T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1393
KARAR NO : 2025/880
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 02/09/2021
NUMARASI : 2018/1092 Esas, 2021/602 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 30/10/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Üniversite'nin ... ve Araştırma Merkezi inşaatının yapımı için davalı şirketle 30.12.2013 tarihli Yüklenici Sözleşmesi imzalandığını, yüklenici davalının sözleşmenin bazı maddelerini ihlali nedeniyle sözleşme hükümlerine bağlı olarak davalı aleyhine taraflarca karşılıklı mutabakatla imzalanmak suretiyle kesinleşen 3 hakedişte yer alan toplam 124.130,52 TL'lik ceza kesinti bedellerinin mahsup edilmek yerine sehven borçlu davalıya ödenmesiyle oluşan zarar için yapılan tüm girişimlerin sonuç vermediğini, Beykoz 2. Noterliğinin 01,03.2016 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ekinde davalıya gönderilen ancak iade edilen 25,02.2016 tarih ve 026505 nolu faturaya bağlanan tutar için İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından 23.02.2018 tarihinde takip yapıldığını, davalı borçlunun borcunun olmadığını ileri sürerek itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı tarafça haksız şekilde iade edilen faturanın esasen müvekkili tarafından sehven ödenen tutar olduğunu belirterek, davalı şirketin takibe yaptığı itirazın iptaline ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin sözleşmeden doğan tüm borçlarını vaktinde ve sözleşmeye uygun olarak yerine getirdiğini, sözleşmeye aykırılık iddiasından bulunan davacının bu iddiasını somutlaştırması gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen birinci, ikinci ve beşinci hakedişde yer alan ceza kesintisi konusunda davacı yan tarafından haksız ve kötüniyetli yönlendirme yapıldığını, davacı yanın yetkili kurumunun herhangi bir sorun olmayacağını tüm hakedişlerin tamamıyla ödeneceğini taahhüt ettiğini ve ilgili hakediş raporlarını imzalaması gerektiğini dile getirdiğini, müvekkilinin davacı yanın güven verici bu tutumu karşısında ilgili hakediş raporlarını imzaladığını ve sözleşmeye uygun olarak hakedişlerini tamamıyla aldığını, müvekkili şekli olarak ihtirazı kayıt koymamış olsa da mutlak manada şekil şartlarına bağlı kalmanın tarafların eşitliğini zedelemiş olacağını, dava dilekçesinde müvekkiline herhangi bir kusur isnadında bulunulmadığını, davacı yanın bile kusurlu demediği müvekkilinin hakedişlerinde ceza kesintisi yapılmasının mantıklı ve hukuki bir açıklamasının bulunmadığını, müvekkilinin davacı yana güvenerek bir sorun olmadığını düşünerek hakedişlere imza atmasının ardından davacı yanın iki yıl sonra iyi niyet kapsamında anlaşmaya yanaşmamasının ve icra takibi başlatmasının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini belirterek, davanın reddini ve davacı aleyhine icra takibi konusu olan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Davaya konu sözleşmenin 12. Maddesine göre ödemelerin hakediş usulü ile yapılacağının kararlaştırıldığı, kesin hakediş raporlarında davalı yüklenici şirketin herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeden imza ve kaşesinin bulunduğu, bu durumun davalı tarafın kesin hakediş raporlarında yer alan ceza kesintilerini kabul ettiği anlamına geldiği, buna göre ceza kesintilerinin sebebine ya da haklı olup olmadıklarına yönelik bir değerlendirme yapılmasına gerek bulunmadığı, bilirkişi heyet raporunda davacının talebi gibi tespit edilen cezai bedel toplamı 124.130,52 TL üzerinden davanın kabülü gerektiği, davaya konu alacak likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin de haklı olduğu, davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğü anlaşılmakla davacının temerrüd faizine hak kazandığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul İstanbul Anadolu 12. İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyasındaki davalı