T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1375
KARAR NO: 2025/327
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/491
KARAR NO: 2021/403
DAVA TARİHİ: 26/09/2020
KARAR TARİHİ: 18/05/2021
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 19/03/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından işletilen köprü ve otoyoldan, davalıya ait ... plakalı aracın ihlalli geçişi nedeniyle doğan ve yasal süresi içerisinde ödenmeyen geçiş tutarları ve yasadan kaynaklı para cezalarının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibi yapıldığı, davalı tarafından işbu takibe itiraz edildiğini, itiraz konusu dosya alacağı hakkında takibin devamı amacıyla işbu dava ikame edildiğini, davalının itirazında haksız olduğunu beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı ... Ticaret Limited Şirketi'ne dava dilekçesi ve tensip tutanağı tebliğ edilmiş olup davalı tarafından davaya cevap verilmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; "..Mali müşavir bilirkişi aracılığı ile yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda; dosyaya sunulan geçiş bilgileri dökümü incelendiğinde davalı şirket adına kayıtlı aracın davacının işletmesinde bulunan Avrasya Tüneli'nden 02.08.2018 ile 07.09.2019 tarihleri arasında toplam 153 kez geçiş ihlali yaptığı, davalının bu ihlali geçiş ücreti toplamının 3.564,90 TL olduğu, 6001 Sayılı Kanunun 30/5 maddesi gereğince ihlal halinde geçiş ücretinin dört katı cezanın tahakkuk ettirileceğinin düzenlendiği, buna göre 14.259,60 TL ceza tutarı ve 3.564,90 TL geçiş ücreti olmak üzere davalının ödemek zorunda olduğu toplam tutarın 17.824,50 TL olduğu ve davacının talebinin de buna yönelik olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir." gerekçesiyle, "Davanın kabulü ile; davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 17.824,50 TL üzerinden devamına, Alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, Alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek bu yönden kararın kaldırılmasını ve müvekkili lehine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında, davacı tarafından 17.824,50 TL geçiş ücreti ve ceza tutarının, takip tarihinden itibaren yıllık %18,25 ve değişen oranlarda avans faiziyle birlikte tahsili talebiyle 21/10/2019 tarihinde başlatılan icra takibine ilişkin ödeme emrinin tebliği üzerine, davalı tarafından yasal süre içerisinde itiraz edildiği ve eldeki davanın İİK 67.maddesi uyarınca 1 yıllık yasal sürede açıldığı tespit edilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ancak icra inkar tazminatı istemi reddedildiğinden, karara karşı davacı vekili tarafından icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği belirtilerek istinaf yoluna başvurulmuştur. İİK'nın 67/2 maddesinde "...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemesi yer almaktadır. İtirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka takibe konu alacağın likit ve belli olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nın 07/06/2006 tarihli, 2006/19-295 E. 2006/341 K. sayılı ilamı) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29/03/2023 tarihli 2022/6-1019 E. 2023/267 K. sayılı ilamında bu husus; "...Likid alacak bakımından aranan “borçlunun, talep edilen alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmesi veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda olması; bu bağlamda alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç bulunmaması, diğer bir anlatımla borçlunun, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması” ölçütü birçok tartışmayı sona erdirmekle beraber, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesinin, alacağın likid olup olmadığı ile ilgili başlı başına bir kıstas olarak kabul edilmesi de doğru değildir. Çünkü mahkeme uygulamasında “hesap işi”, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hâllerden olduğundan borçlunun, kendi başına hesaplayabilecek durumda olduğu asıl alacak ve temerrüt faizine itiraz etmesi hâlinde, mahkemenin, alacaklının alacağının miktarını, bizzat tespit etmeyip bilirkişi vasıtasıyla belirleyeceğinden, likid olan bir alacağın sırf bilirkişi incelemesi yapıldığı gerekçesi ile likid sayılmaması doğru olmayacaktır (Hukuk Genel Kurulunun 17.10.2012 tarihli ve 2012/9-838 Esas, 2012/715 Karar sayılı kararı)." şeklinde açıklanmıştır. Somut olayda; davalının geçiş bedellerini ödemeksizin davacı tarafından işletilen köprü ve otoyollardan geçiş yaptığı, geçiş tarihini takip eden 15 günlük süre içerisinde de bedellerin ödenmediği, geçiş bedellerinin likit olduğu, yine ceza miktarının ise yasadan kaynaklandığı ve belirli olduğu anlaşılmakla, mahkemece kabul edilen dava değeri 17.824,50 TL'nin %20 oranında hesaplanan 3.564,90 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalıdır. