T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
46. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1560
KARAR NO: 2025/411
KARAR TARİHİ: 20/03/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİC. MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/02/2023
NUMARASI: 2022/801 Esas - 2023/163 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali ( Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davalı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu.
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Dava; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.Davalı cevap dilekçesinde; davacı tarafından İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından ilamsız icra takibi yapıldığını, takipte yetkiye ve borca itiraz edildiğini, davacı takip talebinde 6.193,95 TL araç onarım bedeli ile 550 TL mahrumiyet kaybı olmak üzere 6.743,95 TL diğer ve 9.546,19 TL faiz talep ettiğini, mahkemece araç değer kaybından kaynaklanan 1.500 TL ile araç onarım bedelinden kaynaklanan 4.500,00 TL olmak üzere toplam 6.000 TL davalılardan müşterek ve müteselsilen alınmasına, araç mahrumiyet kaybı (kira) bedelinden kaynaklanan 500,00 TL‘nin tahsiline karar verildiğini, davacı tarafından iş bu ilam Denizli ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından icraya konulduğunu, davalının ... Ltd. Şti. ile birlikte müteselsilen sorumlu olmasına karşın haciz tehdidi ile karşı karşıya kalmamak için dosya borcunun tamamını tehiri icra talepli olarak dosyaya yatırdığını, şirket tarafından 24.200,00 TL bedelli teminat mektubu ibraz edildiğini, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/308 E. 2015/650 K. Sayılı kararına tehiri icra talepli olarak temyiz edildiğini ve kararın henüz kesinleşmediğini, ... Motorlu şirketine atfedilecek bir kusur bulunmadığını, Ticaret mahkemesinden alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere aracın km’si ... Ltd.Şti tarafından düşürüldüğünü, bu hususun ... tarafından kabul edildiğini, dava konusu aracın şirketten satın alınmadığını, ... Ltd. Şti tarafından da kabul ve beyan edildiği ve bilirkişi raporu ile de tespit olunduğu gibi dava konusu araç ... Ltd. Şti’den ikinci el olarak ve garanti süresi sona ermiş bir şekilde satın alındığını, aracın geçmişte 242.648 km olduğunu görme imkanı bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur. Dairemizin 2020/2614 Esas - 2022/2033 Karar ve 29/09/2022 Tarihli; "Somut olayda; Taraflar arasında satın alma öncesi ekspertiz hizmeti akabinde araç tamir hizmeti sözleşmesi bulunmakta olup taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin hizmet alım(temini) sözleşmesi olduğu, kendine has özellikleri olan bu sözleşme türü için zamanaşımı süresini düzenleyen ayrı bir hüküm bulunmadığı, bu doğrultuda sözleşmeden doğan alacağın TBK md. 146 uyarınca on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu anlaşılmıştır. Takip 10 yıllık süre içinde açılmakla zaman aşımı dolmuş değildir. İzah edilen nedenlerle; HMK 353.1.a.6 gereğince İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esasa girilmek suretiyle yeniden hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine oy birliği ile karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir." şeklindeki kaldırma kararı sonrasında; İlk Derece Mahkemesi'nce; "...Davaya konu, İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasının tetkikinde; Davacı alacaklı tarafından, davalı borçluya yönelik borcun sebebi olarak 550 TL mahrumiyet 6.193,95 TL araç onarım bedeli olmak üzere 17.08.2015 tarihinde 6.743,95 TL, asıl, 9.546,19 işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.290,14 TL TL alacağın tahsili için takip yapıldığı, borçlunun süresi içinde borca itiraz ettiği, akabinde takibin durduğu, borca itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği anlaşılmıştır. İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından, davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir. İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/308 E, 2015/560 K sayılı dosyası kapsamında aldırılan 07.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda, 10.963,95 TL hasar bedeli ve 1.050,00 TL mahrumiyet bedeli belirlendiği, bu raporun hükme esas alındığı, talep miktarı ile sınırlı olarak karar verildiği, kararın kesinleşmesi de karşısında, mahkememizce artık hükme esas alınabilecek nitelikteki rapora iştirak edilerek, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/308 E, 2015/560 K sayılı hükmü dışında kalan 550 TL mahrumiyet 6.193,95 TL araç onarım bedeli için yapılan takibin ve işletilen faizin yerinde olduğu değerlendirilerek..." gerekçesi ile; "Davanın KABULÜ ile; Davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin aynen devamına, Alacak likit olmadğından icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına..." şeklinde hüküm tesis edilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı, davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı her ne kadar aracın kilometre bilgisinin yanlış raporlandığını iddia etmiş ise de, ekspertiz incelemesinin yapıldığı dönemde teknik imkanların sınırlı olduğu ve müvekkil şirketin bu durumu kötü niyetle