T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1490
KARAR NO: 2025/512
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/275
KARAR NO: 2021/508
KARAR TARİHİ: 26/04/2021
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
KARAR TARİHİ: 07/05/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... Sigorta A.ş. Tarafından 163825231 nolu 12/08/2017-2018 vadeli ... Paket Poliçesi ile sigortalı olan ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin işyerinde 02/02/2018 tarihinde hırsızlık olayı meydana geldiğini ve koliler halinde çakmak çalınması sonucunda sigortalının maddi zarara uğradığını, sigortalı iş yerinin depo olarak kullanıldığını, depo giriş kapısı ve vitrin önünde file kepenklerde bulunan asma kilit halkaları kesilmiş olduğunu, kepenkler açıldıktan sonra iş yeri giriş kapısı da zor kullanılarak açıldığını, hırsızlık hasarının davalının yol açtığı güvenlik zaafiyetinden kaynaklandığını, müvekkili şirketin hasarla ilgili yapılan ekspertiz raporu sonucu zararın 59.884,86-TL'lik kısmının 08/03/2019 tarihinde ve 10.779,27-TL'lik kısmının 13/03/2018 tarihinde toplam 70.667,13-TL olarak sigortalıya ödendiğini, hasarla ilgili dava ve talep haklarının müvekkili şirkete devredildiğini, davalının yükümlü ve borçlu olduğu site güvenliğinin sağlanması edimini yerine getirmediğinden kusurlu olduğunu, bu nedenle rücuen tazminat alacağı olan 59.884,86-TL'nin ödeme tarihi olan 08/03/2019 tarihinden ve 10.779,27-TL'nin 13/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatifin işletme kooperatifi statüsüne henüz dönüşmediğini, kooperatif ana sözleşmesi gereği hizmetlerini yerine getirdiğini, Toplu Yapı Yönetim Planı'nın 10. Madde 5. Fıkra 3. Bendi gereğince güvenliğin ve site yönetiminde oluşacak hırsızlık, zarar ve ziyandan sorumlu tutulamayacağını, çalınan mal, eşya ve oluşan zarar ve ziyanı da tazmin etmekle yükümlü olmadığını, sitenin 21.00'de kamuya kapatıldığını, ticari faaliyet sona erdirildiğini, giriş ve çıkışların bu saatten sonra 11 nolu kapıdan yapıldığını, sadece acil işi olan site içerisinde faaliyet gösteren üyeler ve kiracıların kayıt altına alınarak içeri alındığını, hırsızlık olayının 02/02/2018 tarihinde saat 08:00 sıralarında özel güvenlik görevlisi ... tarafından yaya olarak yaptığı bölge kontrolleri esnasında tespit edildiğini, derhal kendisi tarafından telsiz ile anons yapılarak bütün birimlere bildirildiğini, kolluk kuvvetlerinin gerekli incelemeleri yaptığını, belge ve kayıtları aldığını, rücu davasına konu edilen hırsızlık olayında müvekkili kooperatifi atfedilecek kusur bulunmadığını, aksine güvenlik görevlileri olayı tespit ettiği andan itibaren müdahalede bulunduğunu, olayın en az zararla neticelenmesini sağladığını, güvenlik görevlilerinin devreye girmesi ile çelik kasa ve bir kısım sigaranın çalınmasının engellendiğini, bu nedenle davanın reddine, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; "...Davada uyuşmazlık, meydana gelen hırsızlık nedeniyle dava dışı sigortalısının zararını karşılayan davacının davalıya rücu şartlarının oluşup oluşmadığı, davalının meydana gelen zararda kusurunun bulunup bulunmadığı, davacının ödediği bedelin davalıdan rücuen tahsili şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Taraf iddiaları doğrultusunda deliller toplanmış ve tanıklar dinlenmiş, konuya ilişkin zarar ve kusuru belirlemek adına mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Yapılan inceleme neticesinde dava dışı sigortalının meydana gelen hırsızlık nedeniyle davacının ödediği bedelin zarar ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Çözümlenmesi gereken diğer husus ise davalının dava dışı sigortalıya karşı sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususudur. Bu konuda öncelikle mahkememizce taraf tanıkları dinlenmiş, davalının hizmet verdiği yer güvenlik görevlileri beyanlarından davalının uyuşmazlık konusu yerde güvenlik hizmeti verdiği fakat söz konusu alanın büyüklüğü ve yeterli personel bulunmaması nedeniyle yeterli güvenlik hizmeti veremediği, söz konusu hizmetin eksik ve kusurlu olduğu, meydana gelen olaydan davalının %100 sorumluluğunun bulunduğu dava dışı sigortalının kendisi açısından olabildiğince güvenlik