T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/642
KARAR NO: 2025/503
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/01/2024
NUMARASI: 2023/119 Esas, 2024/54 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 04/06/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davacı şirket ile davalı arasında 22.02.2010 tarihinde akdedilen sözleşme uyarınca davacının, ... parselde yer alan ... Blok inşaatına ilişkin iç ve dış sıva, dış cephe kaplaması, mantolama, daire içi şap, temiz ve pis su tesisatı, merdiven basamakları ile pencere denizlik mermeri, elektrik tesisatı ve pano işlerini malzeme ve işçilik dahil üstlendiğini ve edimlerini eksiksiz şekilde yerine getirerek toplam 815.579,03 TL bedelli fatura düzenlediğini, davalının bu bedelin yalnızca 450.125,00 TL’sini çeşitli tarihlerde ödediğini, kalan borca karşılık 100.000,00 TL tutarında senetler verdiğini, ancak bu senetlere karşılık sadece 40.000,00 TL ödeme yaptığını, dolayısıyla 325.454,03 TL bakiye borcun tüm ihtarlara rağmen ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, ancak davalının takibe haksız şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve haksız itiraz nedeniyle %40 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının 22.02.2010 tarihli sözleşme uyarınca müvekkiline ait E Blok'ta bazı inşaat işlerini yapıp teslim ettiğini iddia ettiğini, davacının E Blok'ta bazı işleri üstlendiğinin doğru olmakla birlikte bu işlerin yalnızca 12 katlı binanın üst girişten itibaren 8 katına ait olduğunu, alt kısımdaki 4 katın iç sıva, elektrik-su tesisatı, şap, pencere ve denizlik işlerinin zaten tamamlanmış halde bulunduğunu, ayrıca binaya daha sonra ilave edilen çatı katında davacının herhangi bir faaliyeti olmadığını, müvekkili tarafından davacıya 650.000 TL’si nakit ve 100.000 TL’si senet olmak üzere toplam 750.000 TL avans ödendiğini, ancak davacının yaptığı işlerin eksik, kusurlu ve sözleşmeye aykırı olması nedeniyle kalan işlerin başka bir yüklenici olan ... İnşaat – ...’a ihale edildiğini, bu firmayla yapılan sözleşme, hakediş belgeleri, iş teslim formları, faturalar ve müvekkilin ticari kayıtlarının incelenmesi halinde, davacının yaptığı işlerin bırakın alacak doğurmayı, alınan avansı dahi karşılamadığının görüleceğini, üstelik davacının yaptığı işlere ilişkin herhangi bir hakediş veya iş teslim tutanağı düzenlemediğini ve SGK işçi bildirimlerini de sunmadığını belirterek, açılan davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürmüş ve davanın reddi ile %40 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece ilk olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur. İlk derece mahkemesi kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi’nin 17.01.2023 tarihli, 2022/2196 Esas ve 2023/44 Karar sayılı ilamı ile; "Taraflar arasında yapılan işin miktarı, ödemeler ile işin eksik ve ayıplı yapılıp yapılmadığı hususlarında ihtilaf bulunduğu, dosyada yer alan bilgi ve belgelerle birlikte, mahallinde konusunda uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılarak; öncelikle eksik ve ayıplı işler dikkate alınmak suretiyle işin fiziki bitirilme oranının tespit edilmesi, bu orana sözleşmede öngörülen götürü bedel uygulanarak hesaplama yapılması, ardından bu tutardan, davalı iş sahibi tarafından yapıldığı ihtilafsız ve ispatlanmış ödemelerin mahsup edilmesi suretiyle sonuca gidilmesi gerektiği" gerekçesiyle kaldırılmıştır. Kaldırma kararına istinaden ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek davanın kabulüne, itirazın iptaline ve %40 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan 16.07.2023 tarihli kök bilirkişi raporunun somut olgularla bağdaşmayan varsayımlara dayalı, gerekçesiz ve eksik olduğu; davacının yalnızca 8 katta iş yaptığı sabitken, 48 dairelik iş yapmış gibi değerlendirilmesinin