T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1071
KARAR NO: 2025/247
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 08/02/2023
NUMARASI: 2020/473 Esas, 2023/104 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ: 13/03/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkilinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı tarafından ihale edilen İstanbul Geneli Yol Kavşak ve Alt Yapı İşi ile Başakşehir Ispartakule Hadımköy Yolu Arası Yol Kavşak Uygulaması Projesi kapsamında üstlendiği elektrik tesisatı, aydınlatma ve ilgili tüm iş ve işlemleri eksiksiz şekilde tamamlayıp teslim ettiğini, işlerin hak edişlerinin ilgili idare tarafından onaylanarak davalı yüklenici firmalara ödendiğini, ancak davalıların müvekkiline ödeme yapmayarak alacaklarını haksız şekilde gasp ettiğini, ödeme yapılmadığı hususunda davalılarla yapılan görüşmelerde hata sonucu ödeme yapılmadığının kabul edilip, ikinci proje kapsamında tüm alacaklarının ödeneceğinin taahhüt edildiğini, fakat taahhüde rağmen ikinci proje tamamlanmasına ve müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen hiçbir ödeme yapılmadığını, davalıların kötü niyetli davranarak müvekkilinin hak ettiği bedeli ödemekten kaçındığını, uzlaşma girişimlerine rağmen olumlu dönüş alınamadığını, müvekkilinin zorunlu arabuluculuk başvurusu yapmasına rağmen anlaşma sağlanamayınca hukuki yollara başvurmak zorunda kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, işin teslim tarihinden itibaren 1.000.000 TL'nin ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı...Şti. vekili, adi ortaklığın sözleşme tarafının diğer davalı ...Şti. olduğu ve işi başkasına yaptıramayacağına yönelik hüküm bulunduğu ayrıca söz konusu sözleşmelerin hepsinin ihbar olunan şirkete devredilmiş olduğu savunarak husumet itirazında bulunulmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi istenmiştir. Davalı ...Şti. vekili, işin tamamının anahtar teslim olarak ihbar olunana devredildiği, davacı ile hiçbir sözleşmesel ilişki bulunmadığı, davacı ile davalı ...Şti. arasında imzalanan sözleşmeye müvekkili şirketin taraf olmadığı, müvekkili şirketin davacı ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığı, davanın haksız ve mesnetsiz olduğu savunarak davanın reddine karar verilmesi istenmiştir. Davalı ...Şti. vekili, davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin taşeron firma olan ... Tic. Ltd. Şti. ile yaptığı 04.01.2017 tarihli sözleşme uyarınca taşeronun yükümlülüklerini usulüne uygun şekilde yerine getirmediğini, sözleşmede belirtilen hakediş ve ödemeler maddesi gereğince taşeron firmanın düzenli hakediş yaparak tahakkuka bağlatması gerektiğini ancak bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini, ayrıca yapılan işe ilişkin kesin hakedişin tamamlanmadığını ve davacının sözleşme hükümlerine aykırı olarak ödeme talebinde bulunduğunu belirterek, haksız ve kötü niyetli açılan davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı ...Şti. arasında imzalanan 01/01/2016 tarihli Yüklenici Sözleşmesi, iş ortaklığı tarafından ihbar olunan işin devredilmesine ilişkin 31/03/2016 tarihli devir sözleşmesi ve bu sözleşmede davalı ...Şti'nin de onayının bulunması, iş ortaklığı ile ihbar olunan arasında düzenlenen 28/03/2016 tarihli sözleşme, sözleşmenin 23. maddesinde işverenin yazılı onayı olmadan işin devredilemeyeceği ve taşeron kullanılamayacağına ilişkin hüküm, ticaret sicil kayıtları, taraf defterleri ve ilgili belediyenin cevabı ile dosya kapsamına uygun ve mahkememizce davanın aydınlanması yönünde yeterli görülen bilirkişi heyeti kök ve ek raporu birlikte değerlendirildiğinde, davalı ...