T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/2191
KARAR NO:2025/197
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:27/09/2023
NUMARASI:2023/524 Esas - 2023/937 Karar
DAVANIN KONUSU:İflas (Doğrudan Sermaye Şirketleri İle Kooperatiflerin İflası (İİK 179))
KARAR TARİHİ:19/02/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin ekonomik zor durum aşamasından kurtulmak çabasında iken, çalışanının iş yaptığı sırada yaptığı kaza nedeniyle aleyhine açılan tazminat davasında çok yüksek tutarda tazminat kararı verildiğini, ... sayılı ilamlı icra takibine maruz kaldığını, müvekkili şirketin acz içine düşmüş olmakla borca batıklığı nedeniyle iflas kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:Mahkemece; " ... kayıtlı olarak davacı hakkında ilamlı icra takibi başlatılarak 8.295.263,61 TL üzerinden icra emri gönderildiği, ilamlı icra takibinin dayanağı ilamınBakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1063 esas sayılı dosyası olduğu, dosyanın kesinleşmediği ve istinaf incelemesinde olduğunun tespit edildiği, bu haliyle anılan dosya kapsamında davacı borcunun henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle davacının pasifinde gösterilemeyeceği, bu dosya kapsamındaki miktarın nazara alınmaması ihtimalinde davacı şirket rayiç değer öz kaynaklarının (+) 1.403.075,09 TL olup borca batık olmadığı, dolayısıyla iflas koşullarının oluşmadığı " gerekçesiyle iflas talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1063 sayılı davada kararın tarafımızca istinaf kanun yoluna başvurularak kaldırılması talebinde bulunulamadığını, sadece müvekkil şirket dışındaki davalılarca istinaf itirazı kanun yoluna konu edildiği ve o davalılar hakkında kararın kesinleşmediğini, müvekkilim şirket hakkında tazminat kararı kesinleştiği gibi icra emrine konu icra takibinin de herhangi bir tehir-i icra kararı mevcut bulunmamakla, icra takibi devam etmekle bu kapsamda müvekkilim şirket hakkında icra emrine konu icra takip dosyasının kesinleşmiş olduğundan mahkemenin davayı ret kararı gerekçesi kabule şayan olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, 2004 sayılı İİK'nın 178/1 ve 179. maddeleri ile 6102 sayılı TTK'nın 376/3. maddesi gereğince davacı şirketlerin borca batık olduğundan bahisle iflasına karar verilmesi istemine ilişkindir.Dava tarihinde yürürlükte bulunan, 6102 sayılı TTK ‘nun 376. maddesinin 3. fıkrasında, şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulunun, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hemde muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartılacağı, bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması halinde, yönetim kurulunun bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesine bildireceği ve şirketin iflasını isteyeceğine yer verilmiştir.Davaya konu somut uyuşmazlıkta, davacı, ticari işlerinin kötüye gitmesi ve aleyhine açılan tazminat davası nedeniyle borçlarını ödeyemez ve borca batık duruma düştüğünü belirterek ''borca batıklık'' ile "aciz hali" nedeniyle doğrudan iflasını talep etmiştir. Somut olayda; davacı şirketin sicil adresine göre (Bakırköy/İstanbul) İİK'nun 154. maddesi uyarınca davanın yetkili mahkemede açıldığı, İİK nın 178/2. Maddesinde yapılan atıfla aynı yasanın 166.maddesi uyarınca usulen ilanlar yaptırılmış, davacı tarafın iflas avansını yatırmış olduğu dosya kapsamında sunulan delillerden anlaşılmıştır. İİK'nın 179. maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için şirketin borca batık durumda olması gerekir. Aciz hali borçlunun ödeme araçlarından yoksunluğu nedeniyle, derhal ödemesi gereken para borçlarını ödemek konusundaki iktidarsızlığıdır, borca batıklıkta ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Borçlunun aciz hali ne kadar ağır olursa olsun (İİK.nun 178/III deki durum olmadıkça) kendi iflasını isteyen borçlu aciz halinde bulunduğunu ispat etmek zorundadır. İflas talebi üzerine mahkemede bilirkişi incelemesi yaparak iflas talebinin yerinde olup olmadığını belirler. Borca batıklığın tespiti için TTK'nın 324. maddesi uyarınca bir borca batıklık bilançosu hazırlanmalıdır. TTK'nın 324. maddesine göre borca batıklık bilançosunda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançonun çıkarılması gerekir. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Bunun için mahkemeye ibraz edilen bilanço üzerinde mahallinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Borca batıklık, TTK’nın 324. maddesinde gösterilen şekilde varlıkların rayiç değerini belirlemek ve İİK’nın 178/1. madde ve fıkrasında belirtilen alacaklılar listesinde gösterilenler ile gerçek anlamda tesbit edilebilecek diğer borçların tutarına göre belirlemelidir. Borca batıklıktan kurtulma ise tüm borçların ödenmesi anlamına gelmeyip, aktifin pasiften fazla olmasını ifade eder. Bir sermaye şirketinin borca batıklık bildiriminde bulunarak iflasını istemesi halinde, bu durumun mahkemece re’sen tespiti gerekir. Bu tesbitin yapılmasında, davacının sunduğu delillere ek olarak, mahkemece gerekli görülen diğer delillerin toplanması, bu kapsamda ilgisi görülen kamu kurumlarından alınacak bilgiler, yapılacak keşif ve mahkemece atanacak bilirkişilerce düzenlenecek raporlar da değerlendirilmelidir. Borca batıklığın tesbitinde sadece davacının kayıtlarına değil, varlıklarının rayiç değerlerine de özellikle bakılmalı, bu noktada, konusunda uzman bilirkişilerin görüşüne başvurulmalıdır. Dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklık sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir." (Bkz. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2013/1607-1904 E. K. sayılı ilamı) Mahkemece, iflas davası nedeniyle resen araştırma ilkesi uyarınca takbis sisteminden tüm tapu müdürlüklerine, ilgli trafik tescil şube müdürlüklerine, ticaret sanayi odasına ve sair tüm kamu kurumlarına müzekkere yazılarak davacı adına kayıtlı mal varlığına ilişkin belgeler getirtilmiş olup davacı şirketin herhangi bir taşınmazın bulunmadığı, yasal defterlerinde tespit edilen ... plakalı aracının yanı sıra ..., ..., ..., ..., ..., ... plakalı ...Marka 6 adet motosikletinin olduğu görülmüştür. Akabinde refakate alınan mali müşavir ile makine mühendisi ile birlikte davacının ticari defter ve kayıtları ile duran varlıkları üzerinde mahallinde keşif yapılarak rapor aldırılmıştır.Mali müşavir ile makine mühendisi bilirkişilerden alınan müşterek raporda özetle; "Keşif incelemesi için şirketin faaliyet gösterdiği merkez satış binasının bulunduğu adresine gidildiği, ancak belirtilen adreste başka bir şirketin faaliyet gösterdiği tespit edildiği, bu nedenle bu adreste şirkete ait herhangi bir ticari mal, makina ve demirbaş görülmediği, bununla birlikte şirketçe Bakırköy Adliyesi otoparkına getirilen ... Plakalı araç incelendiği, inceleme günü bahse konu motosikletler keşfe getirilmediği ve bunlara ilişkin bir bilgi verilmediği, motosikletlerin fiziki olarak var olmadığı şirket vekili tarafından sözlü olarak beyan edildiği, keşfe getirilmeyen motosikletler heyetimiz tarafından re’sen değerlendirildiği, Şirketin, stok, makine ve cihaz, ve demirbaşların olmadığı ve taşıt olarak sadece ... plakalı ... Model araca sahip olduğu bununda rayiç değerinin 800.000 TL olduğu, şirket kayıtlarından, 1 adet binek araç dışında ayrıca 6 adet motosikletin rayiç değerleri 175.000 TL olduğu,Şirketin kaydi değer bilançosundan, aktiflerin içinde muhtemel satış fiyatları kaydi değerinden farklı olan kalemlerde, muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen rayiç değer bilançosuna göre; mevcut 1 adet taşıtın ve kayıtlara göre tespit edilen motosikletlerin rayiç değer bilançosuna tespit edilen değerle aktarıldığı, Maddi duran varlıklar ile maddi olmayan duran varlıkların rayiç değerleri dikkate alındığından, birikmiş amortismanlar rayiç değer bilançosuna 0,00 TL olarak aktarıldığı, maddi olmayan duran varlıklar grubunda haklar kaleminde kayıtlı bulunan 1.660,34 TL ve kuruluş ve örgütlenme giderleri kaleminde kayıtlı bulunan 2.816,05 TL, muhtemel satış değeri hesaplanabilecek varlıklar olmadığından rayiç değer bilançosunda dikkate alınmadığı, gelecek yıllara ait giderler kaleminde yer alan 468,12 TL muhtemel satış değeri hesaplanabilecek varlık veya tasarrufta bulunulabilecek bir alacak niteliğinde olmadığından rayiç değer bilançosuna 0,00 TL olarak aktarıldığı,Bilançoya göre şirketin varlıklarını ve borçlarını değerlediğimizde TTK 376/3 Md. çerçevesinde “aktiflerin muhtemel satış fiyatı” esasına göre rayiç değerler yönünden özvarlık tutarı;(+) Varlıkların Değeri : (+) 1.680.854,80 TL (-) Borçların Değeri :(-) 9.204.491,61 TL Rayiç değerlere göre 24.05.2023 tarihli Özvarlık tutarı: (-) 7.523.636,81 TL olarak hesaplandığı, buna göre; aktif toplamının şirket borçlarını karşılamadığı, şirketin rayiç değerlere göre borca batık olduğu tespit edildiği, Öte yandan şirket aleyhine açılan ve Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2014/1063 E. Sayılı dosyasında görülen davada ... numaralı kararla şirket aleyhine 29.12.2022 tarihinde hüküm kurulduğu, gerekçeli kararı müteakiben davacılar tarafından Bakırköy ...