T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1543
KARAR NO:2025/619
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2019/599
KARAR NO:2021/584
KARAR TARİHİ:10/06/2021
DAVA: Tazminat
KARAR TARİHİ:28/05/2025
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin fabrikasında kullanmış olduğu Vemag marka... model sucuk salam dolum makinası arızalanması üzerine davalı firmadan servis talep ettiğini, davalı firmanın servis elemanlarının gelerek makinayı incelemesi sonucu makinanın besleme kısmındaki sahft dişli aşındığını parçanın değişmesi gerektiğini söylediklerini, fiyat teklifini müvekili şirketin kabul etmesi akabinde davalı firmanın servis elemanları tarafından 06.08.2018 tarihli ...seri nolu faturada nitelikleri yazılı parçaların takılarak işçilik ile birlikte toplam 13.584,17 TL tutarında bedelin davalı şirkete ödendiğini, müvekkili şirkette aynı işlevi gören başka dolum makinasıda bulunduğundan bir müddet tamir edilen makinanın kullanılmadığını, makinanın kullanılması gerektiğinde makinanın çalıştırıldığını ancak davalı firmanın takmış olduğu parçaların kırıldığını, makina açıldığında ise davalı firma tarafından takılan parçanın paslanmaz özelliğe sahip olması gerektiği halde paslanmış olduğunun görüldüğünü, gizli ayıp ortaya çıktığında derhal davalıya bildirildiğini, davalı firma yazılı cevabında takılan parçanın paslanmaz özellikte olduğunu bildirdiği, müvekkilinin işlerin aksamaması için derhal başka bir firmadan 20.000,00 TL civarı ödeme yapmak suretiyle makinayı tamir ettirdiğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutarak müvekkilinin davalı şirkete ödemiş olduğu 13.584,17 TL'nin ödeme tarihi olan 06.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava makine tamirine ilişkin eser sözleşmesi kapsamında kullanılan parçanın ayıplı olduğu iddiasıyla verilen parça ve tamir ücretinin iadesi istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının davacıya ait makinenin tamirinde ayıplı parça kullanıp kullanmadığı, buna göre eser sözleşmesi kapsamında teslim edilen malda-işte gizli veya açık ayıp bulunup bulunmadığı, ayıp varsa davacının muayene yükümlülüğünü süresinde yerine getirip getirmediği, ayıp ihbarının usulüne göre ve süresinde yapılıp yapılmadığı, davacının bedel iadesi talebinde bulunup bulanamayacağı hususlarında olduğu, dosyada alınan teknik bilirkişi raporuna göre davaya konu ... marka... model ... seri nolu 2006 model salam/sucuk dolum makinasına ait parçalardaki hasarın parçaların makina gövde kısmında bulunan milin uç kısmında bulunan üçgen biçimindeki pinyon dişlerinin gevrek kırılma karakteristiği gösterdiği, bu şekilde kırılma meydana geldiği söz konusu makinanın amaç ve kullanımı doğrultusunda hasar gören parçaya etkiyen kuvvetin bahse konu hasarın oluşmasına imkan verecek düzeyde olmadığı, mil ucundaki pinyon dişlisinde meydana gelen hasarın malzeme hatasından meydana geldiği, malzeme hatasının kullanıcı tarafından tespit edilemeyecek kadar gizli ayıp şeklinde olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla kullanıma bağlı gizli ayıplı olduğu, eksik ve hatalı iş yapılmış olduğunun tespit edildiği, dosyaya davacı tarafından sunulan 25/03/2021 tarihli davacının davalı tarafa ayıp ihbarına ilişkin belge ve 26/03/2019 tarihli davalı tarafın cevap yazısını içeren mail yazısı dikkate alındığında davacı tarafın gizli ayıpla ilgili davalıya bildirimde bulunduğu, ayıp ihbarının süresinde ve usule uygun yapıldığının kabulü gerektiği, davaya konu makinanın tamiri için davacı tarafından davalı tarafa ödenen toplam 13.584,17 TL miktarın makine sipariş miktarına göre gerektiğinde kullanıldığı normal zamanlarda elle dolum yapıldığı belirtilmekle hasar gören parçaların değiştirildiğinin tespiti karşısında 06.08.2018 tarih ve ... seri nolu fatura içerisinde bulunan burç contasının (1.415,98-TL+KDV =1.765,26 TL) hariç tutularak davacı taraf davalı taraftan 11.818,91 TL alacağını talep edebileceği gerekçesiyle Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; 11.818,91-TL alacağın ödeme tarihi olan 06/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davalının davacıya yalnızca makine parçasının tamiri hususunda servis hizmeti