T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1370
KARAR NO : 2025/827
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/06/2021
NUMARASI : 2018/463 Esas, 2021/601 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali - Alacak
KARAR TARİHİ : 15/10/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı-karşı davalı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kot yıkama - taşlama - parlatma işleri yapmakta olup bu kapsamda davalı/borçlu tarafa ait ürünleri ekte görülen faturalardan da sabit olduğu üzere yıkadığını ve eksiksiz bir şekilde davalıya teslim ettiğini, ancak davalının kötü niyetli olarak borcunu ödemekten imtina ettiğini, müvekkili ile davalı arasındaki bu ticari iş ilişkisi doğan 19.09.2017 tarihli 19.581,16 TL bedelli faturanın tahsil edilemediğini belirterek, bu fatura alacağının davalı/borçlunun tahsili için İstanbul 34. İcra Müdürlüğümün... Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II . CEVAP
Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; Takibe konu faturanın müvekkili tarafından kabul edilmediğini, bu faturanın müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin davacıya yurtdışı siparişi için yıkanmak üzere teslim ettiği ürünlerin davacının hatalı işlemi sonucunda bozulduğunu, yapılan işlemin ayıplı olduğunu, ekonomik değeri olmadığı gibi, ürünün bozulmasına ve müvekkilinin hatalı ürün nedeniyle zarara uğramasına neden olduğunu, taraflar arasındaki mail yazışmalarında görüleceği üzere davacının esasen ayıplı hizmet yaptığını kabul ettiğini ve müvekkiline bu nedenle %50 indirim yapmayı teklif ettiğini ancak davacının ayıplı hizmetinin müvekkilince kabul edilmediğini belirterek, asıl davanın reddini talep etmiştir.
III. KARŞI DAVA
Davalı-karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin İtalya'da yerleşik ... firmasından 22.08.20017 - 12.09.2017 tarihleri arasında 8 parti halinde teslim edilmek beheri 8.5 € üzerinden toplam 40.080 adet Jeans pantolon siparişi aldığını, müvekkilinin pantolonların yıkama ve simlenme işlemleri için iki ayrı fason atölyesi ile anlaştığını, bunların davacı-karşı davalı ... Ltd. Şti ve dava dışı ... Tekstil olduğunu, davacı-karşı davalının teslim aldığı ürünlerin, hatalı yıkama neticesinde bozulmasına neden olduğunu, müvekkilinin davalının ayıplı işlemini ve bu işlem sonucundan ürünlerin bozulmasını üzerine durumu davacı-karşı davalıya bildirdiğini, davacı-karşı davalının; müvekkilinin talebi uyarınca yıkama için teslim edilen henüz hiç işlem görmemiş ürünleri işlemsiz iade ettiğini ve doğrudan ... Tekstile sevk ettiğini, davacı-karşı davalının bozulmasına neden olduğu ürünlerin bir kısmını da mümkünse tamiri için müvekkilin talebi doğrultusunda ... Tekstil'e sevk ettiğini, davalı şirket adına ... tarafından gönderilen mailde; davacı-karşı davalının yıkama ile bozulan ürünlerde hatanın yıkamalarından kaynaklandığını kabul ettiğini ve bu nedenle fason işçilik ücretinde %50 indirim yapmayı teklif ettiğini, buna rağmen müvekkilinin üretime devam edilmesi talimatı verildiği yönündeki davacı iddiasının doğru olmadığını, davacı-karşı davalının, kendisine teslim edilen ürünlerin ilk parti işlemi sonrasında bozduğunu tespit etmesine rağmen müvekkilini zarara uğratacağını bilerek işleme almaya devam ettiğini, davacı ve karşı davalının yıkama işlemi nedeniyle ürünlerde meydana gelen bozulmayı Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesi 2017/237 D. İş dosyası ile tespit ettirildiğini, dosyaya sunulu tekstil bilirkişisi raporunda; ürünlerin hatalı yıkama ve kurutma işlemi nedeniyle likrasının bozulduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin bu ürünlerden 7.860 adedini, 8.5 € yerine defolu fiyatı ile Intimo 3 S.p.A, firmasına tanesi 3.5 € dan satarak her biri için 5.00 € zarar ettiğini, buna ilişkin zararının (7.860 X 5 X 4,5128 (kur)) = 177.398,16 TL olduğunu, hatalı yıkama nedeniyle bozulan ve hiç satamadığı 1.850 adet ürünün her biri için ise zararının 8.5 € olduğunu, buna ilişkin zararının (1850 X 8.5 X 4,1258(kur)) = 70.963,78 TL olup; her iki zararın toplamının 248.316,82 TL olduğunu belirterek, davacı-karşı davalının ayıplı işlem nedeniyle müvekkilini uğrattığı zarara ilişkin olarak şimdilik 248.316,82 TL'nin davacı-karşı davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