İcra Dairesi ... Sayılı dosyasında davacı aleyhine 08.05.2023 tarihinde 8.295.263,61 TL icra emri gönderildiği, davacı şirket faizler dahil 8.926.711,90 TL tutarında 2023 yılı yasal defterlerine gider kaydı yapıldığı, bunun sonucunda şirket kaydi değer ve rayiç değer yönünden borca batık duruma geldiği, ancak şirket aleyhine verilen kararın henüz kesinleşmemiş olması halinde 24.05.2023 tarihli rayiç değerler üzerinden hazırlanan bilançosuna göre şirketin rayiç değer özkaynaklarının (+) 1.403.075,09 TL olarak hesaplanacağı ve şirketin rayiç değerlere göre borca batık olmayacağı " yönünde tespit ve görüşte bulunmuştur.Dosya kapsamına göre; iflasını talep eden borçlu şirketin aktif ve pasif kayıtları araştırılmış ve mahallinde keşif yapılmış olup şirket merkezinde başka bir şirketin faaliyet gösterdiği, bu nedenle bu adreste şirkete ait herhangi bir ticari mal, makina ve demirbaş tespit edilemediği sadece mevcut 1 adet ... Plakalı otomobil ile kayıtlı 6 adet motosiklet tespit edilmiştir. Borca batıklığın tespiti amacıyla alınan bilirkişi raporunda; davacı şirketin TTK 376/3 Md. çerçevesinde “aktiflerin muhtemel satış fiyatı” esasına göre hazırlanan rayiç değerler bilançosuna göre: Varlıkların Değeri : 1.680.854,80 TL, Borçların Değeri : 9.204.491,61 TL Rayiç değerlere göre 24.05.2023 tarihli Özvarlık tutarı: (-) 7.523.636,81 TL olarak hesaplandığı, buna göre; aktif toplamının şirket borçlarını karşılamadığı, şirketin rayiç değerlere göre borca batık olduğu tespit edilmiştir. Görüldüğü üzere, iflasını talep eden şirketin faaliyetine devam etmediği, üzerine kayıtlı hali hazırda bir adet otomobil ile nerede olduğu tespit edilemeyen 6 adet motosiklet dışında, şirkete ait herhangi bir ticari mal, makina ve demirbaş bulunmadığı, toplam 1.680.854,80 TL varlığı yanında toplam 9.204.491,61 TL borcu bulunduğu, bu borcun 8.926.711,90 TL'lik kısmı borçlu şirket aleyhine başlatılan icra takibinin dayanağı olan Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1063 esas sayılı dosyası olduğu anlaşılmıştır.Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/12/2022 tarih 2014/1063 Esas, 2022/1184 Karar sayılı kararı ile;"Asıl dava yönünden; 16/02/2015 tarihli sulh protokolü gözönünde bulundurularak Davacılar ... ve ...'ın maddi tazminat taleplerinin, Davacı ...'ın davalı ... A.Ş'ye yönelik maddi tazminat taleplerinin ve tedavi gideri taleplerinin sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacı ...'ın diğer davalılara yönelik maddi tazminat taleplerinin kabulü ile 1.790.442,97 TL maddi tazminatın (geçici ve sürekli iş göremezlik, ekonomik geleceğin sarsılması ve efor kaybı) 25.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ... A.Ş'den müştereken mütesselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,Davacı tarafların manevi tazminat taleplerinin ise kabulü ile; Davacı ... için 100.000 TL, ... ve ... için ayrı ayrı 50.000 TL olmak üzere toplam 200.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar..., ... ve ... A.Ş' den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine Birleşen dava yönünden; davacı tarafın, davalı ... A.Ş'ye yönelik bakıcı gideri talebinin 16/02/2015 tarihli sulh protokolü gözönünde bulundurularak reddine, davacının diğer davalılara yönelik bakıcı gideri talebinin kabulü ile 2.405.921,86 TL bakıcı giderinin 25.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 2.360.921,86 TL'sinden davalı işleten ...'ın, diğer davalılar ... ve ... A.Ş'nin ise tamamından sorumlu olacağı şekilde davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine " karar verilmiştir. Mahkemece, Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1063 esas sayılı dosyasının henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle davacının pasifinde gösterilemeyeceği, bu dosya kapsamındaki miktarın nazara alınmaması ihtimalinde davacı şirket rayiç değer öz kaynaklarının (+) 1.403.075,09 TL olup borca batık olmadığı, dolayısıyla iflas koşullarının oluşmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de karara karşı davacı ... vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 22/04/2024 tarih 2023/2700 E. 2024/200 K. Sayılı ilamına göre; davacı ... vekilinin istinaf nedenleri; birleşen davada, davalı ... şirketi yönünden bakıcı giderine ilişkin davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, bakıcı gideri talebinin sakatlık teminatı değil tedavi gideri teminatı kapsamında olduğunu, sulh protokolünün asıl davadaki taleplere yönelik düzenlendiği, asıl davada bakıcı gideri talepleri bulunmadığı, davalı sigorta şirketinin de poliçe limiti 268.