yapmadığını, Ticaret Mahkemesi bilirkişi raporuna göre kilometrenin düşürüldüğünün tespit edildiğini ancak müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağının vurgulandığını, taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi kapsamında olduğunu ve bu sözleşmeye 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, Borçlar Kanunu'na göre eser sözleşmelerinde zamanaşımı süresi 5 yıl olup, davanın bu sürenin dışında açıldığını, emsal Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere gerekçesiz şekilde verilen kararların hukuka aykırı olduğunu, tüm bu sebeplerle; ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ve gerekçe; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin eldeki davada, ilk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda yazılı gerekçelerle; "...Davanın KABULÜ ile; 1-Davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin aynen devamına; 2-Alacak likit olmadğından icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına..." şeklinde karar verildiği, verilen karara ilişkin olarak, davalı yanca yine az yukarıda yazılı sebeplere dayanarak İstinaf kanun yoluna başvurulmuş olduğu anlaşılmıştır. Hukuk Muhakeme Kanununun 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada İstinaf incelemesi, Hukuk Muhakeme Kanunu'nun 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller dışında; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde ortaya konulan istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya mündericatında yer alan, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davacı- alacaklı yanca davalı- borçlu ve dava dışı ... Limited Şirketi hakkında, temlik alınan alacağa dayanarak, 6.743,95-TL asıl alacak ve 9.546,19-TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.290,14-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı- borçlunun yasal süresi içerisinde borca ve tüm fer'ilere itiraz ettiği ve davacı- alacaklı yanca da yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ve dosyada mübrez dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere; 6.743,95-TL asıl alacak üzerinden olacak şekilde maktu başvuru harcı ile peşin harç yatırılmak suretiyle, İstinaf incelemesine konu eldeki iş bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Dava; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.Uyuşmazlık itirazın iptali davasından kaynaklandığından bu dava türü ile ilgili açıklamada bulunulmasında ve somut dava özelinde 6100 sayılı HMK'nın, 26, 27 ve 31 inci maddeleri hakkında bilgi verilmesinde yarar vardır.Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı, borçlunun itirazının iptali ile 2004 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlayan, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 31.05.2023 Tarih ve 2022/11-66 Esas-2023/534 Karar sayılı kararı). Bu davanın açılabilmesi ve davanın esası hakkında karar verilebilmesi için 6100 sayılı Kanun’daki genel hükümlerin yanı sıra itirazın iptali davalarına özgü bazı dava şartlarının bir arada bulunması gerekir. Bunlar; alacaklının dava ve takipte hukuki yararının bulunması, geçerli bir ilâmsız icra takibi yapılmış olması, süresi içinde yapılmış geçerli bir itirazın bulunması (İİK md. 60), davanın itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde açılmasıdır (İİK md. 67). Somut olayda 60 ve 67 nci maddeler bağlamında usuli sorun bulunmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 26 ıncı maddesi hükmüne göre Mahkeme, tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak Mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Açılan bir davada hakim istenilenden fazlasına veya başka bir şeye hükmedemez. Öğreti ve uygulamada taleple bağlılık olarak adlandırılan bu kural sadece sonuç istem yönünden değil, sonuç istemi oluşturulan her bir alacak kalemi yönünden de uygulanır. Taleple bağlılık ilkesi, talep edilmeyene karar vermeme, talep edilenden fazlasına karar vermeme ve talep edilenden farklı bir şeye karar vermeme biçimlerinde Mahkeme kararının sınırları belirler şekilde karşımıza çıkmaktadır. Mahkemece dava dilekçesine bakılarak tespit edilecek bu sınırlar, talep edilen hukuki sonuçtur.Aynı Kanunu’nun 27 inci maddesi uyarınca; davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukukî dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Hukukî dinlenilme hakkının HMK’nın 27/2 inci maddesinde düzenlenen temel üç unsurundan birisi olan "Açıklama ve ispat hakkı", tarafların yargılamayla ilgili açıklamada bulunma, bu çerçevede iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat etme hakkını ifade eder. Başka bir anlatımla açıklama hakkının konusunu tarafların taleplerini açıklamaya yönelik vakıalar ve bu vakıaları ispatlamak amacıyla gösterdikleri deliller oluşturur. Hâkimin taraflara açıklama hakkı tanımadan, onları dinlemeden vereceği hüküm hakkın yerine getirilmesine hizmet etmez. Şöyle ki tarafların iddia ve savunmalarını ileri sürmelerine ve bunları kanıtlamalarına olanak tanımayan bir yargılamanın sonunda gerçeğin ortaya çıkması mümkün değildir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31 inci maddesi gereğince de hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukukî açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir. Bu madde, hâkime sadece taraflara başka delilleri olup olmadığını sorma yetkisi vermemiş, aynı zamanda dava dosyasından anlaşılan delillerin getirtilmesini isteyerek delilleri temin etme yetkisi de tanımıştır. Bir başka ifadeyle hâkim ispat yükünü taşıyan tarafa başka delili olup olmadığını sorabilir; tarafların dava dosyasına bildirdikleri delillerin gösterilmesini ve sunulmasını isteyebilir (Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, 21/09/2021 Tarih ve 2017/(6)3-972 Esas-2021/1057 Karar sayılı kararı).Bu kapsamda somut davaya bakıldığında; dosyada mübrez dava dilekçesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, her ne kadar davacı yanca dava açılırken "Dava Esas Değeri" olarak 6.743,95-TL asıl alacak gösterilmiş ve bu değer üzerinden de maktu başvuru harcı ile peşin harç yatırılmak suretiyle, İstinaf incelemesine konu eldeki iş bu itirazın iptali davası açılmış ise de; davacı yanın mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesi incelendiğinde ise; dava dilekçesinin; "Talep" kısmının aynen; "1-İtirazın iptali ile takibin devamına, 2-Davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına karar verilmesine..." şeklinde olduğu; Dava konusu icra takip dosyası incelendiğinde ise; davacı- alacaklı yanca davalı- borçlu ile dava dışı borçlu hakkında, 6.743,95-TL asıl alacak ve 9.546,19-TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.290,14-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı- borçlunun yasal süresi içerisinde borcun tamamına, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm fer'ilere itiraz ettiği; Bu haliyle de, gerek icra takip dosyası mündericatı, gerek davalı- borçlunun itirazının mahiyeti ve gerek se davacı yanca dava dilekçesinde "itirazın iptaline" şeklindeki beyanı hep birlikte değerlendirildiğinde, davacı yanca takip konusu alacağın tamamının dava konusu yapıldığına dair izlenim yaratıldığı anlaşılmış, ancak dava değeri olarak 6.743,95-TL asıl alacak gösterilmiş ve bu değer üzerinden de maktu başvuru harcı ile peşin harç yatırılmak suretiyle dava açılmıştır. Tüm bu açıklamalar kapsamında somut dava incelendiğinde ise; davanın, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine olduğu, az yukarıda da açıkça izah edildiği üzere; davacı yanın dava dilekçesindeki talebi ile dava esas değeri olarak gösterilen miktar arasında çelişki oluştuğu; bu durumda somut olay bakımından sağlıklı bir çözüme ulaşılabilmesi için öncelikle davacının talebinin açıklığa kavuşturulması gerektiği;Bu minvalde de yerel mahkemece; 6100 sayılı HMK'nın "Hakimin aydınlatma ödevi" madde başlıklı 31 nci maddesi kapsamında davacıya davası açıklattırılarak davanın, harca esas değer bölümünde belirtilen 6.743,95-TL'lik asıl alacağa mı yoksa; "İtirazın İptaline" şeklindeki talebi kapsamında ve davalı- borçlunun da tüm alacağa (asıl alacak ve işlemiş faiz) itiraz ettiği de değerlendirilerek, takip konusu yapılan alacağın tamamına mı ilişkin olduğu hiçbir tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilerek; davanın takipte talep edilen ve davalı- borçlu yanca itiraz edilen tüm alacağa yönelik olduğunun belirlenmesi halinde; 492 sayılı Harçlar Kanunun 32. maddesi uyarınca eksik peşin harç tamamlatılarak yargılamaya devam edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler gözetilmeksizin ve davacı- alacaklı yana dava dilekçesindeki alacağın miktarına ilişkin talebi açıklattırılmaksızın, takip çıkışı miktarın tamamı üzerinden yazılı şekilde hüküm kurulmasının (Bknz. Yargıtay 19. H.D.'nin, 17/06/2016 Tarih ve 2015/12127 Esas-2016/10940 Karar ve 30.11.2015 Tarih ve 2015/2140 Esas-2015/15752 Karar sayılı kararları) isabetli ve yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle, davalı yanın İstinaf isteminin az yukarıda yazılı gerekçelerle kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 ncı maddesi gereği kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesi ile; yerel Mahkemece, az yukarıda açıklandığı şekilde davacı yana İhtaratlı kesin süre verilip, 6100 sayılı HMK'nın 31 nci maddesine göre talep sonucu açıklattırılarak, davacı yanın beyanına göre eksik harç doğması halinde de, eksik harç da ikame ettirilerek yargılamaya devam olunup, hasıl olacak sonuca göre ve yeniden verilecek hükümde, HMK 297 inci maddesindeki ilke ve kurallara da riayet edilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği görüş ve Kanaatine oy birliğiyle varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.Davalının istinaf başvurusunun KABULÜNE, HMK m. 353/1-a-6 uyarınca İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/02/2023 tarihli ve 2022/801 Esas - 2023/163 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2.Yukarıda belirtilen kapsamda deliller toplanarak esas yönden yargılama yapılması hususunda dosyanın kararı veren İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3.Harçlar Yasası uyarınca yatırılan 179,90 TL harcın talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 4.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,20/03/2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.