T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/550
KARAR NO: 2024/1338
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/114
KARAR NO: 2023/919
TARİHİ: 18/12/2023
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 16/02/2022
KARAR TARİHİ: 23/10/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından, dava konusu hasarın meydana geldiği ... Mah. ... Sok. No:... ve ... adresindeki sigortalı ... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.’nin kullanımındaki işyeri ... poliçe no’lu İşyeri Paket Poliçesi ile 02/09/2019 - 02/09/2020 tarihleri arası dönem için sigortalandığını, müvekkili şirketin sigortalısı iş yeri dış kapı numaraları ... ve ... olan binaların birleşiminde yer aldığını, 30.06.2020 tarihinde sigortalının kiracısı olduğu ...’ın maliki olduğu daire de bina ortak pimaşındaki tıkanıklığın geri tepmesi sonucu, dairesini su bastığını, daireye basan suyun, sigortalı işyerine akması sonucu sigortalı işyerinde hasar oluştuğunu, hasardan bina sahiplerinin sorumlu olduğunu, müvekkili sigorta şirketi tarafından bu hasar neticesinde 29.07.2020 tarihinde toplam 137.595,71 TL hasar ödemesi yapıldığını, davalıların hasar nedeni ile sorumluluğunun TBK m. 69 kapsamında yapı sahibinin kusursuz sorumluluğu esasına dayalı bir sorumluluk olduğunu, davanın kabulü ile davalıların İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; takip dayanağı belge ve borcun sebebini gösterir yeterli açıklama ihtiva eden evrağın takip dosyasına eklenmediğini, müvekkillerine gönderilen ödeme emirlerinin de eksik olarak gönderildiğini, her malikin arsa payları oranında sorumlu tutulması gerektiğini, takip talebinde iddia olunan borç ile ilgili tarafların ödeme yükümlülüklerine ilişkin belirtici bir talep olmayışı, ve borcun kişilerce eşit miktarda mı arasa payları oranında mı yoksa müteselsilen mi ödeneceği konusundaki muğlaklık ve talep eksikliği kaynaklı hukuka aykırı olduğunu, işbu davadaki taleplerin de reddi gerektiği, sigortalının dükkanının bulunduğu ve müvekkillerinin malik olduğu apartman taşınmaz projesi ve yapı ruhsatına tamamen uygun bir biçimde inşa edilmiş olup, binanın tüm unsurlarının bakımları zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirildiğini, söz konusu tepme sokakta bulunan ... mutfak hattı borusunun tıkanması sonucu meydana gelmiş olup basıncın etkisiyle 7 numaralı girişin bulunduğu tarafta yer alan gideri takip ederek ...'ın dairesine sirayet ettiğini, binanın giderinin tıkanmasının söz konusu olmadığını, Binanın tüm unsurları bakımından yapım, bakım ve onarımlarında bir eksiklik olmadığı gibi terditli savunma kapsamında kabul anlamına gelmemekle beraber binanın bakımında eksiklik olsa bile somut olayda damlamanın binanın bakımındaki eksikliklerden ya da yapımındaki bozukluklardan değil ...'nin ağır kusurundan dolayı meydana geldiğini, bu durumun illiyet bağını kestiğini, illiyet bağının kesildiği durumlarda yapı maliklerinin zarardan sorumlu tutulması hukuken mümkün olmadığını, müvekkillerinin herhangi bir sorumluluğunun olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece "İstanbul ili, ... Mah. ... pafta, ... ada, ... parsel nolu taşınmazın zemin katında, tekstil ürünlerinin depo edildiği dükkanın, üst kat döşemesinden, 26.06.2020 - 30.06.2020 tarihlerinde pissu akıntısı olduğu, pis su akıntısının 1. kat döşemesinde (Yani zemin kat tavanında) olması nedeniyle, ... kanalizasyon hattındaki bir problemden olamayacağı, sorunun bina içindeki pissu gider hattından kaynaklandığı, zira göllenme ve birikme yaşanan dairenin, olay anından önce bir yıldır kullanılmaması, sorunun daire içinden oluşması ihtimalini de ortadan kaldırdığı, bu nedenlerden dolayı, hasara yol açan sorunun ana taşınmazın ortak gider hattından olduğu, davacı tarafından sigortalısına hasar bedeli karşılığı ödenen 137.595,00 TL olduğu tespit edilmekle, davacının sigortalısı iş yerinde meydana gelen hasarın sebebinin ana taşınmaz üzerinde bulunan binadaki tesisatın işlevsizliğinden kaynaklandığı, bu bedelden hisse payları oranında tüm kat maliklerinin sorumlu olduğu, bilirkişi raporunun denetime uygun, hüküm kurmaya elverişi olduğu göz önüne alınarak davanın kabulüne; davalıların İstanbul ... İcra dairesi ... Esas sayılı takip dosyasına davalıların yaptıkları itirazın