T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/369
KARAR NO: 2026/656
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/10/2021
NUMARASI: 2019/509 Esas - 2021/590 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesi)
KARAR TARİHİ: 06/05/2026
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Taraflar arasındaki 17/03/2015 tarihli hizmet sözleşmesi ile ödeme ve fiyatlandırma planları imzalandığını, davalının bir kısım ödeme yaptığını, ancak 12.636,00 TL bakiye borcunu ödemediğini, bu alacağın tahsili amacı ile davalı aleyhine.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının takibe haksız itiraz ederek durdurduğunu belirterek itirazın iptalini, takibin kaldığı yerden devamını, 12.636,00 TL alacaklarına takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini , yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Taraflar arasındaki sözleşmeye göre müvekkili çalışanlarına davacı yanca ingilizce eğitim hizmeti verilmesine karar verildiğini, verilen hizmet karşılığının davacı yana ödendiğini, başkaca bir hizmet almadıklarını ve borçlarının olmadığını, açılan takibin haksız olduğunu bu sebeple itiraz ettiklerini, davanın reddine karar verilmesini, davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;"..Dava konusu ihtilaf; taraflar arasında bulunan ticari ilişki gereğince oluşan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılmış itirazın iptali noktasında toplanmaktadır.
Yukarıdaki bilgiler ışığında davalı yanca sunulan sözleşme ve ekli protokol incelendiğinde, sözleşmede eğitim süresini 03/04/2016 - 12/08/2016 tarihleri arasında haftada 4 saat olmak üzere toplam 60 saat olarak kararlaştırıldığı, bu sözleşme kapsamında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı; ek protokol incelendiğinde tarih kısmının boş bırakıldığı, başlangıç tarihinin 13/06/2016 bitiş tarihinin 19/08/2016 olduğu, asıl sözleşmedeki eğitim tutarın aynı olduğu görülmekle, her ne kadar davacı taraf bu protokolün yeni bir sözleşme mahiyetinde olduğunu iddia etmiş ise de, ek protokolün hangi tarihli olduğunun belli olmadığı, asıl sözleşmedeki eğitim tarihleri arasında olduğu, bu hali ile devam etmekte olan eğitim dönemi içerisinde ve aynı döneme ilişkin farklı miktarlarda yeni bir sözleşme imzalanmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalı tarafça da ek protokolün kabul görmediği, dava konusu yapılan icra dosyası incelendiğinde borç sebebi olarak 17.03.2015 tarihli eğitim sözleşmesi ve faturalara dayalı cari hesabın gösterildiği, bahsi geçen sözleşmenin ise protokol değil uyuşmazlık konusu olmayan sözleşme olduğu, bu hali ile bakıldığında protokolün icra takibine de konu edinmediği, icra takibine konu edinilen cari hesaplar üzerinde davacı ve davalı defterinin bilirkişice yapılan incelemesinde, "12.636,00 TL bedelli e-fatura ile iade ettiği, (4.Fatura) Gerek davacı gerekse davalı şirketin ticari kayıtlarında yukarıda söz edilen 4 faturanın da kayıtlı olduğu, bir başka deyişle davacının ticari defterlerinde davalı tarafından düzenlenen iade faturalarının kabul edilerek kayıtlı olduğu" şeklinde belirttiği görülmüştür.
