T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1444
KARAR NO:2025/295
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:25/05/2021
NUMARASI:2017/718 Esas 2021/580 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ:12/03/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Dava dışı... Şirketi'nin "... Mah. ... Pafta ... Ada ...-... Parsel Ataköy Bakırköy/İstanbul" adresindeki iş yerinin 15/10/2013-15/04/2016 tarihli "... Poliçesi" ile sigortalı olduğunu, 20/07/2015 tarihinde sigortalının iş yerinde hırsızlık olayı gerçekleştiğini, hırsızlık olayı ile ilgili olarak uzman eksperlerce yapılan inceleme neticesinde 18.321,93 TL hasar tespit edildiğini, hasar tazminatının davacı şirket tarafından sigortalısına ödendiğini, hırsızlığın borçlunun güvenliğinden sorumlu olduğu alan içerisinde gerçekleştiğini, hasar tazminatının rücuen tahsili için davalı aleyhine ... sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz etmesi nedeni ile davalının icra takibine haksız itirazının iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesi ile; hırsızlık sonucu ortaya çıkan zararların davacı sigortacının sorumluluğunda olduğunu, rücu hakkının kusurun varlığı halinde söz konusu olduğunu, kusurun ispatlanması gerektiğini, dava dışı şirketin sigortalı iş yerinde bulunan mallar çalınmış ise de söz konusu malların hırsızlığın gerçekleştiği mahalde depo edildiğine dair davalıya herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, davalının bilgisi dışında depo edilen malların çalınmasında davalının sorumluluğunun olmadığını belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece, "...Davacı sigorta şirketinin, dava dışı sigortalısının uğradığı gerçek zarar nispetinde davalıya rücu hakkı bulunduğundan, zarar miktarının tam olarak tespiti için, hırsızlığın gerçekleştiği iddia edilen inşaata ait kayıtlar incelenip, çalındığı iddia edilen malların neler olduğunun tespit edilmesi, akabinde bu malların değerinin bilirkişi marifetiyle tespit edilerek zarar miktarının tam olarak belirlenmesi, gerekir. Dosya içerisinde yer alan eksper raporu ve alınan bilirkişi raporu ile hırsızlık nedeniyle meydana gelen toplam hasarın 37.925,39 TL olduğu tespit edilmiştir. Hırsızlık olayının ardından çalınan mallar ve değeri tespit edilmiş olup, yapılan tespit ile alınan bilirkişi raporu arasında mübayenet bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı sigortacı tarafından sigortalısına 26/11/2015 tarihinde 18.321,93 TL hasar ödemesi yapılmış, bu tutar yönünden davacı sigortalının haklarına halef olmuştur. Mahkememizce alınan her iki bilirkişi raporu ile davalı güvenlik şirketinin hırsızlık olayının meydana gelmesinde kusurlu olduğu tespit edilmiştir.Yukarıda nedenleri açıklandığı üzere, 23/02/2021 tarihli rapordaki kusur oranına iştirak edilmiş ise de bu durum sonuca etkili değildir. Zira, toplam hasar tutarının %60'ı dahi poliçe kapsamında yapılan hasar ödemesinin üzerindedir. Bu itibarla, sigortalısına 18.321,93 TL ödeme yapan sigortacının TTK'nın 1472. maddesi gereğince rizikonun gerçekleşmesine neden olan davalıya rücu etmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Rücu hakkı başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin malvarlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen tazminat niteliğinde bir talep hakkıdır. Davacının mal varlığındaki eksilme, ödeme tarihinde gerçekleşmektedir. Rücu davasında faizin başlangıç tarihi, sigorta teminatının (hasar bedelinin) sigorta ettirene ödendiği tarihtir. Dosya kapsamına göre davacı, 26/11/2015 tarihinde hasar bedelini sigortalısına ödemiştir. Davalı bu tarihte temerrüde düşmüş olup, takipte talep edilen 438,22 TL işlemiş faiz yerindedir. İİK'nın 67/2. maddesi, "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne, göre red veya hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmünü içermektedir. Somut olayda; davacının alacağı, ancak kusur oranı belirlenmek suretiyle bilirkişi raporu ile tespit edilebildiğinden, ortada likit bir alacağın varlığından söz edilemez " gerekçesiyle davanın kabulü ile ... sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin aynen devamına, koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme kararına dayanak göstermiş olduğu 22.02.2021 