T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/376
KARAR NO: 2026/657
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/11/2021
NUMARASI: 2018/730 Esas - 2021/914 Karar
KARAR TARİHİ: 06/05/2026
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Borçlu/davalı firmanın ilanlarını davacının yayıncısı olduğu Hürriyet gazetesinde yayınlandığını, davacının yayınlamış olduğu ilanların bedellerini tahsili amacıyla faturaları kesmiş ve borçlu davalıya gönderdiğini, davacının davalı borçluya kesmiş olduğu faturaların toplam bedelinin 17.293,64-TL olduğunu, davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından icra takibine geçildiğini, borçlunun takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamını, asıl alacağın %20sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, dava masraf ve ücreti vekâletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacıya takip konusunu ödeme emrindeki belirtilen borcunun olmadığını, davacı ile iş yaptığı faturalar olan 10.11.2014 tarihli 490,64-TL lik fatura, 25.01.2015 tarihli 144,30-TL'lik fatura, 27.02.2015 tarihli 362,65-TL'lik fatura, 10.02.2015 tarihli 245,83-TL'lik fatura, 05.03.2016 tarihli 290,58-TL'lik fatura, 15.03.2016 tarihli 68,62-TL'lik fatura, 05.04.2016 tarihli 221,96-TL'lik faturalar olduğunu, davacının tarafına yazdığı; 31.01.2015 tarihli 5.900,00-TL'lik fatura karşılığında hiçbir mal veya hizmet alınmadığını, davacının bu faturaya karşı hangi mal ve hizmeti verdiğini ispatla yükümlü olduğunu, davacının taraflarına başkaca mal ve hizmet vermediğini, davacıdan başkaca taraflarına fatura gelmediğini, ticari defterlerinin incelendiğinde bu durum belli olacağını, davacı talebinin haksız ve hukuksuz olduğunu, takip talebinde belirtilen mal ve hizmeti almadığını, mahkememizden izah etmeye çalıştığı ve re'sen dikkate alınacak hususlarda göz önünde tutularak; öncelikle yetki itirazının kabulünü; davanın reddini, dava harç ve masrafları ile avukatlık ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;"....Davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucu alınan raporda, incelenen davacı şirkete ait 2014-2015-2016-2017-2018 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdik/beratlarının yasal süresinde yaptırılmış olduğu, bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğunu, davacı yanın kendi ticari defter kayıtlarına nazaran, 23.10.2017 takip tarihi itibariyle davalı yandan 17.293,64 TL alacaklı olduğunu, davacı yanın dava dosyasına sunmuş olduğu 26.07.2018 tarihli delil listesinde, faturalar, ordino ve sözleşme ile kargo teslimat belgeleri maddi delil olarak gösterilmiş olmakla birlikte, söz konusu dilekçenin ekinde hiçbir belge yer almadığından, davacının söz konusu faturalar ile muhteviyatı hizmetleri davalı muhataba teslim ettiğine ilişkin herhangi bir tespit ve değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.
Davalı tarafın mal ve hizmetleri almadığını beyan ettiği anlaşıldığından; uyuşmazlığa konu hizmeti verdiğini/ilanları yaptığını ispat yükü davacıda olup, davacı tarafa, 26.07.2018 tarihli delil listesinde bildirdiği, faturalar, ordino ve sözleşme ile kargo teslimat belgelerini sunması için kesin süre verildiği, kesin süre içinde ara kararın gereğinin yerine getirilmediği, bu hususun bilirkişi ek raporunda da tekrar değerlendirildiği anlaşıldığından, davacının davalıya uyuşmazlığa konu ilan hizmetini verdiğini ispat edemediği anlaşıldığından, davanın reddine " karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; davalının davaya cevap dilekçesi ile de taraflar arasındaki ticari ilişkiyi kabul ettiğini, keza davalının da cevap dilekçesinde 2014-2015-2016 yıllarında tarafların birlikte iş yaptığını ve faturaları aldığını beyan ettiğini fakat bu faturalara ilişkin ödeme yapıldığına dair herhangi bir beyan ve delilin dosyada yer almadığını, davacı şirketin ticari defterlerinin açıkça kendi lehine delil niteliği taşıdığını, davalının ise yargılamanın hiçbir aşamasında ticari defterlerini sunamadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; hizmet verilmiş olsun ya da olmasın alacağın varlığının kanıtlandığını, davalının yalnızca 5.900,00 TL tutarındaki faturaya (haksız olarak ve davacı yanca da kabul anlamına gelmemek kaydıyla) itiraz ettiğini, diğer faturalara itirazının bulunmadığını, mahkemece eğer itiraz kabul edilecekse dahi yalnızca 5.900,00 TL tutarındaki bu fatura yönünden itiraz kabul edilerek davalı yanca da kabul edilen diğer faturalar bakımından kabul kararı verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak davanın tümden reddi yoluna gidildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, fatura alacağının ödenmesi amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemidir.
Davaya konu .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının davacı, borçlunun ise davalı olduğu, 17.293,64 TL alacak yönünden 23/10/2017 tarihli takip başlatıldığı ve davanın yasal sürede açıldığı tespit edilmiştir.
