T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1513
KARAR NO: 2025/283
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/457
KARAR NO: 2020/532
KARAR TARİHİ: 10/11/2020
DAVA TARİHİ: 17/07/2019
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 12/03/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında Yazılım Bakım ve Destek Sözleşmesi ve Parça Dahil Donanım Bakım Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince kesilen fatura bedellerinden bakiye 123.694,21 TL'nin müvekkili şirkete ödenmediğini, bunun üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, davalı borçlunun haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, bu nedenle davalının itirazının iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına, davalının haksız ve kötüniyetli olması sebebi ile % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı şirket aralarında anlaşma yoluna gittiklerini, dava konusu tutar avukatlık ücreti de dahil olmak üzere, davacıya verilen çekler doğrultusunda ödenerek kapatıldığını, dolayısıyla halihazırda müvekkilinin davacı şirkete karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, bu nedenle davanın konusuz kaldığını, dava konusu borcun taraflarca anlaşılarak tasfiye edilmiş dolayısıyla davanın konusuz kalması dolayısıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''Davacı vekili 10/11/2020 tarihli duruşmada; "mazereti bu aşamada kabul etmiyoruz, dava açıldıktan sonra yapılan ödemeleri ilişkin belgeleri sunduk, bu nedenle tarafmız lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderlerinin de davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ederiz ''şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 22/09/2020 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı gereği davacı vekilince uyaptan gönderilen tarihsiz dilekçe ekinde ödeme belgeleri sunulmuştur. Yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; dava açıldıktan sonra davalı borçlu tarafından davacı alacaklıya dava konusu miktarın ödendiği ve davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla davanın konusuz kalması nedeni ile davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, asıl alacağın likit olması nedeni ile asıl alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar vermek gerekmiştir. HMK’nın 326/1. maddesine göre kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Ancak eldeki davada konusuz kalma nedeninin "ödeme" olduğu, bu nedenle dava tarihi itibariyle davacı tarafın davasında haklı çıktığı nazara alınarak HMK'nın 331. maddesi doğrultusunda davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davanın ön inceleme duruşmasından sonraki celse son bulduğunu, bu durumda AAÜT 6.maddesi yarınca nispi vekalet ücretinin tamamına hükmedilmesi gerekirken, mahkemece maktu vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek vekalet ücreti yönünden kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu icra takibine ilişkin tarafların anlaşması üzerine ön inceleme duruşması yapılmadan ödemelerin gerçekleştirildiğini, ön inceleme öncesi tarafların anlaşması ile davanın konusuz kaldığını, bu takdirde karşı taraf lehine herhangi bir inkar tazminatı veya vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, ayrıca taraflar arasındaki söz konusu anlaşmaya bütün alacak kalemlerinin de dahil edildiğini, bu nedenle asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, duruşması öncesi borcun tamamen ödenmiş olması nedeniyle dava konusuz kaldığından esastan reddi gerektiği beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile davacı tarafından, davalı aleyhine taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan borcun ödenmediğinden bahisle 123.694,21 TL alacağın tahsili istemiyle 29/03/2019 tarihinde icra takibi başlatılmıştır. Davalı tarafça borca itiraz edilmesi üzerine, İİK'nın 67.maddesi uyarınca hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali istemiyle eldeki dava açılmıştır. Yargılama aşamasında davalı tarafça icra dosyasına konu borcun ödendiği taraflarca beyan edilmiş, mahkemece davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir. Davanın konusuz kaldığı hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. İstinaf istemine konu uyuşmazlık ise; mahkemece hükmedilen icra inkar tazminatı ile vekalet ücretinin hesap ve miktarı konusundadır. İİK'nın 67/2 maddesinde "...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemesi yer almaktadır. İtirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka takibe konu alacağın likit ve belli olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nın 07/06/2006 tarihli, 2006/19-295 E. 2006/341 K. sayılı ilamı) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29/03/2023 tarihli 2022/6-1019 E. 2023/267 K. sayılı ilamında bu husus; "...Likid alacak bakımından aranan “borçlunun, talep edilen alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmesi veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda olması; bu bağlamda alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç bulunmaması, diğer bir anlatımla borçlunun, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması” ölçütü birçok tartışmayı sona erdirmekle beraber, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesinin, alacağın likid olup olmadığı ile ilgili başlı başına bir kıstas olarak kabul edilmesi de doğru değildir. Çünkü mahkeme uygulamasında “hesap işi”, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hâllerden olduğundan borçlunun, kendi başına hesaplayabilecek durumda olduğu asıl alacak ve temerrüt faizine itiraz etmesi hâlinde, mahkemenin, alacaklının alacağının miktarını, bizzat tespit etmeyip bilirkişi vasıtasıyla belirleyeceğinden, likid olan bir alacağın sırf bilirkişi incelemesi yapıldığı gerekçesi ile likid sayılmaması doğru olmayacaktır (Hukuk Genel Kurulunun 17.10.2012 tarihli ve 2012/9-838 Esas, 2012/715 Karar sayılı kararı)." şeklinde açıklanmıştır.