bilirkişi raporunda kusur oranları eksik inceleme neticesinde hatalı olarak belirlendiğini, dosyaya sunulan iki rapor arasındaki çelişki giderilmeden son rapora üstünlük verilmesinin gerekçeleri hukuki olarak irdelenmeden hukuka aykırı bir karar verildiğini, hırsızlık olayı, davanın sigortalısı ... firmasının ve bizatihi bir kısım malzemeleri çalınan taşeronların kendi asli kusur ve ihmali neticesinde meydana geldiğini, şantiyede, ... sisteminin kurulup aktif şekilde kullandırılmaması ve yeterli güvenlik elemanı istihdam edilmemiş olunması nedeni davalı müvekkil şirket personelinin olayı görüp müdahale imkânının da olmadığını, bu nedenle dava konusu hırsızlık olayının meydana gelmesinde davalı müvekkil şirketin bir ihmal ve kusuru bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasının, davanın reddine karar verilmesini talep etmişir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, “... Poliçesi “ kapsamında ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali davasıdır.Dosya kapsamına göre; dava dışı .. Şti.nin ... adresinde bulunan ... Projesi'nin 15/10/2013-2016 tarihleri arasında davalı sigorta şirketi nezdinde ... Poliçesi ile sigortalandığı, şantiye tesisleri ve ekipmanları ile iş makineleri hırsızlığa karşı teminat kapsamına alındığı, 20/07/2015 günü sigortalı şantiye alanında meydana gelen hırsızlık olayında sigortalı işyerinde çalınan mallar nedeniyle davacı sigorta şirketince, sigortalısına 26/11/2015 tarihinde 18.321,93 TL ödeme yapıldığı, hasar bedelini ödeyen davacı sigorta şirketinin halefiyet ilkesi gereğince inşaat alanının gözetim hizmetini sağlamakla yükümlü olan davalı şirketin, hizmeti gereği gibi sunmadığı, hırsızlık olayının meydana gelmesinde kusurlu olduğu iddiası ile hasarın rücuen tahsili amacı davalı aleyhine ... sayılı sayılı takip dosyası ile 18.321,93 TL asıl alacak, 438,22 TL TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 18.760,15 TL alacağın rücuen tazmini için ilamsız takip başlattığı, davalının ödeme emrinin tebliğinden sonra yasal süre içinde borca ve ferilerine itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğu, davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nin "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Dosya kapsamında yer alan sigorta sözleşmeleri ve ödeme belgeleri dikkate alındığında, davacıların aktif dava ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır. 28/10/2015 Tarihli Hasar Ekspertiz Raporunda " Kaba inşaat betonarme yapısı devam eden konut projesi şantiyenin, çevresi trapez sac-kutu profilden imal ihata duvarı ile çevrili olup, 3 adet nizamiye kapısı bulunduğu, nizamiye kapılarından biri personel girişi, diğer 2'si araç girişi için kullanılmakta olup, tüm girişlerde güvenlik kulübesi ve güvenlik personeli bulunduğu, güvenlik hizmeti özel bir güvenlik firması tarafından sağlandığı, şantiyenin muhtelif kısımlarında kameralar konmuş olduğu görülmekle sigortalı yetkilisi Sn..., diğer ilgililer ve güvenlik personeli ile yapılanı görüşmede hırsızlık hadisesinin araç ile şantiyeye girilerek gerçekleştirilmiş olduğu ve kamera kayıtlarının bulunduğunun belirtilmesi üzerine kamera görüntüleri izlendiği, Kamera görüntüleri ve beyanlarında: ... Transit araç ile sabahları araç giriş çıkışı için açık bırakıldığı anlaşılan C kapısından girdiği görülen hırsızların, kaba yapı halindeki binanın bodrum kat rampasına park ederek, bodrum kattaki kapalı alandaki elektrik taşeronu (...) deposunun kapı yanına monteli alarm sireni kapağını açıp kablosunu kestikleri, demir kapısının asma kilidini kırarak ve tirajlı dıştan takma kilidini patlattıkları, içerideki sigorta kutusundan sigortaları kapatıp pır dedektörleri etkisiz hale getirdikleri, alarm sistemi paneli ve aküsünü çıkarıp, dvr kayıt cihazını ve içerideki makaralı kabloları aldıkları, akabinde bu deponun karşısında bulunan mekanik taşeronuna (...) ait mekanik depo sac kapısının kilidini kırarak girdikleri ve burada bulunan 4 adet kırici-delici el aletini ve 4 adet avuç taşlama el aletini aldıkları, araca yükleyerek aynı kapıdan çıkmak sureti ile hırsızlık hadisesinin gerçekleştirilmiş olduğu anlaşıldığı, Kamera görüntülerine göre söz konusu araç 27.07.2015 sabahı saat 05:50'de giriş yapmış, 06:19'da