IV. KARŞI DAVAYA CEVAP
Davacı-karşı davalı vekili karşı davaya cevabında özetle; Ayıpların teslim sırasında gözle görülebilecek nitelikte ayıplar olduğundan teslim anında yada kısa sürede müvekkiline ayıp ihbarında bulunması gerektiğini, müvekkiline süresinde ayıp ihbarı yapılmadığını, davalının 40,080 adet ürünü yıkama için farklı firmalara verdiğini, davalının ayıplı olduğunu iddia ettiği malların müvekkilince yıkandığını ispat etmesi gerektiğini, ayıp iddiasını kabul etmediklerini, dava konusu ürünlerin müvekkilinden sonra başka firmalarda farklı işlemlere tabi tutulduğunu, Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesi 2017/237 D. iş dosyasına konu incelenen ürünlerin ayıplı olduğu saptansa da bu ürünlerin müvekkili tarafından yıkanan ürünler olduğunun yada ayıpların salt yıkamadan kaynaklandığının ispatlanmadığını, yıkama işleminin tanık beyanları ile sabit olacağı üzere davalı tarafından onaylandığını, yıkama yapılan makineler değiştirilmediğini ve bilirkişi tarafından incelenmesini talep ettiklerini, tespit raporuna göre bilirkişi tarafından 7.920 adet ürün incelendiğini, söz konusu ürünlere müvekkilince işlem uygulandığının ispatlanamadığını, müvekkili tarafından yıkama ve kurutma işlemlerinin yapıldığı makinelerin zarar verecek ısılara çıkmasının mümkün olmadığını, davalı tarafından Kaan Tanker tarafından gönderilen maile dayanılsa da bu mailin müvekkili firma yetkilisi tarafından gönderilmediğini ve ayıbın kabulü anlamına gelmediğini belirterek, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
V. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Asıl dava yönünden; Dava konusu 19/09/2017 tarihli 19.581,16 TL bedelli faturanın sadece davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı defterlerinde ve 09/2017 dönemi BA formlarında görünmediği, davacının bu fatura tebliğine ilişkin sunduğu ... Kargo kaydında teslim edilenin ne olduğunun ve teslim alanın kim olduğunun belli olmadığı, dava konusu faturanın davalı tarafa tebliğ edildiğine ilişkin dosyaya yansıyan bir delil bulunmadığı gibi söz konusu faturanın davalı defterlerinde de kayıtlı olmaması nedeniyle davalının kabulünde sayılamayacağı, HMK md 222/3 gereğince davacı defterlerinin alacağın varlığını tek başına ispata yeterli olmadığı, dolayısıyla alacağın varlığının ispatlanamadığı, bu nedenle asıl davanın reddine karar vermek gerektiği,Karşı dava yönünden; Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmamakla birlikte, davacı tarafından kot kumaşların yıkamasının yapıldığı ve davalı karşı davacıya teslim edildiği, davalı tarafından ise kumaşların kesim ve dikim işlemleri yapılarak yurt dışında mukim müşterisine gönderildiği hususlarının sabit olduğu, emsal Yargıtay ilamları gereğince tüm kumaşlar/ürünler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak ayıplı olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği, davacı ve karşı davacı şirket depolarında bulun ürünler üzerinde inceleme yapılması suretiyle aldırılan denetime elverişli 28/04/2021 tarihli rapora göre, kabartma yüzey efekti hatası içerir ürün adetinin 1575 adet olduğu ve direkt davacının yaptığı işle ilgili olduğu, davacının kusurlu olduğu, ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu, yazışma ve irsaliyeli