hatalı olduğu, dava dışı müteahhitlerce tamamlanan işlerin dikkate alınmadığı, teslimin gerçekleşmediği ve ayıba karşı tekeffül hükümlerine göre ispat yükünün davacıya ait olduğu halde bu ilkenin uygulanmadığı, 16.11.2023 tarihli ek raporun mahkemece bilirkişilere verilen görev kapsamına uygun şekilde düzenlenmeyip taraf itirazlarına yanıt içermediği, daha önceki raporun tekrarından ibaret olduğu ve böylelikle mahkeme kararının teknik değerlendirme yönünden dayanaksız kaldığı, yüklenicinin işi terk etmesi sonrası başka müteahhitlerin devreye girmesi nedeniyle mahallinde yapılacak keşif ile işin kapsamı ve fiziki ilerleme oranının sağlıklı biçimde belirlenemeyeceği, müvekkil kooperatifin 750.000 TL ödeme yaptığı ve bu ödemenin resmi kayıtlara geçtiği, takibe dayanak faturanın sonradan sunulduğu ve müvekkilin hakediş onayı olmaksızın düzenlendiği, fatura içeriği işler ile sözleşme hükümlerinin örtüşmediği, davacının iddiasının yalnızca kendi ticari kayıtlarına dayandığı ve bu kayıtların fatura alacağını ispata yeterli sayılamayacağı, Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere itiraza uğrayan faturalar için işin yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiği ileri sürülerek, eksik ve hatalı bilirkişi raporlarına dayanılarak verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan sözleşme ile müvekkilinin üstlendiği edimlerini yerine getirdiğini, bu işe ilişkin toplam 815.579,03 TL bedelli fatura düzenlendiğini, davalının kısmi ödemeleri sonrasında 325.454,03 TL borcu kaldığını, tahsili için yapılan takibe haksız itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini istemiş; davalı vekili ise, işin eksik ve ayıplı yapıldığını savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.Taraflar arasında yapılan sözleşmede yapılacak işler ve bedelleri açıkça belirlenmiştir.Dairemizin kaldırma kararında, taraflar arasındaki sözleşmenin götürü bedel olarak düzenlendiği belirtilerek bu tür sözleşmelerde davacı yüklenicinin bakiye bedel alacağının bulunup bulunmadığının fiziki oran yöntemine göre belirlenmesi, bunun için öncelikle eksik ve ayıplar belirlenip dikkate alınarak tüm işin fiziki gerçekleşme oranı saptanıp sonrasında bu orana kararlaştırılan götürü bedel uygulanarak bulunacak miktardan kabul edilen ve/veya ispatlanan ödemeler düşülerek sonuca gidilmesi gerektiği belirtildiği halde Dairemiz kaldırma kararı gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, yapılan işin miktarı ve ödemeler açıklanan şekilde belirlenmemiştir.Dosya içeriği nazara alındığında, mahkemenin yapması gereken; Dairemizce verilen kaldırma kararında da açıkça ifade olunduğu üzere, yapılan tüm işin miktarının belirlenebilmesi amacıyla tarafların bildirdikleri tüm delillerin toplanması, Bakanlık tarafından kooperatifin denetlenmesine ilişkin olarak hazırlanan 05.11.2015 tarihli raporda işin tamamlanmadığına dair tespite ilişkin davalı tarafça ileri sürülen itiraz ve savunmaların da dikkate alınarak değerlendirilmesi, gerekli görüldüğü takdirde mahallinde yeniden keşif icra edilerek yukarıda belirtilen yol ve yönteme uygun ek bilirkişi rapor alınması ve nihayetinde tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle bir sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.Ayrıca, taraflar arasındaki ödemelere ilişkin ihtilafın çözümü bakımından, bu ödemelerin yalnızca kesin delillerle ispatlanabileceği dikkate alınarak; tarafların ticari defter ve kayıtları ile tüm ödeme belgelerinin ihtaratlı olarak ibrazı sağlanarak, alınacak bilirkişi ek raporu ile ödeme miktarı kesin bir biçimde tespit edilmelidir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 29/01/2024 tarih, 2023/119 Esas, 2024/54 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 04/06/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.