Şti. yönünden davanın bilirkişi raporunda 8. maddede belirtilen 3.244.536,48 TL yönünden kısmen sübuta erdiği ancak davacı şirket temsilcisinin isticvabında belirttiği 75.000 TL’nin incelenen İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/218 Esas sayılı dosyası kapsamına göre bu davaya konu olduğuna ilişkin bir veri bulunmadığından, temsilcinin beyanı ve temsil durumuna göre bu bedelin eldeki dava yönünden ödendiğinin kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla 75.000 TL’nin 3.244.536,48 TL’den mahsup edilerek davanın davalı ...Şti. yönünden 3.169.536,48 TL üzerinden kısmen sübuta erdiği, rapor ve ek rapora göre geçici kabul tutanağı doğrultusunda dava konusu işlerin yapılmış olduğu, davalı ...Şti. vekilinin 3 nolu kesin hakediş olmadığına ilişkin itirazının maddi gerçeklik karşısında sonuca etkili olmadığı, dava konusu işin yapıldığı ve bedelinin ödenmediği anlaşıldığından davalı...Şti. yönünden 3.169.536,48 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne, ancak diğer davalılar yönünden husumet ehliyeti bulunmadığından husumet itirazlarının yerinde olduğu ve husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davalı ...Şti. vekilinin 04/01/2023 tarihli dilekçesinde, ıslah dilekçesinde faiz talep edilmediğinden faize hükmedilemeyeceğine dair itirazının, Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun 24/05/2019 tarihli ve 2017/8 Esas, 2019/3 Karar sayılı ilamı çerçevesinde incelenmesi sonucunda, ıslah talebine konu bedel yönünden de dava dilekçesindeki talebe bağlı olarak faize hükmedilmesi gerektiği anlaşıldığından bu itirazın yerinde olmadığı ve kabul edilen bedelin tamamı üzerinden dava tarihinden itibaren faize hükmedildiği ve sonuç olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvurusunda, yerel mahkeme tarafından açılan alacak davasında, bilirkişi raporları doğrultusunda müvekkilinin davalı ... Altyapı İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den 3.244.536,48 TL alacaklı olduğu tespit edilmesine rağmen, mahkemenin davalı tarafın hukuki ve somut dayanağı olmayan itirazlarını dikkate alarak hatalı bir karar verdiğini, davalıların aksini kanıtlayan hiçbir belge sunmadığını, müvekkilinin yaptığı imalatların hak edişlerinin davalılar lehine gerçekleşmiş olmasına rağmen, bu davalılara karşı açılan davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarında müvekkilinin hak edişlerinin tamamlandığı, alacağının likit olduğu ve davalılar tarafından alınan ödemelerin müvekkiline aktarılmadığı açıkça tespit edilmiş olmasına rağmen, mahkemenin müvekkilin alacağını kısmen reddetmesinin ve davalı ...’nın müvekkilini borçlandırdığı alacak kalemlerinin hukuki ve belgesel dayanağının olmamasına rağmen, mahkemece hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, davalı tarafın tacir sıfatıyla basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiği halde tevsik edici belgeler sunmadığı ve buna rağmen müvekkilinin belgesiz işlemlerden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak müvekkilinin tüm alacağının kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili, davacı taşeron firmanın sözleşme kapsamında kendisine yüklenen yükümlülükleri eksik ve usule aykırı şekilde yerine getirdiğini, hakedişlerin düzenlenmesi ve kesin hakedişin yapılmasının zorunlu olduğu halde davacının bu yükümlülüğü yerine getirmediğini, özellikle dava konusu edilen 3 numaralı hakedişin taraflar arasında düzenlenmediğini ve böyle bir hakedişin bulunmadığını, bu nedenle davacının gerçekte olmayan bir hakedişe dayanarak haksız ve mesnetsiz bir alacak talebinde bulunduğunu, yerel mahkemenin eksik inceleme ve hukuka aykırı bilirkişi raporuna dayalı olarak hatalı bir karar verdiğini, bilirkişi raporunun bilimsel dayanaklardan uzak olup mevcut olmayan hakedişlere ilişkin tespitler içerdiğini, ayrıca davacı tarafın dava açmadan önce ihtarname göndererek alacağını açıkça talep etmesi nedeniyle belirsiz