'da Sorumluluk Sigortalarına ilişkin hükümler ise İkinci Kısımda 1473 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.TTK'nın "Sözleşmenin Konusu Ve Kapsamı" başlıklı 1473. maddesi; "Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder..."TTK'nın "Doğrudan Dava Hakkı" başlıklı 1478.maddesinde; "Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan isteyebilir."TTK'nın "Zamanaşımı" başlıklı 1482. maddesi; "Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar."şeklindedir. Bu maddenin gerekçesinde; Sorumluluğun doğumunun ve tazmini gereken zararının tespitinin uzun zaman alabiliyor olması nedeniyle genel hükümlerde öngörülen iki yıllık sürenin sorumluluk sigortalarında az olacağı düşüncesi ile bu tür sigortalarda zamanaşımı süresi beş yıl olarak belirlenmiştir. Tasarının 1482.maddesinde yer alan beş yıllık zamanaşımı süresi Komisyonumuzca uygun görülmeyerek on yıllık süreye çıkarılmıştır. Yapılan bu değişiklik aşağıdaki gerekçelerle uygun görülmüştür. "1420.maddenin birinci fıkrasında öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresi, sorumluluk sigortalarında da alacağın muaccel hale geldiği tarihten başlayarak işleyecektir. Ancak aynı hükümde öngörülen altı yıllık genel zamanaşımı süresi, 1482.maddenin saklı tutulmuş olması sebebiyle sorumluluk sigortalarında geçerli değildir. Hükümet Tasarısında, sorumluluk sigortaları için genel zamanaşımı süresi beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu süre, sorumluluğu doğuran olayın meydana geldiği tarihte başlayacaktır. Genel süre altı yıl belirlenmişken, sorumluluk sigortalarında daha kısa bir sürenin kabul edilmesi uygun görülmemiştir. Aksine bu sigorta türünde tazminat isteminin tabi olabileceği en uzun zamanaşımı süresinin esas alınması gerekmektedir. Bu açıdan 818 sayılı Borçlar Kanununun 60.maddesinin birinci fıkrasında öngörülen on yıllık zamanaşımı süresi belirleyici olmalıdır. Nitekim tasarının 1473.maddesinin birinci fıkrası tazminatın doğrudan zarar görene ödeneceğini,1478.maddesinin birinci fıkrası da zarar görenin sigortacıya doğrudan başvuru hakkını düzenlemektedir.Ancak zarar görenin borçluya yönelik isteminin on yıllık zamanaşımına tabi olduğu hallerde, sigortacıya yönelik istem beş yılda zamanaşımına uğrarsa, sorumluluk sigortasından beklenen fayda sağlanamayacaktır; üstelik bu tür sigortaların zorunlu olduğu hallerde sigorta himayesi eksik kalacaktır. Bu gerekçeler dikkate alınarak 1482.maddede öngörülen sürenin on yıl olarak düzenlenmesi gerekmiştir." şeklinde açıklanmıştır.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27/12/2023 tarihli 2022/6666 E. 2023/7729 K. sayılı kararında; "...Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sigortalı avukat tarafından davacı vekili olarak takip edilen Ankara 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/111E. sayılı dosyasında davanın ıslah edilen tutar yönünden reddedilmesine ilişkin kararın 28.09.2012 tarihli celse de tefhim edilmesiyle meydana geldiği, zarar gören davacının sigortalı avukatından mesleki sorumluluğu gereğince 08.02.2017 tarihinde tazminat talep ettiği, sigortalı avukatın sigorta kuruluşuna sigorta konusu olayı ve tazminat talebini 29.03.2017 tarihinde bildirdiği, alacağın 45 sonra 14.05.2017 tarihinde muaccel olduğu, sigortalı avukatının sigorta kuruluşuna karşı yaptığı sigorta tahkim başvurusunun incelenebilmesi için 12.12.2018 tarihinde muvafakat verdiği, başvuru sahibinin en geç bu tarihte sigortalı avukatı ile sigorta kuruluşu arasındaki işlemleri öğrenmiş olduğunun kabulü gerekeceği, işbu başvurudaki tazminat istemi yönünden 10 yıllık zamanaşımının 28.09.2022 tarihinde ve 2 yıllık zamanaşımının 14.05.2019 tarihinde dolacağı, 22.10.2021 tarihinde başvuru yapıldığından 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamış ise de 2 yıllık zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle davalı sigorta şirketi vekilinin itirazının kabulü ile kararın kaldırılmasına, başvurunun zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir...Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir..." gerekçesiyle onama kararı verilmiştir.Somut olayda; davacı tarafından, davalı sigorta şirketine 25/04/2014 tarihinde başvuru yapılmıştır. Alacak 45 gün eklendiğinde 10/06/2014 tarihinde muaccel hale gelmiştir. Eldeki dava ise 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde 25/04/2016 tarihinde açıldığından davalı vekilinin zamanaşımı itirazları yerinde değildir.Davalı şirket nezdinde sigortalı olan ... Ltd. Şti'ne ait işyerinde yangın başladığı, muhtelif kimyasal maddelerin etkisiyle yangının hızla büyüdüğü ve davacı şirkete sirayet ettiği, olay nedeniyle davacı şirketin bina, makine, tesisat ve bir kısım işyeri mobilyalarında hasar oluştuğu, alınan bilirkişi raporunda hasar kalemlerinin tek tek incelendiği, hasar tutarının 180.284,50 TL hesaplandığı, davalı sigorta şirketinin % 95 kusur oranına isabet eden 171.270,28 TL'den sorumlu olduğu, davalı tarafından yapılan ödeme düşüldüğünde davacının 72.922,28 TL bakiye zararının bulunduğu anlaşılmakla, işbu rapor hükme elverişli olduğundan davalı vekilinin zarar miktarına yönelik itirazlarının reddi gerekmiştir. Davalı vekili söz konusu zararın teminat kapsamında olmadığını ileri sürmüş ise de, davacı şirkete ait işyerinde meydana gelen zarar, davalı şirket nezdinde düzenlenen poliçenin "Komşuluk Mali Sorumluluk" teminatı kapsamında kalmaktadır. Zira poliçede yangın sonucunda komşu bina ve/veya mal ya da eşyalarda doğrudan meydana gelecek zararlardan dolayı komşulara karşı doğan yasal sorumluluklar poliçeye dahil edildiği gibi davalı tarafından da söz konusu hasar teminat kapsamında kabul edilerek dava açılmadan önce kısmi ödeme yapıldığından davalı vekilinin anılan hususlara yönelik itirazları da yerinde görülmemiştir.Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir.Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının davalı tarafından yatırılan 1.245,33 TL'den mahsubu ile arta kalan 629,93 TL'nin istemi halinde davalı tarafa iadesine, 5-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iade edilmesine,7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21/05/2025