İtirazın iptali davasında, yargılama aşamasında borcun ödenmiş olması halinde alacak likit ise borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmelidir. Zira alacaklı takip takibinde haklı olmasına rağmen, ödeme emrinin tebliği üzerine borca itiraz ederek dava açılmasına sebebiyet veren ancak yargılama aşamasında borcu ödeyen davalı, icra takibine yönelik itirazında haksız olduğundan, icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesi gerekmektedir. Bu gerekçelerle mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Davalı vekili, yargılama aşamasında ödenen tutarlara icra inkar tazminatının da dahil olduğunu beyan etmiş ise de, taraflar arasında bu yönde yapılan bir protokol, sulh sözleşmesi vs olmadığından beyanlarına itibar edilmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesine göre davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. Somut olayda, davacının takibe konu ettiği bedelin yargılama aşamasında ödendiği, işbu davayı açmakta haklı olduğu anlaşılmakla, bu durumda vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden davalı sorumlu tutulmalıdır. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulhte ücret" başlıklı 6.maddesinde; "(1) Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz." düzenlemesi yer almaktadır. Dosya incelendiğinde; 10/12/2019 tarihli ilk celse davacı vekilinin duruşmaya katılmadığı, davalı vekilinin de davayı takip etmek istememesi sebebiyle dosyanın işlemden kaldırıldığı, davacı tarafça dosyanın yenilenmesi üzerine duruşmanın 22/09/2020 tarihine bırakıldığı, bu celsede ise tarafların dava açıldıktan sonra dosya borcunun ödendiği yönünde beyanda bulundukları, davacı vekilinin bu beyanına ek olarak icra inkar tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden davaya devam ettiklerini beyan ettiği, mahkemece ödeme belgelerinin sunulması yönünde taraflara süre verildiği, 10/11/2020 tarihli celsede ise yukarıda yazılı olduğu şekilde karar verildiği anlaşılmakla, dosyada ön inceleme duruşmasının yapılmadığı tespit edilmiştir. Dava, nispi harca tabi olup 123.694,21 TL değer üzerinden harç yatırılarak açılmıştır. Bu durumda AAÜT'nin 6.maddesi uyarınca nispi vekalet ücretinin yarısı tutarında davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi hatalı olduğundan, davacı vekilinin istinaf isteminin bu yönden kabulü gerekmiş, davacı vekili ön inceleme duruşmasından sonra davanın konusuz kaldığını ileri sürerek nispi vekalet ücretinin tamamına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de bu talebi açıklanan gerekçelerle yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı lehine AAÜT'nin 6.maddesi uyarınca nispi vekalet ücretinin yarısı tutarında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiş, davalı vekilinin istinaf isteminin ise HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile, HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/11/2020 tarihli 2019/457 E. 2020/532 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK; a-Dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, b-Alacak tutarı 123.694,21 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 24.738,84 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden, a-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL harcın, davacı tarafından peşin yatırılan 1.493,92 TL'den mahsubu ile bakiye 878,52 TL'nin davacıya iadesine, b-Davacı tarafça yapılan 799,50 TL (44,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL karar ve ilam harcı, 139,70 TL posta masrafı) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,c-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, ç-Davacı vekille temsil olunduğundan, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 6.maddesi gereğince hesap edilen 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,d-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,e-Yatırılan gider avansından artan miktar varsa ilk derece mahkemesince taraflara iade edilmesine, 4-İstinaf yargılaması giderleri yönünden; a-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davacı tarafça yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, c-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı tarafça yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, ç-Davacı tarafından sarfedilen 311,90 TL (istinaf harç ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, e-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iade edilmesine, f-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, g-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/03/2025