T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/370
KARAR NO:2026/595
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:23/12/2025
NUMARASI:2025/668 Esas - 2025/1409 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:22/04/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında imza edilen protokol kapsamında davacıya ait cihazın davalının klinik nezdinde kullanıldığını, bu sözleşme uyarınca ilgili ortaklaşa çalışma konusunda yapılacak reklamların masraflarından tarafların eşit olarak sorumlu olacağının düzenlendiği buna rağmen davalının Ağustos ve Ekim 2024 aylarında reklam faaliyetlerine ilişkin masrafların tamamını davacıya yansıtıldığını, sözleşme uyarınca davacının SGK kaydının yaptırılmasından ve ilgili ödemelerden davalı şirketin sorumlu olduğunu, muhtelif aylarda davalının ödemekle yükümlü olduğu meblağları haksız kesintiler yaparak eksik ödediğini, belirterek yukarıda izah edilen ve mahkemece re'sen gözetilecek sebeplerle, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulünü, itirazın iptalini, takibin devamını, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı tarafça iddia edildiği gibi hiçbir dönemde reklam masraflarının tamamı davacıya yükletilmediğini, SGK prim ödemelerinin hangi durumda kim tarafından yapılacağı sözleşmenin 3.3 ve 3.4 maddelerinde farklı şekillerde açıklanmış olduğunu, ancak bu kapsamda müvekkilinin ödemekle yükümlü olduğu meblağlar sözleşme genelinde net olduğunu, davacı her ay yapılan ödemeleri ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin kabul etmiş olduğunu, sonrasında sözleşme sona erdikten aylar sonra haksız kesinti iddiası ile dava açtığını, davacı tarafından ileri sürülen alacak kalemleri likit ve tartışmasız olmadığını belirterek yukarıda izah edilen ve mahkemece re'sen tespit edilecek nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :Mahkemece; açılan davada davacı tarafın tacir sıfatı taşımadığı, istemin ticari davaya vücut vermediği, netice itibariyle açılan davada davaya Asliye Hukuk Mahkemeleri tarafından bakılması gerektiği gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; davanın usulden değil esastan reddi gerektiğini, yerel mahkemenin görevsizlik kararı hatalı olduğunu, dava konusu uyuşmazlık ''Ticari Nitelikli Komisyonculuk Sözleşmesinden'' kaynaklanan itirazın iptali davası olduğunu, işbu sözleşme 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesi 1. Fıkrası c Bendi 'nde sayılan sözleşmelerden olduğundan ticari dava sayılarak Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görev alanına girdiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE :HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava; taraflar arasındaki işletim sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.HMK'nın 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. Yine HMK'nın 115. maddesinde "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1.maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." hükmüne yer verilmiş ve TTK'nın 5/1. maddesinde ticari davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu belirtilmiştir. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup TTK'nın 4/1.maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.Nispi ticari davalar ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Yine, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, TTK'nın 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Somut dosyada; davalı vekili,yuşmazlığın ticari nitelikli komisyonculuk sözleşmesinden kaynaklandığını ileri sürmüş ise de yukarıda ifade edildiği üzere taraflar arasındaki hukuki ilişki işletim sözleşmesinden kaynaklandığı, bu nedenle eldeki dava, mutlak ticari dava olmadığı gibi davalı tacir ise de davacı ...'un tacir sıfatı bulunmadığından davanın nispi ticari dava niteliğinin de olmadığı anlaşılmakla, bu durumda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan mahkemenin görevsizliğine dair verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b.1 gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, yatırılan 732,00 TL harcın mahsubuna yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.22/04/2026