T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1354
KARAR NO : 2025/747
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 13/07/2021
NUMARASI : 2019/58 Esas, 2021/539 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ 17/09/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında ticari iş gereği cari hesap ilişkisi bulunduğunu, bu hesap ilişkisi gereği 10/07/2016 tarihi itibarı ile müvekkil firmaya borcu bulunduğunu, davalı tarafından müvekkil şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili firmaya ödeme yapılmadığından borçlu aleyhine Anadolu 4 İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe davalı yanca itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davalının takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini beyanla davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı yana yüklenilmesine, davalı aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, müvekkili aleyhine başlatılan takipten haberdar olduğunu ve takibe, asıl alacağa, işlemiş faize kısaca asıl alacak ve tüm ferilerine icra müdürlüğüne sunmuş oldukları dilekçe ile itiraz ettiklerini, müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin borcu olmadığı halde davacı yanca takip başlatılmasının tamamen kötü niyetli olduğunu, ödenmiş borca istinaden yapılan icra takibine müvekkilinin itirazının haklı olduğunu, haksız ve kötü niyetli olan davacı yanın davasının reddi ile %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine yargılama harç ve giderlerin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunduğu, davacının 2016 ve 2017 yıllarına ait ticari defterlerinin lehine delil niteliği taşıdığı, davalının da 2016 ve 2017 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinde olduğu, davacının ticari defterlerine göre 30.05.2017 tarihi itibarıyla davalıdan 23.614,56 TL alacaklı olduğu ve davalının da ticari defterlerine göre aynı tarih itibarıyla davacıya 23.614,56 TL borçlu bulunduğu, tarafların BA–BS formlarındaki bildirimlerinin birbirini teyit ettiği, davalının borcun ödendiğini ileri sürmesine rağmen bu iddiayı kanıtlayan herhangi bir belge sunmadığı, buna karşılık HMK m.223 uyarınca davacı şirket yetkilisine yemin teklif edildiği, davacı şirket yetkilisinin alacağın ödendiğine ilişkin yemininde, sözleşme kapsamındaki işler karşılığında davalı tarafından yapılan 30.03.2017 tarihli 15.000 TL, 28.04.2017 tarihli 15.000 TL ve 30.05.2017 tarihli 20.030 TL banka ödemeleri dışında kalan 23.614,56 TL’lik bakiye alacağın ödenmediğini beyan ettiği, Samandıra’daki ... ada 12 parselde bulunan 6 ve 11 no’lu dairelerin devrinin de borcun ifası kapsamında değerlendirilmesine ilişkin taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı, yemin delilinin kesin delil niteliğinde olması ve takip öncesi temerrüt ihtarının dosyada bulunmaması nedeniyle işlemiş faiz talebinin reddedilmesi gerektiği kanaatine varılarak; davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline ve takibin 23.614,56 TL asıl alacak üzerinden takip şartlarındaki haliyle aynen devamına, davalının İİK m.67/2 gereğince likit alacak yönünden 23.614,56 TL asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkâr tazminatına mahkûmiyetine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalının yetki itirazının süresinde ileri sürülmediği ve kamu düzenine ilişkin bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinafında, mahkeme kararında davalı tarafın cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunulmadığından bahisle mahkemenin yetki itirazı talebinin reddine karar verilmiş olmasına rağmen, İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde hem icra takibine hem de icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edildiği, bu yetki itirazının davacı vekili tarafından da kabul edildiği, İİK m.50 hükmü gereğince yetki itirazının esasla birlikte ileri sürülmüş olması halinde öncelikle bu hususta karar verilmesinin zorunlu olduğu, Yargıtay içtihatlarında da itirazın iptali davasının icra takibinin uzantısı kabul edilerek icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın çözümlenmeden esasa girilemeyeceğinin benimsendiği, bu nedenle mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulmasının usul hukukuna aykırı bulunduğu, ayrıca davacı şirketin yaptığı iş karşılığında bedelin müvekkil şirketçe banka yoluyla ödenip kalan bakiyenin Samandıra’da bulunan iki dairenin davacı tarafın isteği doğrultusunda devredilmesi suretiyle kapatıldığı, böylelikle borcun sona erdiği, ödemelere ilişkin banka dekontları ve tapu kayıtlarının dosyada mevcut olduğu, buna rağmen davacı tarafça haksız yere icra takibine girişildiği, müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı halde davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu nedenlerle kararın tümden kaldırılmasını talep etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasında 10.07.2016 tarihli çelik çatı ve çatı izolasyon işleri yapım işini konu alan yazılı bir eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır.Davacı yüklenici, davaya konu icra takibiyle bakiye iş bedeli alacağının tahsilini talep etmiş; davalı iş sahibi ise, icra dairesinin yetkisiz olduğunu, borcun ödendiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.İtirazın iptali davalarında icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olması halinde öncelikle davaya konu takibin yetkili icra dairesinde yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda yetkili icra dairesi/mahkemesi kural olarak; davalının ikametgâhı, sözleşmenin ifa yeri ve yahut taraflarca yetkili kılınan yer icra dairesi veya mahkemesidir.Somut olayda, davalı şirkesin adresi Sancaktape/İstanbul, işin ifa edileceği yer Sancaktepe/İstanbul olup, taraflar arasındaki sözleşmede uyuşmazlık halinde Bakırköy İcra Dairesi/Mahkemesi’nin yetkili olacağı kararlaştırılmıştır. Davaya konu icra takibi İstanbul Anadolu İcra Dairesinde yapılmış, davalı borçlu takibe itirazda İstanbul Çağlayan İcra Dairelerinin yetkili olduğunu bildirmiştir.6100 sayılı HMK’nın 19/2. maddesi uyarınca yetki itirazında bulunan taraf aynı zamanda yetkili yer icra dairesini/mahkemeyi açıkça ve doğru bir şekilde bildirmek zorundadır, aksi halde yetki itirazının reddedilmesi gerekir. Kural olarak mahkeme kendiliğinden doğru yetkili icra dairesini araştırmak yoluna gidemez.Davalı borçlu yetki itirazında bulunurken yalnızca İstanbul Çağlayan İcra Dairelerinin yetkili olduğunu bildirmiş ise de sözleşmede Bakırköy İcra Dairesi’nin yetkili kılındığı (münhasır yetki) dikkate alındığında davalı yetki itarazında yetkili icra dairesini yanlış gösterdiğinden yetki itirazının reddine karar verilmesi gerekir. Mahkeme gerekçeli kararında da belirtiltiği üzere davalının mahkemenin yetkisine de usulüne uygun şekilde itiraz etmediği anlaşılmakla davalının bu husustaki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.Davanın esasına yönelik istinaf itirazlarına gelince;Davacı yüklenicinin alacağı tarafların örtüşen ticari defterler kayıtlarıyla ispatlanmış olup, davalı taraf ödeme yaptığını veya sair iddialarını somut delillerle kanıtlayamamıştır. Bu itibarla, mahkemece verilen karar esas bakımından da hukuka uygun olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 13/07/2021 tarih ve 2019/58 Esas, 2021/539 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 1.613,11 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 403,27 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.209,84 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 17/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.