fatura içeriklerine göre 14.500 adet pantolon için yıkama fason işlemi yapıldığı, davacı şirket tarafından en son mal sevkiyatının 14/09/2017 tarihinde yapıldığı, somut uyuşmazlıkta 7.860 adet ürünün karşı davacı tarafça yurtdışına satılması nedeniyle emsal Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere ayıp iddiası olan tüm ürünlerin incelemesinin yapılamadığı, davacı şirketten davalı şirkete gönderilen 30/11/2017 tarihli mailde gönderilen ürünlerin bir kısmının davacı şirket tarafından yıkanmadığının ve yıkamış oldukları 14.500 ürünün yarısının yıkama fiyatının üstlenebileceğinin yazılı olduğu, EK-3-1 olarak dosyaya sunulan fotokopi 08/09/2017 tarihli sevk irsaliyesinde 839 adet ürünle ilgili işlemsiz iade edildiği yazısının, 11/09/2017 tarihli sevk irsaliyesinde 7000 adet ürünle ilgili işlemsiz iade edildiği yazısının, 13/09/2017 tarihli sevk irsaliyesinde 6542 adet ürünle ilgili olarak ... ...’e sevk edilmiştir, işlemsiz iade edildiği yazısının bulunduğu, bu kapsamda davacı tarafa karşı açık ayıpla ilgili başkaca delil veya belgenin davalı karşı davacı tarafından dosyaya sunulmadığı, raporda tespit edildiği üzere, kumaşlardaki ayıplar açık ayıp olup Türk Ticaret Kanunu’nun 23/1-c maddesinde belirtilen sürede ayıp ihbarında bulunulmadığı, karşı davacının ayıbın ne olduğunu davacıya bildirmediği, sevk irsaliyelerine işlemsiz iade yazılmasının ayıp ihbarı olarak değerlendirilemeyeceği, karşı davacı tarafça hatalı yıkama işlemi yapılan ürünlerin tamamının davacı şirketçe yapıldığının ispat edilemediği, Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesi 2017/237 D.iş sayılı delil tespiti dosyasında, makine mühendisi/tekstil danışmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda CAL 7006 MOD model kumaşın incelendiği, marullanma ve kabarma efektinin kumaşın teknik yapısı gereği yıkama işleminden sonra kurutma işlemi sırasında meydana gelebileceği tespiti yapıldığı anlaşılmakla, ne kadar kumaşın/ürünün incelendiği belirtilmediğinden, diğer kumaşlar ise incelenmediğinden bu tespit raporuna itibar edilmeyeceği, buna göre davalı ayıp iddiasını ispatlayamadığından karşı davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle,
Asıl ve karşı davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
VI. İSTİNAF SEBEPLERİ
A-)Davacı-karşı davalı vekili istinafında;
1-)Esas dava yönünden; Davalının toplamda 40.080 adet ürünü yıkama için sektörde farklı firmalara verdiğini beyan ettiğini, bu noktada müvekkilinin davalıya ait bir kısım ürünleri yıkadığının sabit olduğunu, davalının da kaçamaklı ikrarı ile müvekkilinin faturalara konu işi yaptığını kabul ettiğini ancak ödememek için kötü niyetli olarak ayıp iddiasında bulunduğunu, müvekkilinin ticari defterleri ve dosya münderacatı gereği davalarının kabulü gerektiğini,2-)Karşı dava yönünden; Davalının kötü niyetli olduğu sabit olduğundan kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin yerinde olmadığını belirterek,esas dava yönünden kabul kararı yerine red kararı verilmesi nedeniyle kararın bu yönü ile ortadan kaldırılmasını ve davalarının kabulüne karar verilmesini, karşı dava yönünden davalının kötü niyetli olduğu göz önüne alınarak %20 oranında kötü niyet tazminatı ile cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B-)Davalı-karşı davacı vekili istinafında;
