T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1004
KARAR NO: 2024/1348
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİC. MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/04/2021
NUMARASI: 2020/195 Esas - 2021/222 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 23/10/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkili ile davalı şirket arasında 01.01.2016 tarihinde Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmenin 31.12.2018 tarihi itibariyle sona erdiğini, ilgili sözleşme gereğince ödeme yükümlülüğü davalı taraf üzerinde olan kıdem tazminatları, bu tazminatlara ait brüt gelir ve damga vergileri ile yine sözleşmenin Bedeli Başlıklı maddesinin “ İDARE’nin belirleyeceği toplam maliyetinin % 3’ü oranında şirket kurum kazancı olarak tahakkuk ettirilecektir.” açık hükmü karşısında sözleşmenin bitim tarihi olan 31.12.2018 tarihinde (31.12.2018 Tarih, ... Seri Numaralı, 19.969,92 TL bedelli e-fatura,31.12.2018 Tarih, ... Seri Numaralı, 243.264,51 TL bedelli e-fatura,31.12.2018 Tarih, ... Seri Numaralı, 118.867,25 TL bedelli e-fatura,31.12.2018 Tarih, ... Seri Numaralı, 41.535,63 TL bedelli e-fatura) dava dilekçesinde bildirilen faturaların düzenlenerek davalı tarafa tebliğ edildiğini, söz konusu faturalarda müvekkili davacı tarafından davalı şirket bünyesinde çalıştırılan personellere ilişkin kıdem tazminatı, damga ve gelir vergisi (İşveren tarafından ödenmesi gereken) ve %3 şirket karı maliyetleri bulunduğunu, davalı şirket ise, bu kesilen faturaların taraflar arasındaki sözleşmelere ve aynı zamanda sözleşme süresince yapılan uygulamalara aykırı olduğunu iddia ettiğini, 07.01.2019 tarihinde sistem üzerinden, 08.01.2019 tarihinde de Kadıköy ... Noterliğinden göndermiş olduğu ihtar vasıtasıyla reddettiğini, davalı şirketin, davacı tarafından çalıştırılan personellerin kıdem tazminatlarını da davacıyı hiçe sayarak kendisi haricen ödediğini, dolayısıyla davacı tarafa yapılması gereken şirket karının da ödenmediğini, sonrasında davacı tarafından davalı şirkete faturalara ilişkin şirket karı, damga ve gelir vergisi tutarlarını ödenmesi gerektiği hususunda 15.01.2019 tarihinde Beyoğlu ... Noterliğince düzenlenen ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, gönderilen ihtarname sonucu da herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davacı müvekkili tarafından, davalı aleyhinde aralarında akdedilen sözleşmede belirtilmiş olan şirket karı, gelir ve damga vergisi, ihtarname gideri tutarlarının toplamı olan 12.756,23 TL tutarındaki alacağı için, 20.03.2019 tarihinde, İstanbul Anadolu Adliyesi ... İcra Müdürlüğü’nde ... Esas numaralı icra takibi dosyası açıldığını, davalı tarafın borcun tamamına itiraz ettiğini, dolayısıyla takibin durduğunu belirterek İstanbul Anadolu ... İcra dairesinin ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ,takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Müvekkil şirketin faaliyet gösterdiği akaryakıt istasyonlarında ihtiyaç duyulan güvenlik hizmeti için ... bünyesinde faaliyet gösteren davacı firma ile 28.12.2015 tarihli Özel Güvenlik Alımı sözleşmesi imzaladığını, söz konusu sözleşmenin, sözleşme bedeli başlıklı 5. Maddesinde, "İDARE'nin belirleyeceği Personel Toplam Maliyetinin % 3 oranında şirket kurum hizmet kazancı olarak tahakkuk ettirilecektir. '' hükmünün bulunduğunu, yine aynı sözleşmenin, idarenin yükümlülükleri başlıklı 9. maddesinde '' İDARE, yüklenici'nin görevlendirdiği personeller için ;A- Kıdem , ihbar Yıllık izinleri için yasa gereğince İDARE'de çalıştığı süreler göz önünde bulundurularak yasa gereğince hak ettiği çerçeveler dahilinde ödemekle sorumludurlar." hükmü nün mevcut olduğunu, davacının iddialarının aksine taraflar arasında imzalanan sözlemede kıdem tazminatı üzerinden davacıya hizmet kazancı yada her ne nam ve isim adı altında olursa olsun bir bedel ödemesi yapılacağına dair herhangi bir madde bulunmadığını, müvekkili ... Ltd. Şti. davacı ... isimli firma ile imzalanmış olunan sözleşme ile ilgili yükümlülüklerini düzenli olarak yerine getirdiğini, davacı ile müvekkili olan firma arasında imzalanan sözleşme gereği müvekkili ... Ltd Şti. personel hakedişlerini düzenli olarak davacı tarafından istihdam edilen personellerin İBAN