T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/762
KARAR NO: 2024/989
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/10/2020
NUMARASI: 2018/49 Esas, 2020/740 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 01/10/2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkili şirkete ait ... adlı işletmenin tadilat ve restorasyonu için taraflar arasında 22/06/2015 tarihinde sözleşme imzaladığını, sözleşmede işin 01/09/2015 tarihinde eksiksiz teslimini kararlaştırdıklarını, müvekkilinin ödemeleri eksiksiz olarak ve zamanında yaptığını, davalı firmanın teslim tarihinde sözleşme konusu işi teslim etmediğini, davalı firmanın gecikmesi üzerine müvekkili tarafından eksik bırakılan işlerin tamamlandığını, Avcılar Vergi Dairesi tarafından 12/04/2016 tarihinde yoklama yapıldığını, müvekkili şirket tarafından ihtarname keşide edildiğini, davalı tarafından ihtarnameye cevap verilmediğini ileri sürerek, davalının geç ifası nedeniyle şimdilik 9.000,00 TL cezai şart bedelinin sözleşme teslim tarihi olan 01/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafça, süresinde bir cevap dilekçesi sunulmamış, sonradan sunulan rapora itiraz dilekçesiyle davacının iddiaları reddedilmiştir.Mahkemece, taraflar arasında 22/06/2015 tarihli restorasyon sözleşmesinin imzalanmış olduğu, davacının söz konusu ticari ilişki kapsamında oluşan cezai şart alacağının tahsili amacıyla dava açıldığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmede 01/09/2015 tarihinin iş teslimi olarak belirlendiği, teslim yapılmadığında cezai müeyyidesinin günlük 3.000,00 TL olarak belirlendiği, dosya kapsamında davacının ifayı talep ettiğine dair delil bulunmadığı, bu halde sözleşme ile kararlaştırılan ceza ifaya eklenen ceza niteliğinde bulunduğundan akdin ifasını isteyen tarafın ifayı talepten vazgeçmesi gerektiği, dolayısıyla cezai şart alacaklarının muaceliyet kazanmadığı, davacı tarafından ifanın talep edilmiş olması nedeniyle artık bu cezai şartın talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, mahkemenin gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira davalı tarafın yargılamada süresinde cevap dilekçesi ile delil ibraz etmediğini, yalnızca süresi dışında sunduğu dilekçeler ile davanın reddini talep ettiğini, mahkemenin gerekçesinin aksine, müvekkilinin davalının ifaya davet edilmediği yönünde bir beyanı da bulunmadığını, taraflarınca keşide edilen ihtarname ile davalı tarafın ifaya davet edildiğini ve aksi durumda cezai şartın talep edileceğinin belirtildiğini, anılan ihtarnamede feshe dair bir beyan da bulunmadığını, mahkemenin gerekçesinin aksine müvekkilince sözleşmenin hiçbir zaman ve şekilde feshedilmediğini, davalının da sözleşmenin fesih edildiğine dair bir beyan veya talebi bulunmadığını, dolayısı ile taraflar arasındaki sözleşme geçerli olup cezai şartın talep edilebileceğini, mahkemenin, taraflarınca keşide edilen Beyoğlu ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve 27.07.2016 tarihli ihtarname ve içeriğini gözden kaçırarak karar verildiğini, bilirkişiler tarafından da bu hususun tespit edildiğini, yasanın cezai şarta bağladığı her türlü durum ve şartta müvekkilinin talep hakkının doğduğunu, mahkemenin haklı mazeretlerini reddederek yokluklarında karar vermiş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, mazeretlerinin belgesiz olmasının davayı sürüncemede bırakma amacı gütmediğini, yine taraflarınca ıslah için süre istenmiş olmasına rağmen mahkemece davanın yokluklarında ve bu yönde süre verilmeden karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Dava, davalı tarafından üstlenilen "davacıya ait Cafe-Restaurant'ın tadilat işlerinin" sözleşmede kararlaştırılan sürede bitirelemediği iddiasıyla, sözleşmede belirlenen "günlük 3.000,00 TL ifaya ekli cezai şart" bedeline ilişkin olarak şimdilik 9.000,00 TL ifaya ekli cezai şart bedelinin davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Davalı tarafça, süresinde bir cevap dilekçesi sunulmayarak HMK'nın 128/1. Maddesi gereğince davacının iddiaları reddedilmiştir. Taraflar arasındaki 