1-)Asıl dava yönünden; Davacının davasının reddine karar verilmesine rağmen ne hüküm fıkrasında ne de gerekçe kısmında %20 kötü niyet tazminatı taleplerine yönelik bir değerlendirme yapılmadığını,Karşı dava yönünden; 2-)Ayıp iddiasının ispatlayamadığına dair mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını, Mahkemenin ayıba dair eser sözleşmesi hükümleri dikkate almayarak, ticari satış sözleşmesi hükümlerini uyguladığını, ayıp ihbarının taraflarınca eser sözleşmesi hükümlerine uygun ve geçerli olarak yapıldığını, ayıbın varlığının ve ihbarının tanık dahil her türlü delille ispatlanabileceğini, bu kapsamda gösterdikleri tanıklarının 12.03.2019 tarihli ara kararla HMK m. 200 gerekçe gösterilerek reddedildiğini,... ... gönderilen sevk irsaliyeleri dışında delil göstermediklerine dair Mahkeme tespitinin doğru olmadığını, delil olarak mail yazışmalarının dosyada sunulu olduğunu, karşı davalının gönderdiği 30 Kasım 2017 tarihli maille, bu tarihten çok önce karşı davalıya ayıp ihbarının yapıldığının, gelip ürünler üzerinde inceleme yaptıklarının, %50 iskonto teklif edilmek suretiyle ayıbın kabul edildiğinin gayet açık ve net bir şekilde ispatlanmakta olduğunu,Defolu satış faturalarının da delil olarak dosyaya sunulduğunu,3-)Ürünlerdeki ayıplar için dava açmadan bir yıl önce Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesine başvurularak o vakit elde olan 7920 adet ürüne dair bir ayıp tespiti yaptırıldığını, Mahkemenin bu raporun yeterli görülmemesine dair gerekçesinin doğru olmadığını,Mahkeme tarafından bu raporun yeterli görülmemesi üzerine yeniden yaptırılan incelemede aynı yöntem "sondajlama tekniği" olarak açıklanarak ürünlerin incelendiğini, bu inceleme yönteminde keşif sırasında her bir koliden gelişigüzel 8-10 ürün seçilerek ayıp incelemesi yapıldığını ve bu örnekleme ile tüm ürünlerin ayıplı olacağı yönünde rapor düzenlenerek hesaplama yapıldığını,Somut olayda sondajlama yerine ürünlerin tek tek incelenmesinin gerekmediğini, zira ürünlerin topluca yıkanmak üzere bir kazana atıldığını,Kaldı ki karşı davalının itirazı üzerine bu kez müvekkili tarafından defolu fiyatına dahi satılamayarak elinde kalan 1863 ürünün kolilerden çıkarılarak tek tek incelendiğini ve bilirkişilerce tamamına yakın oranda (incelenen 1863 ürünün tamamında ayıp tespit edilmiş, bunların 1575'indeki -%85-) yıkama/kurutma hatasından kaynaklanan bozulma tespit edildiğini, yani Mahkemenin ne kadar kumaşın incelendiğinin anlaşılmadığı tespitinin doğru olmadığını,Müvekkilinin zararını artırmamak için defolu fiyatına satmadan önce Mahkeme aracılığı ile tespit yaptırdığı 7920 ürün üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonrada bunu doğrulayan Mahkeme tarafından yaptırılan diğer tespit değerlendirmelerinin geçersiz kabul edilmesinin hukuki ve mantıki bir dayanağı bulunmadığını belirterek,Asıl dava yönünden; hükmün İİK 67/2 hükmü uyarınca müvekkili lehine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesi yönünde düzeltilerek onanmasına, Karşı davaları yönünden; ret kararının kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
VII. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı-karşı davalı yüklenici, davalı-karşı davacı iş sahibidir.Asıl dava, taraflar arasındaki "fason kot kumaş yıkama" işine ilişkin sözlü sözleşme ilişkisi kapsamında düzenlenen 19.09.2017 tarihli 19.581,16 TL bedelli faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, davalı-karşı davacı tarafça, bu faturaya konu işlemin ayıplı olduğu ve ekonomik değeri olmadığı belirtilerek davanın reddi istenmiştir.Karşı dava, aynı sözleşme ilişkisi kapsamında davacı-karşı davalı tarafından hatalı yıkanan bir kısım kumaşların bozulduğu, bu nedenle bir kısım kumaşın hiç işlem görmeden iade edildiği, bozulan ürünlerin bir kısmının başka firmaya (... Tekstil) tamir için sevk edildiği, bu ürünlerden 7.860 adedinin 8,5 Euro yerine 3,5 Euro'ya satılmak zorunla kalınarak 177.398,16 TL zarar edildiği, 1.850 adedinin ise hiç satılamadığından bunlara ilişkin zararın ürün başı 8,5 Euro'dan 70.963,78-TL olduğu, buna göre her iki zarar toplamının 248.316,82 TL olduğu iddiasıyla, bu zararın davacı-karşı davalıdan tahsili talebine ilişkin olup, davacı-karşı davalı tarafça, ayıp iddiasını