çıkış yapmış olduğu, yukarıda bahsedildiği üzere araç girişi için açık bırakılmış kapıdan hiçbir şekilde kontrol edilmeden serbest şekilde giriş yapan minibüs ile içeriye giren hırsızların, kapalı mekandaki iki depoya kapı kilitlerinin kırılarak girilmesi ile söz konusu hırsızlık hadisesinin meydana gelmiş olduğu, araç giriş-çıkışı sırasında C kapısı güvenlik kulübesindeki güvenlik personelinin yerinde bulunmadığı veya o sırada uyumuş olabileceği" yönünde görüş ve kanaate varılmıştır.Olay gecesi şantiyede görevli olan ve genel kolluk tarafından ifadesine başvurulan özel güvenlik görevlisi ...' ya ait bilgi atma tutanağında; “...26/07/2015 günü saat 20:00 sıralarında bahse konu projenin B kapısında bulunan satış ofisi kısmındaki güvenlik kulübesine gelerek nöbete başladığını, B kapısı barikatla kapalı olduğundan araçla giriş yapılmadığını, şantiyeye araç girişi diğer kapılardan yani A ve C kapısından yapıldığını, şantiye C kapısı benim bulunduğum güvenlik kulübesine yaklaşık 30-40 mt. Uzaklıkta olup kulübenin içerisinden bu kapının giriş çıkışı görünmediğini, yine A kapısı da yaklaşık 30-40 mt. uzakta olup kendisinin her iki kapının orta kısmında bulunduğunu, bu yüzden araçların geliş gidişini takip etmediğini çünkü her kapıda bir özel güvenlik görevlisi bulunduğunu...” şeklinde beyanda bulunmuştur.İnşaat Mühendisi, Sigortacılık Uzmanı ile Özel Güvenlik Uzmanı'ndan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 16/10/2020 raporda özetle ; "Davalı ...Şti.'nin: Koruma ve güvenlik hizmetini üstlendiği ... Şantiye alanındaki risk durumu ve İnşaat alanının korunması için güvenlik risk analizini yapmadığı, inşaat sahasında mevcut kamera sistemini aktif bir şekilde kullanmadığı, personelini yeterince eğitip denetlemediği, can ve mal güvenliğinin sağlanmasından sorumlu olduğu inşaat alanında koruma ve güvenlik esas ve usullerini eksik uyguladığından ve yetersiz özel güvenlik hizmeti verdiğinden dolayı güvenlik zafiyeti yaşanmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla, davalı güvenlik şirketine 60 oranında kusur atfedildiği, Dava dışı, sigortalı ... Şti. Yönetiminin: ...Şantiye güvenliği ile ilgili muhtemel tehdit ve tehlikelerin neler olduğuna dair risk analizi yaptırmadığı, inşaat alanına ... sistemini kurup aktif şekilde kullandırmadığı, yeterli sayıda güvenlik personeli çalıştırmadığı, dolayısıyla gerekli tedbirleri almaması, kontrol ve denetim görevini tam olarak yerine getirmemesi nedeniyle dava dışı sigortalı şirket yönetiminin özen yükümlülüğünü yerine getirmediği ve basiretli bir tüccar gibi hareket etmediği, bu nedenle hırsızlık olayının meydana gelmesinde güvenlik zafiyetine sebebiyet verdiğinden dolayı, dava dışı...Şti.' ye Y.40 oranında kusur atfedildiği,...Şirketi tarafından düzenlenen çalıntı malzemelere ilişkin hazırlanan raporda; inşaat hasarında yer alan elektirik kablolarından kaynaklanan KDV dahil 34.500,00 TL zarar , ile ekipman hasarında yer alan güvenlik tesisat ekipmanı kayıt cihazı ve ... ve ispiral aletlerden kaynaklanan KDV dahil toplam 3.425,07 TL zarar miktarı, işin mahiyetine ve kapsamına uygun, alınan birim fiyatlarının da piyasa rayiç değerleri ile uyumlu ve kadri marufunda olduğu " yönünde görüş bildirilmiştir. Tarafların itirazları doğrultusunda yeni bir heyetten alınan 23/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; " Bahse konu olayın 20/07/2015 tarihinde 05.50 sıralarında şüpheli şahıs/şahısların beyaz renkli ... Transit marka araç ile açık olduğu belirtilen C kapısından girdikleri esnada C kapısı güvenlik görevlisinin yerinde olmadığı, bahse konu aracın inşaatın depo bölgesinde inşaatın işlerini yapan ... A.