T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2022/373
KARAR NO: 2026/639
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/...
KARAR NO: 2021/...
DAVA TARİHİ : 22/10/2019
KARAR TARİHİ: 12/10/2021
EK KARAR TARİHİ : 07/01/2022
DAVA: Tazminat
KARAR TARİHİ: 06/05/2026
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket nezdinde sigortalı olan müvekkilinin işyerinde, 10.03.2019 tarihinde meydana gelen yangın neticesinde müvekkilin işyerinde maddi zarar oluştuğunu belirterek belirsiz alacak davası ile 1.000,00 TL demirbaş zararının, 1.000,00 TL dekorasyon zararının, 1.000,00 TL dekorasyon maliyetinin, 1.000,00 TL emtia zararının, 1.000,00 TL iş durması zararının 10.03.2019 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; davacı vekili 11.06.2021 tarihli talep arttırım dilekçesiyle, demirbaş zararını137.461.02 TL, dekorasyon zararını 96.085,00 TL, emtia zararını 7.374,21 TL, işyerinin kapanması nedeniyle kar kaybını 24.092,00 TL olarak belirlemiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacağın ekspertiz raporuyla sigorta teminatı kapsamında olduğu tespit olunan 216.832,25 TL’lik kısmını kabul ettiklerini, HMK'nın 312/2. maddesi uyarınca ilk oturum öncesi kabul olunan bu miktar bakımından davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden bu miktara tekabül eden muhakeme giderleri ve vekâlet ücretinden müvekkili şirketin sorumlu tutulmamasına karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin poliçe teminatı kapsamında bulunan 216.832,25 TL hasar miktarını ödemek istediğini ancak davacı sigortalının bu miktarı kabul etmediğini, sadece temizlenerek ve teknik onarım ile giderilebilecek hasarlı kıymetler için sigortalı yeni bedel üzerinden talepte bulunduğunu, örneğin metal tezgahlar sadece ıslanmış olmasına rağmen ve silinerek temizlenmesi mümkün iken; tam zayi gibi düşünülerek yeni bedeli talep edildiğini, davacının olay tarihinden itibaren faiz talebi ve talep ettiği tazminata en yüksek banka mevduat faizi talebi haksız ve mesnetsiz olduğunu, işbu davanın belirsiz alacak davası koşullarının bulunmadığından dolayı HMK’nın 107. ve 114/h. maddeleri uyarınca hukuksal yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının kabul ettikleri 216.832,25 TL’yi ödemeleri için taraflarına banka hesabı bildirmemesi halinde mahkemeye ödeme yeri tayin edilerek 216.832,25 TL'nin tevdii yerine ödenmesini, davada kabul ettikleri 216.832,25 TL haricinde kalan fazlaya ilişkin davacı taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, Davanın Kabulü ile; dava konusu olan 216.832,25 TL sigorta tazminatının mahkememizin 07/07/2020 tarihli ara kararı gereğince davalı tarafından tevdi mahalli tayin edilen Türkiye ...İstanbul Adalet Sarayı Şubesi davacı adına TR ... numaralı hesaba depo edildiği anlaşıldığından 216.832,25 TL'lik kısım yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına, Depo edilen 216.832,25 TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya ödenmesine, 216.832,25 TL'ye temerrüt tarihi olan 27/04/2019 tarihinden paranın depo edildiği 17/07/2020 tarihine kadar ticari avans faizi işletilmesine, Bakiye kalan 48.179,98 TL sigorta tazminatının temerrüt tarihi olan 27/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin 06.01.2022 tarihli dilekçesi ile, depo edilen para ile ilgili bankaya müzekkere yazıldığını, müzekkerede faize ilişkin detay bulunmaması nedeniyle müvekkilinin yalnızca 216.832,25 TL'lik alacağını elde ettiğini, ara karara istinaden bankanın işletmiş olduğu faizi elde edemediklerini, bakiye kalan faiz tutarının hala banka hesabında olduğunu, bu itibarla bankaya yeniden müzekkere yazılarak 216.832,25 TL'ye hesapta depo edildiği süre boyunca işlemiş olan faizin davacıya ödenmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 07.01.2022 tarihli ek