T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1146
KARAR NO: 2025/180
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/05/2021
NUMARASI: 2018/396 Esas, 2021/385 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 27/02/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkil şirketin sözleşme kapsamında kendisine verilen işi süresinde ve eksiksiz tamamladığını ancak davalının iş bedelinin yalnızca bir kısmını ödediğini, bakiye olarak 21.090,44 USD borcun kaldığını, bu alacağın tahsili için Bursa ... Noterliğinin 11.01.2018 tarihli ihtarnamesi ile davalıya ödeme talebinde bulunulduğunu, ancak davalının Beyoğlu ... Noterliğinin 25.01.2018 tarihli ihtarnamesi ile böyle bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek ihtarnameye cevap verdiğini, bunun üzerine müvekkilinin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlattığını, ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu, sözleşme gereği ve müvekkil şirketin yaptığı iş karşılığı bakiye alacağın davalı tarafından ödenmesi gerektiğini ileri sürerek davalının haksız itirazının İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca iptali ile takibin asıl alacak, takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizleri ve tüm ferileri ile birlikte devamına, ayrıca davalı aleyhine %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında işin yapılması ve teslimi konusunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, davacının 142.000,00 USD bedel üzerinden anlaşma yapıldığını ve işin tamamlanmasına rağmen iş bedelinden 21.090,44 USD’lik kısmın ödenmediğini ve bu miktarın kur farkı alacağı olduğunu ileri sürerek dava açtığı, ancak dosya kapsamındaki faturalara bakıldığında 08.06.2016 tarihli ilk faturanın kur karşılığı belirtilerek TL cinsinden düzenlendiği, sonraki beş faturanın ise yalnızca TL üzerinden düzenlenip USD tutarı ve kur karşılığının belirtilmediği, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinde kur farkının ayrı bir fatura ile değil son faturaya ilave edilmesi gerektiğinin açıkça düzenlendiği, davacı tarafından takibe dayanak yapılan faturanın doğal taş işleri için düzenlendiği, dolayısıyla iş bedeline ilişkin olduğu, ancak davacının talebinin kur farkına yönelik olduğu, bilirkişi raporları doğrultusunda davacı kayıtlarına göre yapılan ödemenin 900.947,61 TL olduğu, davacının kestiği faturaların toplamının ihtilaflı fatura dahil olmak üzere 734.964,78 TL ve 211.616,62 USD olduğu, sözleşmeye göre alacak hakkının ise toplamda 167.590,00 USD olduğu, ihtilaflı fatura dikkate alındığında davacının kestiği faturaların toplamının 190.526,18 USD olduğu tespit edilmiş olup, davacının faturalarını doğrudan TL olarak düzenlemesine rağmen sözleşme gereği kur farkı talep etme hakkının olduğu kabul edilse bile, davacının yalnızca sözleşme bedeli üzerinden bakiye kur farkını talep ettiği, ancak dayanak faturasının kur farkı faturası olmadığı, ayrıca davacı tarafından sözleşme bedelinin üzerinde bir iş yapıldığı veya teslim edildiğinin iddia ve ispat edilmediği, hatta kestiği faturaların üzerinde bir ödeme yapıldığı anlaşıldığından, davacının alacak talebinin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında, 05.07.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre 21.0904$ alacaklarının belirlendiğini, davalının verilen sürede defter sunmadığını ve ona rağmen ikinci rapor ile bilirkişi görevi dışına çıkarak kendini mahkeme yerine koyup rapor hazırladığını ve mahkemece itirazlarının değerlendirilemediğini, sonrasında 09.03.2021 tarih rapor ile davalıdan alacaklı olduklarının belirlendiğini ancak faturanın dikkate alınmaz ise alacak ve borç yoktur denildiğini bu şekilde bilirkişi raporları arasında çelişki oluştuğunu ve bunun gidermediğini, aslında tüm raporlar ile alacaklarının belirlendiğini, taleplerinin yapılan işlerden bakiye alacak olduğunu ve davalı tarafın kur farkı diyerek mahkemeye yanılttığını, son iki bilirkişi raporunda dava dışı şirket ödemelerinin dikkate nasıl alındığının anlaşılmadığını ve gerekçe de belirtilmediğini, faturanın hizmet ve mal karşılığı olduğunu, kur farkına ilişkin olmadığını, ayrıca kur faturasının dolar cinsine olmayacağının da belli olduğunu, mahkeme kararının hatalı olduğunu belirterek eksik incelemeyle verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Davacı bakiye iş bedeli talebinde bulunmuş, davalı ise davaya cevap vermemiş ancak yargılamada davanın reddini istemiştir. Mahkemece davacı tarafından sözleşme bedelinin üzerinde bir iş yapıldığı veya teslim edildiğinin ispat edilmediği, kestiği faturaların üzerinde bir ödeme yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Her ne kadar davalı, faturanın iş bedeli karşılığı değil, kur farkı nedeniyle düzenlendiğini ileri sürmüş olsa da, mahkeme gerekçeli kararında takip dayanağı faturanın iş bedeli karşılığı düzenlendiğini kabul etmiştir. İstinaf başvurusunda bulunan kişinin sıfatı ve istinaf nedenleri göz önüne alındığında, bu aşamada faturanın iş bedeli karşılığı düzenlendiği kabul edilmiştir. Bu durumda uyuşmazlık, fazla ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Davacının sunduğu 11/01/2018 tarihli, noterden gönderilen ihtar ile kabul ettiği üzere, dava dışı ... A.Ş. tarafından bu iş karşılığı ödeme yapıldığı, iş bedeli üzerinde ödeme yapılmasını gerektirir iş yapıldığının dosya kapsamına göre ispatlanamadığı ve iş bedelinin ödendiğinin tespit edildiği dikkate alındığında, davacının alacağının olmadığı, bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Bu nedenle verilen mahkeme kararı doğru olmuş ve davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 25/05/2021 tarih ve 2018/396 Esas, 2021/385 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 27/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.