Ş. ve ... şirketlerine ait depoların kilitlerinin kırılması neticesinde çeşitli inşaat elektrik malzemeleri, el aletleri ve takımları, makinalarının çalınması neticesinde hırsızlık olayının gerçekleştiği anlaşılmış olup şüpheli şahısların açık olan ve güvenlik görevlisinin görülmediği C kapısından girmiş olduğu kanaatine varılmış olup 22/07/2014 tarihli ek protokol hükümleri incelendiğinde, hizmet yerindeki özel güvenlik personel sayısı 16 (on altı) kişi olarak güvenlik sayısının artırılmak suretiyle yeterli sayıda personelin olduğu anlaşılmakla meydana gelen hırsızlık olayında, işveren sigortalı işveren ... Şti. Yönetiminin kusuru olmadığı, yüklenici ... firmasının güvenlik zaafiyeti ve kusuru olduğu kanaatine varıldığı" bildirilmiştir. Dosya kapsamına göre; sigortalı şirketin bünyesinde bulunan ... adresinde bulunan Selenıum Ataköy İnşaat alanının güvenliğinin sağlanması konusunda dava dışı sigortalı şirket ile davalı güvenlik şirketi arasında 01/08/2014-31/07/2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Güvenlik Hizmet Sözleşmesi imzalanmış, olup "Tarafların Yükümlülükleri" başlıklı sözleşmenin 5.2. Maddesinin; "Güvenlik şirketi, şantiye içerisinde ve çevresinde belirlenmiş olan alanlarda gerekli teçhizatla donatılmış olan güvenlik elemanları ile haftanın 7 günü ve ayrıca genel tatil, dini ve resmi bayram tatilleri dahil olmak üzere 24 saat güvenliği ve emniyeti sağlayacaktır." güvelik şirketi tarafından verilmesi gereken hizmete ilişkin 5.13. Maddesinin; "Ana giriş-çıkışlarının ve diğer giriş-çıkışların kontrol altında tutulması, periyodik devriye hizmetlerinin ifası, şantiyeye giren ve çıkan araçların kapı kayıt işlemlerinin yapılması, şantiye fiziki sınırlarının gözetim ve denetim altında tutulması, korunmasının sağlanması, güvenlik hizmeti sözleşme süresince haftanın 7 günü 24 saat verilecek olup, şantiye sahasına bir giriş kapısı olması durumunda güvenlik sayısı en az 3, iki giriş kapısı olması durumunda en az 7 kişi güvenlik müdürü dahil olacaktır..” 5.14. Maddesinin " Şantiyede meydana gelecek her türlü saldırı, şiddet olayı ile şantiyenin veya çalışanların güvenliğini tehlikeye düşürecek veya huzursuzluğuna yol açabilecek her türlü olayda güvenlik personeli derhal müdahale ederek, olaya ilk müdahalesinden sonra derhal resmi kolluk güçlerine haber verecek...” şeklinde kararlaştırıldığı, 22/07/2014 tarihli ek protokol ile hizmet yerindeki özel güvenlik personel sayısının artırılarak 16 (on altı) kişiye çıkartıldığı görülmüştür.Somut olayda, Ekspertiz raporu ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarında ayrıntılı şekilde ifade edildiği üzere araç giriş için açık bırakılan kapıdan, güvenlik personelince kontrol ve kayıt işlemi yapılmadan serbest şekilde araç ile giriş yapan şahıslarca kapalı mekandaki iki depoya ait kapı kilitlerinin kırılarak girilmesi sonucunda hırsızlık olayın gerçekleştiği, davalı güvenlik şirketinin sözleşmenin 5.13 maddesindeki ( a-ana giriş çıkışların ve diğer giriş çıkışların kontrol altında tutulması, b-periyoduk devriye görevinin ifası, c-şantiye giren çıkan araçların kapı kayıt işlemlerinin yapılması) yükümlülüklerini yerine getirmemesinden dolayı meydana gelen hırsızlık olayında tam kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar 16/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda; dava dışı sigortalı işverenin, şantiye güvenliği ile ilgili muhtemel tehdit ve tehlikelerin neler olduğuna dair risk analizi yaptırmadığı, inşaat alanına ... sistemini kurup aktif şekilde kullandırmadığı, yeterli sayıda güvenlik personeli çalıştırmadığı, dolayısıyla gerekli tedbirleri almaması, kontrol ve denetim görevini tam olarak yerine getirmemesi nedeniyle sigortalıya % 40 oranında kusurlu bulunmuş ise de hırsızlığın gerçekleştiği tarihte düzenlenen ek protokol ile güvenlik personel sayısının 16'ya çıkartılmak suretiyle yeterli sayıda personelin bulunduğu, şantiye güvenliği ile ilgili muhtemel tehdit ve tehlikelerin neler olduğuna dair risk analizi raporunun davalı güvenlik şirketi tarafından düzenlenerek gerektiğinde inşaat alanına ... sisteminin kurulmasına yönelik talebinin de davalı güvenlik şirketi tarafından, dava dışı sigortalıdan talep edilmesi gerekmektedir. Ancak davalı güvenlik şirketince düzenlemiş bir risk analiz raporu ve ... sisteminin kurulmasına yönelik talebinin olduğuna dair dosyada bilgi ve belge olmadığı, bu nedenle dava dışı işveren sigortalıya atfedilecek müterafik kusur bulunmadığından davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiştir.Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b.1 gereğince esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf harcından, davalı tarafından yatırılan 321,00 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 294,40 TL harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/03/2025