kabul etmedikleri, süresinde ayıp ihbarı yapılmadığı, davalının 40,080 adet ürünü yıkama için farklı firmaya verdiğinden ayıplı olduğu iddia edilen malların kendisi tarafından yıkandığının yada ayıpların salt yıkamadan kaynaklandığının ispat edilmesi gerektiği belirterek davanın reddi istenmiştir.Davalı-karşı davacı tarafça, asıl davaya konu fatura kapsamındaki malları da kapsar şekilde ayıplı ifa iddiasında bulunulduğundan, asıl ve karşı davalar bakımından öncelikle bu hususun değerlendirilmesi gerekmektedir.Tarafların aynı yöndeki beyanlarından, bilirkişi raporlarından ve dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, davalı-karşı davacı iş sahibi tarafından bir yurt dışı firmadan 22.08.20017 - 12.09.2017 tarihleri arasında teslim edilmek üzere alınan toplam 40.080 adet siparişe ilişkin Jeans pantolonların yıkama ve simlenme işlemlerinin bir kısmı davacı-karşı davalı firmaya bir kısmı ise dava dış ... Tekstil'e verilmiş olup, her ne kadar 09/01/2018 tarihli tespit raporuyla davalı-karşı davacı uhdesinde bulunan 7.920 adet üründe yıkama-kurutma işleminden kaynaklanabilecek marullanma ve kabarma efekt görüntüsü tespit edilmiş, yargılama sırasında alınan 28/04/2021 tarihli bilirkişi heyeti ek raporuyla da davalı-karşı davacı elinde kalan 1.863 adet ürünün 1.575 adedindeki hataların yıkama-kurutma işleminden kaynaklandığı belirlenmiş ise de, davalı-karşı davacı iş sahibi tarafından aynı mahiyetteki ürünlerin yıkama-kurutma işlemlerinin hem davacı-karşı davalıya hem de dava dışı bir firmaya yaptırılmış olması, ek raporda belirtildiği üzere kendi defter kayıtlarına göre 31/12/2017 itibariyle stoğunda 94.764 adet pantolon bulunması karşısında, gerek tespit raporunda gerekse ek raporda ayıp tespiti yapılan ürünlerin davacı-karşı davalının işlem yaptığı ürünler olduğu davalı-karşı davacı tarafça ispat edilemediğinden, tek başına söz konusu bilirkişi raporlarındaki ayıp tespitleri bu ayıplardan davacı-karşı davalı yükleniciden kaynaklandığını ispata yeterli bulunmamaktadır. Davalı-karşı davalı tarafından süresinde ayıp ihbarı yapılıp yapılmadığı da tartışmalı olup, süresinde ayıp ihbarı yapıldığı kabul edilse dahi ayıbın varlığı, niteliği, derecesi ve bedeli teknik incelemeyi gerektirdiğinden, davalı-karşı davacının datandığı 30 Kasım 2017 tarihli mail ve tanık delileriyle de bu hususlar ispat edilemez. Buna göre Mahkemece karşı davanın reddine karar verilmesi dosya kapsamına uygun bulunmaktadır.Davacı-karşı davalı vekilince, davalının kötü niyetli olduğu sabit olduğundan karşı davanın reddi ile birlikte kötü niyet tazminatına da hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, karşı dava itirazın iptali davası değil bir alacak davası olduğundan bu istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir.Asıl dava bakımından ise; Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu takibe dayanak 19/09/2017 tarihli 19.581,16 TL bedelli faturayı ve içeriğini kabul etmediğini belirtmiş ise de, cevap dilekçesinin 2. Bendinden de anlaşılacağı üzere bu kabul etmeme fatura içeriği işlerin yapılmadığına ilişkin olmayıp, işlerin ayıplı yapılması sebebine dayalıdır. Davalı-karşı davacı tarafça, söz konusu fatura kapsamında yapılan işlemin ekonomik değeri olmayacak ölçüde ayıplı olduğu savunularak, bu ayıplı hizmetin kabul edilmediği belirtilmiştir. Buna göre davalı-karşı davacı tarafça, söz konusu fatura kapsamındaki kot pantolon yıkama ve kurutma işlemlerine ilişkin edimin ifa edildiği kabul edilmiş ancak bu ifanın kabul edilemeyecek derecede ayıplı olduğu ileri sürülmüştür. Bu durumda, bedeli ihtilafsız olan söz konusu faturaya konu edimlerin davacı-karşı davalı tarafından ifa edildiği davalı-karşı davalı tarafın beyanlarıyla sabit olup, yukarıda açıklandığı üzere davalı-karşı