22.06.2015 tarihli sözleşmenin son sayfasındaki "...1 Eylül iş teslimi olacak, olmadığında cezai müeyyide günlük 3.000,00 TL olarak belirlenmiştir" düzenlemesi Türk Borçlar Kanununun 179/2. maddesinde öngörülen “ifaya ekli ceza” niteliğindedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 179/II. maddesinde ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir denilmek suretiyle ifaya ekli cezayı düzenlemiştir. Bu cezaya, gecikme cezası da denmektedir. Anılan hükme göre borçlunun borca aykırı davranışı hâlinde, alacaklı hem aynen ifayı, hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilecektir. Bu nedenle, burada ceza koşulunun aynen ifaya ilave olarak (kümülatif) talep edilebilmesi olanaklıdır. Borçlunun borca aykırı davranışı hâlinde alacaklının ifaya ek olarak talep ettiği alacak bir ceza koşulu alacağı ise, zarar koşulunu gerektirmez. Alacaklı borçlunun borca aykırı davranışı nedeniyle zarara uğramasa dahi kararlaştırılan ceza koşulunu talep edebilir. İfaya ekli cezai şartın istenebilmesi için sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olmadıkça gecikmiş ifanın çekincesiz olarak kabul edilmemesi gerekir. Aksi hâlde cezai şartı isteme hakkı düşer ve bu husus hâkim tarafından re’sen dikkate alınır. Gecikmiş ifadan önce keşide edilen ihtarla gecikme cezası isteme hakkı saklı tutulmuş, sözleşmede cezai şart talep edebilmek için ihtirazı kayda gerek olmadığı kararlaştırılmış ise ya da ifadan önce alacaklının bu hakkını saklı tuttuğu anlamına gelecek davranışları mevcut ise sonradan yapılan teslimde çekince konulmamış olsa dahi cezai şart isteme hakkı düşmez, talep edilebilir. Cezayı isteme hakkının saklı tutulması (çekince, ihtirazı kayıt), yenilik doğuran bir irade beyanı olup, ifa anında açıkça yapılmalıdır. Saklı tutma, teslim-kabul tutanağına düşülecek bir kayıtla veya ifayı kabulden önce yapılacak yazılı bildirimle yahut iş bedelinin ceza alacağı kesilerek ödenmesi gibi buna delalet eden bir eylem veya işlem ile gerçekleştirilebilir. Açık feragat ise, borçluya yöneltilen ve varması gereken bir irade beyanıyla veya sözleşmeye önceden ifanın çekincesiz kabul edileceğine ilişkin bir hükmün konulmasıyla olur. Bazen de, çekincenin varlığı bazı koşulların gerçekleşmesine bağlanabilir. Bu açıklamalar doğrultusunda dosya kapsamı değerlendirildiğinde, mahkemenin yukarıda özetlenen mevcut ret gerekçesinin ifaya ekli cezai şarta dair kanuni düzenlemeye uygun olmadığı, gerekçenin kendi içinde çelişkili olduğu, somut olayda, sözleşmenin feshedildiğine dair bir iddia bulunmayıp, davacı tarafça, davalı firmanın sözleşme konusu işi süresinde teslim etmediğinin ve eksik bırakılan işlerin kendisi tarafından tamamlandığının isleri sürüldüğü, buna göre, davacının ifaya ekli cezai şart talebinin değerlendirilmesi için; öncelikle davaya konu iş ilişkisinin tam olarak ne zaman ne şekilde sonlandırıldığı, davalının işi ne zaman teslim ettiği açıklığa kavuşturulup, yukarıda yapılan açıklamalar göz önünde bulundurulduğunda bu tarihe göre davacı iş sahibinin cezai şart talep etme hakkını saklı tutmuş sayılıp sayılamayacağının değerlendirilmesi, saklı tutmamış sayılması halinde ifaya ekli cezai şart cezai şartı isteme hakkının düşeceğinin dikkate alınması, saklı tutuş sayılması halinde ise, belirlenen teslim tarihine ve varsa eksik işlere göre sözleşmede belirlenen teslim tarihinin geçirilip geçirilmediğinin açıklığa kavuşturulması, bir gecikme varsa, belirlenen teslim tarihinden itibaren, varsa davacının eksik bırakmış olduğu işlerin davacı tarafından başkaca kişilere tamamlatılması için gerekli olan makul süreninin ne kadar olduğuna dair bilirkişiden bir hesaplama yapılmasının istenmesi ve hesaplanacak bu sürenin sonuna kadar bir cezai şart hesabı yaptırılarak sonucuna göre davanın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazları ayrıca değerlendirilmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 14/10/2020 tarih, 2018/49 Esas, 2020/740 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 01/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.