kararı ile, davacının işlemiş faiz alacağı hakkında mahkememizin 12/10/2021 tarihli 2019/... E. 2021/... K. sayılı gerekçeli kararın 2 ve 3 numaralı bendinde hüküm kurulduğu anlaşılmakla; depo edilen faizin davacıya iadesi hükme aykırılık oluşturduğu ve davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağından depo edilen tutarın işlemiş faizinin ödenmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bankada depo edilen 216,832,25 TL'lik kısmın müvekkile ödenmemesi karşısında faiz işletilmeyle amaçlanan şey, müvekkilin alacağına geç kavuşması halinde parasının değer kaybına uğramaması olduğunu, banka tarafından işletilen faizin müvekkiline ödenmesi halinde, her ne kadar paranın kabul tarihinde ödenmemesi sebebiyle müvekkilinin uğradığı gerçek enflasyon zararı tazmin edilemese de zararının bir nebze giderilebileceği hususunun ortaya çıktığını, aksi halde depo edilen bu miktara işletilen faiz ile bu kere bankanın sebepsiz zenginleşmiş olacağını, müvekkili alacağına zamanında kavuşup elindeki parayı faiz ile değerlendirmek isteseydi bankanın işlettiği faizden kat be kat fazla kazanacakken, hukuka aykırı şekilde kendisine ödenmeyen parasına işletilen faizin de kendisine verilmemesinin de hukuka aykırı olup hakkaniyetle de bağdaşmadığını belirterek, 07.01.2022 tarihli ek kararın kaldırılmasını ve bankaya depo edilen tutara bankaca işletilmiş olan faizin müvekkilime ödenmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
Dava, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat tahsili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesinin 12.10.2021 tarihli hükmünün davacı vekilin ve davalı vekiline 30.11.2021 tarihinde ayrı ayrı tebliğ edildiği, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine hükmün 15.12.2021 tarihinde kesinleştiğine dair 17.12.2021 tarihinde kesinleşme şerhinin düzenlendiği sabittir. İstinafa konu uyuşmazlık ise İlk Derece Mahkemesinin 07.01.2022 tarihli ek kararından kaynaklı olup tevdi mahalline konu edilen vadeli hesapta bulanan paraya işletilen faizi davacının isteyip isteyemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Hükmün tavzihi ve tamamlaması Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 305, 305/A ve 306. Maddelerinde düzenlenmiştir.
"Hükmün tavzihi
MADDE 305- (1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.
(2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.
Hükmün tamamlanması
MADDE 305/A- (Ek:22/7/2020-7251/27 md.)
(1) Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında (22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle, bu bölüm başlığı “Hükmün Tashihi ve Tavzihi” iken metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. ) tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir.
Tavzih ve tamamlama talebi ile usulü
MADDE 306- (1) Tavzih veya tamamlama, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih veya tamamlama talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur.
(2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir.
(3) Mahkeme tavzih veya tamamlama talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar. " şeklinde düzenlenmiştir.
Tavzih bir kanun yolu değildir. Zira tavzih hükmün kesinleşmesini önlemediği gibi, tavzih talebi bir üst mahkeme tarafından değil bizzat hükmü veren mahkemece incelenir. Öte yandan belirtmek gerekir ki, tavzih talebinde bulunmak için belli bir süre öngörülmemiştir. HMK'nın 305. maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği üzere "hükmün icrası tamamlanıncaya kadar" hükmün tavzihini istemek mümkündür.
Tavzih kural olarak sadece hüküm fıkrası hakkında olur; hükmün gerekçesinin açıklanması için, tavzih yoluna başvurulamaz. Ancak hüküm fıkrası ile gerekçe arasında bir çelişki bulunması halinde, bu çelişkinin giderilmesi için tavzih yoluna başvurulabilir.