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere bakıcı giderinden sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği, bakıcı gideri tazminatının sakatlık teminatı kapsamında olmaması nedeni ile sakatlık teminatı yönünden ödenmeyen ve feragat edilen 45.000,00-TL'nin bakıcı gideri teminatından düşerek davalı ... yönünden eksik bakıcı giderine hükmedilmesinin hatalı olduğu, davalı ...şirketi yönünden ... Sigortacısı konumunda olan ... A.Ş'ye davanın ihbar edilmesi nedeni ile ihbar olunan hakkında da hüküm kurulması gerekirken herhangi bir karar verilmemesinin hatalı olduğu ileri sürüldüğü, istinaf incelemesi sonucunda davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verildiği görülmüştür. Her ne kadar iflas talebinde bulunan borçlu şirketin, trafik kazasından kaynaklı tazminat davasında aleyhine hükmedilen karara karş davacı ... vekilince karara karşı kanun yoluna başvurulması nedeniyle karar henüz kesinleşmemiş ise de karara yönelik borçlu şirketin istinafı bulunmadığından kazanılmış hak uyarınca tazminat talebinde bulunan davacılar aleyhine hüküm kurulamayacağından, davacı şirket aleyhine hükmedilen tazminatın, davacının rayiç değer bilançosunun pasifinde nazara alınmaması hatalı olmuştur.Bu durumda; iflas talep eden şirket merkezinde başka bir şirketin faaliyet gösterdiği, bu nedenle bu adreste şirkete ait herhangi bir ticari mal, makina ve demirbaş tespit edilemediği, hazırlanan rayiç değerler bilançosuna göre: toplam 1.680.854,80 TL varlıkların değerine karşılık toplam, 9.204.491,61 TL borcu bulunduğu, söz konusu borcun 8.926.711,90 TL'lik kısmı borçlu şirket aleyhine başlatılan icra takibinin dayanağı olan Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1063 esas sayılı dosyası olduğu, söz konusu karara yönelik borçlu şirket vekilince kanun yoluna başvurulmaması nedeniyle tazminat talebinde bulunan davacılar yönünden kazanılmış hak oluşturduğu ve aleyhe hüküm verilmeyeceği, mahkemece İ.İ.K.'nun 173/2 maddesi uyarınca alacaklıların, itiraz etmek isteyenlerin ve davaya katılmak isteyenlerin ilandan itibaren 15 gün içinde mahkemeye müracaat etmeleri ilan edilmesine rağmen, herhangi bir müdahil tarafından söz konusu açılan tazminat davasına yönelik muvazaa iddiası bulunulmadığı gözetilerek borca batık ve aciz halinde olduğu tespit edilen davacı şirketin iflasına karar verilmesi gerekirken hukuki yanılgı ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.Açıklanan tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1.b-2 madde uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına, karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, HMK'nın 353/1-b.2 bendi uyarınca Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/524 Esas - 2023/937 Karar ve 27/09/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,1-Davanın KABULÜ İLE; a-İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...-...nosunda kayıtlı davacı ...'nin 19/02/2025 günü saat 11:10 itibariyle İFLASINA, b-İflasın açıldığının İflas Müdürlüğü'ne ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne derhal BİLDİRİLMESİNE,c-İflas avansının Bakırköy ... İcra Dairesinin ... İflas Müdürlüğü'ne AKTARILMASINA, bu hususta ilk derece mahkemesine müzekkere YAZILMASINA, ç-Kararın bir örneğinin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE, d-İflas kararının 2004 sayılı İİK'nun 166.maddesi uyarınca İLANINA, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına 3-Davacı tarafından sarfedilen yargılama giderlerinın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davanın niteliği gereği davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
İstinaf giderleri yönünden;1-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,2-İstinaf aşamasında yapılan davetiye giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.a maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nin 164 maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/02/2025