T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1373
KARAR NO: 2024/1173
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30.03.2021
NUMARASI: 2024/432 Esas (Derdest)
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 31/10/2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı yüklenici, davalı arsa sahibi ile KKİS yaptıklarını, sözleşmenin mahkeme kararı ile feshedildiğini, feshedilmeden önce inşaatın %27 lik kısmının tamamlandığını belirterek inşaat faaliyetleri, imalat elektrik ve mekanik işler bedelinin tahsili ile taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasını aksi halde ihtiyati hacze karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece verilen 26.06.2024 tarihli ara kararı ile yaklaşk ispat oluşmadı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine, taşınmaz uyuşmazlık konusu olmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği görülmüştür. Davacı vekili istinafında; taşınmaza yapılan giderler istendiğinden dava konusu olduğunu, davalı tarafından tespit yaptırıldığını ve bu orana davacının da itirazı olmadığına % 27 lik kısımda ihtilaf olmadığını, yaklaşık ispatın sağlandığını belirterek ihtiyatı haciz kararı verilerek kararın kaldırılmasını istemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise arsa sahibidir. Davacı yüklenici davalı arsa sahibi ile yapılan KKİS'nin mahkemesince geriye dönük olarak feshin edildiğini belirterek yaptığı imalatın bedelini talep etmiştir. İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbirde asıl olan, ihtiyati tedbire esas bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati tedbir sebebinin bulunmasıdır. Ayrıca HMK'nın 389. Maddesinde ihtiyati tedbirin ancak "dava konusu" üzerine konulabileceği belirtilmiştir. Yukarıda yapılan açıklama ve davacının talebi dikkate alındığında, dava konusu olmayan taşınmaza ilgili mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olmuştur. Davacı ayrıca ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur. İİK'nın 257/1. maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmü, İİK'nın 258/1. maddesinde ise; "Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." hükmü yer almaktadır. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır. Yukarıda açıklanan madde hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacaklının, alacağın varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin geriye dönük feshedilmiş olması nedeniyle taraf taleplerinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre yapılacak tasfiye kapsamında değerlendirilecek olması dikkate alındığında bu aşamada ihtiyati haciz kararı verilmesini gerektirir muayyen ve muaccel bir alacağın varlığına yeterli yaklaşık ispat ölçüsünde bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece verilen karar doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 30.03.2021 tarih ve 2024/432 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 31/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.