Bilirkişi raporları;
Davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen 21/10/2019 tarihli raporda özetle; davacı şirkete ait 2014-2015-2016-2017-2018 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdik/beratlarının yasal süresinde yaptırılmış olduğunu, bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğunu, davacı yanın kendi ticari defter kayıtlarına nazaran, 23.10.2017 takip tarihi itibariyle davalı yandan 17.293,64 TL alacaklı olduğunu, 03.07.2019 tarihli duruşma tutanağında tarafların ticari defterlerinin incelenmesi yönünde karar oluşturduğu görülmekle, davalı yan incelemeye gelmediği gibi, İstanbul dışı bir işletme olduğu ve daha önce talimat yolu ile incelenmesine karar verildiği halde, talimat incelemesine de ticari defterlerini ibraz etmediğinin anlaşıldığı, davacı yanın dava dosyasına sunmuş olduğu 26.07.2018 tarihli delil listesinde, faturalar, sözleşme ile kargo teslimat belgeleri maddi delil olarak gösterilmiş olmakla birlikte, söz konusu dilekçenin ekinde hiçbir belge yer almadığından, davacının söz konusu faturalar ile muhteviyat hizmetlerinin davalı muhataba teslim ettiğine ilişkin herhangi bir tespit ve değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı tespitinde bulunulmuştur.
Bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda, davacının alacaklı olduğunu ileri sürdüğü faturaya dayanak mal ve hizmetin teslim edildiğini ispatlayan belge sunulmadığından kök rapordaki görüşün aynen korunduğu belirtilmiştir.
Davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda; öncelikle davacının takip konusu ettiği alacak ile ilgili faturaların ve faturaların teslimine dair alındı belgelerini, fatura içeriği hizmetlerin ne şekilde verildiğini gösterir ispatlayıcı belgelerin sunulması gerektiğini, takip ve dava dosyasına böyle bir belge sunulmadığından, mevcut delillere göre davacının talep ettiği alacağın doğruluğunun tespit edilemediğini, davalı taraf savunma dilekçesinde defter ve belgeleri delil olarak göstermiş olmasına rağmen, davalı tarafın davacının davasından vazgeçtiği, onun için defter ve belgelerin incelenmesine gerek olmadığı ifadesini kullanarak defterlerini ibraz etmediğini ifade edilmiştir.
Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair karar verilmiş ve davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:
-İspat yükü yönünden inceleme:
6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.
Dosya kapsamında yapılan incelemede, sunulan cevap dilekçesinde, davacı ile iş yaptığı faturaların 10.10.2014 tarih 490,64 TL bedelli, 25.01.2015 tarih 144,30 TL bedelli, 27.02.2015 tarih 362,65 TL bedelli, 10.02.2015 tarih 245,83 TL bedelli, 05.03.2016 tarih 290,58 TL bedelli, 15.03.2016 tarih 68,62 TL bedelli ve 05.04.016 tarih 221,96 TL bedelli faturalar olduğu belirtilmiş ve 31.01.2015 tarihli 5.900,00 TL lik faturadan dolayı mal ve hizmet verdiğinin ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nin m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır... Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nin 222. (6762 sayılı TTK'nin 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..
Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 12/09/2017 tarih, 2016/3858 E. 2017/2944 K. sayılı ilamında ticari defterlerin delil kabiliyeti "...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır.
Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." şeklinde açıklanmıştır.
Somut davada, Mahkemece 03/07/2019 tarihli celsede bilirkişi incelemesinin 09/09/2019 tarihinde yapılmasına karar verilerek, defter ibrazına yönelik ara karar kurulmuştur.
Davalı tarafça defterler ibraz edilmediğinden davalı defterleri incelenmemiştir. Talimat mahkemesi tarafından (Adana 3.Asliye Ticaret) düzenlenen 16/04/2019 tarihli talimat tensip tutanağında, davalı tarafa defterlerin ibrazı için kesin süre verilmediği anlaşıldığından ticari defterlerin incelenmesine dair oluşturulan ara kararın usulüne uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.
Kabule göre ise, davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde davacının 31/01/2015 tarihli 5.900,00 TL lik fatura karşılığı mal ve hizmet verdiğini ispatlaması gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda, davalı tarafça sadece 5.900,00 TL tutarındaki faturaya itiraz ettiğini, diğer faturalara itirazının bulunmadığını nazara alarak yargılama yapılması gerekirken, davanın tümden reddine dair karar verilmesi yerinde değildir.
Yukarıda yer alan bilgiler ışığında, mahkemece davalıya HMK'nın 222/3.maddesi uyarınca kanuna uygun olarak tutulmuş defterlerini ibraz etmesi, etmediği takdirde davacının defterlerindeki kayıtların davacı yararına delil kabul edileceği ihtarına havi aynı Kanun'un 94.maddesi gereğince kesin süre verilip, süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarının da ihtar edilmesi ve oluşacak sonucuna göre inceleme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan, davacının alacağının mevcudiyeti ve miktarı konusunda şüpheye mahal bırakılmadan karar verilmesi gerekmektedir.
İş bu nedenle, davacı vekilinin istinaf talebi kabul edilerek, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../11/2021 tarihli ve 2018/... Esas - 2021/.... Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının mahsubuna, karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/05/2026