T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1302
KARAR NO : 2025/744
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/04/2021
NUMARASI : 2016/753 Esas, 2021/287 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ : 17/09/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkili tarafından Bahçeşehir’de yapılan “... Projesi” kapsamında A ve B bloktaki yük ve insan asansörlerinin yapım ve montaj işinin davalı ... Oto San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne verildiğini, davalı şirketin 18 kişilik ve 630 kg kapasiteli toplam 6 adet asansörü teslim ettiğini, tüm ödemelerin yapıldığını ancak asansörlerin kullanıma başlamasından itibaren sürekli arızalar çıktığını, mekanik ve elektronik sorunlar nedeniyle randıman alınamadığını, yazılı ve sözlü başvurulara rağmen sorunların giderilmediğini, bu nedenle Beyoğlu 20. Noterliği’nin 22/09/2015 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini, arızaların devam etmesi üzerine uyarı ve tutanaklar düzenlendiğini, uzman incelemesi ve Küçükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/33 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespitte asansörlerin tamamında mekanik ve elektronik hatalar bulunduğunun ve giderim için KDV hariç 308.256,00 TL masraf gerektiğinin saptandığını, sözleşmenin 5.2.2 maddesi uyarınca işverenin yüklenici hesabına ayıpları giderebileceği ve yaptığı masrafları %20 fazlasıyla yükleniciden tahsil edebileceğinin düzenlendiğini, bu nedenle müvekkili tarafından yapılan harcamanın %20 fazlası oranındaki cezai şartın da davalıdan alınması gerektiğini, nitekim 14/06/2016 tarihli ihtarname ile bu hususun davalıya bildirildiğini, sonuç olarak davalı şirketin ürettiği ve monte ettiği 6 asansördeki ayıplar nedeniyle uğranılan zararın ve cezai şartın tahsili amacıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 20.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, taraflar arasında 23.10.2013 tarihli yüklenici sözleşmesi imzalanarak ... Ispartakule Projesi’nde 4 şahıs, 2 yük olmak üzere 6 adet asansörün imalat ve montajının gerçekleştirildiğini, bunların 2014 yılı içerisinde çalışır halde teslim edilip ilgili belediyeden asansör ruhsatlarının alındığını, teslimden sonra 2 yıllık süreyle garanti kapsamında olduklarını ve ayrıca 15.07.2014 – 15.07.2015 tarihli Asansör Bakım ve Kontrol Sözleşmesi imzalandığını, fesih edilmeksizin 30.05.2016 tarihine kadar yürürlükte kalan bu sözleşme kapsamında müvekkilinin bakım ve kontrol hizmetlerini eksiksiz yerine getirdiğini, ancak davacı şirketin site yönetimine devri sonrası 30.05.2016 tarihinde bakım sözleşmesini tek taraflı feshettiğini ve bu sebeple 23.539,82 TL bakım ücreti alacağının ödenmediğini, asansörlerdeki garanti sürelerinin 2016 yılı itibarıyla sona erdiğini, bu tarihten sonra site yönetiminin merdiven altı firmalara asansörlere müdahale ettirmesiyle arızaların oluştuğunu, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, Küçükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/33 D.İş sayılı dosyasıyla alınan tespit raporuna süresinde itiraz edildiğini ve itiraz edilmiş raporun delil niteliği taşımadığını, bakım fişlerinde de arızaların giderilip asansörlerin çalışır halde teslim edildiğinin görüldüğünü, bu itibarla müvekkilinin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirerek ayıpsız şekilde teslim gerçekleştirdiğini, dava dışı site yönetiminin tasarruflarından kaynaklanan arızalardan sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların tacir olduğu ve uyuşmazlığa konu işin ticari nitelik taşıdığı, bu çerçevede tacirlerin basiretli davranma yükümlülüğü gözetilerek uyuşmazlığın sözleşmeye bağlılık ve ahde vefa ilkeleri kapsamında, tarafları bağlayan sözleşme hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerektiği, delil tespiti ve ihtarname tarihleri ile eserin teslim tarihi birlikte dikkate alındığında, sözleşmede öngörülen 2 yıllık garanti süresinin dolmadığı, davalıya ayıpların hem açık hem gizli ayıp hükümleri kapsamında süresinde bildirildiği, bu nedenle davacının sözleşmenin 5.2.2. maddesi gereğince ayıplı eserin onarımını başkasına yaptırmış olması sebebiyle uğradığı zarar ile cezai şart talebinin haklı bulunduğu, dava dilekçesinde faiz talebi yer almadığı da dikkate alınarak, davanın kabulü ile 212.479,32 TL zarar bedeli ve 42.495,864 TL cezai şart olmak üzere toplam 254.975,184 TL alacağın davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davacı vekilince 26/05/2021tarihli dilekçe ile dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizine hükmedilmesine ilişkin olarak tavzih talebi açıklamalı dilekçe sunulmuş, mahkemece 16/07/2021 tarihli ek karar ile dava tarihinden itibaren ticari faizle tahsile ilişkin ek karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekilinin istinaf başvurusunda, davacı tarafından dava konusu asansörlerde ayıp ve hata bulunduğu ileri