T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/133
KARAR NO: 2024/470
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27.02.2020
NUMARASI: 2017/504 Esas, 2020/225 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 02.05.2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; taraflar arası, davalının maliki olduğu ... Alış-Veriş Merkezinin otoparkı için 17.10.2016 tarihinde plaka tanıma sistemi kurulması işi için sözleşme akdedildiğini, davacı yanın sözleşme konusu sistemi 12.11.2016 tarihinde çalışır durumda davalı şirkete teslim ettiğini, davacı yan tarafından yapılan iş karşılığı davalı yana 25.11.2016 tarihli ... seri numaralı fatura tanzim edildiğini, faturaya itiraz edilmediği gibi, davalı yan tarafından fatura kapsamında ödeme de yapılmadığını, davalı yan tarafından Emniyet Müdürlüğü'nün plaka tanıma sistemi şartnamesinin değişmesi üzerine kurulan sistemin revize edilmesinin şifahen davacı yandan talep edildiğini, davacı yan tarafından davalı yana Emniyet Müdürlüğü'nün gönderdiği yeni şartnamede belirtilen plaka tanıma sistemi ile davalı yanın talebi üzerine kurulan plaka tanıma sisteminin (PTS) farklı olduğundan sistemde talep edilen şekilde revize yapılamayacağının bildirildiğini, davalı firma talepleri karşılanmayınca iş tesliminden yaklaşık 5 ay sonra davacı yana Beyoğlu ... Noterliğinin 23.03.2017 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini davacı yana bildirdiğini, davacı yan tarafından davalı yana gönderilen Beyoğlu ... Noterliğinin 31.03.2017 tarihli ... yevmiye numaralı cevabı ihtarnamesi ile borcu ödemeleri gerektiğinin davalı yana ihtar edildiğini, davalı yan tarafından ödeme yapılmaması üzerine, alacağın tahsili amacı ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durdurulduğunu, bu nedenlerle borçlunnu itirazının iptaline, takibin devamına, davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacı yanın sözleşme uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğine ve 12.11.2016 tarihinde sistemi çalışır durumda davalı şirkete teslim ettiğine yönelik iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı yan tarafından kurulan sistemin tam olarak çalışmadığını ve bu düzensiz çalışmanın davacı ve davacı yan çalışanları tarafından bilindiğini, sözleşme hükümlerine uyun olmaması nedeni ile davacı yan taraf montajda sonra 13.11.2016-15.11.2016-17.11.2016-23.11.2016-26.11.2016-13.12.2016 -14.12.2016 - 21.12.2016 - 24.12.2016 - 16.01.2017 - 13.02.2017 - 23.02.2017 tarihlerinde toplamda 12 kez olmak üzere sistemdeki sorunları gidermek üzere AVM'de çalışma yaptığını, birçok kez de uzaktan kamera ağına bağlanmak sureti ile davacı yan tarafından müdahalede bulunulduğunu, davacı yan tarafından kurulan plaka tanıma sisteminin;araç plaka, renk marka, model ve hızlarını hiç algılayamadığını, algılayabildiği araçların bilgilerini yanlış okuduğunu ve hatalı okumalar nedeni ile otoparka bir araç girmesine rağmen birden fazla farklı araç giriş yapmış gibi raporlama yaptığını, davalı yan tarafından davacı yan gönderilen, Beyoğlu ... Noterliğinin 23.03.2017 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini, eksikliklerin ve sözleşmeye aykırılıkların giderilmemesi nedeni ile davalı yan tarafından davacı yana 11.05.2017 tarih ... Nolu iade faturası düzenlendiğini, bu nedenler ile davanın reddine, davacının alacağının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; icra takibine konu alacağa karşı yapılan itirazın yersiz olduğu, borçlar hukukunun sözleşme serbestisi ilkesi, dürüstlük kuralı ve iyi niyet ilkesi çerçevesinde otopark için plaka tanıma sistemi sözleşmesinin tarafların özgür iradeleri ile kurulduğu ve hükümlerinin belirlendiği, davacının edimini sözleşmeye uygun ifa ettiği, şartname değişikliğinden kaynaklanan eksikliklerin davacıya karşı ileri sürülemeyeceği fatura alacağına usule uygun yapılan itiraz bulunmamakla aksine dair de bilgi ve belge olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında; bilirkişi tarafından plaka tanıma sisteminin sözleşme ve ekindeki plaka tanıma şartnamesine aykırı yapıldığının tespit edildiğini, ayıplı ifa tespit edilmesine rağmen mahkemenin bunu görmezden geldiğini, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, fesih ihtarının da buna göre düzenlendiğini, noter kanalıyla gönderildiğini, davacının idarece yapılan değişikliklere göre de sistemi revize etmeyi taahhüt ettiğini, bilirkişi raporunda donanımsal olarak kurulduğunu fakat yazılımsal olarak uygun olmadığını tespit ettiğini, sözleşenin eki olan