numaralarına yatırdığını, belirterek davanın reddine, % 20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, " ...Taraflar arasında düzenlenen ilgili sözleşmenin Sözleşmenin bedeli başlıklı 5.Madddesinde 'İdarenin belirleyeceği personel toplam maliyetinin % 3 oranında şirket kurum hizmet kazancı olarak tahakkuk ettirecektir' düzenlemesi görülmektedir. Bu düzenlemeye göre davacının hizmet karşılığı ücret alacağı personellerin çalışma sırasındaki maliyetlerine göre belirlenmiş olup personelin işten ayrıldıktan sonra sözleşmenin 9.maddesi gereğince davalı tarafından ödenen kıdem tazminatlarının da maliyeti olarak değerlendirilmesi ve bunun üzerinden ayrıca ücret tahakkuk ettirilmesi mümkün değildir. Öte yandan kıdem tazminatları üzerinden ayrıca ücret belirlenmesi işin niteliğine aykırı olduğu gibi sözleşmenin lafzından ve ruhundan böyle bir sonuç çıkarmak da olanaklı görülmemiştir. Filvaki kıdem tazminatları üzerinden tek taraflı olarak düzenlenen ve itiraza uğrayan faturalardan dolayı davalının borcu bulunmamaktadır. Binaenaleyh; TMK'nın 6 ve HMK'nın 190 ve 222/3 maddeleri nazarında usulüne uygun olarak ispat edilemeyen davanın reddine, davalının, 2004 sayılı İİK'nın 67/II maddesi gereğince haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat talebinin kabulüyle, asıl alacağın (12.756,23 TL) %20'si olan 2.551,24 TL tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine " karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili tarafından dava dilekçesindeki nedenler tekrarlanarak istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan hizmet bedeli alacağına dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının faturalara istinaden ihtar gideri, işlemiş faiz ile birlikte toplam 12.756,23 TL alacağın tahsili için takip başlattığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mali müşavir bilirkişinden alınan 15/02/2012 tarihli raporda özetle ; "Davacının 31.12.2018 tarihinde davalı adına kıdem tazminatı açıklamalı 4 adet toplamda 416.146,67 TL olan fatura düzenlediği, iş bu faturalı davalının sistem üzerinden reddettiği, tarafların ticari defterlerinde iş bu faturaların kayıtlı olmadığı tespit edildiği, taraflar arasında yazılı mutabakatın olduğu ve mutabık olunan rakam 31.03.2020 tarihi itibariyle 404.025,90 TL olduğu, Davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre; takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirkette kaydi 404.025,95 TL borçlu olduğu başka bir ifade ile davacı şirketin davalı şirketten kaydi olarak alacaklı olmadığı, davalı şirketin ticari defter ve dayanaklarına göre; davalı şirketin davacı şirketten takip tarihi itibariyle kaydi 404.025,90 TL alacaklı olduğu, tarafların ticari defterleri ile Ba/Bs bildirimlerinin birbirleri ile uyumlu olduğu, davalının davacı personellerinin kıdem tazminatı olarak 404.025,90 TL ödemesini yaptığı tespit edildiği, davadaki uyuşmazlığın nedeni, kıdem tazminatı ödemelerinde davacının %3 hizmet bedeli hak edip etmeyeceği olduğu tespit edilmiş olup davalı şirketin daha öncede (nisan 2018) davacı şirketin personellerinin kıdem tazminatını ödediğini iş bu ödeme için davacı şirketin hizmet bedeli talep etmediği ancak iş bu konudaki takdirinin Mahkemeye ait olduğu, mahkeme takdirinin davacının %3 hizmet bedeli hak ettiği yönünde olması halinde, %3 hizmet bedelinin 12.120,77.-TL, işlemiş faiz ise 388,52.-TL olarak hesaplandığı, ihtar alacağı talebinin ise 246,94 -TL olduğu" yönünde sonuç ve kanaatine varılmıştır. Somut olaydaki uyuşmazlık taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacı şirketin, ödenen kıdem tazminatları üzerinden % 3 hizmet bedelini hak edip edemeyeceğine ilişkindir. Söz konusu sözleşmenin, Sözleşmenin Bedeli başlıklı 5. Maddesi "İDARE'nin belirleyeceği Personel Toplam Maliyetinin % 3 oranında şirket kurum hizmet kazancı olarak tahakkuk ettirilecektir.", İdare'nin Yükümlülükleri başlıklı 9. Maddesi " İDARE, Yüklenici'nin görevlendirdiği personeller için ; 'a- Kıdem , ihbar, Yıllık izinler için yasa gereğince İDARE'de çalıştığı süreler göz önünde bulundurularak yasa gereğince hak ettiği çerçeveler dahilinde ödemekle sorumludurlar. '' hükmü bulunmaktadır. Söz konusu düzenlemeler incelendiğinde, kıdem tazminatı üzerinden