davacı tarafça ileri sürülen ayıplı ifa iddiası da ispat edilemediğinden asıl davanın kabulüne, ayrıca bedelde bir ihtilaf olmayıp, ayıp savunması da ispat edilemediğinden alacak likit kabul edilerek icra inkar tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin karşı davaya ilişkin istinaf başvuruları ile davalı vekilinin asıl davaya ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin asıl davaya ilişkin istinaf talebinin ise kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince bu yönden kaldırılarak, asıl davanın kabulüne ve karşı davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş, karşı davaya ilişkin istinaflar reddedildiğinden o dava bakımından ilk derece mahkemesince verilen yargılama gideri ve vekalet ücreti hükümleri de aynen korunmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)1-Taraf vekillerinin karşı davaya ilişkin istinaf başvuruları ile davalı vekilinin asıl davaya ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Davacı vekilinin asıl davaya ilişkin istinaf talebinin KABULÜNE,3-İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 30/06/2021 tarih ve 2018/463 Esas, 2021/601 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,4-Asıl davanın KABULÜ ile, Davacı tarafından, davalı aleyhine İstanbul 34. İcra Müdürlüğümün... Esas sayılı takip dosyası üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin takipte belirtilen asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek faiz türü ve oranı üzerinden DEVAMINA,5-)İtirazın iptaline karar verilen asıl alacak miktarı olan üzerinden hesap edilen %20 oranındaki 3.916,23 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya VERİLMESİNE,
6-Karşı davanın REDDİNE,
B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN
Asıl dava yönünden;
1-Alınması gereken 1.337,58-TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 334,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.003,18-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2- Davacı tarafından yapılan 334,40-TL peşin harç, 2.250,00-TL bilirkişi ücreti ile 195,00-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 2.779,40-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 19.581,16-TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,4-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, Karşı dava yönünden;5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca hesaplanan 59,30 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 4.253,00 TL harçtan mahsubu ile artan 4.193,70 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalı karşı davacıya iadesine,6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 25.832,18 TL vekalet ücretinin davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine,7-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN
Asıl dava yönünden;
1-Davacı-karşı davalı tarafından yatırılan 59,30-TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,2-Davalı-karşı davacıdan (istinafa geliş sebebine göre) alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 615,40-TL harcın davalı-karşı davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davacı-karşı davalı tarafından yapılan 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 44,00-TL müzekkere gideri olmak üzere toplam 206,10-TL istinaf yargılama giderinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalı tarafa VERİLMESİNE,4-Davalı-karşı davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Karşı dava yönünden;1-Davalı-karşı davacıdan alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10-TL istinaf karar harcının davalı-karşı davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davacı-karşı davalıdan (istinafa geliş sebebine göre) alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 615,40-TL harcın davacı-karşı davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davacı ve davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerilerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 15/10/2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Taraflar arasında kot yıkama işini konu alan sözlü eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, asıl ve karşı davadaki uyuşmazlığın da işbu akdi ilişkiden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.Asıl dava niteliğince İİK'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davası olup, davacı takip alacaklısı yüklenici şirket işbu davaya konu takip dayanağı fatura ile bakiye iş bedeli alacağının tahsili talep etmiş; davalı takip borçlusu iş sahibi şirket ise, ödeme emrine itirazında ve yargılamadaki savunmalarında takip dayanağı faturanın kendilerine tebliğ edilmediğini ileri sürerek fatura ve içeriğine itiraz emiş ve işlerin ayıplı yapıldığını savunarak asıl davanın reddine; karşı davasında ise, işin eksik ve ayıplı ifa edildiğini belirterek ayıp nedeniyle uğranılan zararın tahsili talep etmiştir. Mahkemece takip dayanağı faturanın davalıya tebliğ edildiğinin ispat edilmediği, söz konusu faturanın davalı defterlerinde de kayıtlı olmaması nedeniyle davalının kabulünde sayılamayacağı, HMK md 222/3 gereğince davacı defterlerinin alacağın varlığını tek başına ispata yeterli olmadığı, dolayısıyla alacağın varlığının ispatlanamadığı belirtilerek asıl davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. Çoğunluk kararı ile muhalefet gerekçesi arasındaki görüş ayrılığı, asıl davada davacı yüklenicinin takip dayanağı fatura ile bakiye iş bedeli alacağını ispatlayıp ispatlayamadığına ilişkindir. Asıl davadaki uyuşmazlık, davaya konu takip dayanağı fatura konusu işlerin sözleşmeye uygun olarak yapılıp davalı iş sahibine teslim edilip edilmediği ve bedeline ilişkindir. (Ayıp hususu karşı davaya konu edildiği için burada tekrar değerlendirilmemiştir) Çoğunluk kararında, davalı iş sahibinin cevap dilekçesinin 2.bendindeki beyanı yorumlanarak davalının faturaya değil fatura konusu işlerin ayıplı yapıldığına yönelik itirazda bulunduğu belirtilerek davacının takip konusu faturayla iş bedeli alacağını ispatladığı kabul edilmiştir. Takip dayanağı fatura konusu işler sözleşme konusu işlerin tümüne ilişkin olmayıp, davalı iş sahibi aşamadaki savunmalarında herhangi bir ayrım yapmadan tüm işlerle ilgili olarak işlerin ayıplı yapıldığını savunmuş, cevap dilekçesinin 2.bendinde aynen " Diğer taraftan davacının müvekkile fatura ettiği işlem, fason yıkama olup, TBK m 470 vd.'daki "eser sözleşmesi" hükümlerine tabidir. Aşağıda ayrıntıları ile açıkladığımız karşı dava gerekçelerimiz belirttiğimiz gibi, davacı tarafından ayıplı hizmet nedeniyle kesilen faturaları müvekkil kabul etmemiştir. Müvekkilin davacıya yurtdışı siparişi için yıkamak üzere teslim ettiği ürünler, davacının hatalı işlemi sonucunda bozulmuştur. Yapılan işlem ayıplı olup ekonomik değeri olmadığı gibi, ürünün bozulmasına ve dolayısı ile müvekkilin hatalı ürün nedeniyle zarara uğramasına neden olmuştur. Ekte sunulu taraflar arasında geçen mail yazışmalarında görüleceği üzere, davacı, esasen ayıplı hizmet yaptığını kabul etmiş ve müvekkile bu nedenle %50 indirim yapmayı teklif etmiştir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Çoğunluk gerekçesinde de davalının sadece bu bentteki beyanı esas alınarak davacının faturaya itiraz etmediği belirtilerek davacının bu faturayla alacağını ispatladığı kabul edilmiştir.Eser sözleşmesinde (TBK m. 470) işi tamamlayarak teslim edip iş bedelini hak ettiğini yüklenici, iş bedelini ödediğini de iş sahibi ispatla yükümlüdür. Yüklenicinin iş bedelini talep edebilmesi için; eseri sözleşme ve varsa eklerine, teknik özelliklerine, fen ve sanat