T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1260
KARAR NO: 2025/648
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/04/2021
NUMARASI: 2017/839 Esas, 2021/295 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 08/07/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, taraflar arasındaki ... Projesi Ahşap Deck İşine ilişkin 29/02/2016 tarihli, Pergola ve Yol Döşeme İşine ilişkin 26/04/2016 tarihli sözleşme ilişkileri kapsamında, davacı yüklenici tarafından düzenlenen faturalardan ve cari hesaptan kaynaklanan bakiye 70.257,69 TL ve 75.047,19 Euro alacağın davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.Davalı tarafça, işin eksik ve ayıplı yapıldığı ve bunların düzeltilmediği, yapılan pergola imalatlarının reddedildiği belirtilerek, davanın reddi istenmiştir.Mahkemece, davaya konu faturaların tamamı taraf defterlerinde kayıtlı olup, davalı defterlerine göre 10.08.2017 tarihi itibariyle davacıya 70.257,69 TL ve 74.576,58 Euro borçlu olduğu, davalı tarafça, dava dışı asıl iş sahibi ile imzalanan 259.360,70 USD tutarlı 28.02.2018 tarihli nefaset tutanağına dayalı olarak ve bu bedele %18 KDV eklemek suretiyle davacı adına 27.03.2018 tarihli 306.045,69 USD'lik hizmet (nefaset kesintisi) faturası düzenlenerek açık hesaba yansıtılmış ise de, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre davacının sorumluluğunda olan yapılı ahşap işlerin bedelinin 8.000,00 TL olduğu, davalının fazlaya ilişkin ayıp iddialarından davacının sorumlu olmadığı, buna göre davalının dayandığı 306.045,63 USD'lik faturanın sözleşmesel dayanağı bulunmadığı, 8.000,00 TL'lik tadilat masrafı davacının 70.257,69 TL'lik alacağından mahsup edildiğinde davacının takip tarihi itibariyle 62.257,69 TL ile 74.576,58 Euro alacağı bulunduğu, bu alacakların likit olmayıp yargılamayı gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı takibine yaptığı itirazın 62.257,69 TL ile 74.576,58 Euro asıl alacak yönünden iptaline, takibin 62.257,69 TL'ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda işletilecek yasal faizi ile, 74.576,58 Euro'ya 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının Euro cinsinden 1 yıllık vadeli mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faiz oranı işletilmek suretiyle (fiili ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı) devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.Davalı vekili istinafında, teknik yönden alınan raporlar arasında çelişki bulunmasına rağmen buna ilişkin itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, hükme esas alınan 2.raporun dosya üzerinden inceleme ile düzenlendiğini, bu yönüyle eksik ve hatalı olduğunu, yarıca daha önce talimat mahkemesi aracılığıyla alınan 2 rapora itirazlarının incelenmediğini, sadece 26.10.2018 tarihli rapor varmış gibi rapor düzenlendiğini, hükme esas alınan raporun mali değerlendirme kısmındaki davacının ticari defterlerine göre davalıdan 340.521,13 TL alacaklı olduğu yönündeki görüşün de hatalı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 7.maddesine göre davacı tarafından yapılan işlerin geçici ve kesin kabullerinin ve ödemelerin yapılmasının asıl iş sahibinin kabulüne bağlı olduğunu, ancak davacının yaptığı işlerin hiçbirinin iş sahibi tarafından kabul edilmediğini ve müvekkilinin nihai alacağından nefaset kesintisi yapıldığını sözleşmenin 7.maddesi gereğince bu kesintiden davacının sorumlu olduğunu, 11.02.2020 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında "davalının davacıdan 31.12.2018 tarihi itibariyle 306.045,63 USD alacaklı olduğu" şeklinde görüşte bulunulduğunu, yerel mahkemenin, davacının yükümlülüğünün, davalı tarafından hazırlanan projelere konu işlerin