önlemlerini aldığı ve bu sebeple bir kusurunun bulunmadığı..." gerekçesiyle; "1-Davanın kabulü ile; 59.884,86-TL alacağa 08/03/2018 tarihinden, 10.779,27-TL alacağa 13/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte toplamda 70.664,13-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Kooperatif Ana Sözleşmesi gereği hizmetlerini yerine getirdiğini, tapuya şerh verilmiş olan Toplu Yapı Yönetim Planı’nın 10. maddesinin 5. fıkrasının 3. Bendinin "Güvenlik görevlilerimiz bölgelerinde gözlemci olarak bulunarak olumsuz ve şüpheli olayları izlemek, olaydan emniyet birimlerini anında haberdar ederek müdahale edilmesini sağlamakla yükümlüdür.Güvenliğin genel görevi genel anlamda tüm sahadaki işyerlerini koruma ve gözetmek ve oluşacak olayları önlemede caydırıcı rol almaktır. Güvenliğimiz ve Site yönetimimiz oluşacak hırsızlık, zarar ve ziyandan sorumlu tutulamayacağı gibi çalınan mal, eşya ve oluşan zarar ve ziyanı da tazmin etmekle yükümlü değildir." şeklinde düzenlendiğini, olayının vuku bulduğu İstoç Ticaret Merkezi’nde 7200 adet işyeri bulunduğunu, pazar günü, resmi ve dini bayramlar dışında her gün 06:00-21:00 saatleri arasında kamuya açık bir iş merkezi olduğunu, ayrıca İstoç içerisinde bulunan araç yollarının kamuya ait olduğunu, kamuya açık olan saatlerde giriş kapılarında herhangi bir kayıt tutulmadığını, keza kamuya açık saatlerde yaşanan yoğun trafiğe çözüm bulmak amacıyla Mayıs 2016 tarihinden itibaren İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin onayı ile kapanlar koyularak tek yön uygulamasına geçildiğini, sitenin saat 21:00’da kamuya kapatıldığını, giriş ve çıkışların bu saatten sonra 11 no’lu kapıdan yapıldığını, sadece acil işi olan site içerisinde faaliyet gösteren üyeler ve kiracılar kayıt altına alınarak içeri alındığını, kamuya açık olduğu saatlerde özel güvenlik görevlilerinin belirli noktalarda görev yaptığını, ticaret hayatını olumsuz olarak etkilemeyecek şekilde dükkanların olduğu adaların gezildiğini, özel güvenlik görevlilerinin silahsız olarak görev yaptığını, site içerisinde şüpheli davranışlarda bulunan şahıslar tespit edilerek herhangi bir olay vuku bulması halinde ise müdahale edildiğini ve derhal kolluk kuvvetlerine haber verildiğini, sitenin kapalı olduğu saatlerde ise 11 no’lu kapı haricinde bütün kapılar kapatılarak güvenlik görevlilerinin site içerisinde tek tek dükkan önlerini dolaştığını, hırsızlık olaylarından dolayı oluşacak zararlardan dolayı Site Yönetiminin sorumlu olmayacağının hem Site Çalışma Esaslarında hem de tapuya şerh verilmiş Toplu Yapı Yönetim Planında yer aldığını, rücu davasına konu edilen hırsızlık olayının 02.02.2018 tarihinde saat 08:00 sıralarında gerçekleştiğini, devriye gezen güvenlik görevlisi tarafından fark edilerek derhal işyeri sahibine bildirildiğini, dava konusu hırsızlık olayında Müvekkil Kooperatife atfedilecek kusur bulunmadığını, aksine güvenlik görevlilerinin olayı tespit ettiği andan itibaren müdahalede bulunarak en az zararla neticelenmesini sağladıklarını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava; dava dışı sigortalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait işyerinde meydana gelen hırsızlık olayında, gerekli güvenlik önlemlerini almadığı için davalının sorumlu olduğu iddiasıyla, sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalıdan TTK'nın 1472.maddesi uyarınca rücuen tahsili istemine ilişkindir. Dava dışı sigortalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait işyeri hasar tarihini kapsar şekilde ... Paket Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınmıştır. Poliçede hırsızlık klozu "mesai saatleri dışında sigortalı işletmenin tüm pencere ve kapılarında bulunması kaydı ile kepenk parmaklık, dış cephesinde darbelere dayanıklı güvenlik camı (temperli, laminasyonlu min. 4+4 mm kalınlığında olan cam) alarm sistemi, özel güvenlik yada gece bekçisi koşullarından en az birinin bulunması ve aktif durumda olması kaydı ile hırsızlık teminatı geçerlidir. Aksi durumda her bir hırsızlık hasarında minimum 500 USD olmak üzere hasarın %10'u oranında muafiyet uygulanacaktır. Alışveriş merkezi, iş merkezi, iş hanı ve sigortalı binanın bodrum, zemin, bahçe katı dışında