verdiğini, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin esasen bir eser sözleşmesi olduğunu, kırılma olayında davalının herhangi bir dahlinin olmadığını ve servis hizmetinin verilmesinin üzerinden yaklaşık 7 ay geçtiğini, davalı tarafından servis hizmeti verilen makinanın değiştirilen parçalarının orijinal parçalar olup paslanmaz nitelikte olduğunu, yargılamadaki söz konusu 7 aylık sürede davacının makinadaki parçayı değiştirip değiştirmediği, başka bir parça taktırıp taktırmadığı, parçayı hangi ortamda nasıl muhafaza ettiği hususları üzerinde durulmadığını, kart arızası iddiası ile ilgili olarak üçüncü kişilerce veya davacının kendisince makineye yapılmış olabilecek müdahalelerden ve parçalara verilmiş olabilecek hasarlardan davalının sorumlu olmayacağını, bilirkişilere yerinde inceleme sırasında sunulan parçanın gerçekten davalının servis hizmeti sırasında taktığı parça olup olmadığının açık ve net olmadığını, davacının yasal sürelere ve usule uygun olarak muayene ve davalıya ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacı süresi içerisinde hem muayene yükümlülüğüne uymadığını hem de usulüne uygun ayıp ihbarında bulunmadığını, 06.08.2018 tarihinin ne bir vade tarihi ne de bir ihtar günü olmadığından bu tarihten itibaren ticari faize hükmedilmesinin hukuken hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın tamamen reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı ayıp nedeniyle ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.Taraflar arasında makine servis hizmetine yönelik sözleşmenin akdedildiği, sözleşme kapsamında davalı şirketin sucuk salam dolum makinasının arızalanması nedeniyle davalı şirket çalışanlarının makinenin besleme kısmındaki iki ayrı shaft dişlisi parçasını değiştirdikleri, bu kapsamda 06.08.2018 tarihli faturanın davalı tarafça davacı tarafa hitaben düzenlendiği, davacının da fatura bedeli olan 13.584,17 TL ödemeyi davalı tarafa yaptığı, taraflar arasında ayrıca yazılı bir sözleşme imzalanmadığı sabittir. Davacı takılan parçaların paslandığını ve kırıldığını bildirerek ayıplı olduğunu iddiasıyla ödediği bedelin iadesine yönelik iş bu davayı açmıştır.6098 sayılı TBK'nın 219. maddesinde; ''Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.'' 223. maddesinde; "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır."225. maddesinde:"Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir."6102 sayılı TTK'nın 23/1.c. maddesinde; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." hükümleri yer almaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 23/1.c maddesi uyarınca ticari alım satımlarda alıcının açık ayıplar için iki günlük, gizli ayıplar için ise sekiz günlük olan yasal süreler içerisinde inceleme yükümlülüğünü yerine getirip ayıp ihbarında bulunması gerekmektedir. Yine 6098 sayılı TBK'nın 223. maddesinde ise alıcı tarafından işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz malın gözden geçirilerek ayıp varsa uygun bir süre içinde satıcıya bildirilmesi gerektiği, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hali dışında, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi durumunda satılanı mevcut haliyle kabul etmiş sayılacağı açıklanmış yani açık ayıp niteliğinde olmayan ve sekiz günlük inceleme süresinde tespit edilemeyen, kullanımla ortaya çıkan ayıplar yönünden ayrı bir düzenleme getirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince borçlar hukukundan kaynaklı nitelikli hesaplama uzmanı ve makine mühendisinden oluşan bilirkişi heyetinden aldırılan 20.03.2020 tarihli kök raporda:" ...Söz konusu hasarlı parçalar,...marka, ...model, ... seri no.'lu 2006 model sucuk/salam dolum makinesine ait olup, Makinenin tüm aksamlarıyla paslanmaz çelikten imal edildiği anlaşılmıştır. Makinenin, üst hazneden koyulan sucuk/salam iç harcının, belli bir devirde dönerek, makinenin yan/ön kısmından sucuk/salam'ın belli gramajda doğal/suni bağırsak içine dolumunu sağladığı, dava konusu hasarlı parçaların ise dolum miktarı v.b. parametrelere göre, belli devirde dönen mil ucunda bulunan dişliler vasıtasıyla, üst hazneden doluma aktarılan iç harç miktarını ayarlamak üzere, belli bir devirde dönüşünü sağlamaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Hasar gören dava konusu miller (ucunda pinyon dişlisi bulunan) incelendiğinde, bir çeşit korozyon/paslanma önleyici işlem olan oksidasyon işlemine tabi tutulmuş oldukları görülmüştür. Oksidasyon işlemi temel prensip olarak, parça yüzeyinde birkaç mikron kalınlığında sert ve paslanmaya dirençli tabaka oluşturmayı sağlayan bir işlemdir. Parçaların sürekli biçimde sürtünmeye maruz kalan kısımlarında, yüzeydeki oksidasyon tabakasının aşındığı ve korozyon oluşmaksızın, esas metal kısmının (parlak metalik renk) ortaya çıktığı, ancak millerin alt ve üst bağlantı kısımlarında oksit/paslanma olduğu görülmüştür. Bunun sebebi olarak bu yüzeylerin sürekli sürtünmeye maruz kalmadan, oksidasyon sonucu elde edilen yüzeydeki birkaç mikron'luk tabakanın aşınması sonucu, oksitlenmenin/paslanmanın başlaması olarak yorumlanmıştır. Dava konusu parçaların esas alaşımlarının tespiti ancak laboratuar ortamında mümkün olacağı aşikardır.Hasara uğrayan parçaların hasar/kırık yüzeyleri incelendiğinde, makine gövde kısmında bulunan milin, uç kısmında bulunan üçgen biçiminde pinyon dişlilerinin gevrek kırılma karakteristiği gösterdiği kanaatine varılan kırılmaya uğradığı görülmüştür. Söz konusu makinenin amaç ve kullanım doğrultusunda, hasar gören parçaya etkiyen kuvvetin, bahse konu hasarın oluşmasına imkan verecek düzeyde olmadığı, mil ucundaki pinyon dişlisinde meydana gelen hasarın kullanım ve/veya zorlanma sonucu değil, malzeme hatasından kaynaklandığı kanatine varılmıştır.Söz konusu kırılma olayının gerçekleştiği parçalar, makine üzerindeki konumları ve tarafımızca tespit edilen hatanın malzeme içeriğiyle ilgili olması itibariyle, kullanıcı tarafından tespiti yapılamayacak şekilde olduğu, gizli kusur veya gizli ayıp şeklinde değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.İnceleme sırasında, makinenin sipariş miktarına göre gerektiğinde kullanıldığı, normal zamanlarda elle dolum yapıldığı belirtilmekle, hasar gören parçalarının değiştirildiği görülmüş olup, 06.08.2018 tarih ve ... seri no.'lu, fatura içeriğinde bulunan burç contasının (1.415,98. TL) ise tekraren kullanıldığı kanaatine varılmıştır.Söz konusu parçaların değişimi, dosya içeriğindeki faturadan da anlaşıldığı üzere, 06.08.2018 tarihi olup, davacının davalıya hasarı bildirdiği tarih ise dosya içeriğinde bulunmayıp, tarafımıza yerinde inceleme sırasında ibraz edilen belgeye göre, 25.03.2019 tarihidir. Davacı taraf makinenin kart arızası sebebiyle uzun süre kullanılmadığını, kart arızasının tamiri sonrasında ilk kullanım sırasında hasarın meydana geldiğini belirtmektedir.Söz konusu hasarın parçaların malzeme hatasından kaynaklı olduğu, gizli ayıp şeklinde değerlendirilmesi gerektiği,Hasar gören parçaların değişimi sırasında tekrar kullanıldığı anlaşılan burç contası (bushing/new seal)'nın bedeli olan 1.415,98. TL + KDV = 1.765,26 TL hariç tutularak, 11.818,91 TL'nin davacıya iadesi gerekip gerekmediği hususunun aşağıda değerlendirileceği...Kanaatimizce davacı, parça değişimi sözleşmesinden dönmeye ve ödemiş olduğu parça değişimi bedelinin iadesini talebe hak kazanmıştır (TBK.md.227/f.1, bent 1; md.229/f.1, bent 1). Davacının iadesini talebe hak kazandığı parça değişimi bedeli, raporumuzun teknik kısmında 11.818,91 TL olarak hesaplanmıştır.Ayıplı parçanın ekonomik açıdan bir değeri kalmamış olduğundan, ayıplı parçanın davacı tarafından davalıya iadesine (TBK.md.229/f.1) gerek olmadığı: davacı, yeni takılan ayıplı parçadan herhangi bir kullanma menfaati sağlayamamış olduğundan, ayıplı parçadan sağladığı yararların parasal değerini davalıya iade etmekle (TBK.md.229/f.1) yükümlü olmadığı kanaatine varılmıştır.Yeni takılan (değiştirilen) parçanın ayıplı olduğunu, meslekten bir satıcı olan davalının bilmesi gerektiğinden, ayıplı parça takmakla ağır kusurlu davrandığı; bu nedenle de davacı/alıcının yasal süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığını ileri sürmek suretiyle sorumluluktan kurtulamayacağı kanaatine varılmıştır (TBK.md.225)..." şeklinde kanaat bildirilmiş, aynı bilirkişi heyetinden aldırılan 10.02.2021 tarihli ek raporununda aynı doğrultuda olduğu anlaşılmıştır.Somut olayda, taraflar arasındaki 