Yukarıdaki bilgileri ışığında bütün dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, davacının davasını ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın reddine'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; Davacı yanın 12.636,00 TL tutarındaki fatura için icra takibi başlattığını, davacı tarafın faturayı 4 kez düzenlediğini ancak her seferinde davalı tarafından iade edildiğini, alacağın verilen hizmetten kaynaklandığını, sadece fatura iadesinin borcu ortadan kaldırmayacağını, protokollerin farklı kursiyer sayıları ve farklı tarih aralıklarını kapsadığını, bu yüzden rakamların farklı olmasının da normal olduğunu, mahkemenin taraflar arasında imzalanan ikinci katılımcı listesi ek protokolünü yeni bir sözleşme gibi değerlendirdiğini ve aynı dönemde farklı miktarda yeni sözleşme yapılmasını hayatın olağan akışına aykırı bulduğunu fakat bu belgenin yeni bir sözleşme değil, 17.03.2025 tarihli ana sözleşmenin ayrılmaz bir parçası ve eki olduğunu, davalı tarafın bu belgede kaşesi ve imzasının bulunduğunu, dolayısıyla yazılı delil niteliği taşıdığını, davalı tarafın, ek protokoldeki imza ve kaşeye hiçbir zaman itiraz etmediğini, aksine bu evrakın protokol olduğunu yazılı olarak kabul ettiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklı hizmet bedeli alacağına dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının 15.03.2019 tarihli 12.636,00 TL tutarında 17/03/2015 tarihli... numaralı Dil Eğitim Hizmet Sözleşmesi ve faturalara dayalı cari hesap alacağının davalıdan tahsiline yönelik 12.636,00 TL davalıdan tahsiline yönelik takip başlatıldığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler:
03/04/2016-12/08/2016 dönemine ilişkin olarak ... ... no'lu, 1 sınıf ve 9 kursiyer kurs bedeli 8.100,00 TL, 8 kursiyer materyal bedeli 8.100,00 TL ve öğretmen yol ücreti olarak 300,00 TL olmak üzere 10.800,00 TL bedel olarak düzenlenmiştir. Dosya kapsamında yapılan incelemede, iş bu sözleşme ile ilgili olarak düzenlenen 15/04/2016 tarihli fatura bedelinin davalı tarafça ödendiği ve anılan iş bu sözleşmeden kaynaklı olarak taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olan 13/06/2016-19/08/2016 dönemine ilişkin olarak yapılan .../BM no'lu sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olduğu belirtilen sözleşmedir. İş bu sözleşmede, 1 sınıf 11 kursiyer katılımcı ile ilgili olup, kursiyer kurs bedeli 8.100 TL, materyal ücreti 3.300,00 TL, öğretmen yol ücreti 300 TL olmak üzere toplam 11.700 TL olarak belirlenmiştir.
Düzenlenen Bilirkişi Raporu:
Taraflar arasında 17.03.2015 tarihli .../BN no'lu İngilizce Dil Eğitimi Hizmet Bedeli Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme ile 03.04.2016-12.08.2016 tarihleri arasında 9 öğrenci için toplam 60 saat eğitim hizmetinin 11.664,00 TL ve 648,00 TL bedel ile davacı tarafından davalı şirkete sunulduğu, bu şekilde ilgili sözleşme kapsamında (11.664,00 TL, 1.648.00 TL) 12.312,00 TL değerinde hizmet alan davalının davacı şirkete 12.312,00 TL ödeme yaptığı ve bu hususun taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığı, taraflar arasında geçerli 17.03.2015 tarihli .../BN nolu sözleşmenin Eki niteliğinde olan davalının 11 personeli için 13.06.2016-19.08.2016 tarihleri arasında verilecek olan eğitim hizmetinin 11.700,00 TL 4 x 936,00 TL KDV —12 636,00 TL bedel ile alınacağının sözleşme eki ile belirlendiği, yukarıda sözleşme maddelerinin izah edildiği bölümde yazılı olduğu gibi, bu Ek'in asıl sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olduğunun belirtildiği, davalının davacıdan sözleşme eki kapsamında geçerli tarih olan 13.06.2016-19.08.2016 tarih aralığında ve ek sözleşme kapsamında başka bir tarihte eğitim hizmeti almadığı, taraflar arasındaki dava konusu uyuşmazlığın bu hususta doğduğu, davacının sözleşme kapsamında davalı şirkete; davacı şirket tarafından davalı şirkete 30.06.2016 tarihli ...no.lu 12.636,00 TL bedelli e-fatura