bulunan katları için yukarıda belirtilen hırsızlık güvenlik koşulları aranmayacaktır." şeklinde düzenlenmiştir. Dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Sigorta poliçesi ve ödeme belgesi değerlendirildiğinde; davacının aktif husumetinin bulunduğu, davanın görevli mahkemece açıldığı tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; dava konusu hırsızlık olayından kaynaklanan zarardan, davalı Kooperatifin sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Güvenlik Görevlileri tarafından olaydan sonra tanzim edilen Tespit-Vukuat Açıklaması başlıklı tutanak; "02.02.2018 tarihi 07.00-15.00 vardiyasında,12 nolu kapı görevlisi ... saat:08.00 anons ederek ... Kargo çalışanlarının karşılarındaki 40.Ada 37-49 Market Lojistik otomatik kapılarının zorlandığını içeri girilemediğini şahısların gri renkli ... markalı araç ile 12 nolu kapıdan çıkıp kaçtıklarını bildirmiştir. Bölgede yapılan araştırmalarda siteye gelen hırısızların ... Ada ... numarada faaliyet gösteren ... isimli isimli firmada hırsızlık yaptıkları anlaşılmıştır. 40.Ada 30'de yapılan incelemede, dükanda otomotik kepenki kamera alarm olmadığı ve kepengi kesmek suretiyle dükkana girildiği tespit edilmiştir. Daha sonra firma yetkilisi ... ile yapılan görüşmede, dükkanda çalınan malzemelerin paketler halinde promosyon çakmak ve bardak termos alındığını beyan ederek ekip çağırdığını bildirmiştir.Tarafımızca yapılan incelemelerde 12.Kapı bölgesi kameralarına bakıldığında ... plakalı gri ... markalı aracın saat 08.00'de 11. nolu kapıdan girdiği ve 08:20' de 12 nolu kapıdan çıktığı tespit edilmiştir. İş bu tutanak tarafımızdan tanzim edilerek imza altına alınmıştır" şeklinde tanzim edilmiştir. Olay yeri inceleme raporu; Bağcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Raporunda; "betonarme binanın giriş katında bulunan ve depo olarak kullanılan yerin demir olan kepengin asma kilit halkalarının kesik olduğu depo alüminyum doğrama kapının kilit kısmından zorlanmış olduğu, depo içerisinde kolilerin olduğu ve kısmi boşlukların olduğu görüldü." şeklinde tespite yer verilmiştir. Ekspertiz raporu; Sigortalı işyerinin depo olarak kullanıldığı, deponun giriş kapısı ve vitrin önünde file kepenk bulunduğu, file kepengin yanlarındaki konstrüksiyon üzerinde bulunana asma kilit halkalarının kırılmış/kesilmiş olduğu, kepengin açılması sonrasında işyerinin alüminyum giriş kapısının da zorlanarak açıldığı, işyerinde ve yakınındaki komşu işyerlerinde kamera olmadığı ... site yönetimine bağlı kameralar sitenin çeşitli yerlerinde olmakla birlikte sigortalı işyerinin bulunduğu sokakta kamera olmadığı, bu nedenle hırsızlık anına ilişkin kamera görüntüsü elde edilemediği, işyerinde hırsızlık alarmının da olmadığı, bu tespitler çerçevesinde işyerine zorlanarak girildiği anlaşıldığından hasarın teminat kapsamında değerlendirilebileceği, ...'un içerisinde 18 adet giriş-çıkış kapısının olduğu, kapılarda ve ... içerisinde bazı noktalarda güvenlik kamerasının bulunduğu, ...'un kendi güvenlik birimi tarafından 24 saat güvenlik hizmeti verildiği bilgisinin alındığı, sadece saat 23:30-05:30 aasında devriye yapıldığı, diğer saatlerde sadece giriş-çıkış kapılarında güvenlik bulunduğu, devriye yapılmadığının öğrenildiği, ...'a rücu imkanı olabileceğinin düşünüldüğü açıklanmıştır.Tanık beyanları; Davalı kooperatifte güvenlik görevlisi olarak çalışan ... ve ... tanık olarak dinlenmiştir. Bilirkişi raporu; Mahkemece İşletme Yönetimi ve Sigorta Uzmanı ... ve Emekli 1. Sınıf Emniyet Müdürü ...'tan oluşan bilirkişi heyetinden alınan raporda özetle; ... Mahallesi Bağcılar İstanbul adresinde bulunan (...) ... Sanayi Toplu İşyeri Kooperatifinin yerleşim alanının; güvenlik ve korumasını sağlamak amacıyla 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun 3. maddesi ve Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 6.maddesine göre kendi bünyesinde özel güvenlik birimi kurmak suretiyle, kurduğu özel güvenlik birimi görevlileriyle site içinde 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun ile Yasanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre özel güvenlik hizmeti verdiği, özel güvenlik görevinin 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun 1.maddesi doğrultusunda kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyetteki özel güvenlik hizmeti olduğu, ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun 7.maddesinin a) fıkrasına göre; Koruma ve güvenliğini sağladıkları alanlara girmek isteyenleri duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini detektörle arama, eşyaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme görevi olduğu ve görev alanında, can ve mal güvenliğinin ve kamu düzenin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi, taşınması veya bulundurulması yasaklanmış her türlü silah, patlayıcı madde veya eşyanın tespit edilmesi amacıyla detektörle, x-ray cihazından geçirerek ve görev alanında bir suçla karşılaştığında suça el koymak, suçun devamını önlemek, sanığı tespit ve yakalama ile olay yerini ve suç delillerini muhafaza, yetkili genel kolluğa teslim etmekle görevli ve yetkili olduğu, özel güvenlik birimi açısından olaya bakıldığında özel güvenlik hizmeti verilen yerin risk analizi yapılarak yükümlülüğün altına girilmesi gerektiği, özel güvenlik hizmeti verilirken hırsızlık olayından önce eksikliklerin tespit edilmesi ve Site Yönetimi ile görüşerek fiziki tedbirlerin aldırılması, güvenlik koşullarının iyileştirmesini istemesi ve koşulların yetersiz olduğu yerde bu hususun yazılı hale getirilerek Yönetime bildirilmesi gerektiği, özel güvenlik birimi tarafından meydana gelen dava konusu hırsızlığa engel olunamadığı, bu durumda 5188 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatına göre varlık sebebi olarak siteye giriş ve çıkışının kontrolü ve site alanı içerisindeki can ve mal emniyetini sağlamakla yükümlü olmasına rağmen ve görev alanı içinde kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyette koruma ve güvenliğin sağlanmasından sorumlu olduğu halde dikkatsizlik ve tedbirsizlik neticesi özen yükümlülüğüne uymayarak dava konusu hırsızlığın gerçekleştiği ve hırsızlık olayının meydana gelmesine engel olunamadığı anlaşıldığı, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanununun 8.maddesinin 2.bendinde "Koruma ve güvenlik hizmetinde kullanılacak (...) ve teçhizat, ilgili kişi veya kuruluş tarafından temin edilir" hükmüne istinaden özel güvenlik hizmetinin ifası sırasında, gerekli alt yapı sistemlerinin, ekipmanların, araç ve gereçlerin Site Yönetimi tarafından görev mahallin özelliğine uygun olarak sağlanması ve aktif- çalışır şekilde bulundurulması gerektiği, bu şekilde kendi bünyesinde özel güvenlik birimi oluşturarak özel güvenlik hizmeti veren ... Sanayi Toplu İşyeri Kooperatifinin meydana gelen olayda, %100 (YÜZDE YÜZ) oranında asli kusurlu olduğu;Sitenin giriş çıkışında ve devriye görevi olarak site içinde, güvenlik ve korumasını sağlamak üzere 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun ile yasanın uygulanmasına ilişkin yönetmelik ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre özel güvenlik hizmeti veren ve ... Küçük Sanayi Toplu İşyeri Kooperatifinin kendi bünyesinde oluşturduğu özel güvenlik biriminin çalışanı olan özel güvenlik görevlilerinin bulunduğu, olay yerinde yapılan incelemeden sonra Bağcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Ve Kimlik Tespit Grup Amirliği tarafından tanzim edilen olay yeri görgü ve tespit tutanağında; "betonarme binanın giriş katında bulunan ve depo olarak kullanılan yerin demir olan kepengin asma kilit halkalarının kesik olduğu depo alüminyum doğrama kapının kilit kısmından zorlanmış olduğu, depo içerisinde kolilerin olduğu ve kısmi boşlukların olduğu görüldü." şeklinde hususların belirtildiği, bu şekilde dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin iş yerinin muhkem olması ile ilgili edinimini yerine getirdiği, özel güvenlik hizmeti ile korunan ve güvenlik hizmeti alan site içindeki iş yeri ile ilgili alması gereken tedbirleri aldığı ve meydana gelen olayda kusurunun olmadığının anlaşıldığı, Maddi hasarın birim fiyatlarının toplam 70.668,73-TL olduğu ve piyasa rayiç değerleri ile karşılaştırıldığında, piyasa koşullarında kadri maruf olduğu hususlarında kanaat bildirilmiştir. İstinaf sebeplerinin incelenmesi; Somut olayda hırsızlık 02/02/2018 tarihinde meydana gelmiştir. Ancak