alacak davası açmasında hukuki yarar bulunmadığını, buna rağmen yerel mahkemece kesin sürenin ihlal edilmesine karşın davacının taleplerinin kabul edildiğini ve kararın mahkemenin tarafsızlığına şüphe düşürdüğünü, davacı tarafın sözleşme uyarınca üstlendiği işleri eksiksiz tamamlamadığı için tamamlanmamış ve teslim edilmemiş işler bakımından müvekkil şirketin ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, kesin hakediş yapılmadan ve kesin kabul tamamlanmadan davacının alacak talebinde bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere kesin teslim olmadan ve kesin hakediş düzenlenmeden müvekkil şirketten herhangi bir alacak talep edilemeyeceği hususunu göz ardı ettiğini, yerel mahkemenin davacı tarafın talep ettiği fatura bedellerinin hangi iş ve imalatlara ilişkin olduğunu ve bu işlerin gerçekten yapılıp yapılmadığını somut delillerle araştırmadığını, mahkemenin davalı şirketin ticari defterlerindeki borç kalemlerine re’sen ekleme yaparak hukuka aykırı bir değerlendirmede bulunduğunu ve bilirkişinin davacının sunmuş olduğu eksik ve hatalı raporlara dayanarak hüküm kurduğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı alt taşeron, davalı ... Anonim Şirketi ve davalı ... Ticaret Anonim Şirketi iş sahibi, diğer davalı ... San Ve Tic. A.ş ise taşerondur. Davacı alt taşeron, davalılardan ... İnşaat Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ile yaptığı sözleşme uyarınca sözleşmeye konu elektrik işlerini yaparak tamamlayıp teslim ettiğini ancak bakiye bedelinin ödenmediğini iddia ederek alacak talebinde bulunmuş, davalılardan ... Ve ... Şirketi ayrı ayrı husumet itirazında bulunarak davanın esastan reddini istemiştir. Davalı i̇ş sahibi ... Altyapı İnşaat Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ise kesin hak ediş yapılmadığını, davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunmuştur. Davalı ... ve ... şirketlerinin taraflar arasındaki sözleşmenin tarafı olmadığı anlaşılmakla bu şirketlerinden davadaki talep yönünden sorumlulukları olmadığından bu şirketler hakkında mahkemece davanın husumetten reddine karar verilmiş olması doğru olmuştur. Diğer davalı hakkında verilen karara ilişkin olarak istinaf itirazlarının incelenmesinde; Taraflar arasındaki uyuşmazlık esas itibari ile yapılan işin miktarı ve bunun bedeline ilişkindir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda sadece taraf ticari defterler kayıtları ile davacı tarafından düzenlenen ve fakat karşı tarafın kayıtlarında yer almayan fatura üzerinden değerlendirme yapılarak sonuca varılması hatalı olmuştur. O halde, Tedaş kayıtları da dahil olmak üzere bu işe ilişkin tüm kayıtlar getirtilerek gerekirse mahalinde keşif de yapılarak öncelikle yapılan işin miktarının belirlenmesi gerekmektedir. Sonrasında, özellikle sözleşmenin 4. maddesi ve diğer sözleşme hükümleri dikkate alınarak yapılan işin birim fiyatlarla bedelinin belirlenmesi, bulunacak tutardan varsa ispatlanmış ve/veya kabul edilmiş ödemelerin mahsubu ile sonuca gidilmesi gerekir. Yukarıda belirtilen yol ve yöntemle hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. Ayrıca, mahkemece davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından davacı şirket yetkilisine banka aracılığıyla yapılan ödeme davacı alacağından mahsup edilmiş ise de davacı şirket temsilcisinin isticvabı, ödeme dekontu ve davalı ile dava dışı üçüncü kişi arasındaki dava dosyası birlikte değerlendirildiğinde, ödemenin bu iş için yapıldığının usulünce ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, mahkemece mahsup işlemi yapılması da hatalı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/02/2023 tarih, 2020/473 Esas, 2023/104 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 13/03/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.