kurallarına, iş sahibinin ondan beklediği amaca uygun olarak imal edip tamamlayarak kararlaştırılan yer ve zamanda iş sahibine teslim ettiğini kanıtlaması gerekir.Taraflar arasında davaya konu kot yıkama işlemine dair yazılı bir sözleşme bulunmadığı, sözlü akdi ilişkinin tarafların kabulünde olduğu ve bu işle ilgili taraflar arasında süre gelen bir ticari ilişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Fatura, sözleşmenin ifası aşamasıyla ilgili bir belge olup; yazılı sözleşmenin varlığı halinde ve süresinde de itiraz edilmediği takdirde bir delil olarak kabul edilip ancak bu durumda fatura içeriyi ve bedelinin ispatlamış olduğu kabul edilmektedir. Oysa burada hemen belirtilmelidir ki, somut olayda taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Sözlü akdi ilişkinin bulunduğunun kabul edilmesi durumunda ise; sayın çoğunluğun kabul ettiği gibi faturaya itiraz edilmemiş olunsa dahi, işin kapsamı, yapılan yapılmayan işler ve bedeli belirli olmayıp ispata muhtaç olduğundan faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına fatura konusu işlerin sözleşmeye uygun olarak ifa edildiği ve bedelinin de faturada gösterilen tutar kadar olduğu şeklinde kabul edilemez. Kaldı ki, yargılama konusu olayda takip konusu fatura sözlü sözleşmeye dayalı olup, davalıya usulünce tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde de itiraz edilmediği de ispat edilmemiştir.Somut olayda, davalı borçlu iş sahibi icra takibine yönelik borca itiraz dilekçesinde ve yargılama aşamasındaki tüm savunmalarında faturanın kendilerine tebliğ edilmediğini ileri sürerek fatura ve içeriğine itiraz etmiş, işlerin ayıplı yapıldığını da belirterek barcu kabul etmemiştir. Söz konusu faturanın davalıya usulünce tebliğ edildiği, davalı ticari defter kayıtlarında da yer aldığı veya BA formlarında göründüğü de kanıtlanamamıştır. Görüldüğü üzere, davalının cevap dilekçesinin 2. paragafındaki ayıba ilişkin beyanı genel nitelikte olup, faturanın kabul edildiğine dair açık ve kesin nitelikte bir ikrar içermemektedir. Yorum yoluyla davalının bu beyanıyla örtük bir şekilde faturayı kabul ettiği şeklinde değerlendirme yapılarak iş bu takip dayanağı faturaya sonuç bağlanması da kabul edilemez. Bu nedenlerle tebliğ edildiği ispatlanamamış, davalı kayıtlarına alınmamış, davalı tarafça kullanılmamış ve itiraza uğramış, açık bir ikrarla da kabul edilmemiş, itiraz edilmemiş olduğu kabul edilse dahi sözlü akdi ilişkiye dayalı işbu faturanın ispata yeterli olduğu değerlendirilerek davacı yüklenicinin takip dayanağı fatura konusu işleri sözleşmeye uygun olarak ifa ettiği ve bedelinin de faturada gösterilen tutar kadar olduğu kabul edilerek davanın kabul edilmesi gerektiği yönündeki sayın çoğunluk gerekçesine katılamıyorum. Mahkemece yukarıda yazılı gerekkçeyle sırf fatura deliliyle yetinilerek davacının iddialarını ispatlayamadığından bahisle verilen red kararı da doğru olmamıştır. Zira, sözlü akdi ilişkinin varlığı halinde, sözleşmenin kapsamı, yapılan yapılmayan işler tanık, keşif dahil her türlü yasal delillerle kanıtlanabilir. O halde, davacı yüklenicinin fatura konusu işleri yapıp yapmadığı, yapmış ise bedeline ilişkin tanık da dahil tüm delilleri toplayarak yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mevcut yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması da doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı borçlu yüklenici şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesince asıl davaya yönelik verilen karar 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a (6) maddesi uyarınca kaldırılarak yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılıp sonucuna uygun karar verilmesi için dosyanın mahal mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyor, karşı oy kullanıyorum.