olay yerini gören bir kamera olmadığından, hırsızlığın nasıl işlendiği hususu aydınlatılamamıştır. Davalı siteye ait Toplu Yapı Yönetim Planında; ticaret merkezinin bayram ve resmi tatil günleri dışında yaz döneminde 06.00-21.00, kış döneminde 07.00-19.00 saatleri arasında hizmet verdiği, 14 tane kapısının bulunduğu, çalışma saatlerinde giriş çıkışların tüm kapılardan sağlanacağı, çalışma saatleri dışında giriş çıkışların izne tabi olduğu, güvenlik hizmetinin valilik izni ve yasalar çerçevesinde ticaret merkezinin bünyesinde oluşturulduğu, güvenliğin 24 saat ve 3 vardiya olarak belirlendiği, güvenlik görevlilerinin bölgelerinde gözlemci olarak olumsuz ve şüpheli olayları izleyerek emniyet birimlerini anında haberdar ederek müdahale edilmesini sağlamakla görevli oldukları, güvenliğin görevinin genel anlamda tüm sahadaki işyerlerini korumak ve gözetmek ile oluşacak olayları önlemede caydırıcı rol oynamak olduğu, işyerinde oluşacak hırsızlık, zarar ve ziyandan sorumlu tutulamayacağı hususları belirtilmiştir. Hırsızlık olayının yaşandığı işyerinin bulunduğu sitenin güvenliğinin, 5188 Sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun ve Yönetmeliğe göre valilikten alınan izin ve yasalar çerçevesinde davalı kooperatifin kendi bünyesindeki özel güvenlik görevlileri ile sağlandığı, verilen güvenlik hizmetine yönelik iş yeri sahiplerinden aidat toplandığı anlaşılmaktadır. O halde davalı kooperatif yönetimin, ticaret merkezinin güvenliğin sağlanması konusunda koruma, gözetim, kontrol ve gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu bağlamda davalı site yönetiminin hırsızlık olayına karşı kontrol, devriye ve kamera ile takip yönünden yükümlendiği önlemleri gereği gibi yerine getirmediği, davalının, sitenin yapısı, iş hacmi ve faaliyette bulunduğu saatler itibariyle oluşabilecek risklerin analizini yaparak alması gereken tedbirler bakımından yetersiz kaldığı, buna göre davalının ticaret merkezinin güvenliğinin sağlanmasında zaafiyeti olduğu, diğer bir ifade ile güvenliğin sağlanmasında davalı tarafın kusurunun bulunduğu anlaşılmıştır. Ancak hırsızlık olayının gerçekleştiği ... Ticaret Merkezi, içerisinde çok sayıda işyerinin bulunduğu, kamuya açık yolların olduğu çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Pazar günü ile resmi ve dini bayramlar dışında her gün 06.00-21.00 saatleri arasında kamuya açık bir iş merkezi konumundadır. Mesai saatlerinde giriş kapılarında herhangi bir kontrol ve kayıt tutulmamaktadır. Ayrıca kamuya açık, otobüs-minübüs güzergahında olan yolların bulunması sebebiyle böyle bir kayıt tutulamayacağı aşikardır. Saat 21.00'den sonra ise kamuya kapatılarak ticari faaliyetin sona erdirilmesi ile birlikte giriş-çıkışların bu saatten sonra tek bir kapıdan yapıldığı, sadece acil işi olan site içerisinde faaliyet gösteren üyeler ve kiracıların kayıt altına alınarak içeriye alındığı da sabittir. Tüm bu hususlar nazara alınarak tarafların kusur oranının tespiti açısından hırsızlık olayının hangi saatte gerçekleştiği tespiti gerekmektedir. Davalı site güvenliğinin hırsızlık olayına karşı kontrol, devriye ve kamera ile takip yönünden yetersiz kaldığı anlaşılmaktadır. Ancak sitenin konumu, büyüklüğü, işyeri sayısı ve dava konusu hırsızlık olayının mesai saatleri içerisinde saat 08.00 sularında yani sitenin kamuya açık olduğu bir saatte meydana geldiği hususu da nazara alındığında, davalının olay nedeniyle %100 oranında kusurlu olduğu kabul edilemeyeceğinden, davalıya atfedilecek kusurun ancak % 30 olarak kabul edilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Dava dışı sigortalının ise kendisi yönünden alması gereken tüm tedbirleri almakta yetersiz kaldığı, sitenin kamuya açık olması, sitenin büyüklüğü ve konumuna göre güvenliği artırıcı önlemler almadığı, işyerinin bulunduğu sokakta kamera sistemi olmamasına rağmen kendisinin kamera sistemi, alarm sistemi, otomatik kepenk gibi güvenliğin sağlanmasına yönelik emniyet sistemlerine başvurmadığı, işyerinin file kepenk ve asma kilitle korunduğu, bu nedenlerle sigortalının %70 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. (Dairemizin 07/02/2024 tarihli 2020/2202 E. 2024/163 K sayılı kararında da aynı