T.C. İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1448
KARAR NO : 2025/978
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/09/2021
NUMARASI : 2020/85 Esas, 2021/583 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ : 10/12/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili, taraflar arasında 23.03.2019 tarihli "Konferans Salonu Sözleşmesi" başlıklı, inşaat yapım sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmeye göre müvekkilinin ...Kolejinin konferans salonu yapım işini yapacağını, müvekkilinin işi eksiksiz yerine getirdiğini ve kesin kabulün yapılmış olmasına rağmen alması gereken ödemenin tamamını alamadığını, müvekkilinin davalıyla söz konusu işin yapımı için 490.000-TL + KDV olarak anlaştığını, müvekkilinin anlaşma uyarınca 02.07.2019 tarihli 289.100,00-TL olan ilk hak ediş faturasını ve 04.09.2019 tarihli 289.100,00-TL olan ikinci hak ediş faturalarını keşide edip davalıya tebliğ ettiğini, müvekkilinin bugüne kadar ödemenin büyük bir kısmını almışsa da dava konusu olan 44.100-TL bedeli tahsil edemediğini, bir kısım başka bakiye ödemeler de dahil edilerek Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğü 'nün ...E sayılı icra takip dosyasından takip başlatıldığını, söz konusu icra dosyası davalının itirazı ile durduğunu, alacağın haklı bir alacak olduğunu, ticari defterlerin incelenmesi ile de ortaya çıkacak şekliyle eksik ödeme yapıldığını, bu nedenle iş bu alacak davasının açılmak zorunda kaldığını, davalının icra takibinde kendisine tebliğ edilen tarih itibariyle temerrüde düştüğünü, bu tarihten itibaren ticari temerrüt faizi işletmenin gerektiğini ileri sürerek davanın kabulü ile şimdilik 44.100-TL'nin davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, alacağa temerrüt tarihi olan 08.11.2019 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, dava dilekçesinde ileri sürülen aleyhte olan hiç bir hususu kabul etmediklerini, davacının haksız ve yasal dayanaktan yoksun davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, Büyükçekmece 2. İcra Müd. ... sayılı icra takip dosyası ile 04.09.2019 tarihli faturadan ötürü 52.100,00 TL. alacaklı olduğunu iddia ve talep ettiğini ancak davalı müvekkili şirketin , davacı şirkete icra takibine konu her hangi bir borcu olmadığını savunarak davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın 23/03/2019 tarihli eser sözleşmesinde kararlaştırılan iş bedelinin toplam tutarı ve özellikle KDV alacağının ne kadar olduğu noktasında toplandığı, sözleşmenin 4. maddesinde iş bedelinin açıkça 490.000,00 TL + 44.100,00 TL KDV olmak üzere toplam 534.100,00 TL olarak belirlendiği, davacının bu açık sözleşme hükmüne rağmen KDV’yi ayrıca ve farklı şekilde hesaplayarak toplam bedelin 578.200,00 TL olduğunu ileri sürmesinin sözleşme metni karşısında hukuki dayanaktan yoksun olduğu, sözleşme hükmünün yoruma ihtiyaç bırakmayacak kadar açık bulunduğu ve basit bir hesapla dahi toplam bedelin 534.100,00 TL olduğunun anlaşıldığı, davalı tarafça bu toplam bedelin tamamının ödendiği ve KDV yönünden bakiye borç kalmadığı sabit olduğundan, davacının aynı KDV bedelini ikinci kez talep etmesinin haklı görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinafında, taraflar arasındaki iş sözleşmesine konu edimin eksiksiz olarak yerine getirildiği, işin itiraza konu olmaksızın teslim alındığı hâlde davalı tarafından bedelin eksik ödendiği, davacının yaptığı iş karşılığında usulüne uygun şekilde faturalarını düzenleyip davalıya tebliğ ettiği, davalının bu faturaları iade etmeyerek borcu fiilen kabul ettiği, buna rağmen ticari defterlerini hatalı ve usulsüz şekilde tuttuğu, davacı defterlerinin bilirkişi incelemesiyle usulüne uygun tutulduğunun ve davalıdan 44.100 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, buna karşılık davalı defterlerinin hatalı tutulmasına rağmen bilirkişi tarafından usulüne uygun kabul edilmesinin çelişkili olduğu, davalının ödeme yapması gereken taraf olduğu hâlde kendi defterlerinde ters kayıt yaparak davacıdan alacaklı gibi gösterildiği, bu durumun hem defter kayıtlarından hem de bilirkişi tespitlerinden açıkça anlaşıldığı, ayrıca 04.09.2019 tarihli faturanın davalı tarafından iade edilmemesine rağmen defterlere de kaydedilmediği, bunun da usule ve VUK hükümlerine aykırı olduğu, yerel mahkemenin sözleşmedeki bedeli “490.000 TL + 44.100 TL KDV” şeklinde yorumlayarak KDV oranını tarafların serbestçe belirlemiş gibi değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğu, KDV’nin kanunen %18 oranında uygulanması zorunlu olduğu, sözleşmedeki bu ifadenin açık bir hesap hatasından ibaret bulunduğu, davacının da tüm faturalarını yasal %18 KDV oranı üzerinden düzenlediği, ikinci bir KDV talebinin söz konusu olmadığı, toplam bedelin 490.000 TL + %18 KDV olmak üzere 578.200 TL olduğu ve davalı tarafından açıkça eksik ödeme yapıldığı, buna rağmen yerel mahkemece maddi hata niteliğindeki sözleşme hükmüne dayanılarak davanın reddedilmesinin hatalı olduğu, bilirkişi raporlarında da hesap hataları bulunmasına rağmen davacının alacaklı olduğunun ortaya çıktığını ileri sürülerek, yerel mahkeme kararının kaldırılması talep edilmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Uyuşmazlık, eser sözleşmesindeki iş bedeli toplam miktarı ve KDV alacağının ne kadar tutarda ödenmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 4. maddesinde; “Bu sözleşme, anahtar teslimi götürü bedelli esaslı sözleşme olup, işveren tarafından hazırlanan uygulama projelerine dayalı olarak işin tamamı için yüklenici tarafından teklif edilen toplam bedel 490.000,00 TL + 44.100,00 TL KDV’dir.” hükmüne yer verilmiştir.Katma Değer Vergisi, kanundan kaynaklanan bir kamu alacağı olup oranı ve uygulanma esasları mevzuatla belirlenmiş ise de, bu verginin sözleşmesel ilişki kapsamında taraflar arasında kime ait olacağı ve hangi bedel üzerinden karşılanacağı hususunun, sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde taraflarca kararlaştırılması mümkündür.Somut olayda, anılan sözleşme hükmü uyarınca taraflar, sözleşme bedelini 490.000,00 TL asıl bedel ve 44.100,00 TL KDV olmak üzere açık ve kesin şekilde belirlemişlerdir. Her ne kadar sözleşmede maktu olarak belirlenen KDV tutarı, yasal %18 KDV oranına göre hesaplanan tutarın altında kalmakta ise de, taraf iradelerinin bu yönde birleştiği ve tarafların KDV bakımından sorumluluk sınırlarını sözleşme ile belirledikleri anlaşılmaktadır.Bu itibarla, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, yerel mahkemece KDV yönünden yapılan değerlendirme ve verilen kararın usul ve yasaya uygundur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 15/09/2021 tarih ve 2020/85 Esas, 2021/583 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 10/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.