davacıya hizmet kazancı adı altında bedel ödemesi yapılacağına dair herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi mahkemenin gerekçesinde belirtildiği gibi sözleşmenin lafzından ve ruhundan böyle bir sonuç çıkarmanın hukuken olanak bulunmadığı, davacının hizmet karşılığı ücret alacağı; personellerin çalışma sırasındaki maliyetlerine göre belirlenmiş olup, personelin işten ayrıldıktan sonra sözleşmenin 9. maddesi gereğince müvekkil tarafından ödenen kıdem tazminatlarının da maliyet olarak değerlendirilmesi ve bunun üzerinden davacının ayrıca ücret talep etmesi sözleşmeye ve işin niteliğine aykırı olduğu, kaldı ki davacı firmanın kaşesi ve imzası bulunan ve davacı tarafça inkar edilmeyen 18/06/2020 tarihli mutabakat formuna göre mutabık olunan rakamın 31.03.2020 tarihi itibariyle 404.025,90 TL olarak kabul edildiği, davacının, iddia olunan %3 hizmet bedeli alacağına ilişkin bir ihtirazı kaydı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Hükmedilen kötüniyet tazminatı itirazı yönünden ; İİK 67/2 maddesinde "...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemesi yer almaktadır. Mahkemece, dava reddedilmekle alacaklının takipte haksız olduğu, ayrıca, ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ve alınan bilirkişi raporu, taraflar arasında düzenlenen hizmet alım sözleşmesi içeriğine göre sözleşmenin 31.12.2018 tarihinde sona erdiğinde aynı gün sözleşmeye göre bu yönde hiçbir hakkı olmadığı ve daha önce sözleşme sürecinde kıdem tazminatı ödemelerinde böyle bir istek gündeme de gelmediği halde kıdem tazminatlarına ilişkin 4 adet fatura düzenlenerek davalıya ihtarname gönderildiği, faturaların davalıca itiraz edilerek iade edildiği, davacı şirketin buna karşın tahsil için icra takibi başlattığı, itiraz üzerine arabuluculuk sürecinden de geçilerek dava açılarak yargılama yapıldığı ve bu durumun ve sürecin açıkça ve yalnızca davalıyı zarara uğratma ve haksız kazanç saglamaya yönelik hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmiş ise de İcra ve İflas Kanunu'nun 67. Maddesi'nde düzenlenen ve uygulamada “kötüniyet tazminatı” olarak adlandırılagelen tazminat türü, sadece ve ancak, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Dava konusu uyuşmazlıkta; davacının hizmet bedeli alacağının tespiti ile ödenen kıdem tazminatların, sözleşmenin 5. Maddesine kararlaştırılan %3 hizmet bedeline dahil edilip edilemeyeceğine ilişkin olup, alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak iddia edilen alacağın sözleşme kapsamında kararlaştırılan hizmet alacağına dahil edilemeyeceği kanaati ile itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İİK'nın 67. Maddesi anlamında “haksız” ise de, kötüniyetli olarak kabul edilebilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. Tersinin kabulü, hak arama özgürlüğünü düzenleyen Anayasa'nın 36. Maddesi hükmüne de aykırı düşer. Hal böyle olunca, sadece takibin haksızlığını ortaya koyan olgulara dayanılarak, bunların aynı zamanda davacının kötüniyetini de gösterdiği gerekçesiyle davacı tarafın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kötüniyet tazminatı yönünden kısmen kabulü ile ; HMK 353/1.b-2 madde uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatindeyim.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/195 Esas - 2021/222 Karar sayılı ve 08/04/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 2-Davanın ve koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 3-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 154,07 TL harçtan mahsubu ile bakiye 273,53 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalının yaptığı yargılama gideri olmadığından bu hususta hüküm tesisine yer olmadığına, 6- Davalı vekille temsil olunduğundan, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2 maddesi gereğince 12.756,23 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7- HMK 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatıranlara resen iadesine,
İstinaf İncelemesi Yönünden; 1-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında sarf edilen 221,40 TL istinaf başvuru ve karar harcı ile 65,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 286,40 TL istinaf giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 23/10/2024