sürülmüş olmasına rağmen sözleşme kapsamında üretilen asansörlerde hangi ayıp ve hataların mevcut olduğunun tek tek belirtilmediği ve dava aşamasında somut şekilde tespit edilmediği, zarar miktarının da ayrı ayrı ortaya konularak hesaplanmadığı, dosyadaki bilirkişi raporlarında asansörlerin hangi aksamında veya parçasında ayıp ya da hata bulunduğunun açıklanmadığı, yalnızca dört asansörün panel ve panolarının değiştirilmesi gerektiğinin ifade edildiği, ancak bu değişimin sebebi ve panolardaki ayıbın ne olduğunun ortaya konulmadan 212.479,32 TL gibi fahiş bir zarar miktarının tespit edildiği, raporların soyut ve denetime elverişsiz olduğu, müvekkilin üretimi olan asansörlerde ayıp veya hata bulunduğuna dair hiçbir somut tespit yapılmadığı, ... firmasının bakım kapsamında yaptığı değişikliklerin müvekkilin ayıplı imalatından kaynaklandığı yönünde bir belirleme bulunmadığı, yalnızca pano ve yazılım değişikliği yapılmasına rağmen bunun teknik gerekçesinin açıklanmadığı, aynı sitede üretilen yük asansörlerinin sorunsuz şekilde çalıştığına dair dosyaya sunulan video kaydının dikkate alınmadığı, bilirkişiler tarafından asansör konusunda uzman olunmadığı halde rapor hazırlandığı ve Küçükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin müvekkilin yokluğunda, asansör konusunda uzman olmayan bilirkişilerce düzenlenen tespit dosyasına dayanıldığı, piyasa rayiçlerine ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadan soyut şekilde bedelin uygun olduğunun belirtildiği, ancak bu bedelin hangi parçaları kapsadığının açıklanmadığı, asansör konusunda uzman olmayan bilirkişilerle yapılan yetersiz incelemeye dayanılarak hüküm kurulduğu, ayrıca davacının faiz talebi dava dilekçesinde mevcut olmadığı halde HMK m. 305 ve 305/A hükümlerine aykırı olarak tavzih yoluyla faiz talebinin kabul edilip ek karar verildiği, bu suretle usul hukukuna, talebe bağlılık ilkesine ve denetime elverişlilik koşuluna aykırı şekilde hüküm tesis edildiği, kararın tüm bu yönleriyle hatalı olduğu, eksik incelemeye dayandığı ve usul hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiği belirtilerek mahkeme kararının kaldırılmasının talep etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Davacı iş sahibi, davalı tarafça üstlenilen yük ve insan asansörü yapım işinde ayıp ve hasarlar bulunduğunu ileri sürerek tazminat ve cezai şart talebinde bulunmuş, davalı yüklenici ise, işin sözleşmeye uygun şekilde yapılıp teslim edildiğini, kendilerine atfedilebilecek herhangi bir kusur veya sorumluluk bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporları doğrultusunda, üretim ve montaj aşamalarında ayıplar bulunduğu ayıp ihbarının süresinde yapıldığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafın faize yönelik tavzih talebi mahkemece verilen ek karar ile kabul edilmiş, anılan kararlara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Taraflar arasında asansör yapım işine ilişkin yazılı eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu çekişmesizdir. Mahkemece, ıslahla talep edilen tutar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Uyuşmazlık, yapılan işin ayıplı olup olmadığı ve bedeline ilişkindir.Dosya kapsamında mevcut bulunan talep dayanağı sözleşmenin götürü bedel esasına göre düzenlendiği anlaşılmaktadır. Götürü bedelli sözleşmelerde, yüklenicinin talep edebileceği bedel veya iş sahibinin fazla ödemesinin bulunup bulunmağın belirlenebilmesi için, “fiziki oran yöntemi"ne göre hesaplama yapılması gerekir. Bunun için, öncelikle eksik ve ayıplı işler de dikkate alınarak işin fiziki gerçekleşme oranı tespit edilmeli; bu oran, kararlaştırılan sözleşme bedeline uygulanmalı, ardından davalı yükleniciye yapıldığı kabul edilen veya ispatlanan ödemeler bu tutardan düşülerek sonuca gidilmelidir. Karara esas alınan bilirkişi raporunda bu yönteme uygun bir değerlendirme yapılmadığı gibi hüküm kurmaya ve denetime elverişli nitelikte de değildir.Bu nedenle, mahkemece yapılacak iş; önceki bilirkişiler dışında, konusunda uzman bilirkişilerden ( içlerinde özellikle asansör imalatı konusunda uzman bir üyenin de bulunduğu) yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak gerek görülmesi hâlinde yeniden keşif yapılmak suretiyle yukarıda belirtilen usul ve yönteme uygun şekilde inceleme ve hesaplama yapılıp sonucuna uygun karar verilmesi olmalıdır.Bu hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme sonucu alınan bilirkişi raporuna dayanılarak verilen hüküm isabetsiz olduğundan kararının kaldırılması gerekmiştir.Davalı vekilinin tavzih/tamamlama kararına yönelik istinaf itirazı bakımından ise; bu husustaki değerlendirme yeniden verilecek kararın içeriğine göre değişebileceğinden bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 06/04/2021 tarih, 2016/753 Esas, 2021/287 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 17/09/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.