imalatını ve uygulamasını yapmak ile sınırlı olduğu ve ayıplı işlerin ortaya çıkmasının davalı iş sahibinden kaynaklandığı yönündeki görüşünün hatalı olduğunu, davacının söz konusu malzemeler için müvekkili şirketten onay aldığını belirten herhangi bir belge vs bulunmadığını, davacının hatalı imalatları 16.10.2018 tarihli raporda belirtilmiş olmasına rağmen, mahkemece bu hususların ve itirazlarının dikkate alınmadığını, sözleşmedeki 4.5.maddesi ve 7.2.maddesi gereğince davacının malzemeden ve kalitesinden 5 yıl süreyle sorumlu olduğunu, müvekkili tarafından davacı tarafa düzenlenen 306.045,69 USD'lik faturanın sözleşmesel dayanağı bulunmadığına dair mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını, taraflarınca 11.07.2018 tarihli dilekçeleri ekinde sunulan 03.07.2018 tarihli "hukuki mütalaanın" hem raporda hem de gerekçeli kararda dikkate alınmadığını, bu mütalaa ile raporlar arasında çelişki bulunduğundan bu çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Taraflar arasındaki ... Projesi Ahşap Deck İşine ilişkin 29/02/2016 tarihli ve Pergola ve Yol Döşeme İşine ilişkin 26/04/2016 tarihli sözleşmeler kapsamında davacı tarafından düzenlenen faturalar karşılıklı olarak taraf defterlerine kayıtlı olup, yapılan işlerin miktarı ve bedeli ihtilafsızdır.İddia, savunma, ilk derece mahkemesi kararı, bilirkişi raporu ve istinaf sebeplerine göre, taraflar arasındaki ihtilaf, bu sözleşmelere konu ilerin eksik ve ayıplı yapılıp yapılmadığı, tespit edilen eksik ve ayıların ne kadarından davacının sorumlu tutulması gerektiği ve bunların bedeline ilişkindir. Davalı tarafça bu eksik ve ayıp savunması kapsamında 306.045,63 TL'lik bir nefaset kesintisi (iade) faturası düzenlenmiş ise de bu fatura davacı taraf defterlerine kaydedilmemiştir.Mahkemece talimat mahkemesi aracılığıyla yaptırılan keşfe dayalı olarak Endüstri ve İnşaat Mühendisi bilirkişilerden alınan 26/10/2018 tarihli raporda, davacının sorumlu olduğu ayıplı imalat bedeli 15.463,63 TL olarak belirlenmiş, aynı keşfe dayalı olarak Mimar bilirkişiden alınan 16/10/2018 tarihli raporda, 6 bent halinde (bir bedel belirlenmeden) ayıplı imalatlar belirlenmiş, sonrasında Orman Mühendisi, Mali Müşavir ve Nitelikli Hesap Uzmanı bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetinden dosya üstünden alınan 17/10/2019 tarihli kök raporda, keşfe dayalı sunulan talimat mahkemesi raporlarında belirlenen ayıplardan sadece "ahşapların yüzey koruma işlemlerinin uygun şekilde yapılmamasından kaynaklı" ayıplardan davacı sorumlu tutulmuş ve bunların giderilme (cilalama) bedeli 8.000,00 TL olarak belirlenmiş, tespit edilen diğer ayıpların ise hatalı malzeme (ahşap çeşidi) seçiminden kaynaklandığı, taraflar arasındaki e-mail yazışmalarına göre de davacının bu hususta davalıyı uyardığı anlaşıldığından bu ayıplardan sorumlu tutulamayacağı belirtilmiş, davalı vekilinin istinafında da dile getirdiği rapora itirazları aynı bilirkişi heyetinden alınan ek raporla karşılanmış olup, kök bilirkişi heyeti raporunun 6. ve 7. Sayfalarında yer verilen e-maillerin (cevaba cevap dilekçesi ekinde Ek 9 ve 10 olarak sunulmuşlardır) içerikleri ve rapordaki teknik değerlendirmeler göz önünde bulundurulduğunda, Mahkemece bu kök ve ek bilirkişi heyeti raporları doğrultusunda verilen kararın usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 06/04/2021 tarih ve 2017/839 Esas, 2021/295 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 25.681,12-TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 6.425,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 19.256,12-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 08/07/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.