06.08.2018 tarihli faturaya konu servis hizmet ve parça değişiminde sonra davacı şirketçe 25.03.2019 tarihinde davalı şirket yetkilisine hitaben yazılı başvuru ile takılan parçanın kırıldığı bildirilerek yanlışlığın giderilmesinin istenildiği, davalı şirketçe de 26.03.2019 tarihli cevabi yazı ile talebin reddedildiği anlaşılmıştır. Bilirkişi heyeti raporu ile parçanın dişlinin paslanarak kırıldığı ve malzeme hatasının bulunduğu sabit olup bu kapsamda parçada gizli ayıp olduğu tespitine iştirak edilmiştir. Sözleşme konusu kırılan parçanın yurtdışından ithal edildiği, davalının makinenin tek yetkili servisi olduğunu bildirdiği, bu kapsamda da TBK'nın 225/2. maddesi uyarınca davalının satıcılığı meslek edinmiş kişi olarak paslanmaz olduğunu bildirdiği malzemenin paslanması şeklindeki üründe meydana gelen malzeme hatasından kaynaklı bilmesi gereken gizli ayıp nedeniyle sorumluluğu bulunmaktadır. Bu nedenle ayıp ihbarına ilişkin aksi yöndeki davalı vekilinin istinaf sebebine itibar edilmemiştir.Dava dosyasında aldırılan bilirkişi heyeti raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olması nedeniyle raporun teknik kısmındaki tespit edilen miktar üzerinden hüküm tesis edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 117. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Mahkemece fatura tarihinde itibaren faize hükmedilmiş ise de, davacının davalıya yönelik temerrüte düşürmeye elverişli bir ihtarnamesi bulunmamaktadır. Bu husus gözetilerek faiz başlangıcı yönünden 01.08.2019 dava tarihinin esas alınması gerekirken aksi yönde karar verilmesi isabetsizdir. Bu kısım yönünden ise davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.Açıklanan sebeplerle; davanın esasıyla ilgili olarak yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, mahkemece kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş ise de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı anlaşıldığından, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca KABULÜ ile Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/599 E. 2021/584 K. sayılı 10/06/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLMESİNE,a-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 11.818,91 TL alacağın dava tarihi olan 01.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden,a-Alınması gereken 807,35-TL harçtan, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 231,99-TL'nin mahsubu ile bakiye 577,36-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, b-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin; 1.148,40-TL'sinin davalıdan, 171,60-TL'sinin davacıdan alınarak alınarak Hazineye gelir kaydına,c-Davacının yatırdığı başvurma ve peşin harç gideri olan 276,39-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,ç-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olarak toplam 1.687,90-TL'den kabul oranına göre hesaplanan 1.468,47-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,d-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, e-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 2/3. maddesi gereğince takdir olunan 11.818,91 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,f-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 13/2. maddesi gereğince takdir olunan 1.765,26 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,g-HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider/delil avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,3-İstinaf yargılama giderleri yönünden,a-Davalı tarafça yatırılan 162,10 TL istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına,b-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı tarafça yatırılan 201,84 TL harcın mahsubu ile bakiye 413,56-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, c-Davalı tarafın yapmış olduğu 363,94 TL (istinaf başvurma ve karar harcı toplamı) ile 54,00 TL istinaf posta tebligat gideri olmak üzere toplam 417,94 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,ç-Yatırılan gider/delil avansından kalan kısmın davalı tarafa talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,d-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,e-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28/05/2025