T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1175
KARAR NO: 2025/900
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/07/2025
NUMARASI: 2025/509 Esas, 2025/513 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 03/11/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Dava, niteliğince İİK'nun 67. vd maddelerinde düzenlenen itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen 20.03.2025 tarihli ilk kararda, 05.09.2020 tarihli sözleşmenin 6.maddesinde düzenlenen yetki şartı nedeniyle mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın yetkili kılınan Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizce verilen 09.07.2025 tarih ve 2025/720-660 E/K sayılı kararla, davalı borçlu tarafından hem İcra Dairesi ve hem de Mahkemenin yetkisine itiraz edildiği belirtilerek öncelikli İcra Dairesine yönelik yetki itirazı incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesince verilen yetkisizlik kararı kaldırılmış, kaldırma kararı sonrasında mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda istinafa konu kararla, davacı tarafın dayandığı 15.11.2016 tarihli sözleşmenin 05.09.2020 tarihli ek sözleşme ile revize edildiği, bu ek sözleşmede Bakırköy İcra Müdürlüğünün yetkili kılındığı, oysa takibin yetkisiz İstanbul 13.İcra Dairesinde yapıldığı belirtilerek ortada geçerli bir icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karar davacı şirket vekilince istinaf edilmiştir.Karara karşı istinaf başvurusunda bulunan davacı vekili istinaf talebinde özetle, takip dayanağı sözleşmenin 15.11.2016 tarihli sözleşme olduğunu, sonradan imzalanan 05.09.2020 tarihli ek sözleşmenin ana sözleşmenin bazı hükümlerini revize ettiğini, takip dayanağı alacağın 15.11.2016 tarihli sözleşmenin 14.maddesinde düzenlenen damga vergisine dair olduğunu, 15.11.2016 dayanak sözleşmenin 18.maddesinde açıkça İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığını belirterek takibin yetkili İstanbul İcra Dairesinde yapılmış olması nedeniyle kararın kaldırılmasını istemiştir.Uyuşmazlık, hangi yer İcra Daire'sinin yetkili olduğuna ilişkindir.Davaya konu takip dayanağı alacak eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmakta olup, eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme veya 2004 sayılı İİK'nın 50.maddesi atfıyla yetkili icra dairesi, 6100 sayılı HMK'nın 6.maddesine göre davalı/ borçlunun dava/ takip tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi/ icra dairesi, 10.maddesine göre sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi/ icra dairesi , 17. Maddesine göre de tarafların yetki sözleşmesi ile belirledikleri mahkeme /icra dairesidir.İtirazın iptali davalılarda, hem mahkemenin ve hem de icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise (veya sadece İcra Dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise) mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekir. Çünkü itirazın iptali davasının görülebilmesi, usulüne uygun şekilde yapılmış ve geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. İcra müdürülüğünün yetkisine itiraz edilmesi halinde bu itiraz incelenmeden davaya bakılamaz. Takibin yetkili olmayan icra dairesinde yapıldığının tespiti halinde usulüne uygun bir icra takibi yapılmadığından bahisle eldeki davanın da şartı yokluğunda reddi karar verilmesi gerekir.Taraflar arasında yapılan ''inşaat yapım sözleşmesi'' başlıklı 15.11.2016 tarihli ilk sözleşmenin 18.maddesinde uyuşmazlık halinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri yetkili kılınmış, sonradan yapılan ''15.11.2016 Tarihli İnşaat Yapım Sözleşmesinin Eki'' başlıklı 05.09.2020 tarihli ikinci sözleşmenin 6.maddesinde ise işbu protokolden kaynaklanan uyuşmazlıklarda İstanbul Bakırköy Adliyesi Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili kılınmıştır.Davaya konu icra takip dosyasınaki takip talepnamesinde takip dayanağı olarak 15.11.2016 tarihli ilk sözleşme ve bir kısım faturalar gösterilmiş ve takip İstanbul 13.İcra Dairesinde başlatılmıştır.Mahkemece takip dayanağı olarak gösterilen ve bu sözleşmedeki bir hükme dayalı olarak alacak talep edilen 15.11.2016 tarihli sözleşmedeki yetki şartına değil ve fakat bunu revize ettiği belirtilen sonraki 05.09.2020 tarihli sözleşmedeki yetki şartı esas alınarak değerlendirme yapılmıştır.Ortada taraflarca düzenlenmiş 15.11.2016 tarihli ilk sözleşme ile bunu revize ettiği belirtilen sonradan yapılmış 05.09.2020 tarihli Ek sözleşme olmak üzere iki adet sözleşme olduğu anlaşılmaktadır.Davacı tarafça, her iki sözleşmenin geçerli olduğu, sonraki sözleşmenin ilk sözleşmeyi ortadan kaldırmadığı sadece bazı hükümlerini revize ettiği,15.11.2016 tarihli ilk sözleşmeye göre talepte bulunulduğu ve bu sözleşmenin takip dayanağı olarak gösterildiği ileri sürüldü halde mahkemece davacının bu savunmaları hiç tartışılmadan sonradan yapılan ek sözleşmedeki yetki şartına göre sonucuna gidilmiştir.Oysa, sözleşmeler hukuku açısından öncelikle her sözleşme için olduğu gibi bu sözleşmeler bakımından da ayrı ayrı şekil, konu ve taraf bakımından emredici hukuk kuralları ve kanun düzeni yönünden yasal geçerlilik şartlarının bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Daha sonra ise; bir sözleşme yapıldıktan sonra aynı taraflar arasında başka bir sözleşme yapıldığında hangi sözleşmenin veya her iki sözleşmenin de geçerli olup olmadığı ile ilgili birden çok kurala göre yapılacak değerlendirmeyle belirlenmesi gerekir.Kural olarak, aksine bir hüküm yoksa asıl sözleşmeden sonra yapılan ek sözleşme kök sözleşmeyi ortadan kaldırmaz, onu tadil eder. Tarih olarak sonradan yapılan sözleşmenin ilk sözleşmeyi kendiliğinden hükümsüz hale getirdiği de kabul edilemez. Bunun için, öncelikle önceki sözleşmenin ilga edilip edilmediği hususu ile ilgili olarak tarafların açık iradesine (amaç) bakılması gerekir. O halde mahkemece yapılması gereken iş; öncelikle her iki sözleşmeyle ilgili olarak ayrı ayrı; taraf, konu ve şekil bakımından değerlendirme yapılarak emredici hukuk kurallarına ve kanun düzenine aykırılık nedeniyle geçerli olup olmadıklarının belirlenmsi, sonrasında yukarıda belirtilen ilklere göre yeniden bir değerlendirme yapılarak sonraki sözleşmenin ilk sözleşmeyi ortadan kaldırıp kaldırılmadığı yoksa sadece bazı hükümlerini mi revize ettiğinin tespit edilmesi, daha sonra ise ayakta olan iki sözleşmede de yetki şartı bulunduğu dikkate alarak bu kez hüküm bazlı ( yetkiye dair) karşılaştırma ve değerlendirme yapılması, bu yapılırken tarafların hangi sözleşmeye göre talepte bulundukları, eldeki davanın (itirazın iptali) niteliğine göre takip dosyası ile bağı gibi somut olgulara bakılarak yapılacak değerlendirmeye göre hangi yer icra dairesinin yetkili olduğuna karar verilmesi gerekirken mahkemece her iki sözleşmenin bir birine göre durumları incelenip değerlendirilmeden eksik inceleme sonucu verilen karar hatalı olmuş, kararın kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 18/07/2025 tarih, 2025/509 Esas, 2025/513 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 03/11/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.