Tavzih talebi haklı ise, mahkeme hükmündeki bu kapalılık, açık olmayan hâl, tereddüt ya da çelişkiyi ortadan kaldırır. Ancak, tavzihle hükümde belirtilen haklar ve borçlar sınırlandırılamayacağı gibi genişletilemez ve değiştirilemez (m. 305/2). Bu çerçevede hükmün tavzihine karar veren mahkeme, daha önce unuttuğu bir hususu hükme ekleyemez ya da hükmünü düzeltemez. Zira tavzihin amacı, hükümdeki hatanın düzeltilmesi ya da eksik kalan, unutulan talepler hakkında karar verilmesi değildir (Pekcanıtez Usul Cilt.III, s.2005).
Somut dosyada, 07.07.2020 tarihli celsenin 2 nolu ara kararı ile, "Davalı vekilinin tevdi mahali talebinin kabulü ile ...İstanbul Adalet Sarayı Şubesindeki açılacak hesabın tevdi mahali olarak tayini ile 216.832,25 TL'nin dava sonuçlanana dek belirlenen hesapta tutulmasına," dair karar verildiği, ara karar gereği...... İstanbul Adalet Sarayı Şubesi'ne 10.07.2020 tarihinde "...davacı adına vadeli hesap açılarak davalı/vekili tarafından yatırılacak 216.832,25 TL'nin dava sonuçlanana dek belirlenen hesapta tutulmasına" şeklinde müzekkere yazıldığı, taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmaması nedeniyle kesinleşen İlk Derece Mahkemesinin 12.10.2021 tarihli hükmünün 2 nolu bendinde "Depo edilen 216.832,25 TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya ödenmesine," dair karar verildiği sabittir. Davacı vekilinin istinafa konu ek kararına verilmesine esas 06.01.2022 tarihli talebinin tevdi mahalline konu edilen vadeli hesapta bulanan paraya işletilen faize ilişkin olduğu, hükümde tevdi mahalline konu edilen bedelin iadesine karar verildiğinden davacının talebinin ve 07.01.2022 tarihli ek kararının hükmün tamamlanması değil de hükmün icrasındaki tereddüte yönelik tavzih talebini içerdiğinden ek karara karşı istinaf kanun yolunun açık olduğu kanaatine varılmıştır.
İstinaf talebine konu ek kararda davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağından depo edilen tutarın işlemiş faizinin ödenmesi talebinin reddine karar verilmiş ise de, sebepsiz zenginleşme için TBK'nın 77. maddesi uyarınca haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşme olması gerektiği iş bu davada ise tevdi mahalli talep eden davalının yatırdığı miktarın vadeli hesap tutulması nedeniyle davalının malvarlığında mevcut bir azalma bulunmadığı, davacının da dava neticesinde davasının kabulüne karar verildiği ve tevdi mahaline konu paranın da davacıya verildiği, bu şekilde alacağına geç kavuşan davacının vadeli mevduat hesabında bulunan paranın faiz semeresini talep edebileceği anlaşıldığından ek kararın hukuka aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
Açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca ek kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca KABULÜNE, İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/... Esas ve 2021/... Karar sayılı ve 07/01/2022 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA VE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
a-Davacı vekilinin 06.01.2022 tarihli talebinin kabulü ile, Türkiye ...İstanbul Adalet Sarayı Şubesi davacı ... adına TR ... numaralı hesaba depo edilen 216.832,25 TL'ye işleyen faizin davacıya ödenmesine,
2-İstinaf İncelemesi Yönünden;
a-Davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına,
b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 80,70 TL'den mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
c-Davacı tarafça yapılan 220,70 TL istinaf başvurma harcı, 80,70 TL istinaf karar harcı ve istinaf posta masrafı olarak yapılan 110,10 TL olmak üzere toplam 411,50 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
ç-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.ç maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 293/2. maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 06/05/2026