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 16/06/2022 tarihli 2022/3213 E. 2022/5927 K sayılı kararı; "...Mahkemece; davalının ödemesiz geçiş tarihlerini izleyen on beş gün içinde yükümlü olduğu geçiş ücretini usulüne uygun olarak ödemediği, davalının otoyolun ücretli olduğunu bilmediği savunmasının borçtan kurtulma sonucunu doğurmayacağı, takip konusu para cezası üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği, davalı tarafça likit ve bilinebilir olan geçiş ücretine haksız olarak itiraz edildiğinden bu tutar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğinden bahisle, davanın kısmen kabulü ile takibe vaki itirazın iptali ile takibin aynen devamına, asıl alacak 838,30 TL’nin %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının 21/05/2021 tarihli yazısında; mahkemece, 6001 sayılı Kanunda belirlenen ceza tutarının da takibe konu edildiği, borçlu itirazının ceza tutarını da kapsadığı, yapılan yargılama sonunda alacaklı lehine hükmedilen kısımda kaldığı ve likit olduğu dikkate alınarak bu kısım yönünden de icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde para cezası yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmemiş olmasının usul ve kanuna aykırı bulunduğu ileri sürülerek; hükmün, kanun yararına bozulması talep edilmiştir. ...somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirkete ait araçların, davacı şirket tarafından işletilmekte olan otoyoldan ücret ödemeden geçiş yaptıkları, davalı şirketin ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş gün içinde yükümlü olduğu geçiş ücretlerini ödemediği, bu nedenle davacı şirketin geçiş ücreti ile bu ücretin dört katı tutarındaki cezadan ibaret olan alacağının tahsili için icra takibi başlattığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece; geçiş ücretinin davalı şirket tarafından yasal süresi içinde ödenmediği, bu nedenle davacı şirketin 6001 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinin beşinci fıkrası uyarınca geçiş ücreti ile kesinleşmiş olan dört katı tutarındaki cezadan ibaret olan alacağını takibe konu ettiği, alacak miktarının belirlenebilir (likit) nitelikte olduğu gözetilerek, alacak miktarının tamamı üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olduğundan, Adalet Bakanlığının yerinde görülen kanun yararına temyiz talebinin kabulü gerekir..." şeklindedir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/05/2021 tarihli 2020/491 E. 2021/403 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK;a-Davalının KABULÜ ile; davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin 17.824,50 TL üzerinden DEVAMINA, alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiz uygulanmasına,b-Alacak tutarı 17.824,50 TL'nin %20 oranında hesaplanan 3.564,90 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden, a-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.217,59 TL harçtan, davacı tarafından peşin yatırılan 215,28 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.002,31 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, b-Davacı tarafça yargılama aşamasında bilirkişi ve tebligat ücreti olarak yapılan 868,00 TL gider, 215,28 TL peşin harç ve 54,40 TL başvuru harcı toplamı 1.137,68 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Davacı vekille temsil olunduğundan, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince hesap edilen 17.824,50 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ç-Yatırılan gider avansından artan miktar varsa ilk derece mahkemesince taraflara iade edilmesine, 3-İstinaf yargılaması giderleri yönünden; a-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davacı tarafça yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,c-Davacı tarafından sarfedilen 264,40 TL (istinaf harç ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine, d-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, e-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/03/2025