düzenlendiği, (1. Fatura) davalı şirketin bu faturayı 16.11.2016 tarih ve ...no.lu ve 12.636,00 TL bedelli e-fatura ile iade ettiği, (2.Fatura) davacı şirket tarafından iade nedeni ile davalı şirkete bir kez daha 16.11.2017 tarihli ...no.lu 12.636,00 TL bedelli e-fatura düzenlendiği, (3.Fatura) davalı şirketin bu faturayı gene aynı şekilde 24.01.2017 tarih ve ...no.lu ve 12.636,00 TL bedelli e-fatura ile iade ettiği, (4.Fatura) gerek davacı gerekse davalı şirketin ticari kayıtlarında yukarıda söz edilen 4 faturanın da kayıtlı olduğu, bir başka değişle davacının ticari defterlerinde davalı tarafından düzenlenen iade faturalarının kabul edilerek kayıtlı olduğu, davacı şirketin ticari defterlerinde 27.06.2016 tarihli fiş ile sözleşme dayanak gösterilerek 12.636,00 TL tutarında tahakkuk fişi ile davalı şirketin borçlandırıldığı, bir başka deyişle borçlandırma kaydının faturaya dayalı değil sözleşmeye dayandırıldığı, bu kayıt ile davacı şirketin davalı şirketten 17.03.2015 tarihli .../BN numaralı sözleşmenin Ek'i gerekçesi ile 27.06.2016 tarih itibari ile 12.636,00 TL alacaklı olduğu, yasal işlemlerin başlatılması ile davacı şirketin 15.03.2019 tarihli kayıt ile 12.636,00 TL alacak bedelini ... nolu Şüpheli Alacaklar Hesabına aktardığı, işbu dava konusu icra takip başlatılma tarihi olan 15.03.2019 tarih ve dava tarihi itibari ile davacı şirketin takip talebi ile uyumlu olarak ticari defterlerinde davalıdan 12.636,00 TL alacaklı olduğu, ancak takip talebinde “Takip talebinin sebebi olarak 15.03.2019 faiz başlangıç tarihli 12.636,00 TL tutarındaki 17.03.2015 tarihli .../BN no.lu Dil Eğitim Hizmet Sözleşmesi ve faturalara dayalı cari hesap alacağının gösterildiği” ancak ticari defterlerde alacağın faturaya dayandırılmadığı, davacının davalının iade faturalarını kabul ederek kayıtlarına aldığı, davalı şirketin gerek işbu dava konusu icra gerekse dava tarihi itibari ile davacı şirkete borçlu/alacaklı olmadığı, hesabın -0- (sıfır) bakiye verdiği, takip ile istenilen 9 oranındaki yasal faizin dönemin mevzuatına uygun oran olduğu ve ana para- işlemiş faizin;13.094,02 TL olacağı sonucuna varıldığı belirtilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair karar verilmiş olup davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
-İspat yükü yönünden inceleme:
6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "... Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya ... aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.
Somut davada, takibe konu olan faturanın davalı tarafça süresinde iade edildiği anlaşıldığından hizmetin verildiğini ispatla yükümlü olan tarafın davacı olduğu anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında yukarıda belirtilen 17/03/2015 tarihli ek sözleşmeden kaynaklı olarak davalı taraf hizmet almadığı iddiasında bulunmaktadır. Yargıtay ilamları nazara alındığında, hizmetin verildiği iddiasını ispatla yükümlü olan taraf davacıdır. Davacının, davalının iade faturalarını kabul ederek kayıtlarına aldığı ve sözleşme gereği vermesi gereken hizmeti verdiğini ispat edemediği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesi tarafından aynı döneme ilişkin farklı miktarda yeni bir sözleşme yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı yönündeki tespit yerinde değildir. Ancak, davacının somut delillerle alacağını ispatlamayamamıştır. İş bu nedenle, mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair karar verilmesi yerindedir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu ulaşılan maddi olay ve hukuki değerlendirme usul ve yasaya uygundur. HMK'nin 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış, kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilmemiştir. Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı anlaşılmakla istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın ilk derece mahkemesince davacıdan tahsiline,
4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/05/2026