borçlunun itirazının İptaline ve icra takibinin devamına, asıl alacak olan 124.130,52-TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;1-)Cevap dilekçesindeki beyan ve savunmalarını tekrar etmiş, 2-)Müvekkilinin sözleşmeye konu işi eksiksiz ayıpsız ve zamanında bitirip teslim ettiğini, dosyaya sundukları iş bitirme belgesi ve Yapım İşleri Geçici Kabul Tutanağından da bu durumun anlaşılmakta olduğunu, 3-)Davacı tarafından ceza kesintilerine ilişkin hiçbir ispat girişiminde bulunmadığını, mahkemenin 6. Ve 7.celse ara kararlarına rağmen hakedişlerde yer alan ceza kesinti bedellerine ilişkin herhangi bir belge sunmadığını, oysaki bu hususta ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğunu, mahkemenin bu durumu gözardı ederek mevcut gerekçeyle davanın kabulüne karar verdiğini, gerekçede kesin hakediş raporlarından bahsedilmiş ise de esasında bunların geçici hakediş raporları olduğunu, 4-)Keşif, bilirkişi incelemesi ve tanık delillerinin dikkate alınmadığını ve bu delillerinin toplanmadığını, 5-)Mahkemenin mevcut kabul gerekçesinin taraflar arasındaki eşitliğe aykırılık teşkil ettiğini ve Anayasanın 36.maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün ihlalini oluşturduğunu, 6-)Taraflar arasındaki sözleşmenin eki olarak kabul edilen Yapım İşleri Genel Şartnamesinin TBK'nın 20.maddesi kapsamında genel işlem koşulu olduğunu ve TBK'nın 21.maddesi gereğince yazılmamış sayılması gerektiğini, 7-)Gerekçeli kararda icra takibine uygulanacak faiz türünün belirlenmediğini, icra takibinde reeskont avans faizi uygulandığı halde mahkemenin bu hususta bir karar vermediğini, bunun eksik karar niteliğinde olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
V.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.Dava, davalının taraflar arasındaki 30.12.2013 tarihli davacı Üniversite'nin ... ve Araştırma Merkezi inşaatının yapımına ilişkin sözleşmenin bazı maddelerini ihlal etmesi sebebiyle karşılıklı mutabakatla davalının 1., 2. ve 5. nolu hakedişlerinden toplam 124.130,52 TL'lik ceza kesintisi mahsup edilmesi gerekirken, bu bedelin sehven davalıya ödendiği iddiasıyla, bu bedelin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Davalı vekili, davacının sözleşmeye aykırılık iddiasının doğru olmadığını, 1., 2. ve 5. nolu hakedişlerde yer alan ceza kesintilerinin davacının yanlış yönlendirmesi, bundan dolayı bir sorun olmayacağını ve hakedişin tam ödeneceğini beyan etmesi üzerine müvekkilince de imzalandığını ve hakedişlere ihtirazi kayıt konulmadığını, hakedişlerin de bu doğrultuda tamamen ödendiğini, davacının ceza kesintisine dayanak olan sözleşmeye aykırılıkların neler olduğunu ispatlaması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin davaya konu sözleşmenin ekleri arasında yer alması, sözleşmenin 12. Maddesinde ödemelerin hakediş usulü ile yapılacağının kararlaştırılması, davaya konu ceza kesintilerinin yer aldığı 1., 2. ve 5. Nolu hakedişlerin davalı yüklenici tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmeden imzalanması, ara ve kesin hakedişlere itirazların YİGŞ'nin 40 ve 41. Maddelerindeki usuller çerçevesinde yapılması gerekmesi, bu düzenlemeler delil sözleşmesi niteliğinde olduğundan hakedişlere itiraz yoksa yüklenicinin bu hakedişleri kabul etmiş sayılması gerekmesi hususları göz önünde bulundurulduğunda, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olup, icra inkar tazminatına ve işlemiş faiz başlangıç tarihine ilişkin ise ayrıca ve açıkça bir istinaf itirazı bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/09/2021 tarih ve 2018/1092 Esas, 2021/602 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 8.479,35-TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 2.120,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.359,35-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 30/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.