yönde değerlendirme yapılmıştır.) Bu durumda davacı tarafça ödenen toplam 70.667,13 TL'nin %30'u oranında hesap edilen 21.200,13 TL'lik kısım yönünden davalının sorumlu olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken kusur tayininde hataya düşülerek davanın tamamen kabulüne karar verilmesi isabetli olmadığından, kararın kaldırılmasına ve 21.200,13 TL yönünden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ayrıca dava dilekçesinde söz konusu alacağa ticari faiz işletilmesi talep edilmesine rağmen mahkemece yasal faiz uygulanmış olması ve davalı yönünden usuli kazanılmış hak teşkil etmesi nedeniyle, söz konusu bedele yasal faiz işletilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinde; "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır... (13) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir... Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (14) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." hükümleri yer almaktadır. Yine Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26/2.maddesinde; "Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Bakanlık bütçesinden ödenir... Bakanlık bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. Dava açılması hâlinde mahkeme tarafından dava öncesi ödenen arabuluculuk ücretlerine ilişkin makbuz dosyaya eklenir. Yargılama giderleri olarak hükmedilen tutar 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edilir." düzenlemesine yer verilmiştir. İşbu dava açılmadan evvel davacı tarafından İstanbul Arabuluculuk Bürosuna dava şartı arabuluculuk için başvurulması sonucu görüşmeler anlaşamama şeklinde sonuçlanmış, arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL suçüstü ödeneğinden karşılanmıştır. HMK'nın 326.maddesinde; "(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. (2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca, arabulucuk ücreti yönünden de tarafların haklılık durumu nazara alınarak değerlendirme yapılmıştır. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davanın esası hakkında aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca KABULÜ ile Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/04/2021 tarihli 2019/275 E. 2021/508 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK; a-Davanın KISMEN KABULÜ ile 21.200,13 TL'nin 08/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, b-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden, a-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.448,18 TL karar harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 1.206,77 TL'nin mahsubu ile bakiye 241,41 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, b-Davacı tarafından tebligat ve bilirkişi ücreti olarak yapılan 2.216,00 TL yargılama giderinden davanın kabul-red oranına göre hesaplanan 664,80 TL ile 44,40 TL başvurma harcı ve 1.206,77 TL peşin harç toplamı olan 1.915,97 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, c-Davalı tarafından yapılan 60,00 TL yargılama giderinden davanın kabul-red oranına göre hesaplanan 42,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, ç-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle arabuluculuk ücreti olarak Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'den, 396,00 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, kalan 924,00 TL'nin ise davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, d-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 21.200,13 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, e-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/3.maddesi uyarınca tayin ve takdir olunan 21.200,13 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, f-Yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 3-İstinaf yargılama giderleri yönünden, a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 1.206,76 TL'den mahsubu ile bakiye 591,36 TL'nin istemi halinde davalıya iade edilmesine, c-Davalı tarafından sarfedilen 832,00 TL (istinaf harcı ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın ilk derece mahkemesince davalıya iade edilmesine, d-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, e-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.07/05/2025