şartnamede yeni durumlara revize edileceğinin belirtildiğini, itirazlarımızı karşılan nitelikte ek rapor alınmadığını, faturaya itiraz edilmemesinin işin tam olarak yapıldığına ispat olmayacağını, usulüne uygun olarak davalı temerrüde düşürülmediğinden faizin kabulü doğru olmadığını, fatura bilgisi ödenecek miktar ve temerrüde düşürüleceğine dair ihtarda bilgi bulunmadığını, bilirkişi tarafından işlemiş faizin talep edilenden daha az bulunmasına rağmen mahkemece tam kabul kararı verildiğini, icra inkar tazminatının asıl alacak üzerinden hesaplanması gerekirken işlemiş faizinde hesaba katılarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, ortada likit ve muayyen bir alacağın olmadığını belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici davalı ise iş sahibidir. Davacı yüklenici, davalı ile yaptıkları eser sözleşmesi kapsamında işi tamamlayarak teslim ettiğini belirterek bakiye bedel talebinde bulunmuş, davalı iş sahibi ise işin ayıplı yapıldığını, sistemin tam olarak çalışmadığını, düzensiz çalıştığını, bu nedenle sözleşmeyi feshettiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, sözleşme hükümlerine göre davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince süresinde ve usulünce istinaf edilmiştir. Davalı iş sahibi işin ayıplı yapılması sebebiyle sözleşmeyi feshettiklerini iddia etmiş olmakla öncelikle ayıbın feshi gerekli kılıp kılmadığı hususunun araştırılması gerekmektedir. Ayıp, imal edilen bir eserde veya malda, sözleşme ve ekleri ile iş sahibinin beklediği amaca ve dürüstlük kurallarına göre bulunması gereken vasıfların bulunmaması, bulunmaması gereken vasıfların ise bulunmasıdır. Şayet, imal edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Bu hakkın kullanması için iş sahibi tarafından ayrı bir dava açılabileceği gibi, yüklenici tarafından aleyhine açılmış olan bir davada da bu hususu def'i olarak ileri sürebilir. Sözü edilen Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde yapılan şeyin iş sahibinin kullanamayacağı ve hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı yada sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa iş sahibinin sözleşmeden dönebileceği, bu hususta yüklenicinin kusuru bulunursa zarar ve ziyan da isteyebileceği, aynı maddenin II. fıkrasında ayıbın eserin reddini gerektirecek nitelikte bulunmaması halinde iş sahibinin işin ayıbı oranında bedelden indirim ve eğer aşırı bir masrafı gerektirmez ise bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarımını isteyebileceği hükmü getirilmiştir. Bunlar eserin ayıplı olması halinde iş sahibinin haiz olduğu haklardır.Şayet yapılan iş kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı imal edilmiş ise sözleşmeden dönme hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Bu durumda, taraflar ifa yükümlülüğünden kurtuldukları gibi işin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tasfiye edilmesi gerekir. Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre taraflar aldıklarını geri vermekle yükümlüdürler Eser sözleşmeleri kural olarak geriye dönük sona erer. Bu nedenle sözleşme hiç yapılmamış gibi taraflar verdiklerini geri alırlar. Davacı yüklenici, davaya konu takiple iş bedeli talebinde bulunmuş ise de; sözleşme geriye dönük sona erdiğinden olmayan sözleşme fiyatına göre alacağının belirlenmesi mümkün olmadığından, taraflar ancak karşılıklı olarak verdiklerini ve varsa diğer tarafın yararına olan harcalamalar ile iş bedelini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre isteyebilecektir. O halde mahkemece yapılacak iş; mahallinde bilirkişi eşliğinde keşif yapılarak yüklenici tarafından kurulan plaka tanıma sisteminin kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı olup olmadığı belirlenmeli, kullanılamıyacak derecede kusurlu ise sözleşmeden dönme hükümleri gereğince davalı iş sahibinin uhdesine geçmiş yararlı ve yasal imalatların yapıldığı tarihteki piyasa fiyatları saptanarak sonucuna göre karar verilmesi, diğer durumlarda ise "çoğun içinde azda vardır" ilkesi gereği ayıbın derecesine göre eser sahibine tanınan haklardan hangisinin kullanılması gerektiğinin mahkemece belirlenerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, sözleşme ayaktaymış gibi iş bedelinin belirlenmesi hatalı olmuştur. Bu sebeple, kaldırma gerekçesine göre, diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin davalı vekilin istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.02.2020 tarih, 2017/504 Esas, 2020/225 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.