iptali ile, hasara sebep olan ana taşımazdaki zarar tarihi itibariyle arsa payları gözetilerek; Takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte her bir davalılardan tahsiline, uyuşmazlık, haksız fiil sorumluluğundan kaynaklı olup, sorumluluk ve zarar tespiti bilirkişi incelemeli yargılamayı gerektirdiğinden, takip tarihi itibariyle talep edilen alacak likit olmadığından davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine, takip ve yargılama giderlerinin davalılar arasında arsa payları oranında paylaştırılmasına" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda yaptığı tespitlere ilişkin yalnızca ekspertiz raporunu dayanak olarak gösterildiğini ekspertiz raporunun icra takibi ve ödeme emrine takibe dayanak belge olarak eklenmemesinin hukuki sonucu davacının itirazın iptali davasında ekspertiz raporunu delil olarak kullanamayacağını, haliyle bilirkişinin yaptığı tespitlerin tümüyle hukuka aykırı ve dayanaksız olduğunu, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın farazi olduğunu, bilirkişi raporunda tepmenin kaynağının tam olarak tespit edilemediğini, tepme sonucu herhangi zarar meydana gelmediğini, davacının zarara ilişkin somut bir delil sunmadığını belirterek istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; HMK m. 341 gereğince istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, HMK m. 355 gereğince resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava; dava dışı sigortalının işyerini su basması kaynaklı olarak meydana gelen hasar nedeniyle, davacı ... tarafından sigortalısına ödenen bedelin binanın maliki olan davalılardan 6102 sayılı TTK m. 1472 uyarınca rücuen tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK m. 67/1 fıkrası uyarınca iptali istemine ilişkindir. Dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı ... şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açacak idi ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince, aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesi ise; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. " şeklindedir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı ... şirketinin halef olduğu dava dışı sigortalısı ile davalılar arasında kira sözleşmesinin bulunduğuna dair tarafların kabulü veya belge bulunmadığı, poliçe konusu işyerinin bulunduğu yapının arsa vasfında olup 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'na tabi olmadığı, davalı arsa sahiplerinin ticari işletmelerinin bulunduğuna dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, bu durumda dava dışı sigortalının işyerini su basması nedeniyle TBK'da düzenlenen haksız fiil hükümlerine göre çözümlenmesi gereken iş bu davada mutlak veya nisbi ticari dava bulunmadığı anlaşılmakla uyuşmazlığın genel nitelikteki Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Mahkemece kamu düzeninden olan göreve ilişkin dava şartının dikkate alınmayarak işin esası hakkında karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlık yönünden görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan, mahkemenin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1.c ve 115 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar vermesi gerekirken; yazılı olduğu biçimde işin esası hakkında karar vermiş olması istinaf sebebi olarak gösterilmese de görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen değerlendirilmiş ve davalılar vekilinin esasa yönelik istinaf sebepleri şimdilik incelenmeksizin, kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 ve 355. maddeleri uyarınca kaldırılması dair karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun sair istinaf sebepler incelenmeksizin KABULÜ ile İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemenin 2022/114 E. 2023/919 K. sayılı 18/12/2023 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.3 bendi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dairemizin kararı doğrultusunda işlem yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE,3-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince iadesine,4-Davalılar tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalılara ilk derece mahkemesince iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.a.3 ve 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.23/10/2024